6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kâr dağıtım kararı olmadan kâr payı tazminat davasıyla istenemez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4807 E. 2010/10992 K. · · İlk derece: 1.Asliye Hukuk Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı

Gerekçe özeti

Anonim ortaklıkta genel kurulca kâr dağıtım kararı alınmadıkça kâr payı istenebilir alacağa dönüşmez ve doğrudan bir alacak/tazminat davasıyla istenemez; pay sahibinin başvurabileceği yollar (yöneticiler aleyhine şirket adına sorumluluk davası, bilançoya itiraz, azınlığın gündem teklifi ve reddinde iptal davası) tüketilmelidir. Şirketin hukuka aykırı işlemleri süreklilik arz etmiyor ve genel kurul kararının iptaliyle giderilebiliyorsa kayyum atanmasını gerektiren bir kötü yönetim bulunmaz.

Ele alınan sorunlar

Kayyum tayini talebinin reddi → ret

İddia: Şirket iyi idare edilmediğinden, ortak genel kurullara çağrılmadığından ve bilgi verilmediğinden şirketin emin ellerde ilk genel kurula taşınması için kayyum atanmalıdır.

Gerekçe: Şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemleri süreklilik arz etmediği ve mevcut hukuka aykırılık genel kurul kararının iptali yoluyla ortadan kaldırılabildiği için şirketin genel olarak kötü yönetildiğinden söz edilemez; bu nedenle kayyum atanmasına gerek yoktur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Kâr payının doğrudan tazminat davasıyla tahsili → ret

Gerekçe: TTK 469 ve Dairenin yerleşik içtihatlarına göre anonim ortaklık genel kurulunca kârın dağıtılması kararı alınmadıkça kâr payının bir alacak davasıyla istenmesi olanaksızdır; kâr payının istenebilir bir alacağa dönüşmesi ancak bu yönde alınmış bir genel kurul kararıyla mümkündür. Yöneticilerin kâr payını düşük göstererek şirketi zarara uğratması halinde açılacak dava (TTK 309) şirket adına açılmalı ve tazminat şirkete verilmelidir; bilanço gerçeği yansıtmıyorsa genel kurula karşı dava yolu, uzun süre kâr dağıtılmıyorsa azınlığın TTK 366 uyarınca gündem teklifi ve reddi halinde TTK 381 iptal davası yolları vardır. Bu yollar tüketilmeden doğrudan bir tazminat davasıyla kâr payı istenemeyeceğinden istemin reddi gerekirken kısmen kabulü doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kurul kâr dağıtım kararı bulunmadan kâr payının doğrudan alacak/tazminat davasıyla istenemeyeceği ve önce öngörülen hukuki yolların tüketilmesi gerektiği yönündeki Dairenin yerleşik içtihadını teyit eder; bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı kâr dağıtım kararı genel kurul kararının iptali kayyum tayini örtülü kâr aktarımı azınlık hakları

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 469TTK 309TTK 366TTK 381

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/4807 E.  ,  2010/10992 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Adıyaman 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.10.2008 tarih ve 2005/425 - 2008/937 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin bir kısım davalılar ile birlikte davalı şirketin ortağı lduğunu, şirketin iyi idare edilemediğini, dört hesap dönemi boyunca genel kurul toplantılarına çağrılmadığını, oy hakkının kullandırılmadığını, şirketin gidişatı ile ilgili bir bilgi verilmediğini, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin özenli ve dikkatli davaranmadık- larını, ortaklar arasında ceza davaları bulunduğunu, 30.06.2004 tarihli genel kurul toplantısında toplantı ve karar yetersayısının bulunmadığını, denetçilerin olayları göremez- likten geldiğini ileri sürerek, öncelikle davalı şirketin 2001-2004 yılı bilançosuyla 2005 yılı mizanı ile şirket gerçek kazacının ve dağıtılabilir kar paylarının tespit edilmesine, ödenmeyen temettü paylarından şimdilik 5.500 YTL'nın tahsline, 30.06.2004 tarihli genel kurul kararının iptaline, şirketin emin ellerde ilk genel kurula taşınması için kayyım tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir..

Davalılardan şirket vekili ve bir kısım davalılar davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalılardan ... ve ... 'ın şirketin yönetim ve denetiminde olmadıkları, şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinin sürereklilik arz etmediği, hukuka aykırı olan durumun genel kurul kararının iptali yolu ile ortadan kaldırılabileceği, bu nedenle şirketin genel olarak kötü yönetildiği söylenemeyeceğinden kayyum atanmasına gerek görülmediği, 2004 yılında elde edilen dönem net karının şirket ortaklarına dağıtılmasının gerektiği, dava konusu genel kurula ilişkin olarak nama yazılı hisseye sahip olan davacıya iadeli taahütlü posta yoluyla davetin yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile dava konusu genel kurul toplantısının iptaline, davalı şirketin 2001-2004 yılllarına ilişkin net karının 39.536,14 YTL olduğunun tespitine, davalı şirketin 2004 yılında elde ettiği 13.845,10 YTL'lık net gelirden davacının hissesine düşen miktarın davalı şirketten tahsiline, davalı şirkete kayyım atanması isteminin ve davalı ...

ve ... hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı şirkkete kayyum tayin edilmesine ilişkin temyiz itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı anonim şirketin dağıtılabilir kar payının tespiti ile ödenmeyen kar payının tahsili, genel kurul kararının iptali ve kayyum tayini istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin net karının tespiti ile davacının hissesine düşen miktarın davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.

Oysa, TTK'nun 469. maddesi yorumundan ve Dairemiz’in kararlılık kazanan içtihatlarına göre anonim ortaklık genel kurulunca kârın dağıtılması kararı alınmadıkça kâr payının bir alacak davasıyla istenmesi olanaksızdır. (11.HD 13.11.1989 gün ve Esas 8731/6181 Karar) Diğer bir ifade ile kâr payının istenebilir bir alacağa dönüşmesi ancak, bu konuda alınmış bir genel kurul kararı olmasıyla mümkündür. Diğer yandan, TTK'nun 309. maddesi gereğince anonim şirket yöneticilerinin çeşitli yollarla kâr payını düşük göstermeleri sonucu haksız fiilleri nedeniyle şirketi zarara uğratması halinde de, bundan zarar gören pay sahipleri yöneticiler aleyhine dava açabilir ise de, davanın şirket adına açılması ve hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi gerekir.

Bunların yanında, anonim şirketin yıllık bilançolarında kâr payı göstermemesi veya çok düşük göstermesi halinde pay sahiplerinin genel kurullara karşı dava yolu ile itiraz edip, bilançoların gerçek durumu yansıtmadığını ileri sürmeleri olanaklıdır. Ayrıca, anonim ortaklığın uzun süre kâr dağıtım kararı almaması halinde de, azınlık TTK'nun 366. maddesi uyarınca genel kurul gündemine kâr dağıtımı konusunda gündem maddesi konulmasını teklif edebilir. Yönetim kurulunun azınlığın teklifini gündeme almaması veya gündeme alıp, görüştükten sonra reddetmesi hallerinde azınlık payı sahiplerinin TTK'nun 381. maddesi gereğince genel kurul kararını iptal davası açma hakkı vardır.

Somut olayda, davacı tarafça yukarıdan anlatılan yollar tümüyle tüketilmeden doğrudan doğruya şirketin elde etmesi ve müvekkiline dağıtılması gereken kâr payını bu şekilde bir tazminat davası ile talep etme olanağı bulunmadığından bu kaleme ilişkin istemin mahkemece reddi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin kayyum tayinine ilişen temyiz itirazının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034748000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.