6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/8091 E. 2011/14139 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekaletnamede yetki yetkisiz temsil menfi tespit davası müşterek borçlu müteselsil kefil müteselsil kefil tespit davası genel kredi sözleşmesi kefil yetki kredi sözleşmesi ihtarname yetkisizlik kararı menfi tespit temsil

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davaya konu kredi sözleşmesi imzalanmadan önce vekalet ile yetkili kılınan dava dışı...ın 20.06.2006 tarihli ihtarname ile azledildiği, azilnamenin...a tebliğ edildiği, kredi sözleşmesinin ise 29.03.2007 tarihinde düzenlendiği, kredi sözleşmesinin yapıldığı tarihte kefil olan davalı adına imza yetkisini kullanan...ın, anılan azilname uyarınca davalı ... temsile yetkisinin bulunmadığı, yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlemlere sonradan izin verildiğinin de ispatlanmadığı, yetkisiz temsilci tarafından imzalanan sözleşmeden davalı şirket sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, genel kredi sözleşmesinin müşterek borçlu müteselsil kefili olan davalıdan kredi alacağının tahsili istemine ilişkindir. Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirket temsilcisi tarafından yetkili kılınıp daha sonra azledilen dava dışı...ın davalı şirket adına kefil sıfatı ile imzaladığı kredi sözleşmesinin davalı ... bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa davalı şirket tarafından davacı aleyhine aynı dava konusuna ilişkin olarak Kahramanmaraş Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nde menfi tespit davası açıldığı, anılan Mahkemenin 14.11.2007 gün 2007/299-418 esas ve karar sayılı ilamıyla o davanın reddine karar verildiği dosya kapsamı ile sabit olup, davalının açmış olduğu o davada verilecek kararın işbu davanın sonucunu, özellikle davaya dayanak yapılan vekaletnamenin yetki açısından kapsamının belirlenmesi konusunda, doğrudan etkileyeceği kuşkusuzdur.

Bu durumda, mahkemece, davalı şirket tarafından açılan anılan o davanın sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12501 E. 2015/9623 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/8091 E.  ,  2011/14139 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/01/2009 tarih ve 2007/778-2009/7 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18/10/2011 gününde davalı avukatı ..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müşterek borçlu müteselsil kefili olduğu müvekkili ile dava dışı şirket arasında imzalanan 29.03.2007 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun asıl borçlu tarafından tüm ihtarlara rağmen ödenmediğini, davalının da bu borcu kabul etmeyerek ödemekten kaçındığını ileri sürerek, şimdilik 159.719,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davaya konu kredi sözleşmesi imzalanmadan önce vekalet ile yetkili kılınan dava dışı...ın 20.06.2006 tarihli ihtarname ile azledildiği, azilnamenin...a tebliğ edildiği, kredi sözleşmesinin ise 29.03.2007 tarihinde düzenlendiği, kredi sözleşmesinin yapıldığı tarihte kefil olan davalı adına imza yetkisini kullanan...ın, anılan azilname uyarınca davalı ... temsile yetkisinin bulunmadığı, yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlemlere sonradan izin verildiğinin de ispatlanmadığı, yetkisiz temsilci tarafından imzalanan sözleşmeden davalı şirket sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, genel kredi sözleşmesinin müşterek borçlu müteselsil kefili olan davalıdan kredi alacağının tahsili istemine ilişkindir. Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirket temsilcisi tarafından yetkili kılınıp daha sonra azledilen dava dışı...ın davalı şirket adına kefil sıfatı ile imzaladığı kredi sözleşmesinin davalı ... bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa davalı şirket tarafından davacı aleyhine aynı dava konusuna ilişkin olarak Kahramanmaraş Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nde menfi tespit davası açıldığı, anılan Mahkemenin 14.11.2007 gün 2007/299-418 esas ve karar sayılı ilamıyla o davanın reddine karar verildiği dosya kapsamı ile sabit olup, davalının açmış olduğu o davada verilecek kararın işbu davanın sonucunu, özellikle davaya dayanak yapılan vekaletnamenin yetki açısından kapsamının belirlenmesi konusunda, doğrudan etkileyeceği kuşkusuzdur.

Bu durumda, mahkemece, davalı şirket tarafından açılan anılan o davanın sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 18/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033408900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.