Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/5476 E. 2010/11100 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yazılı ihbar↗ denizcilik ihtisas mahkemesi↗ ağır kusur↗ donatan↗ ihtisas mahkemesi↗ ihbar↗ görevsizlik kararı↗ kusur↗ hasar↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2009/5476 E. , 2010/11100 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Tuzla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2008/381-2008/1007 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekilleri, dava dilekçesinde müvekkil şirkete ait M/V Kaşif Kalkavan gemisinin 2006 yılının Kasım ayında rutin bakımı için davalı şirketin tersanesinde havuza alındığını, bu bakım sırasında dümen doru cıvatasının gerektiği gibi sıkılmamasından dolayı gemide hasar meydana geldiğini, bu hasardan dolayı müvekkil şirketin 399.000 Euro zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 Euro'nun Bankaların anılan cinsi dövize uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri, cevap dilekçesine davacı tarafın tazminat talep edebilmesi için aralarındaki sözleşmenin 12.4 maddesi uyarınca bakım onarım çalışmalarının tamamlanmasından veya geminin tersaneden ayrılmasından itibaren 30 gün içinde donatanın yazılı ihbarda bulunması gerektiğini, ancak geminin tersaneden ayrılmasından itibaren 13 ay, olayın üzerinden 11 ay geçtikten sonra olaydan haberdar edildiklerini, müvekkil şirketin tesislerinde yapılan bakım çalışmalarında donatan şirketin tam yetkili temsilcilerinin bulunduğunu ve her bir bakım onarım aşamasında bu kişilerin ayrıca onayı alınarak bakım yapıldığını; ayrıca davacı ve davalı arasındaki sözleşmenin 12. maddesi uyarınca "tersanenin kendisi veya personelinin ağır kusuru nedeniyle oluşmadıkça gemideki hasardan müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını"belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece; davanın konusunun gemiye yapılan bakım ve onarım işlerinden kaynaklanan zararın tahsili talebi olduğu bu nedenle uyuşmazlığın Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya ait gemiye davalı tarafından yapılan bakımın kötü yapılmasından kaynaklandığı iddia olunan zararın tahsiline ilişkin olup davacı tarafın davada 4. kitaptan kaynaklanan bir talebi de mevcut değildir. Bu durumda mahkemece davanın esasına girmek gerekirken dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6198 E. 2023/701 K.
Ortak:donatan · temsil
İncelediğiniz kararda… ilmesi için aralarındaki sözleşmenin 12.4 maddesi uyarınca bakım onarım çalışmalarının tamamlanmasından veya geminin tersaneden ayrılmasından itibaren 30 gün içinde «donatanın» «yazılı ihbarda» bulunması gerektiğini, ancak geminin tersaneden ayrılmasından itibaren 13 ay, olayın üzerinden 11 ay geçtikten sonra olaydan haberdar edildiklerini, müvekkil şirketin tesislerinde yapılan bakım çalışmalarında donatan şirketin tam yetkili «temsilcilerinin» bulunduğunu ve her bir bakım onarım aşamasında bu kişilerin ayrıca onayı alınarak bakım yapıldığını; ayrıca davacı ve davalı arasındaki sözleşmenin 12. maddesi uyarınca "tersanenin kendisi veya personelinin «ağır kusuru» nedeniyle oluşmadıkça gemideki hasardan müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını"belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Benzer bu kararda… in istinaf başvurusu yönünden, somut olayda icra takibinde itiraz dilekçesinin icra dairesi tarafından davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, davalı tarafından açılan «menfi tespit» davasında ise dilekçenin alacaklıya tebliğ edildiği ileri sürülmüşse de, «tebligat» içeriğinde dava dilekçesi ve tensip zaptı bulunduğu, bu nedenle açılan itirazın iptali davasının yasal sürede açılmış olduğu, ayrıca dava ve takibe dayanak davacı faturasına yasal süresinde itiraz edilmemiş olmakla, «fatura içeriğinin kesinleştiği», bu kapsamda davalı tarafından uzun süre sonra düzenlenen «iade faturasının» sonuca etkisinin bulunmadığı, faturanın davalının «ticari defterlerine» de kaydedilmiş olduğu, kaldı ki davacı tarafından davalıya «komisyonculuk» hizmeti verildiği hususunun, davacının davalı tarafından bakım ve onarımı gerçekleştirilen gemiye yedek parça «teslimine» ilişkin kayıtlar, gemi «donatanı» tarafından davalıya yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar ve geminin davalı tersanesine getirilmesi için verilen römorkörlük ve kılavuzluk hizmetine ilişkin belge ile de kanıtlanmış olduğu, aynı fatura ve takibe yönelik olarak davalı borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında da davacı tarafından davalıya faturaya dayanak hizmetin verildiği hususunun kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olduğu ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğinden hizmetin verildiği hususunun «kesin» hüküm niteliğindeki ilam ile de tespit edilmiş olduğu, bu durumda davacının «komisyon alacağının» bulunduğu sabit olmakla, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise, somut olayda faturaya dayalı alacak yönünden, davacı tarafından keşide edilen «ihtarnamenin» davalıya 14.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve davalıya ödeme için yedi gün süre tanındığı, Mahkemece süre sonu olan 21.03.2014 tarihi esas alınarak «işlemiş faize» hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenle davacı vekilinin «temerrüdün» «faturaya itiraz süresi» sonunda gerçekleştiği yönündeki «istinaf sebebinin» yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde özetle; «hak düşürücü süre» itirazının Mahkemece dikkate alınmadığını, dava açma hakkı düşmesine rağmen davacının davası dinlenerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, davanın «usulden reddi» gerektiğini, alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafın takibe konu edilen «komisyon alacağı» nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti talepli açılan davada, dava dilekçesi içeriğinde «icra takibine itiraz» edildiği beyan edilmiş ve dava dilekçesi ekine «ödeme emrine itiraz» dilekçesi de konularak davacı şirkete 12.05.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, bu tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, ayrıca davacı şirketin cevap dilekçesinde itirazdan bahsederek itirazın kendilerine tebliğ olduğunu açıkça «ikrar» ettiğini, dolayısıyla davacı şirketin müvekkilinin icra takibine itiraz ettiğinden haberdar olduğunu, bu nedenle işbu davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının «dürüstlük kuralına» aykırı davranarak «hakkını kötüye kullandığını», kaldı ki usulü bir işlem olan «tebligatın» icra dairesince yapılmamış olmasının davacı lehine sonuç doğurmasının haksız ve hukuksuz olduğunu, davacının M/V Universal Challenger adlı «donatanın» «acentesi» olup gemiye verdiği hizmetin acentelik hizmeti olduğunu, acentelik ücretinin ise müvekkili şirket tarafından değil, donatan tarafından davacı şirkete ödenmesi gere …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:faturaya itiraz süresi · fatura içeriğinin kesinleşmesi · itirazın tebliği · alacağın likit olması · ödeme emrine itiraz · itiraz süresi · faturaya itiraz · komisyon alacağı
Benzer bu kararda… in istinaf başvurusu yönünden, somut olayda icra takibinde itiraz dilekçesinin icra dairesi tarafından davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, davalı tarafından açılan «menfi tespit» davasında ise dilekçenin alacaklıya tebliğ edildiği ileri sürülmüşse de, «tebligat» içeriğinde dava dilekçesi ve tensip zaptı bulunduğu, bu nedenle açılan itirazın iptali davasının yasal sürede açılmış olduğu, ayrıca dava ve takibe dayanak davacı faturasına yasal süresinde itiraz edilmemiş olmakla, «fatura içeriğinin kesinleştiği», bu kapsamda davalı tarafından uzun süre sonra düzenlenen «iade faturasının» sonuca etkisinin bulunmadığı, faturanın davalının «ticari defterlerine» de kaydedilmiş olduğu, kaldı ki davacı tarafından davalıya «komisyonculuk» hizmeti verildiği hususunun, davacının davalı tarafından bakım ve onarımı gerçekleştirilen gemiye yedek parça «teslimine» ilişkin kayıtlar, gemi «donatanı» tarafından davalıya yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar ve geminin davalı tersanesine getirilmesi için verilen römorkörlük ve kılavuzluk hizmetine ilişkin belge ile de kanıtlanmış olduğu, aynı fatura ve takibe yönelik olarak davalı borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında da davacı tarafından davalıya faturaya dayanak hizmetin verildiği hususunun kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olduğu ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğinden hizmetin verildiği hususunun «kesin» hüküm niteliğindeki ilam ile de tespit edilmiş olduğu, bu durumda davacının «komisyon alacağının» bulunduğu sabit olmakla, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise, somut olayda faturaya dayalı alacak yönünden, davacı tarafından keşide edilen «ihtarnamenin» davalıya 14.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve davalıya ödeme için yedi gün süre tanındığı, Mahkemece süre sonu olan 21.03.2014 tarihi esas alınarak «işlemiş faize» hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenle davacı vekilinin «temerrüdün» «faturaya itiraz süresi» sonunda gerçekleştiği yönündeki «istinaf sebebinin» yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından «komisyon bedeli» alacağına dayalı olarak İstanbul Anadolu 1.İcra Müdürlüğünün 2014/7413 E. sayılı takip dosyası ile takip başlatıldığı, davalı tarafından takibe konu komisyon bedelinden sorumlu olmadığı iddiasıyla «menfi tespit davası» açıldığı, açılan davanın, taraflar arasında 15.08.2011 tarihli komisyon bedeli içerikli faturanın 18.08.2011 tarihinde ödenmesi nedeniyle komisyon ilişkisinin varlığı kabul edilerek taraflar arasında yapılan sözlü anlaşma uyarınca faturanın gönderildiği, tamir ve bakım hizmetinin yerine getirilmediği iddiasıyla «fatura» iade edilmiş ise de, aracılık yapılan geminin bakım ve tamir hizmetlerinden faydalandığının ödeme belgeleriyle ispat edildiği ve komisyon hizmeti verildiğinin tespit edildiği gerekçesiyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davalı tarafından itirazın iptali davasının bir yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı iddia edilmiş ise de, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak düşürücü süre «itirazın tebliğ» tarihinden itibaren işleyeceğinden ve itiraz tebliğ edilmediğinden, davanın süresinde olduğu, İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/923 E. ve 2016/24 K. sayılı kararındaki kesinleşen tespitler uyarınca, davacının komisyon hizmeti verdiği, takibin haklı olduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen iadeli «taahhütlü» mektupla 7 günlük süre verildiği, mektubun davalıya 14.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği, 7 günlük sürenin 21.03.2014 dolduğu ve davalının bu tarihte «temerrüde» düştüğü, bu tarihten takip tarihine kadar «işlemiş faizin» 510,24 TL olduğu davalının fazlaya ilişkin faize yönelik yaptığı itirazın haklı olduğu, «alacağın likit olması» nedeniyle «icra inkar tazminatı» talebinin haklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde özetle; «hak düşürücü süre» itirazının Mahkemece dikkate alınmadığını, dava açma hakkı düşmesine rağmen davacının davası dinlenerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, davanın «usulden reddi» gerektiğini, alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafın takibe konu edilen «komisyon alacağı» nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti talepli açılan davada, dava dilekçesi içeriğinde «icra takibine itiraz» edildiği beyan edilmiş ve dava dilekçesi ekine «ödeme emrine itiraz» dilekçesi de konularak davacı şirkete 12.05.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, bu tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, ayrıca davacı şirketin cevap dilekçesinde itirazdan bahsederek itirazın kendilerine tebliğ olduğunu açıkça «ikrar» ettiğini, dolayısıyla davacı şirketin müvekkilinin icra takibine itiraz ettiğinden haberdar olduğunu, bu nedenle işbu davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının «dürüstlük kuralına» aykırı davranarak «hakkını kötüye kullandığını», kaldı ki usulü bir işlem olan «tebligatın» icra dairesince yapılmamış olmasının davacı lehine sonuç doğurmasının haksız ve hukuksuz olduğunu, davacının M/V Universal Challenger adlı «donatanın» «acentesi» olup gemiye verdiği hizmetin acentelik hizmeti olduğunu, acentelik ücretinin ise müvekkili şirket tarafından değil, donatan tarafından davacı şirkete ödenmesi gere …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16276 E. 2011/3978 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gemi sicili · cy/cy şerhi · ipotek
Benzer bu karardaMahkemece, davacı gemi inşa sözleşmesinin 01.05.1998 tarihinde yapıldığı, davalı gemi ipoteği «şerhinin» 20.07.1998 tarihinde «gemi siciline» işlendiği, davacının yasal ipoteğinin ise 07.03.2000 tarihinde işlendiği, davacı tersane sahibine öncelik tanınabilmesi için alacağın tamamının alınamamış olması ve ön sıradaki alacaklıların tesis ettikleri «ipotekler» dolayısı ile tersane sahibi aleyhine bir zarar geleceğini önceden bilmesi ya da bilebilecek durumda olması koşullarının gerçekleşmesinin gerektiği, davalı bankanın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3520 E. 2022/7190 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gemi sicili · müdahale talebi · asli müdahale · finansal kiralama · sicilden terkin · dava şartı yokluğu · muvafakat · taraf ehliyeti
Benzer bu kararda… k ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; Tersan firmasının 14/01/2003 olan tescil tarihinde yüzer havuzun maliki olmaması, yüzer havuzun o tarihte «finansal kiralama» konusu mal statüsünde olup malikinin yurtdışında mukim bir firma olması, «gemi sicil» müdürlüğüne bayrak devleti ile ilgili herhangi bir belge ile bayrak devletinin tescile «muvafakatini» gösteren bir belge sunulmamış olmasından dolayı TUGS Kanunu ve TUGS Yönetmeliğine göre tescil için zorunlu esaslı unsurlar mevcut olmadığından davacı tarafın tescilin iptali konusunda gemi sicil müdürlüğüne yaptığı başvurunun haklı olduğu, yüzer havuzla ilgili kati ithalat işleminin 01/02/2008 tarihinde tamamlanarak bu tarihte milli statüye kavuşmuş olup, 04/11/2009 tarihli 30401 nolu «fatura» ile yüzer havuzun davacı ... tarafından satın alındığı ileri sürüldüğünden ...'nın Tersan adına yapılan tescil işlemi ile ilgili olarak Gemi Sicil Müdürlüğüne iptal talebinde bulunmakta ve işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, diğer yandan davacı Gemsan-Neptün Denizcilik San ve Tic.
… icil Müdürlüğü tarafından Tersan Tersanecilik Taşımacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. lehine yapılmış 27/01/2003 tarihli Milli Gemi Sicilin 8061 sıra nolu Liman Siciline «kaydının» «terkini» ve iptali ile yüzer havuzun davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş; yüzer «geminin sicilde» adına kayıtlı olduğu Tersan firmasının «asli müdahale talebinin» kabulü üzerine, davacı yan bu kez 09.07.2014 tarihli «ıslah» dilekçesi ile; yüzer havuzun sicil kaydının terkin edilmesine dair taleplerine karşı Gemi Sicil Müdürlüğünce verilen red kararının iptali istemi olarak dava konusu …
A.Ş.'nin dava «ehliyeti» bulunmadığından, bu davacının açmış olduğu davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile reddine, davalı ...'nın davasının kabulü ile, İstanbul Gemi Sicil Müdürlüğünün, İstanbul Gemi Sicilinin 8061 sırasında kayıtlı olan Tersan isimli yüzer havuz ile ilgili aldığı 31/08/2012 tarihli 5743 sayılı kararın iptali ile yüzer havuzla ilgili Tersan Tersanecilik A.Ş. adına yapılan tescil «kaydının» terkinine karar verilmiştir.
A.Ş.'nin dava «ehliyeti» bulunmadığı gerekçeleri ile davacı Gemsan-Neptün Denizcilik San. ve Tic.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3188 E. 2022/8748 K.
Ortak:donatan
İncelediğiniz kararda… ilmesi için aralarındaki sözleşmenin 12.4 maddesi uyarınca bakım onarım çalışmalarının tamamlanmasından veya geminin tersaneden ayrılmasından itibaren 30 gün içinde «donatanın» «yazılı ihbarda» bulunması gerektiğini, ancak geminin tersaneden ayrılmasından itibaren 13 ay, olayın üzerinden 11 ay geçtikten sonra olaydan haberdar edildiklerini, müvekkil şirketin tesislerinde yapılan bakım çalışmalarında donatan şirketin tam yetkili «temsilcilerinin» bulunduğunu ve her bir bakım onarım aşamasında bu kişilerin ayrıca onayı alınarak bakım yapıldığını; ayrıca davacı ve davalı arasındaki sözleşmenin 12. maddesi uyarınca "tersanenin kendisi veya personelinin «ağır kusuru» nedeniyle oluşmadıkça gemideki hasardan müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını"belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Benzer bu kararda… devam olunan yargılamada; Northern Dignity gemisinin sebebiyet verdiği dava konusu kaza nedeniyle tersanenin maruz kalmış olduğu zararlardan dolayı gemi kaptanı ve «donatanının» birlikte sorumlu oldukları, tersanede meydana gelen maddi zararların toplam tutarının 349.700,08 TL olduğu, zarar gören tersane vincinin tekrar kullanılmaya başlandığı 162 günlük süre zarfında meydana gelen «kar kaybı» zararının ise 1.835.889,61 USD olduğu, kazanın meydana gelmesinde gemi tarafının % 80 oranında, tersanenin ise % 20 oranında kusurlu görüldüğünden, tespit edilen zararlardan davalı kaptan ile gemi donatanının kusurları oranınca sorumlu olmaları gerektiği, % 80 oranına isabet eden zarar miktarının 279.760,00 TL, kar kaybı zararının da 1.468.720,00 USD olduğu, asıl davada 470.864,24 USD maddi zarar, 529.135,76 USD «kazanç kaybı» talep edildiğinden asıl davanın kısmen kabulü gerektiği (maddi zarar miktarı açısından), yukarıda açıklanan nedenlerle birleşen dava ek dava niteliğinde olduğundan birleşen dava yönünden «ıslah» talebinin yerinde olmadığı, davalı ... açısından ise mahkemenin «yetkisiz» olduğu kanaatine varıldığından, bu kanaat ışığında asıl ve birleşen dosya davalılarından ... vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle bu davalı hakkındaki asıl ve birleşen davaların «usulden reddine», asıl davada davalılar, Northern Dignity gemisi donatanı ile gemi kaptanı hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile 279.760,06 TL'nin 10/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte, 529.135,76 USD'nin kaza tarihi olan 10/12/2010 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek Dolar faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davada davalılar, Northern Dignity gemisi donatanı ile gemi kaptanı hakkında açılan davanın kabulü ile 100.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 10/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen bu davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davalı ... tarafından verilen 04/02/2011 tarihli «garanti» mektubunun, işbu karar ile asıl ve birleşen davada kabul edilen tazminat ve fer'ilerinin «teminatı» olarak kabul edilmesine, her iki davada hüküm altına alınan tazminat kalemleri ile fer'ilerinin istendiğinde garanti mektubu kapsamında da tahsiline karar verilmiş …
Mahkemece, taraf teşkili sağlandıktan sonra, alınan bilirkişi raporları kapsamında, davalı ... yönünden davanın «usulden reddine», «donatan» ile kaptan yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · yetki şartı · kar kaybı · kazanç kaybı · yetki itirazı · münhasırlık · garantörlük
Benzer bu kararda… devam olunan yargılamada; Northern Dignity gemisinin sebebiyet verdiği dava konusu kaza nedeniyle tersanenin maruz kalmış olduğu zararlardan dolayı gemi kaptanı ve «donatanının» birlikte sorumlu oldukları, tersanede meydana gelen maddi zararların toplam tutarının 349.700,08 TL olduğu, zarar gören tersane vincinin tekrar kullanılmaya başlandığı 162 günlük süre zarfında meydana gelen «kar kaybı» zararının ise 1.835.889,61 USD olduğu, kazanın meydana gelmesinde gemi tarafının % 80 oranında, tersanenin ise % 20 oranında kusurlu görüldüğünden, tespit edilen zararlardan davalı kaptan ile gemi donatanının kusurları oranınca sorumlu olmaları gerektiği, % 80 oranına isabet eden zarar miktarının 279.760,00 TL, kar kaybı zararının da 1.468.720,00 USD olduğu, asıl davada 470.864,24 USD maddi zarar, 529.135,76 USD «kazanç kaybı» talep edildiğinden asıl davanın kısmen kabulü gerektiği (maddi zarar miktarı açısından), yukarıda açıklanan nedenlerle birleşen dava ek dava niteliğinde olduğundan birleşen dava yönünden «ıslah» talebinin yerinde olmadığı, davalı ... açısından ise mahkemenin «yetkisiz» olduğu kanaatine varıldığından, bu kanaat ışığında asıl ve birleşen dosya davalılarından ... vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle bu davalı hakkındaki asıl ve birleşen davaların «usulden reddine», asıl davada davalılar, Northern Dignity gemisi donatanı ile gemi kaptanı hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile 279.760,06 TL'nin 10/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte, 529.135,76 USD'nin kaza tarihi olan 10/12/2010 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek Dolar faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davada davalılar, Northern Dignity gemisi donatanı ile gemi kaptanı hakkında açılan davanın kabulü ile 100.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 10/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen bu davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davalı ... tarafından verilen 04/02/2011 tarihli «garanti» mektubunun, işbu karar ile asıl ve birleşen davada kabul edilen tazminat ve fer'ilerinin «teminatı» olarak kabul edilmesine, her iki davada hüküm altına alınan tazminat kalemleri ile fer'ilerinin istendiğinde garanti mektubu kapsamında da tahsiline karar verilmiş …
3- Davalılardan ... vekilinin «milletlerarası yetki itirazı» üzerine mahkemece bu davalı yönünden itirazın kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine», asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, ancak, (4) numaralı hüküm fıkrasında, “Davalı ... tarafından verilen 04/02/2011 tarihli «garanti» mektubunun, işbu karar ile asıl ve birleşen davada kabul edilen tazminat ve fer'ilerinin «teminatı» olarak kabul edilmesine, her iki davada hüküm altına alınan tazminat kalemleri ile fer'ilerinin istendiğinde garanti mektubu kapsamında da tahsiline” hükmedilmişti …
04.02.2011 tarihli «garanti» mektubu metninde “... bahsedilen talebinizle ilgili olarak ya taraflar arasında anlaşma yolu ile veya Türk Mahkemesi yolu ile, buna göre her zaman için yükümlülüğümüzün faizler ve «masraflar» «dahil» olarak ... talebiniz üzerine ödeme yapmamız için işbu «taahhüdü» sunmaktayız.” ifadesi yer almakta, ayrıca “Bu taahhütname İngiliz Kanunlarına tabi bulunmakta ve bunun altında meydana gelebilecek her türlü anlaşmazlık konusunda «münhasıran» İngiliz Mahkemelerinin yargılama yetkilerine başvurulacaktır.” şeklinde «yetki şartı» bulunmaktadır.
Bu durumda, adı geçen davalı yönünden «yetki itirazının» kabulüne karar verilmişken, bu hükümle çelişki yaratacak şekilde, (4) numaralı hüküm fıkrasında «garanti» mektubunun diğer davalılar aleyhine hükmedilen tazminatların «teminatı» olarak kabul edilmesi doğru olmamış, kararın bu yönüyle de davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/5476 E. , 2010/11100 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Tuzla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2008/381-2008/1007 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekilleri, dava dilekçesinde müvekkil şirkete ait M/V Kaşif Kalkavan gemisinin 2006 yılının Kasım ayında rutin bakımı için davalı şirketin tersanesinde havuza alındığını, bu bakım sırasında dümen doru cıvatasının gerektiği gibi sıkılmamasından dolayı gemide hasar meydana geldiğini, bu hasardan dolayı müvekkil şirketin 399.000 Euro zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 Euro'nun Bankaların anılan cinsi dövize uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri, cevap dilekçesine davacı tarafın tazminat talep edebilmesi için aralarındaki sözleşmenin 12.4 maddesi uyarınca bakım onarım çalışmalarının tamamlanmasından veya geminin tersaneden ayrılmasından itibaren 30 gün içinde donatanın yazılı ihbarda bulunması gerektiğini, ancak geminin tersaneden ayrılmasından itibaren 13 ay, olayın üzerinden 11 ay geçtikten sonra olaydan haberdar edildiklerini, müvekkil şirketin tesislerinde yapılan bakım çalışmalarında donatan şirketin tam yetkili temsilcilerinin bulunduğunu ve her bir bakım onarım aşamasında bu kişilerin ayrıca onayı alınarak bakım yapıldığını; ayrıca davacı ve davalı arasındaki sözleşmenin 12. maddesi uyarınca "tersanenin kendisi veya personelinin ağır kusuru nedeniyle oluşmadıkça gemideki hasardan müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını"belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece; davanın konusunun gemiye yapılan bakım ve onarım işlerinden kaynaklanan zararın tahsili talebi olduğu bu nedenle uyuşmazlığın Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya ait gemiye davalı tarafından yapılan bakımın kötü yapılmasından kaynaklandığı iddia olunan zararın tahsiline ilişkin olup davacı tarafın davada 4. kitaptan kaynaklanan bir talebi de mevcut değildir. Bu durumda mahkemece davanın esasına girmek gerekirken dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034601000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz