6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabet

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/15911 E. 2013/13928 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin feshi fesih keşideci marka hakkına tecavüz sulh hukuk mahkemesi ihtar sulh ihtarname kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia,savunma,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;davalı şirkete 01.01.2008 tarihli sözleşmeler kapsamında ihtarname keşide edildiği,15.06.2009, 06.08.2009, 02.09.2009, 04.09.2009 tarihlerinde noter marifetiyle düzenlenmiş ihtarnamelerin keşidecisi ISTAG AG ZUG ve Klinger Holding Austria Gmbh şirketleri olduğu, davalı şirkete çekilen 19.10.2009 tarihli ihtarnamenin ise, ... ile ... şirketleri olduğu, davalı şirkete çekilen ilk dört ihtarnamenin lisans sözleşmelerinin tarafı olmadığı, bu bakımdan sözleşmeye taraf olmayan kişilerce bu sözleşmeye atıfta bulunarak çekilen ihtarnamelerin hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığı, sözleşmelerin tarafı olan şirketler tarafından davalı şirkete çekilen 19.10.2009 tarihli ihtarname içeriğinin ise, fesih tehditi içeren ifadeler taşımakta olup sözleşmenin tarafı olarak sözleşmenin feshedildiğine dair kesin irade beyanı içermediğinden, TTK.nun ilgili hükümleri gereğince feshin gerçekleşmediği, bu ihtarnamenin davalıya fesih sonrasındaki yükümlülükleri hatırlatan ve fesih tehdidi içeren ihtarname olduğu, geçerliliği sona ermeyen lisans sözleşmesi çerçevesinde davalının markaya tecavüzünden sözedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava marka hakkına tecavüzün tespiti ve men'ine ilişkindir.Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi sözleşmenin feshine ilişkin bir kısım ihtarnamelerin dava dışı ve marka sahibi olmayan şirket tarafından çekildiği,davacı şirket tarafından çekilen ihtarın ise fesih ihtarı niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Ancak davacı tarafından keşide edilen 19.10.2009 tarihli ihtarnamede açıkça "lisans sözleşmesinin daha önceki 06.08.2009 tarihli 36728 yevmiye numaralı,02.09.2009 tarihli 39402 yevmiye numaralı ve 04.09.2009 tarihli 40041 yevmiye numaralı ihtarnamelerimiz ile ilettiğimizi belirtmiştik" şeklindeki ibare fesih tehdidi değil fesih iradesini belirtir şekildedir.Davadan önce Kartal 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/289 D.İş sayılı dosyasındaki 17.12.2009 tarihli bilirkişi raporuyla da davaya konu markaların davalı tarafından kullanıldığı,bu itibarla marka hakkına tecavüzün gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15963 E. 2013/22684 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Kooperatif ortaklığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14126 E. 2010/11763 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16165 E. 2014/4546 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/15911 E.  ,  2013/13928 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ANADOLU FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/06/2012 tarih ve 2009/193-2012/215 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, KLINGER" markasının 07/05/2004 tescil tarihli, 24/04/2002 koruma tarihli, 2002 26321 no'lu tescilli bir marka olduğunu, müvekkili şirketler ile davalı şirketin belirli bir meblağ üzerinde mutabık kalarak 1 Ocak 2008 tarihinde ticari marka sözleşmesi ve lisans sözleşmesi olmak üzere iki adet sözleşme imzaladığını, yapılan tüm çağrılara ve verilen sürelere rağmen sözleşme gereği müvekkili şirketlere ticari marka sözleşmesinden ve lisans sözleşmesinden doğan ve 2009 yılı Mayıs ayı sonuna kadar ödenmesi kararlaştırılmış meblağın ödenmediğini, davalı şirket tarafından ödenmesi gereken ancak ödenmeyen 2008 yılı lisans bedeli ve 2008 yılı ticari marka bedeli sebebiyle söz konusu iki sözleşmenin fesh edildiğini, fesh edilmiş olan sözleşmelere konu markanın davalı şirket tarafından kullanılmamasının gerektiğinin aksi taktirde hukuki ve cezai yollara başvurulacağının defaten davalı şirkete bildirildiğini, 556 sayılı KHK nın 61.

maddesindeki a, b ve c bendindeki tecavüz fiillerinin olayda mevcut olduğunu, bu kullanımların Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/289 D.İş sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi ile tespit edildiğini, lisans anlaşması yürürlükte iken tarafça tespit edilmiş ve "KLINGER" kalitesinden uzak davalı şirketin "KLINGER" markalı ürünlerinin toplatılması, üretimin durdurulması, marka hakkına tecavüz eden tüm fiillerin durdurulması, "KLINGER" isminin-markasının davalı şirket tarafından ister şirket logosunda, ister şirket broşürlerinde, ister internet sayfasında, isterse de fesihten sonra üretilen ürünler üzerinde olsun herhangi bir şekilde kullanılmasının 556 KHK'nın 76 ile 77. maddesi gereğince ihtiyati tedbiren durdurulmasının ve önlenmesinin iş bu dava sonucunun müvekkil şirketler için anlam taşıyabilmesi açısından gerekli olduğunu, Klinger markasının kalitesi ile bağdaşmayan, ayrıca bu marka ile üretimi dava tarihi itibariyle yasaklanmış ürünlerin üretimi ve piyasaya sürülmesi tehlikesinin mevcut olduğunu, bu nedenlerle KHK'nın 61.

maddesinin a, b, ve c bendine göre marka sahibinin izni olmaksızın markayı kullanan davalının tecavüzünün men'ine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacılar .... ve ... şirketleri arasında 01/01/2008 başlangıç tarihli beş yıl süreli Marka ve Lisans sözleşmeleri yapıldığını, davacıların dilekçelerinde iş bu sözleşmeden doğan ve 2009 yılı Mayıs ayı sonuna kadar ödenmesi gerekirken ödenmeyen lisans ve marka bedelleri sebebiyle sözleşmelerin fesh edildiğini, davacı şirketler tarafından müvekkili şirkete sözleşmenin feshine ilişkin olarak geçerli ve usulüne uygun tebliğ edilmiş hiç bir ihtarname olmadığını, sözleşmenin feshine dair dosyaya sunulan ihtarnameler, marka ve lisans sözleşmeleri ile birlikte incelendiğinde, iş bu ihtarları keşide eden şirketler ile müvekkili şirket arasında bir sözleşme olmadığının anlaşıldığı, davanın bu nedenle dayanaksız olduğunu, davacı şirketlerden lisans sözleşmesinin tarafı olan ...' nin Türk Patent Enstitüsü nezdinde hiçbir lisansa sahip olmadığını, bu nedenle lisans hakkına ilişkin hiçbir talepte bulunamayacağını, marka sözleşmesinin tarafı olan […]G.

nin müvekkili şirkete ulaşmış marka sözleşmesinin feshi ihbarına havi geçerli bir ihbarının bulunmadığını, ayrıca bu şirkete müvekkilinin borcunun bulunmadığını, feshedilmeyen marka ve lisans sözleşmelerinin halen geçerli olduğunu, sözleşmeye konu uyuşmazlıklarda yetkili mahkemelerin Zürich ve Viyana Mahkemeleri olduğunu, lisans sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilse dahi lisans sözleşmesine konu 11 adet lisansın ikisi haricinde kalanların TPE nezdinde lisans sürelerinin 2003 yılında sona erdiğini, hal böyle iken müvekkil şirket ile 2008 yılında iş bu lisansların sahibiymiş gibi sözleşme yapmanın hukuki olmadığını, buna rağmen müvekkil şirketin herhangi bir olumsuzluğa meydan vermemek için Klinger Lisansı ile yaptığı üretimi durdurarak kendi malı olan Yakacık markalı ürünlerle ticari yaşamına devam ettiğini, Klinger markasını da kullanmadığını, üretime yönelik çalışmalar sırasında internet sitesinde sehven unutulan Klinger markalarının da Kartal 2.

Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/289 D.İş sayılı tespit dosyasından tebliğ yapılmadan önce siteden kaldırıldığını,savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia,savunma,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;davalı şirkete 01.01.2008 tarihli sözleşmeler kapsamında ihtarname keşide edildiği,15.06.2009, 06.08.2009, 02.09.2009, 04.09.2009 tarihlerinde noter marifetiyle düzenlenmiş ihtarnamelerin keşidecisi ISTAG AG ZUG ve Klinger Holding Austria Gmbh şirketleri olduğu, davalı şirkete çekilen 19.10.2009 tarihli ihtarnamenin ise, ... ile ... şirketleri olduğu, davalı şirkete çekilen ilk dört ihtarnamenin lisans sözleşmelerinin tarafı olmadığı, bu bakımdan sözleşmeye taraf olmayan kişilerce bu sözleşmeye atıfta bulunarak çekilen ihtarnamelerin hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığı, sözleşmelerin tarafı olan şirketler tarafından davalı şirkete çekilen 19.10.2009 tarihli ihtarname içeriğinin ise, fesih tehditi içeren ifadeler taşımakta olup sözleşmenin tarafı olarak sözleşmenin feshedildiğine dair kesin irade beyanı içermediğinden, TTK.nun ilgili hükümleri gereğince feshin gerçekleşmediği, bu ihtarnamenin davalıya fesih sonrasındaki yükümlülükleri hatırlatan ve fesih tehdidi içeren ihtarname olduğu, geçerliliği sona ermeyen lisans sözleşmesi çerçevesinde davalının markaya tecavüzünden sözedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava marka hakkına tecavüzün tespiti ve men'ine ilişkindir.Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi sözleşmenin feshine ilişkin bir kısım ihtarnamelerin dava dışı ve marka sahibi olmayan şirket tarafından çekildiği,davacı şirket tarafından çekilen ihtarın ise fesih ihtarı niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Ancak davacı tarafından keşide edilen 19.10.2009 tarihli ihtarnamede açıkça "lisans sözleşmesinin daha önceki 06.08.2009 tarihli 36728 yevmiye numaralı,02.09.2009 tarihli 39402 yevmiye numaralı ve 04.09.2009 tarihli 40041 yevmiye numaralı ihtarnamelerimiz ile ilettiğimizi belirtmiştik" şeklindeki ibare fesih tehdidi değil fesih iradesini belirtir şekildedir.Davadan önce Kartal 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/289 D.İş sayılı dosyasındaki 17.12.2009 tarihli bilirkişi raporuyla da davaya konu markaların davalı tarafından kullanıldığı,bu itibarla marka hakkına tecavüzün gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038707400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.