Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6728 E. 2024/2926 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
oy yasağı↗ kâr kaybı↗ esastan ret↗ taşıyan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/23 E., 2019/113 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün bulunmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2008 tarihinden itibaren lokanta işlettiğini, davalının 2010/72961 sayılı "Kuzu Kuzu Kokoreç", 2014/18326 sayılı "Kuzu Kuzu", 2014/18338 sayılı "Kuzu Kuzu Kokoreç, Kokoreçin En Kuzu Hali" markalarına dayanarak İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde müvekkili aleyhine dava açtığını, mahkemenin 12.04.2016 tarih 2015/191E, 2016/47K sayılı kararla markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine karar verildiğini, kararın Yargıtay'dan geçerek kesinleştiğini, oysa ki müvekkilinin 05.05.2016 tarihinde 2016/41209 sayılı "... Usta-Kuzu Kuzu-...", 06.10.2016 tarihinde "... Kuzu Kuzu ... Usta" marka başvurusunda bulunarak markayı tescil ettirdiğini, müvekkilin bu durumu bildirmemesi nedeniyle bu yönde savunma yapılamadığını, davanın müvekkili aleyhine sonuçlandığını, mahkeme ilamına istinaden karşı tarafın İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2018/6020 E sayılı icra takibi başlatarak müvekkilinin restoranlarında "Kuzu Kuzu" ibaresini markasal şekilde vurgulayarak büyük puntolar ile kullanmasını, kartvizit, broşür, araçgiydirme, sarf malzemeleri ve menülerinde kullanmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, önlenmesini, giderilmesini, ibareyi taşıyan her türlü tabela, gerecin kaldırılmasını, kullanımına son verilmesini, toplanmasını, bu şekilde tecavüzün ortadan kaldırılmasını talep ettiğini, müvekkilinin icra tehdidi altında prestij kaybına da mahal vermemek için kendi adına tescil ettirdiği markanın kullanımına son verdiğini, müvekkilinin markasını kullandığını, müvekkilinin kendi adına markayı tescil ettirdikten sonra "Kuzu Kuzu" ibaresini kullanmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağını ileri sürerek, müvekkilinin "Kuzu Kuzu" ibaresinin markasal kullanılması yasağının tedbiren durdurulmasına, İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2018/6020E sayılı icra dosyasında yapılan takibin tedbiren durdurulmasına, müvekkilinin tescil ettirdiği markaların mahkeme kararı ve müvekkiline yapılan icra takibi dikkate alınarak tescil ettirdiği şekilde kullanıp kullanmayacağı ya da ne şekilde kullanabileceğinin belirlenmesine ve tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 155 inci maddesinde başkasının sınai mülkiyet hakkına tecavüz ettikleri tespit edilen kişilerin o sınai mülkiyet hakkından daha sonraki bir tarihte kendi adlarına yapılan tescile dayanmalarının önünü kapattığını, sonraki tarihli tescilin hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmediğini, davacının markayı müvekkilinin tescil tarihinden ve müvekkilinin davalı aleyhine açtığı davadan sonra tescil ettirdiğini, müvekkilinin mağdur olduğunu, mahkeme ilamına istinaden başlatılan takiple ilgili olarak tabelasındaki bir kısmı kapattığını, kartvizit, broşür, araç giydirme, sarf malzemeleri, peçetelikler ve menülerde kullanılmaya halen devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile marka hakkından doğan çekişmelerde SMK kapsamında görülebilecek davalar veya talep konularının 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinde sayıldığı, davacının markanın "nasıl kullanılacağının tespiti" şeklinde bir özel dava biçimi bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 154 üncü maddede ise davacının aslında murat ettiği dava tipinin düzenlendiği, bu maddeye göre menfaat sahipleri, giriştikleri veya girişecekleri ticari faaliyetlerinin başkasının sınai mülkiyet hakkına tecavüz oluşturmadığının tespiti konusunda dava açabildikleri, ancak anılan hükme göre bu davanın açılmasının davacıya karşı sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından henüz bir dava açılmamış bulunmasına bağlı olduğu, eldeki davanının 2018/259 E sayılı tazminat ve men davasının devamı niteliği taşıdığı, dava şartının eksik olduğu gerekçesiyle davanın şartları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin işletme unvanının 2008 tarihinden itibaren "KUZU KUZU-ÖDEMİŞ KÖFTESİ-..." olduğu, müvekkilinin soyadı Kuzu olduğu için
işletmesinin adını bu şekilde koyduğunu, davacının müvekkilinden sonra açtığı işletmelerinde bu ismi koymasının bir nedeni bulunmadığını, davacının müvekkilini taklit ederek bu adı koyduğunu, müvekkili ile davalının faaliyet alanlarının birbirinden farklılık teşkil ettiğini, müvekkili kendi markalarını tescil ettirdiğinden davanın kabulü gerektiğini, müvekkilinin kendi tescilli markasını kullandığını, hali hazırda alacaklı/davacının marka hakkına herhangi bir tecavüzü söz konusu olmadığını istinaf nedeni olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece dava şartı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tescili marka kullanımının davalının markasına tecavüz oluşturmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2261 E. 2010/4001 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müzayaka · munzam zarar · işyeri sigorta poliçesi · sigorta teminatı · ibraname · hırsızlık · gerçek zarar · işyeri sigortası
Benzer bu kararda… yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davalıya tüm «işyeri sigorta poliçesi» ile sigortalı müvekkiline ait işyerinde 08.01.2001 tarihinde yapılan «hırsızlık» sonucu 2298 tane kuzu kürkü ve 1399 adet sepili tilki derisinin çalındığını, poliçede "kürk hariç" ibaresi gerekçe gösterilerek sepili tilki derisi bedelinin hiç ödenmedğini, çalınan kuzu kürklerinden 1800 adedinin ödendiğini, davacıya «müzayaka» altında «ibraname» imzalatıldığını, poliçedeki "kürk hariç" ibaresi ile ziynet eşyası niteliğindeki kadın giysilerinin kastedildiğini, aksesuar olarak kullanılan sepili tilki derisinin kürk sayılamayacağını, tilki, kuzu ve koyun derisi işlenen atölyede bunların «sigorta teminatı» altına aldırılmamasının yaptırılan sigortalanan amaç ve doğasına aykırı olduğunu, işlenmemiş ve aksesuar amaçlı olarak kullanılmak üzere hammadde şeklinde bulundurulan tilki derisinin ziynet eşyası anlamında kürk olarak kabul edilemeyeceğini, olaydan üç ay sonra 1800 kuzu derisi için yapılan ödeme nedeniyle enflasyon sonucu «gerçek zararlarının» karşılanmadığını ileri sürerek, bedeli ödenmeyen 499 tane kuzu derisi ve 1399 adet sepili tilki derisi için şimdilik 5 milyar TL, uğranılan «munzam zarar» karşılığı şimdilik 5 milyar TL olmak üzere toplam 10 milyar TL'nın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» yoluyla talebini 60 milyar TL'na artırmıştır.
Davalı vekili, zamanında ödeme yapılıp «ibraname» alındığını, sepili tilki derisinin kürk kapsamında ve «teminat» dışı olduğunu, kürklerin sigorta ettirilmesinin sürprim gerektirdiğini belirterek.
Mahkemenin uyduğu bozma kararı uyarınca yaptığı yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 1399 adet tilki derisi bedeli karşılığı taleple bağlı kalınarak 32.477,78 YTL ile 1850 adet kuzu kürkü bedelinin geç ödenmesi nedeniyle oluşan «munzam zarar» karşılığı 23.583,94 YTL'nın davalıdan tahsiline dair verdiği kararının Dairemizce davalı yararına bozulması üzerine, bu kez taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6728 E. , 2024/2926 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2683 Esas, 2022/1237 Karar
HÜKÜM/KARAR Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/23 E., 2019/113 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün bulunmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2008 tarihinden itibaren lokanta işlettiğini, davalının 2010/72961 sayılı "Kuzu Kuzu Kokoreç", 2014/18326 sayılı "Kuzu Kuzu", 2014/18338 sayılı "Kuzu Kuzu Kokoreç, Kokoreçin En Kuzu Hali" markalarına dayanarak İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde müvekkili aleyhine dava açtığını, mahkemenin 12.04.2016 tarih 2015/191E, 2016/47K sayılı kararla markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine karar verildiğini, kararın Yargıtay'dan geçerek kesinleştiğini, oysa ki müvekkilinin 05.05.2016 tarihinde 2016/41209 sayılı "... Usta-Kuzu Kuzu-...", 06.10.2016 tarihinde "... Kuzu Kuzu ... Usta" marka başvurusunda bulunarak markayı tescil ettirdiğini, müvekkilin bu durumu bildirmemesi nedeniyle bu yönde savunma yapılamadığını, davanın müvekkili aleyhine sonuçlandığını, mahkeme ilamına istinaden karşı tarafın İzmir 16.
İcra Müdürlüğünün 2018/6020 E sayılı icra takibi başlatarak müvekkilinin restoranlarında "Kuzu Kuzu" ibaresini markasal şekilde vurgulayarak büyük puntolar ile kullanmasını, kartvizit, broşür, araçgiydirme, sarf malzemeleri ve menülerinde kullanmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, önlenmesini, giderilmesini, ibareyi taşıyan her türlü tabela, gerecin kaldırılmasını, kullanımına son verilmesini, toplanmasını, bu şekilde tecavüzün ortadan kaldırılmasını talep ettiğini, müvekkilinin icra tehdidi altında prestij kaybına da mahal vermemek için kendi adına tescil ettirdiği markanın kullanımına son verdiğini, müvekkilinin markasını kullandığını, müvekkilinin kendi adına markayı tescil ettirdikten sonra "Kuzu Kuzu" ibaresini kullanmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağını ileri sürerek, müvekkilinin "Kuzu Kuzu" ibaresinin markasal kullanılması yasağının tedbiren durdurulmasına, İzmir 15.
İcra Müdürlüğünün 2018/6020E sayılı icra dosyasında yapılan takibin tedbiren durdurulmasına, müvekkilinin tescil ettirdiği markaların mahkeme kararı ve müvekkiline yapılan icra takibi dikkate alınarak tescil ettirdiği şekilde kullanıp kullanmayacağı ya da ne şekilde kullanabileceğinin belirlenmesine ve tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 155 inci maddesinde başkasının sınai mülkiyet hakkına tecavüz ettikleri tespit edilen kişilerin o sınai mülkiyet hakkından daha sonraki bir tarihte kendi adlarına yapılan tescile dayanmalarının önünü kapattığını, sonraki tarihli tescilin hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmediğini, davacının markayı müvekkilinin tescil tarihinden ve müvekkilinin davalı aleyhine açtığı davadan sonra tescil ettirdiğini, müvekkilinin mağdur olduğunu, mahkeme ilamına istinaden başlatılan takiple ilgili olarak tabelasındaki bir kısmı kapattığını, kartvizit, broşür, araç giydirme, sarf malzemeleri, peçetelikler ve menülerde kullanılmaya halen devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile marka hakkından doğan çekişmelerde SMK kapsamında görülebilecek davalar veya talep konularının 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinde sayıldığı, davacının markanın "nasıl kullanılacağının tespiti" şeklinde bir özel dava biçimi bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 154 üncü maddede ise davacının aslında murat ettiği dava tipinin düzenlendiği, bu maddeye göre menfaat sahipleri, giriştikleri veya girişecekleri ticari faaliyetlerinin başkasının sınai mülkiyet hakkına tecavüz oluşturmadığının tespiti konusunda dava açabildikleri, ancak anılan hükme göre bu davanın açılmasının davacıya karşı sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından henüz bir dava açılmamış bulunmasına bağlı olduğu, eldeki davanının 2018/259 E sayılı tazminat ve men davasının devamı niteliği taşıdığı, dava şartının eksik olduğu gerekçesiyle davanın şartları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin işletme unvanının 2008 tarihinden itibaren "KUZU KUZU-ÖDEMİŞ KÖFTESİ-..." olduğu, müvekkilinin soyadı Kuzu olduğu için
işletmesinin adını bu şekilde koyduğunu, davacının müvekkilinden sonra açtığı işletmelerinde bu ismi koymasının bir nedeni bulunmadığını, davacının müvekkilini taklit ederek bu adı koyduğunu, müvekkili ile davalının faaliyet alanlarının birbirinden farklılık teşkil ettiğini, müvekkili kendi markalarını tescil ettirdiğinden davanın kabulü gerektiğini, müvekkilinin kendi tescilli markasını kullandığını, hali hazırda alacaklı/davacının marka hakkına herhangi bir tecavüzü söz konusu olmadığını istinaf nedeni olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece dava şartı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tescili marka kullanımının davalının markasına tecavüz oluşturmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038985800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz