Beyan yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14659 E. 2011/16487 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ eksper raporu↗ ihbar yükümlülüğü↗ sigorta tazminatı↗ sigorta ettiren↗ gerçek zarar↗ temerrüt tarihi↗ ticari faiz↗ riziko↗ ek prim↗ ihbar↗ sigorta poliçesi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yangın sigortalarında, sigorta kapsamına giren rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigortacı tarafından gerçek zarar miktarının ödeneceği, TTK'nun 1299/2. maddesi uyarınca sigortacı tarafından ödenecek tazminat miktarının, sigortalı malın rizikonun gerçekleştiği andaki değeri dikkate alınarak tespit edileceği, bu kapsamda davacının işyerinde meydana gelen toplam zararın 156.490 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 156.490 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin bu miktardan mahsubuna, ödenen kısma 17.06.2008 tarihine kadar faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin, davalı vekilinin ise (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, işyerim sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, hüküm altına alınan meblağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş ise de, davanın dayanağı olan poliçenin bağlı olduğu Yangın Sigortası Genel Şartları’nın B.8.1. maddesinde kesinleşmiş olan tazminat miktarının en geç 1 ay içinde sigortacı tarafından sigortalıya ödeneceği düzenlenmiş olup, tazminat miktarının sigortacı açısından kesinleşmesi ise, ekspertiz raporu ile mümkün olacağından sigortacının temerrüde düştüğü tarihin buna göre belirlenmesi gereklidir. Bu itibarla mahkemece, sigortacının ödeme yapması gereken sürenin ve temerrüt tarihinin açılanan şekilde belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinin faiz başlangıcına esas alınması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davaya dayanak poliçede sigortalı yapının niteliği tam kagir olarak belirlenmiş olmasına rağmen rizikonun gerçekleşmesinden sonra yapılan incelemelerde söz konusu yapının adi kagir yapı niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Yangın Sigortası Genel Şartlarının Sigorta Ettirenin Sözleşme Yapıldığı Sırada Beyan Yükümlülüğü başlıklı C.2.2.3 maddesi “… sigorta ettirenin kastının bulunmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği ve feshedebileceği yada caymanın ve feshin hüküm ifade etmesi için geçecek sürede gerçekleşirse, sigortacı tazminatı tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder..” hükmünü haiz olup, ihbar yükümlüğü açısından sigortalının herhangi bir kastının bulunduğunun savunulmamasına ve rizikonun da gerçekleşmesine göre, artık sigortacının ödeyeceği tazminatın anılan hüküm çerçevesinde, tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre hesap edilmesi gerekmektedir. Ancak, mahkemece davalının bu yöndeki savunması üzerinde durulmamış, bilirkişi heyetinin bu konudaki soyut değerlendirilmesine dayalı olarak hüküm kurulmuştur. O halde, mahkemece tam ve adi kagir bina yapı tarzları arasında prim farkının bulunup bulunmadığının, varsa ne miktar olduğunun tespit edilmesi ve yukarıda açıklanan şekilde hesaplama yaptırılması suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1040 E. 2013/17804 K.
Ortak:sigorta tazminatı · riziko · ek prim · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaYangın Sigortası Genel Şartlarının Sigorta Ettirenin Sözleşme Yapıldığı Sırada Beyan Yükümlülüğü başlıklı C.2.2.3 maddesi “… «sigorta ettirenin» kastının bulunmadığı durumlarda «riziko»; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği ve feshedebileceği yada caymanın ve feshin hüküm ifade etmesi için geçecek sürede gerçekleşirse, «sigortacı tazminatı» tahakkuk ettirilen «prim» ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder..” hükmünü haiz olup, «ihbar yükümlüğü» açısından sigortalının herhangi bir kastının bulunduğunun savunulmamasına ve rizikonun da gerçekleşmesine göre, artık sigortacının ödeyeceği tazminatın anılan hükü …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yangın sigortalarında, sigorta kapsamına giren «rizikonun» gerçekleşmesinden sonra sigortacı tarafından «gerçek zarar» miktarının ödeneceği, TTK'nun 1299/2. maddesi uyarınca sigortacı tarafından ödenecek tazminat miktarının, sigortalı malın rizikonun gerçekleştiği andaki değeri dikkate alınarak tespit edileceği, bu kapsamda davacının işyerinde meydana gelen toplam zararın 156.490 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 156.490 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin bu miktardan mahsubuna, ödenen kısma 17.06.2008 tarihine kadar faiz işletilmesine karar …
2-Dava, işyerim «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaHayat Sigortası Gelen Şartlarının C.2.2 maddesi "Kastın sözkonusu olmadığı durumlarda «riziko»; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, «sigortacı tazminatı» o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen «prim» ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder." şeklinde olup, somut olayda akdin inikadı esnasında sigortalının hastalığının teşhisi konulmadığ …
Dosya kapsamından, davacılar murisinin 20.05.2009 tarihinde toraks Bt çekildiği, sol lobda 8 cm'lik kitle tespit edildiği, 26.05.2009 tarihinde «hayat sigorta poliçesinin» aktedildiği, 02.06.2009 tarihinde biyopsi sonucu davacılar murisine (sigortalıya) akciğer kanseri teşhisi konduğu, 10.01.2010 tarihinde de sigortalının bu hastalığa bağlı olarak vefat ettiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hayat sigortası · mirasçılık
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, müteveffanın «hayat sigortası» genel şartları C.2.2 maddesi uyarınca sağlığıyla ilgili kendisine sorulan sorularda ki beyanlarında herhangi bir kasıt ve kusurunun olmadığı, sigortalının «mirasçılarının» 38.239,55 TL ödeyerek krediyi kapattıkları, davalı sigortanın bu miktarı davacılara ödemesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dav …
2-Dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacılar murisinin 20.05.2009 tarihinde toraks Bt çekildiği, sol lobda 8 cm'lik kitle tespit edildiği, 26.05.2009 tarihinde «hayat sigorta poliçesinin» aktedildiği, 02.06.2009 tarihinde biyopsi sonucu davacılar murisine (sigortalıya) akciğer kanseri teşhisi konduğu, 10.01.2010 tarihinde de sigortalının bu hastalığa bağlı olarak vefat ettiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/14659 E. , 2011/16487 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kars 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/07/2010 tarih ve 2008/148-2010/275 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, işyerini davalı şirkete sigorta ettirdiğini, sigortalı işyerinde yangın meydana geldiğini, rizikonun gerçekleştiğinin davalıya bildirildiğini, ancak davalının sigorta bedelini müvekkiline ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 100.000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans oranında ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 02.11.2009 tarihli dilekçe ile davasını ıslah ederek toplam 215.706,17 TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin zarardan sorumlu olmadığını, aksinin kabulü halinde ise en fazla hasar komitesince belirlenen 70.706 TL'den sorumlu olabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yangın sigortalarında, sigorta kapsamına giren rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigortacı tarafından gerçek zarar miktarının ödeneceği, TTK'nun 1299/2. maddesi uyarınca sigortacı tarafından ödenecek tazminat miktarının, sigortalı malın rizikonun gerçekleştiği andaki değeri dikkate alınarak tespit edileceği, bu kapsamda davacının işyerinde meydana gelen toplam zararın 156.490 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 156.490 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin bu miktardan mahsubuna, ödenen kısma 17.06.2008 tarihine kadar faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin, davalı vekilinin ise (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, işyerim sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, hüküm altına alınan meblağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş ise de, davanın dayanağı olan poliçenin bağlı olduğu Yangın Sigortası Genel Şartları’nın B.8.1. maddesinde kesinleşmiş olan tazminat miktarının en geç 1 ay içinde sigortacı tarafından sigortalıya ödeneceği düzenlenmiş olup, tazminat miktarının sigortacı açısından kesinleşmesi ise, ekspertiz raporu ile mümkün olacağından sigortacının temerrüde düştüğü tarihin buna göre belirlenmesi gereklidir. Bu itibarla mahkemece, sigortacının ödeme yapması gereken sürenin ve temerrüt tarihinin açılanan şekilde belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinin faiz başlangıcına esas alınması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davaya dayanak poliçede sigortalı yapının niteliği tam kagir olarak belirlenmiş olmasına rağmen rizikonun gerçekleşmesinden sonra yapılan incelemelerde söz konusu yapının adi kagir yapı niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Yangın Sigortası Genel Şartlarının Sigorta Ettirenin Sözleşme Yapıldığı Sırada Beyan Yükümlülüğü başlıklı C.2.2.3 maddesi “… sigorta ettirenin kastının bulunmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği ve feshedebileceği yada caymanın ve feshin hüküm ifade etmesi için geçecek sürede gerçekleşirse, sigortacı tazminatı tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder..” hükmünü haiz olup, ihbar yükümlüğü açısından sigortalının herhangi bir kastının bulunduğunun savunulmamasına ve rizikonun da gerçekleşmesine göre, artık sigortacının ödeyeceği tazminatın anılan hüküm çerçevesinde, tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre hesap edilmesi gerekmektedir.
Ancak, mahkemece davalının bu yöndeki savunması üzerinde durulmamış, bilirkişi heyetinin bu konudaki soyut değerlendirilmesine dayalı olarak hüküm kurulmuştur. O halde, mahkemece tam ve adi kagir bina yapı tarzları arasında prim farkının bulunup bulunmadığının, varsa ne miktar olduğunun tespit edilmesi ve yukarıda açıklanan şekilde hesaplama yaptırılması suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 06.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039490500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz