Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5725 E. 2011/16381 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
riziko↗ mahsup↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait eczaneden ilaçların çalındığı, zararın 48.017,67 TL olduğu gerekçesiyle, 48.017,67 TL’nın davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davalı vekili cevap dilekçesinde hasar miktarının 7.627,84 TL olduğunu, bu miktarın davacı sigortalı hesabına gönderildiğini, bu miktar yönünden sorumlu olmadıklarını beyan etmiş, davacı vekili de duruşmadaki beyanında anılan miktarın davacı hesabına yatırıldığını, fakat hesaptan bu miktarı çekmediklerini belirtmiş olması karşısında, davacı hesabına yatırıldığı hususu çekişmesiz olan anılan meblağ hakkında mahkemece, belirlenen tazminat miktarından mahsup yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının riziko tarihinden bir gün önceki satışlarından % 42 kar marjına göre indirim yapılmak suretiyle netice tazminat miktarının 48.016,67 TL olduğu belirlenerek anılan miktar hüküm altına alınmıştır. Oysa, aynı bilirkişi raporunda kar marjının % 38,7 olarak hesaplanması durumunda netice tazminat miktarının 42.228,39 olacağı belirtilmiş, davacı vekili de 21.10.2009 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında, % 38,7 oranındaki kar marjını kabul ettiklerini, karar da bu oranın esas alınması yönünde beyanda bulunduğu halde, bu husus nazara alınmadan ve talep aşılarak daha fazla miktarda tazminata karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10866 E. 2013/9829 K.
Ortak:mahsup · hasar
İncelediğiniz kararda2-Ancak, davalı vekili cevap dilekçesinde «hasar» miktarının 7.627,84 TL olduğunu, bu miktarın davacı sigortalı hesabına gönderildiğini, bu miktar yönünden sorumlu olmadıklarını beyan etmiş, davacı vekili de duruşmadaki beyanında anılan miktarın davacı hesabına yatırıldığını, fakat hesaptan bu miktarı çekmediklerini belirtmiş olması karşısında, davacı hesabına yatırıldığı hususu çekişmesiz olan anılan meblağ hakkında mahkemece, belirlenen tazminat miktarından «mahsup» yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… lan yargılama sonucunda, davacının kar marjının %38,7 olarak alınması halinde tazminat miktarının 42.228,39 TL olacağı, dava dilekçesinde talep edilen 40.000 TL ile «ıslah» dilekçesi ile ek olarak istenen 8.017,67 TL'nin rapor doğrultusunda 2.228,39 TL'nin kabulü gerektiği, «hasara» yönelik davacının banka hesabına önceden yatırılmış ve fakat davacı tarafından alınmamış ancak yatırıldığı kabul edilen 7.627.84 TL'nin kabul edilen dava değerinden «infaz» sırasında «mahsup» gerektiği gerekçesiyle, 40.000 TL'nin dava tarihinden, 2.464,54 TL'nin ıslah tarihinden itibaren faiziyle toplam 42.464,54 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı taraf …
2-Ancak, Dairemiz tarafından verilen bozma ilamında 7.627,84 TL'nin belirlenen tazminat miktarından «mahsup» yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece bu miktarın «infaz» sırasında mahsubuna şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · ıslah
Benzer bu kararda… lan yargılama sonucunda, davacının kar marjının %38,7 olarak alınması halinde tazminat miktarının 42.228,39 TL olacağı, dava dilekçesinde talep edilen 40.000 TL ile «ıslah» dilekçesi ile ek olarak istenen 8.017,67 TL'nin rapor doğrultusunda 2.228,39 TL'nin kabulü gerektiği, «hasara» yönelik davacının banka hesabına önceden yatırılmış ve fakat davacı tarafından alınmamış ancak yatırıldığı kabul edilen 7.627.84 TL'nin kabul edilen dava değerinden «infaz» sırasında «mahsup» gerektiği gerekçesiyle, 40.000 TL'nin dava tarihinden, 2.464,54 TL'nin ıslah tarihinden itibaren faiziyle toplam 42.464,54 TL'nin davalıdan tahsiline, davalı taraf …
2-Ancak, Dairemiz tarafından verilen bozma ilamında 7.627,84 TL'nin belirlenen tazminat miktarından «mahsup» yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece bu miktarın «infaz» sırasında mahsubuna şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9969 E. 2010/11610 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müspet zarar
Benzer bu karardaMahkemece davanın kısmen kabulü ile 17.000,00 TL «müspet zararın» davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 20.04.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/5725 E. , 2011/16381 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.11.2009 tarih ve 2005/192 - 2009/452 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkete sigortalı eczaneden ilaçların çalındığını, sigortanın 7.627,84 TL ödeme teklifinde bulunduğunu, belirlenen miktarın gerçek zararı yansıtmadığını ileri sürerek, 40.000 TL’nın ihbar tarihi olan 01.12.2004 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini 48.017,67 TL’na yükseltmiştir.
Davalı vekili, poliçe hükümleri gereğince uyuşmazlığın hakem nezdinde çözümlenmesi gerektiğini, olayın oluş şekli itibariyle kırılan küçük pencereden 1.234 kalem ilacın çalınmasının mümkün olmadığını, hasar miktarı 7.627,84 TL’nın davacının hesabına havale edildiğini, davalının bu miktardan sorumlu olmayacaklarını, davacının zarar miktarını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait eczaneden ilaçların çalındığı, zararın 48.017,67 TL olduğu gerekçesiyle, 48.017,67 TL’nın davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davalı vekili cevap dilekçesinde hasar miktarının 7.627,84 TL olduğunu, bu miktarın davacı sigortalı hesabına gönderildiğini, bu miktar yönünden sorumlu olmadıklarını beyan etmiş, davacı vekili de duruşmadaki beyanında anılan miktarın davacı hesabına yatırıldığını, fakat hesaptan bu miktarı çekmediklerini belirtmiş olması karşısında, davacı hesabına yatırıldığı hususu çekişmesiz olan anılan meblağ hakkında mahkemece, belirlenen tazminat miktarından mahsup yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının riziko tarihinden bir gün önceki satışlarından % 42 kar marjına göre indirim yapılmak suretiyle netice tazminat miktarının 48.016,67 TL olduğu belirlenerek anılan miktar hüküm altına alınmıştır. Oysa, aynı bilirkişi raporunda kar marjının % 38,7 olarak hesaplanması durumunda netice tazminat miktarının 42.228,39 olacağı belirtilmiş, davacı vekili de 21.10.2009 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında, % 38,7 oranındaki kar marjını kabul ettiklerini, karar da bu oranın esas alınması yönünde beyanda bulunduğu halde, bu husus nazara alınmadan ve talep aşılarak daha fazla miktarda tazminata karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039477100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz