Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6475 E. 2024/3029 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasdik kararı↗ sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ maddi ve manevi tazminat↗ ticari defter↗ ortalama tüketici↗ fatura↗ ıslah↗ terkin↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ avans faizi↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/550 E., 2019/400 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü, haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin adına 1984 yılından bu yana 85/089065 no ile "... Çatal Kaşık Bıçak" markasının 8. sınıfta tescilli olduğunu, bu markayı her türlü ticari evrakında, fuarlarda kullandığını, bu marka altında üretim ve satışını yaptığını, ancak bu markaya benzer olan davalı adına 2014/111073 sayı ile tescilli "... ..." markasının aynı sınıf mallar için tescilli olduğunu, davalı tarafından söz konusu markanın kullanılmasının tüketici nezdinde, bu markayı taşıyan ürünün davacının seri markalarından biri olduğunu düşündürteceğini, tüketici nezdinde iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu ve bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu ve müvekkilini maddi ve manevi zararlara uğrattığını iddia ederek davalı adına 2014/111073 sayı ile tescilli "... ... +Şekil" ibareli markasının 8. sınıf bakımından hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiştir.
2 Davacı vekili 26.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 10.000,00 TL olan maddi tazminat talebini, 180.375,41 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ... Alışveriş Merkezleri Ticaret A.Ş.'nin grup şirketlerinden biri olduğunu, 30.01.1997 tarihinden bu yana faaliyette bulunduklarını, "... ..." markasının 31.12.2014 tarihinden itibaren müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının bu markayı yoğun tanıtım programı sayesinde tanıttığını ve ayırt edicilik vasfına eriştirdiklerini, ayrıca taraf markalarının görsel açıdan çok farklı olduklarını, "..." ibaresinin çatal-bıçaklar için tanımlayıcı bir ibare olmadığını, ürünlerin hitap ettiği tüketici kesiminin genel olarak dikkatli kişilerden oluştuğunu, dolayısıyla yazı sitili, logo, tasarım açısından mevcut farklılık nedeniyle tüketiciler nezdinde iltibas oluşmayacağını ve davacının herhangi bir zarara uğramasının da söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 89065 sayılı davacı markası "... Çatal-Kaşık-Bıçak Sanayi Ticaret Ltd.Şti. T.M." ibareli olup, şekil içermediği, davalıya ait 2014/111073 sayılı "... ...+Şekil" renkli ve şekil olarak ön planda olduğu, yazı ibareleri şekil karşısında dikkatlice bakılmadığı takdirde okunacak seviyede olmadığı, bilirkişi raporunda değinildiği üzere, davalının bu markası için büyük miktarda reklam harcaması yaptığı ve ayırt edici hale getirdiği, davacının markası ise tamamen şirket unvanı ile aynı olduğu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) kayıtlarında yapılan incelemede de, aynı sınıfta "..." ibaresi ile birlikte başkaca ibareler taşıyan onlarca marka bulunduğu, dosya kapsamındaki delillere göre de, davalının tescilli markasını tescilli olduğu şekliyle kullandığını, markaların aynı veya benzer olup olmadıkları incelenirken, her bir unsura göre değil, bir bütün olarak her iki markanın bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünüyle bıraktığı etkinin dikkate alınacağını (Uğur Çolak, Türk Marka […] 201 vd.) Yargıtay uygulamasında da, markanın bir bütün olarak bıraktığı intiba-bütünsel intibanın değerlendirilmesi, markaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğinin belirtildiğini, bu ilkeler çerçevesinde, her iki marka birlikte incelendiğinde; sadece "..." kelimesinin aynı olup, diğer eklerinin tamamen farklı olduğunu, davacı markası sadece şirket unvanından ibaretken, davalı markasının baskın özelliğinin şekil markası olup, müşterek olan "..." kelimesi dışında aralarında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, davalının büyük miktarda reklam yatırımları yaparak markasını bilinir hale getirdiği, dolayısıyla markalar arasında tüketici nezdinde karıştırma tehlikesi dahi bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesinin verdiği yetkiyle bilirkişi raporuna itibar edilmediği, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı ve davacının markadan doğan haklarının ihlalinin söz konusu olmadığı, keza haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin uzmanlık gerektiren bir alanda kök ve ek rapor almasına rağmen yetersiz bir hukuki gerekçe ile davanın reddine karar verdiğini, ... ibaresinin müvekkilinin markasının belirleyici ve ayırt edici unsuru olduğunu, davalı markasındaki şekil unsurunun, müvekkilinin markasındaki ... esaslı unsurundan haksız olarak istifade edebilmek için kullanıldığını, davalının ... ... markasının şekil unsuru olmadan resmi internet sitesi dahil birçok alanda kullanıldığını, kullanımlara ilişkin görüntülerin bilirkişi rapor içeriğinde bulunduğunu, reklam filmleri ve ürünlerde markanın tescil edilen haliyle kullanılmadığını, tarafların markalarının aynı sınıfta tescilli olduğunu ve müvekkilinin markasının 25-30 yıl önce tescil ettirildiğini, davalı markasının esas unsurunun ... ibaresi olup, şekil unsuru ve ... ibaresinin etkisinin az olduğunu, tüketicinin söz konusu iki marka arasında bir bağlantı kurarak müvekkilinin seri markası veya başkaca bir çeşit ürününü aldığı düşüncesi ile ... ... ürünü satın alacağını, ... ... markasının tescil edilen bir "kraliyet tacına benzeyen" şeklinin de, ayırt edici bir karaktere sahip olmadığını, hatta markaların ortak ifadesi olan ... (Kraliyet) kelimesini pekiştiren nitelikte olduğundan farklılık değil, bilakis benzerlik için anahtar kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile marka tescil kayıtlarından 89065 sayılı "... Çatal-Kaşık-Bıçak Sanayi Ticaret Ltd.Şti. T.M." ibareli markanın, 08. Sınıfta "Çatal, kaşık, bıçak" emtialarında ilk defa 18.12.1995 başvuru tarihinden itibaren davacı adına tescilli olduğu, hükümsüzlüğü istenen 2014/111073 sayılı "... ...+Şekil" ibareli markasının, hükümsüzlüğü istenen 08. sınıf ile diğer sınıflarda 31.12.2014 başvuru tarihinden itibaren davalı adına tescilli olduğu, davacı markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, markadaki Çatal-Kaşık-Bıçak ibarelerinin markanın tescil edildiği emtialara işaret ettiğinden yan unsur olduğu, markanın diğer ibarelerinin de ticaret unvanının jenerik unsurlarından oluştuğu, ayırt edici unsurun ... ibaresi olup uzun zamandır tescilli olduğu ve sunulan belgelerden fiilen kullanıldığı, davalı markasının şekil unsuru ile birlikte ... ... sözcük unsurundan oluştuğu, şekil unsurunda Taç şekli bulunduğu, ... ibaresi İngilizce "kraliyet" anlamına geldiğinden, taç şekli ve ... ibaresinin ... ibaresine vurgu yaptığı,markanın esas unsurunu ... ... ibaresi oluşturduğu, davalı markasının davacı markası ile kavramsal, işitsel ve görsel olarak benzer olduğu, markaların ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, tüketici nezdinde seri marka izlenimi yaratacağı ve iltibas ihtimali bulunduğu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davacı tarafça davalı markasının 08. sınıfta tümüyle hükümsüzlüğünün istenildiği, mahkemece alınan raporda 08. sınıfta tescilli emtialar yönünden iltibas ihtimalinin bulunduğunun beyan edildiği anlaşılıyorsa da, davalı markasının tescilli olduğu, "Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri." emtialarında tescil sınıflarının ortak olduğu ve bu sınıfta hükümsüzlük kararı verilebileceği, ancak davalı markasının tescilli olduğu "Elektrikli-elektriksiz, buharlı ütüler. Traş, epilasyon, manikür, pedikür, güzellik amaçlı kişisel bakım için kullanılan bu sınıfa dahil alet ve cihazlar (saç düzleştirici ve kıvırıcı cihazlar, makaslar dahil)." emtialarında davacının tescilli markasının bulunmadığı, tanınmışlık iddiasının da ileri sürülmediği, bu emtiaların davacının markasının tescilli olduğu "çatal, kaşık, bıçak" emtiaları ile aynı/benzer olduğundan söz edilemeyeceği, bu emtia grubunda hükümsüzlük talebinin reddi gerektiği, hükümsüzlük talebinin kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihine kadarki dönemde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) hükümlerinin yürürlükte olduğu ve burada hükümsüzlük kararı verilinceye kadar tescilli markanın kullanımının markaya tecavüz teşkil edeceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 155 nci maddesinde "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez." hükmü düzenlenmişse de, bu maddenin Kanun'un yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihinden itibaren uygulanacağı, davalı vekilinin 12.03.2018 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu reklam filmlerinin faturalarının 20.01.2018 , 20.11.2017 , 21.12.2017, 14.11.2017, 02.11.2017 tarihli olduğu dikkate alındığında, bilirkişi raporunda görselleri sunulan reklam filmleri içeriklerinin 26.10.2017 dava tarihinden sonraya ait olduğundan Mahkemece hükme esas alınmasının yerinde olmadığı, dosya kapsamında dava tarihinden önce davalının markasının tescilli olduğundan farklı şekilde ve davacı markasına yaklaştırılarak kullandığına dair delil bulunmadığı, markaya tecavüzden kaynaklanan taleplerin ileri sürülemeyeceği, 10.01.2017 tarihinden sonra çatal bıçak takımlarında ... ... markasını kullandığının tespiti halinde ise; 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi gereğince, sonraki tarihli markasını savunma olarak ileri süremeyeceği, bu durumda davalının 10.01.2017 tarihinden önceki eylemlerinin tescilli markası bulunması nedeniyle markaya tecavüz fiilinin sabit olmaması, 10.01.2017 tarihinden sonra ise markaya tecavüz ettiğinin ispatlanamaması nedeniyle, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, hükmün ilanı ile tazminat talebinin reddi gerektiği, davacı vekilinin markanın 08. sınıfta hükümsüzlüğüne ilişkin talebinin kısmen kabulü gerektiğinden tümüyle reddine karar verilmesi, markaya tecavüz ve haksız rekabete ilişkin dava yönünden ise karar gerekçesinin dosya kapsamına uygun olmaması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2014/111073 sayılı "... ...+Şekil" ibareli markasının, 08. sınıfta "Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri." emtialarında kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, fazlaya ilişkin hükümsüzlük talebinin reddine, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, hükmün ilanı talebinin reddine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının reklam filmlerinde markasını tescilli olduğu şekilde kullanmadığını, iltibas yaratacak şekilde kullandığını, salt reklam fatura tarihlerine bakılarak reklam hizmetinin verildiği tarihin fatura tarihi olduğu sonucuna varılamayacağını, reklamların sadece dava tarihinden sonrasına ilişkin olmadığını, 2015/2016 yıllarına ilişkin ticari defterlerin kapanış tasdikinin bulunmadığını, sahibi lehine delil olamayacağını, faturaların bir kısmının 2017/2018 tarihli olduğu dikkate alındığında sadece 2015-2016 yıllarında satış yapıldığı sonucuna ulaşılamayacağını, tüm sınıf yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini, bu haliyle tamamlayıcı ve benzer ürünlerin satılabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin kendi markası için yoğun emek sarf ederek tanıtım yaptığını ve markaya ayırt edicilik kazandırdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ile davacının markasına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, hükmün ilanı ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8213 E. 2012/310 K.
Ortak:dahili dava · iltibas
İncelediğiniz kararda… n ... ibaresi olduğu, markadaki Çatal-Kaşık-Bıçak ibarelerinin markanın tescil edildiği emtialara işaret ettiğinden yan unsur olduğu, markanın diğer ibarelerinin de «ticaret unvanının» jenerik unsurlarından oluştuğu, ayırt edici unsurun ... ibaresi olup uzun zamandır tescilli olduğu ve sunulan belgelerden fiilen kullanıldığı, davalı markasının şekil unsuru ile birlikte ... ... sözcük unsurundan oluştuğu, şekil unsurunda Taç şekli bulunduğu, ... ibaresi İngilizce "kraliyet" anlamına geldiğinden, taç şekli ve ... ibaresinin ... ibaresine vurgu yaptığı,markanın esas unsurunu ... ... ibaresi oluşturduğu, davalı markasının davacı markası ile kavramsal, işitsel ve görsel olarak benzer olduğu, markaların «ortalama tüketici» kitlesine hitap ettiği, tüketici nezdinde seri marka izlenimi yaratacağı ve «iltibas» ihtimali bulunduğu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davacı tarafça davalı markasının 08. sınıfta tümüyle hükümsüzlüğünün istenildiği, mahkemece alınan raporda 08. sınıfta tescilli emtialar yönünden iltibas ihtimalinin bulunduğunun beyan edildiği anlaşılıyorsa da, davalı markasının tescilli olduğu, "Değerli madenlerden olanlar «dahil» çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri." emtialarında tescil sınıflarının ortak olduğu ve bu sınıfta hükümsü …
… sayı ile tescilli "... ..." markasının aynı sınıf mallar için tescilli olduğunu, davalı tarafından söz konusu markanın kullanılmasının tüketici nezdinde, bu markayı «taşıyan» ürünün davacının seri markalarından biri olduğunu düşündürteceğini, tüketici nezdinde «iltibas» yaratma ihtimalinin bulunduğunu ve bu durumun «haksız rekabet» oluşturduğunu ve müvekkilini maddi ve manevi zararlara uğrattığını iddia ederek davalı adına 2014/111073 sayı ile tescilli "... ... +Şekil" ibareli markasının 8. sınıf bakımından hükümsüzlüğünü ve «sicilden terkini», markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin «ilanını» talep etmiştir.
… klarını, "... ..." markasının 31.12.2014 tarihinden itibaren müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının bu markayı yoğun tanıtım programı sayesinde tanıttığını ve «ayırt edicilik» vasfına eriştirdiklerini, ayrıca taraf markalarının görsel açıdan çok farklı olduklarını, "..." ibaresinin çatal-bıçaklar için tanımlayıcı bir ibare olmadığını, ürünlerin hitap ettiği tüketici kesiminin genel olarak dikkatli kişilerden oluştuğunu, dolayısıyla yazı sitili, logo, tasarım açısından mevcut farklılık nedeniyle tüketiciler nezdinde «iltibas» oluşmayacağını ve davacının herhangi bir zarara uğramasının da söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının tescilli markaları ile davaya konu davalı adına tescilli marka arasında 556 KHK 8/1-b md kapsamında «iltibas» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına TPE nezdinde tescilli 2008/22473 nolu markanın tescilli olduğu 8.01 sınıftaki "değerli madenlerden olanlar «dahil» çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, doğrama soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri " emtiaları yönünden ve tescilli olduğu 21.sınıftaki tüm emti …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiye tebligat · öğrenme tarihi · tebligat · geçersizlik · dava sebebi
Benzer bu kararda1) Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin iş yerinde bulunmaması durumunda diğerlerine tebligat yapılabilmesi için yetkili kişinin iş yerinde bulunmaması «sebebinin» de tebligatta yazılı olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davalı adına çıkartılan karar «tebligatında» bu yönde bir açıklık bulunmadığından ve «geçersiz» tebliğin «öğrenme tarihi» itibariyle de temyiz istemi süresinde bulunduğundan, mahkemenin 27/04/2010 tarihli davalı vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve davalı vekilinin esas karara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12959 E. 2012/17647 K.
Ortak:ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… klarını, "... ..." markasının 31.12.2014 tarihinden itibaren müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının bu markayı yoğun tanıtım programı sayesinde tanıttığını ve «ayırt edicilik» vasfına eriştirdiklerini, ayrıca taraf markalarının görsel açıdan çok farklı olduklarını, "..." ibaresinin çatal-bıçaklar için tanımlayıcı bir ibare olmadığını, ürünlerin hitap ettiği tüketici kesiminin genel olarak dikkatli kişilerden oluştuğunu, dolayısıyla yazı sitili, logo, tasarım açısından mevcut farklılık nedeniyle tüketiciler nezdinde «iltibas» oluşmayacağını ve davacının herhangi bir zarara uğramasının da söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin kendi markası için yoğun emek sarf ederek tanıtım yaptığını ve markaya «ayırt edicilik» kazandırdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda2-Asıl dava, davacı adına «tescilli tasarımlara» davalı tarafından yapılan tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemine; karşı dava ise davacı-karşı davalı adına tescilli tasarımların yenilik ve «ayırt edicilik» niteliklerinin olmadığı iddiasıyla davacı-karşı davalı adına düzenlenmiş tasarım tescil belgesinin hükümsüz kılınması istemine ilişkindir.Davacı şirkete ait davaya konu tasarım tescil belgesinde 6 adet tasarım koruma altına alınmış olup, asıl davada davalının ürünlerinin anılan tasarım tescil belgesindeki 4, 5 ve 6 nolu tasarımların benzeri olduğu ileri sürülmüştür.Karşı davada anılan tasarım tescil belgesinin hükümsüz kılınmasının istenmiş olması nedeniyle mahkemece davacı Hisar A.Ş’ye ait sözkonusu tasarım tescil belgesi ile koruma altına alınmış olan tasarımların koruma şartlarını «taşıyıp» taşımadığı hususunda karşı davacı tarafından sunulan deliller de incelenmek suretiyle bu konuda iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınarak yapılan değerlendirme sonucu davacıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüz kılınmasına karar verilmiş ise de dosyaya sunulan deliller ve yapılan «bilirkişi incelemeleri» asıl davada dayanılan tasarım tescil belgesinin 4, 5 ve 6. sırasındaki çatal, kaşık ve bıçak tasarımlarına yönelik olup, asıl davada dayanılmayan ancak aynı tasarım tescil belgesinin kapsamında olan 1, 2 ve 3 nolu tasarımlara yönelik olarak bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.Bu durumda, 2004/04460 sayılı tasarım tescil belgesinin hükümsüz kılınması istemine ilişkin karşı davada anılan tasarım belgesi kapsamındaki tüm tasarımların incelenmesi gerekirken sadece asıl davada dayanılan 3 adet tasarımın incelenip, diğer tasarımlar incelenmeden inceleme dışında bırakılan tasarımları da kapsayacak şekilde tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmadığından karşı davada verilen karar yönünden davacı-karşı davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının kaldırılarak, karşı davada «eksik inceleme» sonucu verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tescilsiz tasarım · taşıyıcı · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
Benzer bu kararda2-Asıl dava, davacı adına «tescilli tasarımlara» davalı tarafından yapılan tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemine; karşı dava ise davacı-karşı davalı adına tescilli tasarımların yenilik ve «ayırt edicilik» niteliklerinin olmadığı iddiasıyla davacı-karşı davalı adına düzenlenmiş tasarım tescil belgesinin hükümsüz kılınması istemine ilişkindir.Davacı şirkete ait davaya konu tasarım tescil belgesinde 6 adet tasarım koruma altına alınmış olup, asıl davada davalının ürünlerinin anılan tasarım tescil belgesindeki 4, 5 ve 6 nolu tasarımların benzeri olduğu ileri sürülmüştür.Karşı davada anılan tasarım tescil belgesinin hükümsüz kılınmasının istenmiş olması nedeniyle mahkemece davacı Hisar A.Ş’ye ait sözkonusu tasarım tescil belgesi ile koruma altına alınmış olan tasarımların koruma şartlarını «taşıyıp» taşımadığı hususunda karşı davacı tarafından sunulan deliller de incelenmek suretiyle bu konuda iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınarak yapılan değerlendirme sonucu davacıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüz kılınmasına karar verilmiş ise de dosyaya sunulan deliller ve yapılan «bilirkişi incelemeleri» asıl davada dayanılan tasarım tescil belgesinin 4, 5 ve 6. sırasındaki çatal, kaşık ve bıçak tasarımlarına yönelik olup, asıl davada dayanılmayan ancak aynı tasarım tescil belgesinin kapsamında olan 1, 2 ve 3 nolu tasarımlara yönelik olarak bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.Bu durumda, 2004/04460 sayılı tasarım tescil belgesinin hükümsüz kılınması istemine ilişkin karşı davada anılan tasarım belgesi kapsamındaki tüm tasarımların incelenmesi gerekirken sadece asıl davada dayanılan 3 adet tasarımın incelenip, diğer tasarımlar incelenmeden inceleme dışında bırakılan tasarımları da kapsayacak şekilde tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmadığından karşı davada verilen karar yönünden davacı-karşı davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının kaldırılarak, karşı davada «eksik inceleme» sonucu verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6475 E. , 2024/3029 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/760 Esas, 2022/1245 KararDAVA TARİHİ : 26.10.2017
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/550 E., 2019/400 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü, haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin adına 1984 yılından bu yana 85/089065 no ile "... Çatal Kaşık Bıçak" markasının 8. sınıfta tescilli olduğunu, bu markayı her türlü ticari evrakında, fuarlarda kullandığını, bu marka altında üretim ve satışını yaptığını, ancak bu markaya benzer olan davalı adına 2014/111073 sayı ile tescilli "... ..." markasının aynı sınıf mallar için tescilli olduğunu, davalı tarafından söz konusu markanın kullanılmasının tüketici nezdinde, bu markayı taşıyan ürünün davacının seri markalarından biri olduğunu düşündürteceğini, tüketici nezdinde iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu ve bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu ve müvekkilini maddi ve manevi zararlara uğrattığını iddia ederek davalı adına 2014/111073 sayı ile tescilli "...
... +Şekil" ibareli markasının 8. sınıf bakımından hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiştir.
2 Davacı vekili 26.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 10.000,00 TL olan maddi tazminat talebini, 180.375,41 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ... Alışveriş Merkezleri Ticaret A.Ş.'nin grup şirketlerinden biri olduğunu, 30.01.1997 tarihinden bu yana faaliyette bulunduklarını, "... ..." markasının 31.12.2014 tarihinden itibaren müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının bu markayı yoğun tanıtım programı sayesinde tanıttığını ve ayırt edicilik vasfına eriştirdiklerini, ayrıca taraf markalarının görsel açıdan çok farklı olduklarını, "..." ibaresinin çatal-bıçaklar için tanımlayıcı bir ibare olmadığını, ürünlerin hitap ettiği tüketici kesiminin genel olarak dikkatli kişilerden oluştuğunu, dolayısıyla yazı sitili, logo, tasarım açısından mevcut farklılık nedeniyle tüketiciler nezdinde iltibas oluşmayacağını ve davacının herhangi bir zarara uğramasının da söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 89065 sayılı davacı markası "... Çatal-Kaşık-Bıçak Sanayi Ticaret Ltd.Şti. T.M." ibareli olup, şekil içermediği, davalıya ait 2014/111073 sayılı "... ...+Şekil" renkli ve şekil olarak ön planda olduğu, yazı ibareleri şekil karşısında dikkatlice bakılmadığı takdirde okunacak seviyede olmadığı, bilirkişi raporunda değinildiği üzere, davalının bu markası için büyük miktarda reklam harcaması yaptığı ve ayırt edici hale getirdiği, davacının markası ise tamamen şirket unvanı ile aynı olduğu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) kayıtlarında yapılan incelemede de, aynı sınıfta "..." ibaresi ile birlikte başkaca ibareler taşıyan onlarca marka bulunduğu, dosya kapsamındaki delillere göre de, davalının tescilli markasını tescilli olduğu şekliyle kullandığını, markaların aynı veya benzer olup olmadıkları incelenirken, her bir unsura göre değil, bir bütün olarak her iki markanın bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünüyle bıraktığı etkinin dikkate alınacağını (Uğur Çolak, Türk Marka […] 201 vd.) Yargıtay uygulamasında da, markanın bir bütün olarak bıraktığı intiba-bütünsel intibanın değerlendirilmesi, markaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğinin belirtildiğini, bu ilkeler çerçevesinde, her iki marka birlikte incelendiğinde;
sadece "..." kelimesinin aynı olup, diğer eklerinin tamamen farklı olduğunu, davacı markası sadece şirket unvanından ibaretken, davalı markasının baskın özelliğinin şekil markası olup, müşterek olan "..." kelimesi dışında aralarında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, davalının büyük miktarda reklam yatırımları yaparak markasını bilinir hale getirdiği, dolayısıyla markalar arasında tüketici nezdinde karıştırma tehlikesi dahi bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesinin verdiği yetkiyle bilirkişi raporuna itibar edilmediği, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı ve davacının markadan doğan haklarının ihlalinin söz konusu olmadığı, keza haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin uzmanlık gerektiren bir alanda kök ve ek rapor almasına rağmen yetersiz bir hukuki gerekçe ile davanın reddine karar verdiğini, ... ibaresinin müvekkilinin markasının belirleyici ve ayırt edici unsuru olduğunu, davalı markasındaki şekil unsurunun, müvekkilinin markasındaki ... esaslı unsurundan haksız olarak istifade edebilmek için kullanıldığını, davalının ... ... markasının şekil unsuru olmadan resmi internet sitesi dahil birçok alanda kullanıldığını, kullanımlara ilişkin görüntülerin bilirkişi rapor içeriğinde bulunduğunu, reklam filmleri ve ürünlerde markanın tescil edilen haliyle kullanılmadığını, tarafların markalarının aynı sınıfta tescilli olduğunu ve müvekkilinin markasının 25-30 yıl önce tescil ettirildiğini, davalı markasının esas unsurunun ...
ibaresi olup, şekil unsuru ve ... ibaresinin etkisinin az olduğunu, tüketicinin söz konusu iki marka arasında bir bağlantı kurarak müvekkilinin seri markası veya başkaca bir çeşit ürününü aldığı düşüncesi ile ... ... ürünü satın alacağını, ... ... markasının tescil edilen bir "kraliyet tacına benzeyen" şeklinin de, ayırt edici bir karaktere sahip olmadığını, hatta markaların ortak ifadesi olan ... (Kraliyet) kelimesini pekiştiren nitelikte olduğundan farklılık değil, bilakis benzerlik için anahtar kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile marka tescil kayıtlarından 89065 sayılı "... Çatal-Kaşık-Bıçak Sanayi Ticaret Ltd.Şti. T.M." ibareli markanın, 08. Sınıfta "Çatal, kaşık, bıçak" emtialarında ilk defa 18.12.1995 başvuru tarihinden itibaren davacı adına tescilli olduğu, hükümsüzlüğü istenen 2014/111073 sayılı "... ...+Şekil" ibareli markasının, hükümsüzlüğü istenen 08. sınıf ile diğer sınıflarda 31.12.2014 başvuru tarihinden itibaren davalı adına tescilli olduğu, davacı markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, markadaki Çatal-Kaşık-Bıçak ibarelerinin markanın tescil edildiği emtialara işaret ettiğinden yan unsur olduğu, markanın diğer ibarelerinin de ticaret unvanının jenerik unsurlarından oluştuğu, ayırt edici unsurun ...
ibaresi olup uzun zamandır tescilli olduğu ve sunulan belgelerden fiilen kullanıldığı, davalı markasının şekil unsuru ile birlikte ... ... sözcük unsurundan oluştuğu, şekil unsurunda Taç şekli bulunduğu, ... ibaresi İngilizce "kraliyet" anlamına geldiğinden, taç şekli ve ... ibaresinin ... ibaresine vurgu yaptığı,markanın esas unsurunu ... ... ibaresi oluşturduğu, davalı markasının davacı markası ile kavramsal, işitsel ve görsel olarak benzer olduğu, markaların ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, tüketici nezdinde seri marka izlenimi yaratacağı ve iltibas ihtimali bulunduğu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davacı tarafça davalı markasının 08. sınıfta tümüyle hükümsüzlüğünün istenildiği, mahkemece alınan raporda 08.
sınıfta tescilli emtialar yönünden iltibas ihtimalinin bulunduğunun beyan edildiği anlaşılıyorsa da, davalı markasının tescilli olduğu, "Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri." emtialarında tescil sınıflarının ortak olduğu ve bu sınıfta hükümsüzlük kararı verilebileceği, ancak davalı markasının tescilli olduğu "Elektrikli-elektriksiz, buharlı ütüler. Traş, epilasyon, manikür, pedikür, güzellik amaçlı kişisel bakım için kullanılan bu sınıfa dahil alet ve cihazlar (saç düzleştirici ve kıvırıcı cihazlar, makaslar dahil)." emtialarında davacının tescilli markasının bulunmadığı, tanınmışlık iddiasının da ileri sürülmediği, bu emtiaların davacının markasının tescilli olduğu "çatal, kaşık, bıçak" emtiaları ile aynı/benzer olduğundan söz edilemeyeceği, bu emtia grubunda hükümsüzlük talebinin reddi gerektiği, hükümsüzlük talebinin kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihine kadarki dönemde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) hükümlerinin yürürlükte olduğu ve burada hükümsüzlük kararı verilinceye kadar tescilli markanın kullanımının markaya tecavüz teşkil edeceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 155 nci maddesinde "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez." hükmü düzenlenmişse de, bu maddenin Kanun'un yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihinden itibaren uygulanacağı, davalı vekilinin 12.03.2018 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu reklam filmlerinin faturalarının 20.01.2018 , 20.11.2017 , 21.12.2017, 14.11.2017, 02.11.2017 tarihli olduğu dikkate alındığında, bilirkişi raporunda görselleri sunulan reklam filmleri içeriklerinin 26.10.2017 dava tarihinden sonraya ait olduğundan Mahkemece hükme esas alınmasının yerinde olmadığı, dosya kapsamında dava tarihinden önce davalının markasının tescilli olduğundan farklı şekilde ve davacı markasına yaklaştırılarak kullandığına dair delil bulunmadığı, markaya tecavüzden kaynaklanan taleplerin ileri sürülemeyeceği, 10.01.2017 tarihinden sonra çatal bıçak takımlarında ...
... markasını kullandığının tespiti halinde ise; 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi gereğince, sonraki tarihli markasını savunma olarak ileri süremeyeceği, bu durumda davalının 10.01.2017 tarihinden önceki eylemlerinin tescilli markası bulunması nedeniyle markaya tecavüz fiilinin sabit olmaması, 10.01.2017 tarihinden sonra ise markaya tecavüz ettiğinin ispatlanamaması nedeniyle, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, hükmün ilanı ile tazminat talebinin reddi gerektiği, davacı vekilinin markanın 08. sınıfta hükümsüzlüğüne ilişkin talebinin kısmen kabulü gerektiğinden tümüyle reddine karar verilmesi, markaya tecavüz ve haksız rekabete ilişkin dava yönünden ise karar gerekçesinin dosya kapsamına uygun olmaması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2014/111073 sayılı "...
...+Şekil" ibareli markasının, 08. sınıfta "Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri." emtialarında kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, fazlaya ilişkin hükümsüzlük talebinin reddine, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, hükmün ilanı talebinin reddine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının reklam filmlerinde markasını tescilli olduğu şekilde kullanmadığını, iltibas yaratacak şekilde kullandığını, salt reklam fatura tarihlerine bakılarak reklam hizmetinin verildiği tarihin fatura tarihi olduğu sonucuna varılamayacağını, reklamların sadece dava tarihinden sonrasına ilişkin olmadığını, 2015/2016 yıllarına ilişkin ticari defterlerin kapanış tasdikinin bulunmadığını, sahibi lehine delil olamayacağını, faturaların bir kısmının 2017/2018 tarihli olduğu dikkate alındığında sadece 2015-2016 yıllarında satış yapıldığı sonucuna ulaşılamayacağını, tüm sınıf yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini, bu haliyle tamamlayıcı ve benzer ürünlerin satılabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin kendi markası için yoğun emek sarf ederek tanıtım yaptığını ve markaya ayırt edicilik kazandırdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ile davacının markasına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, hükmün ilanı ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039616700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz