Mirastan doğan hak tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4699 E. 2010/10804 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bekletici mesele↗ ibraz↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 557 ve 417. maddelere göre kıymetli evraktaki hakkın senetten ayrı olarak devredilemeyeceği, nama yazılı senette hak sahipliği için pay senedi ile veraset belgesinin ibrazının zorunlu olduğu, dava konusu payların “Matozade ...Efendi” adlı Mecidiye mahallesi Adapazarı’nda ikamet eden kişiye ait olduğu, davacıların murisinin isminin ve nüfusa kayıtlı olduğu yerin pay sahibinden farklı olduğu, davacıların bu iki kişinin aynı kişi olduğunu kanıtlayamadıkları, pay senetlerinin iptali için dava açmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın 5 adet kurucu hissenin müvekkillerinin murisine ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacıların, murisleri ile pay sahibi olan kişinin aynı kişi olduğunu kanıtlayamadıkları ve pay senetlerinin iptali için dava açmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacılar vekili, pay senetlerinin iptali için İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/769 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını son oturumda bildirdiğine göre, mahkemece pay iptali ile ilgili davanın bu davanın sonucunu etkileyeceği dikkate alınarak, anılan davanın bekletici mesele yapılarak, neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7089 E. 2014/11026 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz kararda… 57 ve 417. maddelere göre kıymetli evraktaki hakkın senetten ayrı olarak devredilemeyeceği, nama yazılı senette hak sahipliği için pay senedi ile veraset belgesinin «ibrazının» zorunlu olduğu, dava konusu payların “Matozade ...Efendi” adlı Mecidiye mahallesi Adapazarı’nda ikamet eden kişiye ait olduğu, davacıların murisinin isminin ve nüf …
Benzer bu kararda… apsamında, zararı öğrendiğinden itibaren 1 yıl her halükarda 10 yıl içerisinde sözkonusu davayı açması gerektiği, oysa ki davacı taraf söz konusu davasını 10 yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde açmadığı, ayrıca davacı tarafından «ibraz» edilen belgelerden de görüldüğü üzere davalı şirketin kendilerini «dolandırmaya» yönelik faaliyet içerisinde bulunduklarını 2001 yıllarına ait deliller de sunması dikkate alınarak süresi içerisinde dava açmadığı gerekçesi ile davanın zamanaşımı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolandırıcılık · zamanaşımı
Benzer bu kararda… apsamında, zararı öğrendiğinden itibaren 1 yıl her halükarda 10 yıl içerisinde sözkonusu davayı açması gerektiği, oysa ki davacı taraf söz konusu davasını 10 yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde açmadığı, ayrıca davacı tarafından «ibraz» edilen belgelerden de görüldüğü üzere davalı şirketin kendilerini «dolandırmaya» yönelik faaliyet içerisinde bulunduklarını 2001 yıllarına ait deliller de sunması dikkate alınarak süresi içerisinde dava açmadığı gerekçesi ile davanın zamanaşımı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/4699 E. , 2010/10804 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.12.2008 tarih ve 2003/755-2008/757 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl ve birleşen davada, müvekkillerinin 1289 doğumlu ...Mete'nin (Metozade) mirasçıları olduğunu, murisin gerçek soyadının “Metozade” olmasına rağmen nüfus kayıtlarına sehven “Mete” olarak yazıldığını, murisin davalı bankanın 5 adet kurucu hissesinin sahibi olduğunu, payların müvekkilleri adına tescili için yaptıkları başvurunun davalıca reddedildiğin ileri sürerek, murise ait hisselerin müvekkillerine aidiyetinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın kuruluş aşmasında sermayesinin paylara bölünerek oluşturulan pay senetlerinin halka arz edildiğini, nama yazılı senede dayalı hakkın ancak pay senedinin ibrazı ile talep edilebileceğini, davacıların murislerine ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin senetleri ibraz edemediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 557 ve 417. maddelere göre kıymetli evraktaki hakkın senetten ayrı olarak devredilemeyeceği, nama yazılı senette hak sahipliği için pay senedi ile veraset belgesinin ibrazının zorunlu olduğu, dava konusu payların “Matozade ...Efendi” adlı Mecidiye mahallesi Adapazarı’nda ikamet eden kişiye ait olduğu, davacıların murisinin isminin ve nüfusa kayıtlı olduğu yerin pay sahibinden farklı olduğu, davacıların bu iki kişinin aynı kişi olduğunu kanıtlayamadıkları, pay senetlerinin iptali için dava açmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın 5 adet kurucu hissenin müvekkillerinin murisine ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacıların, murisleri ile pay sahibi olan kişinin aynı kişi olduğunu kanıtlayamadıkları ve pay senetlerinin iptali için dava açmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacılar vekili, pay senetlerinin iptali için İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/769 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını son oturumda bildirdiğine göre, mahkemece pay iptali ile ilgili davanın bu davanın sonucunu etkileyeceği dikkate alınarak, anılan davanın bekletici mesele yapılarak, neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033971300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz