6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetim kurulu kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/15176 E. 2011/17843 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu kararı ibraz

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TTK — TTK 324TTK 336

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davacıyı zarara uğratma amacıyla görevlerini ihmal ettikleri ya da kötüye kullandıkları konusunda herhangi bir delil ibraz edilmediği, ibraz edilen delillerin ise sorumluluğu kanıtlamaktan uzak olduğu, manevi tazminat istemi konusunda da Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde yazılı koşulların oluşmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı ve davalılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davacının temyiz itirazlarına gelince; dava, Barmek İnşaat A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri olan davalıların TTK’nun 324. maddesi hükmü uyarınca yapmaları gereken yasal yükümlülükleri zamanında yerine getirmemeleri nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.

TTK’nun 324. maddesi bir şirketin mali durumunun bozulması halinde yönetim kurulunun yapması gereken hususları düzenlemektedir.Bu durumda, şirket yönetim kurulu üyeleri TTK’nun 324. maddesinde yazılı hususları yerine getirmemeleri nedeniyle üçüncü kişilerin zarara uğramasına neden oldukları takdirde TTK’nun 336/5. maddesi uyarınca bundan sorumlu olacaklardır.Somut olayda, davacı davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları şirket ile girdiği akdi ilişki sonucu zarara uğradığını ve bu zararın davalı yöneticilerin mali yönden kötü durumda bulunan şirketle ilgili olarak TTK’nun 324. maddesi uyarınca alması gereken tedbirleri zamanında almamalarından kaynaklandığını iddia etmiştir.Esasen davalıların TTK’nun 324. maddesinde yazılı hususları yerine getirmemeleri nedeniyle davacının bir zarara uğradığı anlaşılırsa davalıların bundan dolayı davacıya karşı sorumlu olduklarının kabulü gerekir.Hayatın olağan akışına göre hiç kimse normal koşullarda, kendisine bir avantaj sağlamadıkça borca batık veya üstlendiği edimi yerine getiremeyeceği önceden anlaşılabilen bir şirket ile kendisine borç yükleyen bir ilişkiye girmez, böyle bir şirkete yüksek miktarda ödemelerde bulunmaz.Bu durumda mahkemece öncelikle somut olayda, davalıların kendilerine kanunun yüklediği vazifelerden olan TTK’nun 324. maddesindeki hususları zamanında yerine getirip getirmediklerinin tespit

edilmesi, bu maddede yazılı yükümlülüklerini zamanında yerine getirmediklerinin anlaşılması halinde bu durumda da davacının davalıların yöneticisi olduğu şirketin mali durumunu bildiği veya bilmesi gerektiği takdirde davalıların yöneticisi oldukları şirket ile davaya konu sözleşmeyi akdedip akdetmeyeceği hususu ile bu sözleşme nedeniyle uğradığı ve dava dışı şirketten tahsil edemediği bir zararı varsa bu zararın davalıların anılan maddeye aykırı eylemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarının irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın hukuki dayanağını oluşturan davalıların TTK’nun 324. maddesine aykırı davranmaları sonucu davacının zarara uğradığı iddiasıyla ilgili olmayan bir gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2567 E. 2022/4772 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11739 E. 2014/18592 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Borca batıklık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15468 E. 2015/2322 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/15176 E.  ,  2011/17843 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/03/2009 tarih ve 2007/255-2009/66 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06/12/2011 gününde davacı ... ile davalılar avukatı ....ile fer'i müdahil iflas idaresi görevlisi ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile Barmek İnşaat A.Ş. arasında 2002 yılı Kasım ayı içinde bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, anılan şirketin gazetelere verdiği ilanlarla konutlarının satışı için reklam yaptığını, oysaki sözkonusu ilanların verildiği tarihlerde şirketin iflas noktasında olduğunun müvekkili tarafından sonradan öğrenildiğini, taraflar arasında 15.04.2004 tarihli feshin sonuçlarına ilişkin sözleşme tanzim edildiğini, şirketin sözleşmede belirtilen borcunu yerine getirmediğini, davalıların satış vaadi sözleşmesinin imza tarihinde ve öncesinde Barmek İnşaat A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri olduklarını ve şirket hakkında iflasın ertelenmesi talebiyle 2003 yılında mahkemeye başvurduklarını, oysaki borca batık olma halinin 2000 yılından beri mevcut bulunduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin TTK’nun 324.

maddesi hükmü uyarınca 2000 yılından itibaren mahkemeye başvurmakla yükümlü oldukları halde bunu yapmayarak 2003 yılı Mayıs ayına kadar beklemeleri sonucu şirketin gerçek durumunun bilinmesi halinde kabul edilmeyecek bir sözleşmeyi alıcıların kabul etmesine ve zarara uğramasına yol açtıklarını, doğan zarardan TTK’nun 336/6. maddesi hükmü uyarınca yönetim kurulu üyesi olan davalıların şahsen ve müteselsilen sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin farklı tarihlerde yaptığı 17 ayrı ödeme toplamı olan 67.369 YTL maddi, 10.000 YTL manevi olmak üzere toplam 77.369 YTL tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının Barmek A.Ş. ile yapmış olduğu işlemlerden dolayı müvekkillerine karşı husumet yöneltmesine olanak olmadığını, 1 senelik hak düşürücü süre içinde irade fesadı nedeniyle sözleşmenin hükümsüzlüğünü talep etmeyen davacının dava hakkının düşmüş olduğunu, müvekkilleri hakkındaki sorumluluk davasının 2 yıllık zamanaşımı süresinde açılması gerekli olup, bu sürenin de geçmiş bulunduğunu, davacının Barmek A.Ş.’nin mali durumunu bilerek fesih sözleşmesi imzaladığını, bu nedenle artık hüküm ve sonuçları ortadan kalkmış bulunan satış vaadi sözleşmesine dayanılarak müvekkillerinden tazminat istenemeyeceğini, davacının öncelikle şirkete başvurması gerektiğini, davacının davaya konu alacak için iflas müdürlüğüne başvuruda bulunduğunu ve davaya konu alacaklarını alacaklılar masasına yazdırdığını, davacının manevi tazminatı talep şartlarının oluşmadığı gibi manevi tazminat talebi için de zamanaşımı süresinin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davacıyı zarara uğratma amacıyla görevlerini ihmal ettikleri ya da kötüye kullandıkları konusunda herhangi bir delil ibraz edilmediği, ibraz edilen delillerin ise sorumluluğu kanıtlamaktan uzak olduğu, manevi tazminat istemi konusunda da Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde yazılı koşulların oluşmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı ve davalılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davacının temyiz itirazlarına gelince; dava, Barmek İnşaat A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri olan davalıların TTK’nun 324. maddesi hükmü uyarınca yapmaları gereken yasal yükümlülükleri zamanında yerine getirmemeleri nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.

TTK’nun 324. maddesi bir şirketin mali durumunun bozulması halinde yönetim kurulunun yapması gereken hususları düzenlemektedir.Bu durumda, şirket yönetim kurulu üyeleri TTK’nun 324. maddesinde yazılı hususları yerine getirmemeleri nedeniyle üçüncü kişilerin zarara uğramasına neden oldukları takdirde TTK’nun 336/5. maddesi uyarınca bundan sorumlu olacaklardır.Somut olayda, davacı davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları şirket ile girdiği akdi ilişki sonucu zarara uğradığını ve bu zararın davalı yöneticilerin mali yönden kötü durumda bulunan şirketle ilgili olarak TTK’nun 324. maddesi uyarınca alması gereken tedbirleri zamanında almamalarından kaynaklandığını iddia etmiştir.Esasen davalıların TTK’nun 324.

maddesinde yazılı hususları yerine getirmemeleri nedeniyle davacının bir zarara uğradığı anlaşılırsa davalıların bundan dolayı davacıya karşı sorumlu olduklarının kabulü gerekir.Hayatın olağan akışına göre hiç kimse normal koşullarda, kendisine bir avantaj sağlamadıkça borca batık veya üstlendiği edimi yerine getiremeyeceği önceden anlaşılabilen bir şirket ile kendisine borç yükleyen bir ilişkiye girmez, böyle bir şirkete yüksek miktarda ödemelerde bulunmaz.Bu durumda mahkemece öncelikle somut olayda, davalıların kendilerine kanunun yüklediği vazifelerden olan TTK’nun 324. maddesindeki hususları zamanında yerine getirip getirmediklerinin tespit

edilmesi, bu maddede yazılı yükümlülüklerini zamanında yerine getirmediklerinin anlaşılması halinde bu durumda da davacının davalıların yöneticisi olduğu şirketin mali durumunu bildiği veya bilmesi gerektiği takdirde davalıların yöneticisi oldukları şirket ile davaya konu sözleşmeyi akdedip akdetmeyeceği hususu ile bu sözleşme nedeniyle uğradığı ve dava dışı şirketten tahsil edemediği bir zararı varsa bu zararın davalıların anılan maddeye aykırı eylemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarının irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın hukuki dayanağını oluşturan davalıların TTK’nun 324. maddesine aykırı davranmaları sonucu davacının zarara uğradığı iddiasıyla ilgili olmayan bir gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/12/2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının da reddedilerek hükmün onanması görüşünde olduğumdan, kararın (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk kararına muhalifim.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039381900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.