6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kararın tavzihı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13433 E. 2010/11135 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kollektif şirket infisah tavzih dava dilekçesinin tebliği tasfiye memuru fesih ek tasfiye

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 199

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacı şirket anasözleşmesinin 12. maddesinde "şirketin müddetinin zamanla mukayyet olmayıp tek ferde inhisar edinceyekadar devam edeceğinin" belirtildiği, davalıların da ortaklığa devam etmeyeceklerini şirkete bildirdiği, bu durumda TTK'nun 199. maddesi uyarınca şirketin tüm aktif ve pasifiyle birlikte davacıya devrinin mümkün olmadığı, kollektif şirketlerin TTK hükümlerine göre en az iki ortaklı olabileceği, tarafların diğer taleplerinin tasfiye aşamasında çözümleneceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile dava konusu şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavirler ..., ... ve ...'in atanmasına karar verilmiştir.

Davalı-karşı davacılar vekili, şirketin muris ...'un ölümü ile infisah ettiğini, kararda da şirketin tasfiye tarihinin belirtilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın tavzihini talep etmiştir.

Mahkemece, talebin reddine ilişkin verilen karar, Dairemizce, tavzih talep dilekçesi davacı- karşı davalılara tebliğ edilmediğinden anılan tarafça bu konuda her hangi bir beyanda bulunulamadığı, davacı-karşı davalılar haberdar edilmeden tavzih kararı verildiği, mahkemece tavzih dilekçesinin karşı tarafa tebliği ile cevap için uygun bir süre tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamına göre, tavzih dilekçesi tebliğ edilerek, fesih ve tasfiyenin mahkeme kararının kesinleşmesi anından itibaren hüküm ifade edeceği, şirketin tek ortağa inhisar etmesinden sonra yapılan işlemlerden kimin sorumlu olacağının tasfiye aşamasında uyuşmazlık çıkması halinde açılacak davalarda değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

Tavzih kararını, davalılar-karşı davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar-karşı davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kararın tavzihı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11667 E. 2010/2499 K.

    Ortak: · Kararın tavzihı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1847 E. 2019/6680 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8204 E. 2014/13020 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5987 E. 2014/10203 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/13433 E.  ,  2010/11135 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.12.2007 tarih ve 2006/616 - 2007/632 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar karşı davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkili şirketin diğer müvekkili ... ile kardeşi ... tarafından 1966 yılında dört ortaklı olarak kurulduğunu, 1979 yılında müvekkili ... ile kardeşi ...'un % 50'şer hisseli iki ortak olarak kaldığını, bu arada yatırımların büyük bir kısmının müvekkili tarafından yapıldığını ve ...'un şirkete yeterli katkıyı sağlamadığını, davalıların ise 07.02.2006 tarihinde ölen ...'un mirasçıları olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirketin aktif ve pasiflerinin tespiti ile müvekkili ...'a devrini ve yeni ortak alarak ticari hayatına devamına karar verilmesini, bu mümkün olmazsa müvekkili ...'ın yatırımlarının müvekkiline ödemesini ve zararların tazmininden sonra tasfiye işlemlerine başlanmasını talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, TTK'nun 153. maddesi uyarınca müvekkillerinin murisi ...'un ölümü tarihinde davacı şirketin münfesih hale geldiğini, müvekkillerinin de ortaklığa devam etmeyeceklerine dair iradelerini şirkete bildirdiklerini, davacı ...'ın TTK'nun 192 ve 193. maddeleri uyarınca şirketi temsil yetkisi sona erdiği ve infisah durumunu tescil ve ilan ile yükümlü olduğu halde şirket adına işlemler yapmaya devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada ise dava konusu şirketin muris ...'un ölümü anında münfesih olduğunun tespiti ile fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacı şirket anasözleşmesinin 12. maddesinde "şirketin müddetinin zamanla mukayyet olmayıp tek ferde inhisar edinceyekadar devam edeceğinin" belirtildiği, davalıların da ortaklığa devam etmeyeceklerini şirkete bildirdiği, bu durumda TTK'nun 199. maddesi uyarınca şirketin tüm aktif ve pasifiyle birlikte davacıya devrinin mümkün olmadığı, kollektif şirketlerin TTK hükümlerine göre en az iki ortaklı olabileceği, tarafların diğer taleplerinin tasfiye aşamasında çözümleneceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile dava konusu şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavirler ..., ... ve ...'in atanmasına karar verilmiştir.

Davalı-karşı davacılar vekili, şirketin muris ...'un ölümü ile infisah ettiğini, kararda da şirketin tasfiye tarihinin belirtilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın tavzihini talep etmiştir.

Mahkemece, talebin reddine ilişkin verilen karar, Dairemizce, tavzih talep dilekçesi davacı- karşı davalılara tebliğ edilmediğinden anılan tarafça bu konuda her hangi bir beyanda bulunulamadığı, davacı-karşı davalılar haberdar edilmeden tavzih kararı verildiği, mahkemece tavzih dilekçesinin karşı tarafa tebliği ile cevap için uygun bir süre tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamına göre, tavzih dilekçesi tebliğ edilerek, fesih ve tasfiyenin mahkeme kararının kesinleşmesi anından itibaren hüküm ifade edeceği, şirketin tek ortağa inhisar etmesinden sonra yapılan işlemlerden kimin sorumlu olacağının tasfiye aşamasında uyuşmazlık çıkması halinde açılacak davalarda değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

Tavzih kararını, davalılar-karşı davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar-karşı davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar-karşı davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 17,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034708600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.