Makul süre
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2149 E. 2011/12511 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
makul süre↗ ticaret unvanı↗ haksız fiil↗ terkin↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2010/2149 E. , 2011/12511 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/07/2009 tarih ve 2006/341-2009/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 1983 tarihinden itibaren Mas Büro Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti. ticaret ünvanı ile büro malzemeleri alanında imalat ve ticarette bulunduğunu, aynı zamanda "MAS" ibaresini 16,26,28, ve 35 sınıf eşyalar için 2000/007417, 8 ve 15. sınıf eşyalar için 2002/09077 sırada marka olarak tescil ettirdiğini, davalının "Mas" markasını aynı alandaki ticari faaliyetlerinde ve ticaret ünvanında kullanmak suretiyle tescilli ve tanınmış markasına tecavüz ederek haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, davalının markaya ve ticaret ünvanına yaptığı tecavüzün tespit ve durdurulmasını, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesini, Mas ibaresinin davalının ticaret ünvanından silinmesini, davalının anılan marka ile ürettiği veya piyasaya sürdüğü veya sair suretlerle ticaret alanına çıkardığıher türlü emtia ve bunların üretim ve ticaretinde kullanılan araç ve gereçlere el konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin Canon marka ürünlerin Ankara ana bayiisi olduğunu, Mas markasının kullanıldığı bir ürün ve hizmetlerinin bulunmadığını, Mas ifadesinin müvekkilinin ticaret ünvanın sadece bir bölümünü oluşturduğunu, markaya tecavüz ve haksız fiil sayılacak bir durumun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının Mas ibaresine yönelik markasal bir kullanımının bulunmadığı, davalının ticaret ünvanının tescili tarihinde davacının markasının tanınmış olmadığı gibi henüz tescilli dahi olmadığı, davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasının kanıtlanamadığı, öte yandan davacı ve davalının iştigal alanlarının farklı olduğu, davalının ticaret ünvanını ayırt edici ek alarak tescil ettirdiği, kaldı ki davalının ticaret ünvanı 1993 tarihinde tescil edilmiş olup makul süre içiresinde terkinin istenmediği gerekçesi ile davanın redine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece davalının ticaret unvanının 1993 yılında tescil edildiği ve her iki şirketin iştigal alanlarının farklı olduğuna ilişkin hukukçu bilirkişi mütalaası benimsenmek sureti ile ticaret unvanının terkinine ilişkin dava reddedilmiştir.
Davalının 1993 yılındaki ticaret ünvanı Deha LTD. ŞTİ şeklindeyken MAS ibaresi 2002 yılında ünvana eklenerek tescil ettirildiğine göre, bu ibare üzerinde davalının davacıya nazaran üstün bir hakkı bulunduğundan söz edilemez. Öte yandan davacı ve davalı şirketlerin ana sözleşmelerinde iştigal alanı olarak her iki şirketin de ambalaj faaliyeti ile uğraştıkları tescilli olduğu gibi, fiilen de davacı şirketin kırtasiye alanında, davalı şirketin de büro makineleri alanında faaliyet gösterdikleri dikkate alınarak, davalının ticaret ünvanında 2002 yılında yapılan değişiklik sonucu yer alan MAS ibaresinin TTK'nun 54. maddesi uyarınca haksız kullanım oluşturup oluşturmayacağının, ilgili sektörden temsilcinin de aralarında bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2149 E. , 2011/12511 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/07/2009 tarih ve 2006/341-2009/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 1983 tarihinden itibaren Mas Büro Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti. ticaret ünvanı ile büro malzemeleri alanında imalat ve ticarette bulunduğunu, aynı zamanda "MAS" ibaresini 16,26,28, ve 35 sınıf eşyalar için 2000/007417, 8 ve 15. sınıf eşyalar için 2002/09077 sırada marka olarak tescil ettirdiğini, davalının "Mas" markasını aynı alandaki ticari faaliyetlerinde ve ticaret ünvanında kullanmak suretiyle tescilli ve tanınmış markasına tecavüz ederek haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, davalının markaya ve ticaret ünvanına yaptığı tecavüzün tespit ve durdurulmasını, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesini, Mas ibaresinin davalının ticaret ünvanından silinmesini, davalının anılan marka ile ürettiği veya piyasaya sürdüğü veya sair suretlerle ticaret alanına çıkardığıher türlü emtia ve bunların üretim ve ticaretinde kullanılan araç ve gereçlere el konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin Canon marka ürünlerin Ankara ana bayiisi olduğunu, Mas markasının kullanıldığı bir ürün ve hizmetlerinin bulunmadığını, Mas ifadesinin müvekkilinin ticaret ünvanın sadece bir bölümünü oluşturduğunu, markaya tecavüz ve haksız fiil sayılacak bir durumun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının Mas ibaresine yönelik markasal bir kullanımının bulunmadığı, davalının ticaret ünvanının tescili tarihinde davacının markasının tanınmış olmadığı gibi henüz tescilli dahi olmadığı, davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasının kanıtlanamadığı, öte yandan davacı ve davalının iştigal alanlarının farklı olduğu, davalının ticaret ünvanını ayırt edici ek alarak tescil ettirdiği, kaldı ki davalının ticaret ünvanı 1993 tarihinde tescil edilmiş olup makul süre içiresinde terkinin istenmediği gerekçesi ile davanın redine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece davalının ticaret unvanının 1993 yılında tescil edildiği ve her iki şirketin iştigal alanlarının farklı olduğuna ilişkin hukukçu bilirkişi mütalaası benimsenmek sureti ile ticaret unvanının terkinine ilişkin dava reddedilmiştir.
Davalının 1993 yılındaki ticaret ünvanı Deha LTD. ŞTİ şeklindeyken MAS ibaresi 2002 yılında ünvana eklenerek tescil ettirildiğine göre, bu ibare üzerinde davalının davacıya nazaran üstün bir hakkı bulunduğundan söz edilemez. Öte yandan davacı ve davalı şirketlerin ana sözleşmelerinde iştigal alanı olarak her iki şirketin de ambalaj faaliyeti ile uğraştıkları tescilli olduğu gibi, fiilen de davacı şirketin kırtasiye alanında, davalı şirketin de büro makineleri alanında faaliyet gösterdikleri dikkate alınarak, davalının ticaret ünvanında 2002 yılında yapılan değişiklik sonucu yer alan MAS ibaresinin TTK'nun 54. maddesi uyarınca haksız kullanım oluşturup oluşturmayacağının, ilgili sektörden temsilcinin de aralarında bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033589200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz