6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rücuen tazmin

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12589 E. 2011/13001 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücuen tazmin uygun illiyet bağı kusursuz sorumluluk ağır kusur sorumluluktan kurtulma rücu hakkı kusur sorumluluğu sorumluluk sigortası illiyet bağı depo kararı üçüncü kişi rücu sigorta poliçesi kusur hasar

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 43 · TTK — TTK 58

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalının kusur ve sorumluluğu olduğunun kanıtlanamadığı, davalının bakım ve işletmede özensiz davrandığının iddia ve ispat edilemediği, ayrıca sigortalı deponun yol kotundan düşük olması ve projesine aykırı kapı yapılması nedenleriyle hasarın meydana gelmesinde tüm kusurun davacının sigortalısında olduğu, davacının da yol kotundan düşük olduğunu bile bile sigortalısının fabrikasını/deposunu sigortaladığı ve bu nedenle davacının rücu hakkının olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava davacı ... nezdinde yangın sigorta poliçesi ile sigortalı işyerinde davalının sorumluluğu altında bulunan ana boru su hattının patlaması nedeniyle oluşan zararın davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.

Kural olarak, sorumluluk için, zarar verenin kusurunun bulunması gerekmektedir. Ne var ki bazı ayrık ve istisnai durumlarda ve ozellikle yasal duzenlemenin bulunduğu hallerde, zarar verenin sorumlu tutulması için, kusurlu olduğunun kanıtlanması gerekmemektedir. Diğer bir anlatımla, kusura dayanmayan sorumlulukta kusur, bir koşul olarak aranmamaktadır. Yapılan bu açıklama ile, kusursuz sorumlu olanın, olayla zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmasa da, mutlaka sorumlu olacağı sonucu çıkarılmamalıdır. Kusursuz sorumlu olduğu iddia edilen kimse de, olayla zarar arasındaki illiyet bagının mucbır sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile kesildiğini kanıtlamak suretiyle sorumluluktan kurtulabilir.Ancak kendisinin ek kusuru varsa zarar gören veya üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağını kesmez.

Olayımızda davalı, zarara neden olan su boru hattının sahibi ve işleticisidir. Tesisin sahibi ve işleticisi olması sıfatıyla da, TTK'nun 58. maddesi uyarınca kusursuz sorumludur. Sigortalı deponun yol kotundan düşük yapılması ve projesine aykırı olarak kapı yapılmış bulunması olayla zarar arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte ağır kusur olmayıp, binanın ayıbı olsa olsa davacı sigortalısının müterafik kusurunu oluşturur. Bu durumda mahkemece ilke olarak davalının sorumluluğu kabul edilerek koşulları mevcutsa tazminattan BK'nun 43-44. maddeleri uyarınca indirim yapılıp,yapılmayacağının düşünülmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak hatalı gerekçe ve noksan incelemeyle hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7969 E. 2013/7300 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/12589 E.  ,  2011/13001 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.03.2009 tarih ve 2007/377 - 2009/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.10.2011 gününde davacı avukatı Harun Kahraman gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı Mıhçıoğlu Moliteks İnşaat A.Ş.’ye ait bina, emtia, dekorasyon, demirbaş, makine-tesisat vs’nin müvekkili şirkete endüstriyel paket yangın sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, 10.10.2006 günü saat 20.00 civarında 2. Organize Sanayi Bölgesi Celal Doğan Bulvarı üzerindeki yaya kaldırımı altından geçen ana boru hattının patlamasıyla birlikte yayılan çamurlu suların sigortalısının deposuna dolması sonucu davacı sigortalısının zarara uğradığını, Organize Sanayi Bölgesinde faaliyette bulunan bütün işletmelerin su, elektrik ve benzeri gibi hizmetleri davalıdan aldıklarını, olayda davalı tarafın tam kusurlu olup, hasardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili tarafından 21.11.2006 tarihinde sigortalısına ödenen 99.278,00 Euro karşılığı olan 169.268,99 TL’nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, su arıza ekibine ihbar gelmesi üzerine yapılan inceleme sonunda Celal Doğan Bulvarı üzerindeki kaldırımdan geçen ana borunun patlamasıyla suların kesildiğini anladıklarını ve gerekli işlemler yapılarak patlamanın tamir edildiğini, müvekkilinin bir kusuru olmadığından hasardan sorumlu olmadığını, sigortalı Mıhçıoğlu A.Ş.’nin depo olarak kullandığı alanın yol kırmızı kotunun altında olmasından hasarın kaynaklandığını, yol kırmızı kotunun üzerinde yapılan diğer fabrikalarda ve depolarda benzer bir sorun yaşanmadığını, sigortalının deponun ikinci kapısına suların girmesini engelleyecek bir kasis dahi yapmadığını, doğal olarak akan suyun da kasisin olmadığı yerden yol bularak depoya girdiğini, sorumluluğun sigortalıya ait olup, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalının kusur ve sorumluluğu olduğunun kanıtlanamadığı, davalının bakım ve işletmede özensiz davrandığının iddia ve ispat edilemediği, ayrıca sigortalı deponun yol kotundan düşük olması ve projesine aykırı kapı yapılması nedenleriyle hasarın meydana gelmesinde tüm kusurun davacının sigortalısında olduğu, davacının da yol kotundan düşük olduğunu bile bile sigortalısının fabrikasını/deposunu sigortaladığı ve bu nedenle davacının rücu hakkının olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava davacı ... nezdinde yangın sigorta poliçesi ile sigortalı işyerinde davalının sorumluluğu altında bulunan ana boru su hattının patlaması nedeniyle oluşan zararın davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.

Kural olarak, sorumluluk için, zarar verenin kusurunun bulunması gerekmektedir. Ne var ki bazı ayrık ve istisnai durumlarda ve ozellikle yasal duzenlemenin bulunduğu hallerde, zarar verenin sorumlu tutulması için, kusurlu olduğunun kanıtlanması gerekmemektedir. Diğer bir anlatımla, kusura dayanmayan sorumlulukta kusur, bir koşul olarak aranmamaktadır. Yapılan bu açıklama ile, kusursuz sorumlu olanın, olayla zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmasa da, mutlaka sorumlu olacağı sonucu çıkarılmamalıdır. Kusursuz sorumlu olduğu iddia edilen kimse de, olayla zarar arasındaki illiyet bagının mucbır sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile kesildiğini kanıtlamak suretiyle sorumluluktan kurtulabilir.Ancak kendisinin ek kusuru varsa zarar gören veya üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağını kesmez.

Olayımızda davalı, zarara neden olan su boru hattının sahibi ve işleticisidir. Tesisin sahibi ve işleticisi olması sıfatıyla da, TTK'nun 58. maddesi uyarınca kusursuz sorumludur. Sigortalı deponun yol kotundan düşük yapılması ve projesine aykırı olarak kapı yapılmış bulunması olayla zarar arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte ağır kusur olmayıp, binanın ayıbı olsa olsa davacı sigortalısının müterafik kusurunu oluşturur. Bu durumda mahkemece ilke olarak davalının sorumluluğu kabul edilerek koşulları mevcutsa tazminattan BK'nun 43-44. maddeleri uyarınca indirim yapılıp,yapılmayacağının düşünülmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak hatalı gerekçe ve noksan incelemeyle hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033673200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.