Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/8721 E. 2012/1291 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sipariş formu↗ ba formu↗ sözleşmeye aykırılık↗ üçüncü kişi↗ protokol↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bahsi geçen müşteri siparişinin iptal edilerek alınan kaporanın iade edildiği, davalının taklit ürün imal ettiğinin ispatlanmadığı ve davalının TPE’ne tasarım tescil başvurusunun taraflar arasındaki sözleşme tarihinden öncesine ait bulunduğundan sözleşmeye aykırılık olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, endüstriyel tasarım tescilinden kaynaklanan haklara tecavüz ve taraflar arasındaki protokol hükümlerine aykırılık nedeniyle tazminat istemlerine ilişkindir.
554 sayılı KHK’de tasarım hakkının kapsamını düzenleyen 17. maddesi hükmü uyarınca üçüncü kişiler, tasarım hakkı sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki ürünü satmaya ilişkin sözleşme yapmak için icapta bulunamaz.
./...
2010/8721
2012/1291
S:2
Somut olayda ise dosyaya ibraz olunan 01.10.2006 tarihli 77 nolu “toptan ve perakende sipariş formu” başlıklı belgeyle davalı tarafından müşteri siparişi kabul edilerek 500,00 TL kaporanın tahsil edildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, davalı eyleminin anılan KHK'nin 17. maddesi kapsamında bir ihlal oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerekirken, üretim yapılmayarak kaporanın iade edildiğinden bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7932 E. 2018/2283 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kapora · icra takibine itiraz · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · temerrüt · teslim
Benzer bu kararda… , iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılan işyeri devir sözleşmesi kapsamında tarafların 60.000,00 TL karşılığında 05.05.2014 tarihinde «teslim» edilmek üzere işyerinin devri hususunda 04.03.2014 tarihinde anlaştıkları, anlaşma kapsamında aynı tarihte davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya 5.000,00 TL «kapora» verildiği, kapora ödemesinin akdin kurulduğuna delil olmak üzere verilmiş sayılacağı, taraflar arasındaki sözleşme bozulduğunda ve davalı tarafında herhangi bir zararı bulunmadığı takdirde kaporanın iadesi gerektiği, davalı-karşı davacının herhangi bir zararının olduğu hususunun ispat edilemediği, davacı-karşı davalının takipten önce davalı-karşı davacıyı «temerrüde» düşürmediği için icra takibinde «işlemiş faiz» talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının «icra takibine itirazının» 5.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
-
Alacak | Sözleşme kapsamındaki talep
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2080 E. 2023/2018 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resmi şekil şartı · yetki ilk itirazı · satış vaadi sözleşmesi · resmi şekil · geçersiz sözleşme · ilk itiraz · şekil şartı · yerleşim yeri
Benzer bu karardaMahkemece her ne kadar araç satış işlemlerinin resmi olarak yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 20 nci maddesi uyarınca trafik siciline kayıtlı bulunan araçların devir ve satışına yönelik sözleşmelerin «resmi şekilde» yapılmasının zorunlu olduğu düzenlenmiş olup, sıfır km araçların satışında «resmi şekil şartı» bulunmamaktadır.
Mahkemece 15.01.2015 tarih, 2014/415 E. ve 2015/11 K. sayılı kararı ile davalının «yetki ilk itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine», karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli» İstanbul Nöbetçi Anadolu Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «resmi şekilde» uyulmadan yapılan araç «satış sözleşmesi» yapılarak davacının davalıya 18.500,00 TL peşinat ödediği, araç satışının gerçekleşmediği, «geçersiz sözleşme» uyarınca davalının aldığı peşinatı «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre geri vermek zorunda olduğu, geçersiz sözleşmede kararlaştırılan her türlü «cezai şartın» da geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu peşinatın ödendiği konusunda ihtilaf olmamakla birlikte ödeme tarihinin somut olarak dosyaya bildirilmediğinden, 18.500,00 TL peşinatın alındığının davalı tarafından davacıya bildirildiği 23.12.2013 tarihli «ihtarname» tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik ve hatalı hukuki değerlendirmeler doğrultusunda karar kurulduğunu, davacının davalı «şirketi zarara» uğrattığının dikkate alınmadığını, davacı tarafın dosyada mübrez beyanlarında da belirttiği üzere, yapılan ön ödemenin iadesi talebinin dayanağının davacının başvurduğu banka kredisinin «olumsuz» reddedilmiş olması olduğunu, oysa ki davacı tarafın kredi başvurusunun olumsuz sonuçlanması neticesinde ön ödemenin iadesini talep ederken, satın aldığı araca ilişkin bedeli ödememesi nedeniyle müvekkili şirketin karşı karşıya kaldığı zararlara ilişkin sorumluluklarını tamamen göz ardı ettiğini, davalı şirketin davacı tarafından sipariş edilen araçları yurt dışında davacının siparişine istinaden özel olarak imal ettirdiğini ve daha sonra da ithalatını gerçekleştirdiğini, bütün bunları davacı ile araç «satış sözleşmesine» istinaden yapıldığını, satış için anlaşılan tutarın ödenmemesi nedeniyle davalı şirketin araç satışına ilişkin söz konusu faaliyetlerden zarara uğradığını, bu doğrultuda davalı şirketin, aracın satışına ilişkin sözleşmeyi feshettiği ve davacı tarafından yapılan ön ödemeyi de zararına «mahsup» ettiğini, davalı şirketin sözleşmenin 5.4 maddesi uyarınca, davacı tarafından bedeli ödenmeyen ve «teslim» alınmayan aracı 3 üncü kişiye satma hakkını kullanarak ortaya çıkan zararı minimize etme yoluna gittiğini, sözleşmenin «geçersiz» olduğu kabul edilse dahi davacının vaat ve yönlendirmeleri nedeniyle yurt dışında imal edilip ithal edilen araç nedeniyle zarara uğradığından davacı ön ödemesinin öncelikle bu zarara mahsup edilmesi gerektiğini, davalının basiretli bir «tacir» gibi hareket ederek davacı tarafından zamanında teslim alınmayan aracı zarar görmemesi için ayrı bir antrepoda muhafaza ederek sigortaladığını, davacının «temerrüde» düşmesi nedeniyle doğan zararların da, hem satış sözleşmesinin 5.4 maddesi hem de satış sözleşmesi geçersiz sayılsa dahi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun vekaletsiz iş görmeye ilişkin hükümleri doğrultusunda ödenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden bağımsız olarak, davalı şirketin kendiliğinden söz konusu aracı üreterek davacıya satmaya çalışmadığını, bu nedenle kabul anlamına gelmemek üzere sözleşme geçersiz kabul edilse dahi, söz konusu geçersizliğin doğurduğu sonuçlardan tarafların eşit oranda sorumlu olacaklarını ve davacının 18.500,00 TL tutarındaki ön ödemesine karşılık davacı şirketin misliyle yüksek tutarda imalat ve ithalat «masrafları» üstlenmesi nedeniyle alacaklı konumunda olacağını, trafik siciline tescil edilmemiş bir aracın satışının geçerliliği için herhangi bir şekil şartından bahsetmenin mümkün olmadığını, Yerel Mahkeme tarafından karar kapsamında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 20 nci maddesine atıfla trafik sicilinde kayıtlı bulunan araçların devir ve satışına yönelik sözleşmelerin «resmi şekilde» yapılmasının zorunlu olduğunun vurgulandığını, oysa ki, dava konusu araç henüz trafik siciline dahi kayıtlı olmadığından kanun kapsamında belirtilen «şekil şartlarının» söz konusu davaya konu uyuşmazlıkta uygulama alanı bulmasının mümkün olmadığını, henüz ithal dahi edilmemiş araç satışına ilişkin herhangi bir şekil şartından söz …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/8721 E. , 2012/1291 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.03.2010 tarih ve 2007/175 - 2010/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2004/1840 ve 2006/11 mobilya emtiaları için endüstriyel tasarım tescilinin bulunduğunu, davalının da aynı sektörde ve aynı iş merkezinde faaliyette bulunduğunu, davalının müvekkiline ait tasarımların taklitlerini üreterek satması nedeniyle ceza kovuşturması başlatıldığını, davalının bu aşamada uzlaşma teklif ederek 25.04.2006 tarihli sözleşmeyle bir daha müvekkilinin tasarım haklarını ihlalde bulunmayacağı yönünde taahhütte bulunarak 20.000,00 USD cezai şartı kabul ettiğini, davalının bu taahhüdüne rağmen müşterilerden aynı ürünün siparişini aldığını ve TPE’ye aynı ürünler için tasarım tescil başvurusunda bulunmasının müvekkilinin endüstriyel tasarım tescilinden kaynaklanan haklarına tecavüz ve aynı zamanda sözleşmeye aykırılık olduğunu ileri sürerek, davalı tecavüzünün ve sözleşmeye aykırılığının tespitine, önlenmesine, tasarımlar için 2.000,00 TL tazminat ve cezai şart nedeniyle 20.000,00 USD’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bahsi geçen müşteri siparişinin iptal edilerek alınan kaporanın iade edildiği, davalının taklit ürün imal ettiğinin ispatlanmadığı ve davalının TPE’ne tasarım tescil başvurusunun taraflar arasındaki sözleşme tarihinden öncesine ait bulunduğundan sözleşmeye aykırılık olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, endüstriyel tasarım tescilinden kaynaklanan haklara tecavüz ve taraflar arasındaki protokol hükümlerine aykırılık nedeniyle tazminat istemlerine ilişkindir.
554 sayılı KHK’de tasarım hakkının kapsamını düzenleyen 17. maddesi hükmü uyarınca üçüncü kişiler, tasarım hakkı sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki ürünü satmaya ilişkin sözleşme yapmak için icapta bulunamaz.
./...
2010/8721
2012/1291
S:2
Somut olayda ise dosyaya ibraz olunan 01.10.2006 tarihli 77 nolu “toptan ve perakende sipariş formu” başlıklı belgeyle davalı tarafından müşteri siparişi kabul edilerek 500,00 TL kaporanın tahsil edildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, davalı eyleminin anılan KHK'nin 17. maddesi kapsamında bir ihlal oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerekirken, üretim yapılmayarak kaporanın iade edildiğinden bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
20.02.2012 - HK
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1036362800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz