Ttk 547
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2145 E. 2011/11682 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 547↗ şirket müdürlüğü↗ rekabet yasağı↗ aktif dava ehliyeti↗ oy yasağı↗ taraf ehliyeti↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ile tarafların ortağı olduğu Partner Ltd. Şirketinin faaliyet konularının aynı olduğu, davalı gerçek kişilerin her iki şirketin müdürleri oldukları, her iki şirket adresinin aynı binada olduğu, gerçek kişi davalıların bu faaliyetlerinin TTK'nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yasağını ihlal ettiği, davacının maddi tazminat istemini kendi adına talep ettiği, bu durumun yasa ve yerleşik Yargıtay uygulamasına aykırı olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ...’un yürüttükleri faaliyetlerin rekabet yasağını ihlal ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkin olup davacının Partner Tur Ltd.Şti.'nin müdürü ve ortağı sıfatı ile işbu davayı açtığı ve davaya konu talepler göz önüne alındığında aktif dava ehliyetini haiz bulunmadığı göz önüne alınmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Dosya içindeki bilgi ve belgelerden mahkemece, davacının TTK'nun 551. maddesi gereğince davalı ... Tur Ltd. Şti. ortaklığından ayrılmasına izin verilmesi yönünde karar verildiği anlaşılmasına karşın bu husus karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeksizin hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3887 E. 2013/5159 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebligat · tenfiz · tebligat · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… valı ...Ş.'nin vekili Av. ...ve partnerine mahkeme kararının 19.06.2007 tarihinde tebliğ edildiği, ancak anılan avukatların şirket adına yetkilendirilmedikleri için «yetkisiz» «vekile tebligat» yapılması suretiyle kararın kesinleştiği, bu durumda MÖHUK'nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği, kesinleşmenin dava ön şartı olup kesinleşmeyen ilamlara karşı «tenfiz» istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkeme kararında da değinildiği üzere çekilme dilekçeleri tenfizi istenilen somut uyuşmazlığa ait yargılamada değil benzer başka bir davadaki yargılamaya ilişkin olarak ilgili dosyaya sunulmuştur.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4493 E. 2024/1120 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · tüzel kişilik · marka hakkına tecavüz · kötüniyet · temsil
Benzer bu kararda… istinaf dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalı şirket SMK'nın 6/3 maddesine dayalı ... hak sahipliğini iddia ederken ortaya, ancak ve sadece, dava dışı üçüncü bir «tüzel kişiliğe» ait belgeler sunabildiğini, mahalli mahkemenin de bu belgelere dayalı olarak asıl davayı kabul ettiğini, davacının ... hak sahipliği iddialarında bulunamayacağını, bilirkişilerce bu kullanımların farklı bir tüzel kişiliği bulunan davacı tarafa hak sağlamayacağı, davacı ve söz konusu firma arasında bir «temsil» ilişkisinin de bulunmadığı, bu sebeplerle bahsedilen kullanımların davacı adına ve hesabına gerçekleştirildiği hususunun ispatlanamadığının belirtildiğini, davacı şirketin kendi adına gerçekleştirdiği kullanımların ise, birçoğunda tarih bulunmaması ve nitelik olarak söz konusu hizmetler bakımından marka hakkı oluşturacak nitelikte bulunmaması sebebiyle davacıya marka hakkı sağlamayacağının belirtildiğini, davacının ... hak sahipliğine ilişkin talepte bulunamayacağının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, tescilli marka sahiplerinin dahi, kanunun tanıdığı Marka hakkı korumasından yararlanabilmesi için şart koştuğu “ciddi anlamda kullanım” zorunluluğunun mevcudiyetine rağmen, huzurdaki davada, mahalli mahkemenin davacının Türkiye'de bir kere dahi kullandığını kanıtlayamadığı ticaret ünvanına dayalı olarak tescilli bir markayı hükümsüz kılmaya kalkışmasının hukuka aykırı olduğunu,davacı tarafın «kötüniyet» iddiaları ile ilgili olarak dava dosyasına hiçbir delil sunamadığını, dava dışı şirketin ... hak sahipliği kabul edilse dahi, esas davada haksız çıkmış olan davacı …
… faaliyet konuları arasında "..., ... ve ... taşımacı lığı hizmetleri ve ..., ... ve ... taşıtlarının kiralanması hizmetleri" de bulunduğu, aynı hizmetler bakımından «ticaret unvanı» ve marka olarak farklı haklar olarak tescil söz konusu olsa da, bu haklar kapsamında aynı ibarelerin kullanılmasının özellikle hizmet sektörü olması sebebiyle, karışıklığa sebep olabileceği, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası ve 25 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca davalı markasının tescilli olduğu söz konusu hizmetler bakımından daha eski tarihli ticaret unvanından kaynaklı hakka dayalı olarak hükümsüzlüğü talep edilebileceği, Paris Sözleşmesinin 8 ... maddesi uyarınca, davacı firmanın iştigal konusu dikkate alındığında, davalı markasının tescil edildiği "..., ... ve ... taşımacılığı hizmetleri ve ..., ... ve ... taşıtlarının kiralanması hizmetleri" bakımından karışıklığa sebep olduğu ve davalı markasının hükümsüzlüğünü talep edebileceği, markanın hükümsüz kılınması ile markadan ... hakların hiç doğmamış hale gelmesi sebebiyle karşı davadaki «marka hakkına tecavüze» ilişkin karşı davacı taleplerinin de reddine karar verilmiştir.
… avacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin İngiltere menşeili bir şirket olduğunu, uçak kiralama sektöründe dünya lideri olduğunu, müvekkili markalarından birinin «ticaret unvanının» çekirdek kısmını oluşturan AIR PARTNER ibaresi olduğunu, markanın 2011 yılından beri farklı ülkelerde tescilli olarak koruma altında olduğunu, müvekkilinin 2010 yı …
… üzerinde ... hak sahibi olduğunu iddiasının sundukları belgelerin Türkiye'de gerçekleşmiş bir kullanımı ispatlamadığından yersiz olduğunu, iddiasına dayanak yaptığı «ticaret unvanının» dava dışı üçüncü bir firmaya ait olduğunu, söz konusu ticaret unvanın AIR PHARTNER şeklinde olduğunu, kendi markalarının ise AİR PARTNER olduğunu, ibarelerin birbi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2145 E. , 2011/11682 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.07.2009 tarih ve 2006/449 - 2009/391 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, gerçek kişi davalıların müvekkili ile birlikte dava dışı Partner Ltd. Şti.’nin ortağı olduklarını, bu davalıların davalı Odak Lojistik Şirketinin kurucusu ve yöneticisi olduklarını ve müvekkili aleyhine ticari faaliyette bulunduklarını, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalıların haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine ve 5.000 TL’nın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ile tarafların ortağı olduğu Partner Ltd. Şirketinin faaliyet konularının aynı olduğu, davalı gerçek kişilerin her iki şirketin müdürleri oldukları, her iki şirket adresinin aynı binada olduğu, gerçek kişi davalıların bu faaliyetlerinin TTK'nun 547. maddesinde düzenlenen rekabet yasağını ihlal ettiği, davacının maddi tazminat istemini kendi adına talep ettiği, bu durumun yasa ve yerleşik Yargıtay uygulamasına aykırı olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ...’un yürüttükleri faaliyetlerin rekabet yasağını ihlal ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkin olup davacının Partner Tur Ltd.Şti.'nin müdürü ve ortağı sıfatı ile işbu davayı açtığı ve davaya konu talepler göz önüne alındığında aktif dava ehliyetini haiz bulunmadığı göz önüne alınmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Dosya içindeki bilgi ve belgelerden mahkemece, davacının TTK'nun 551. maddesi gereğince davalı ... Tur Ltd. Şti. ortaklığından ayrılmasına izin verilmesi yönünde karar verildiği anlaşılmasına karşın bu husus karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeksizin hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz Itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1032773800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz