6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Cayma hakkı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/394 E. 2013/18065 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': 'bir aylık', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cayma hakkı özel dava şartı sigorta sözleşmesi hak düşürücü süre teminat

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ... şirketinin davalının rahatsızlığını öğrendiği anda dava açtığı, davacının bir aylık süre içerisinde cayma hakkını kullanmadığını davalının ispat edemediği gerekçesiyle hak düşürücü süre itirazının reddi ile taraflar arasında 22/06/2010-2011 tarihli ferdi sağlık sigortası sözleşmesi yapıldığı davalının da kabulünde olduğu üzere sözleşme öncesi beyan edilmemiş 26/10/2009 tarihinde 14 seans Servikal omurga gerileme ve burkulma tanısı ile tedavi gördüğü, 09/04/2012 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu rahatsızlık açısından sağlıklı bir kişi ile daha önce tedavi görüp iyileşmiş bir insan arasında bir fark bulunmadığından sigortacının sözleşmeyi yapmaması veya daha ağır koşulları ile yapmasını gerektirecek bir hal bulunmadığı belirtilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin 17. maddesi gereğince sigorta başlangıç tarihinden önce var olan beyan edilmemiş veya eksik beyana ilişkin rahatsızlıklar ile ilgili harcamalar sigortacıya bildirilmiş olsa bile poliçe öncesi var olan bu rahatsızlıkların tedavi giderlerinin teminat dışında bırakıldığına ilişkin özel şart bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Her ne kadar mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmişse de; mütaalasına başvurulan Fizik Tedavi Uzmanı Prof. Dr. Gül Baltacı tarafından hazırlanan raporda da belirtildiği üzere, davalının poliçe dönemi içerisinde geçirmiş olduğu boyun tutulması rahatsızlığı ile daha önce geçirdiği saptanan boyun tutulması rahatsızlığı arasında bir illiyetin varolmadığı anlaşılmış olmakla, davalının daha önce geçirmiş olduğu bu rahatsızlığı davacıya bildirmemesinin davacı sigortacının sözlemeyi hiç yapmaması ya da daha ağır koşullarla yapmasını gerektiren bir sebep olmadığı açıktır. Bu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken açıklanan hususlar gözden kaçırılarak ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine yanlış anlam verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9161 E. 2011/2057 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cayma hakkı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8061 E. 2018/1415 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/394 E.  ,  2013/18065 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/08/2012 tarih ve 2011/1626-2012/1253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkili şirket nezdinde 22/06/2010 başlangıç tarihli 519016/1501038794 sayılı ferdi sağlık sigortası poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta dönemi içinde 16/02/2010 tarihinde boyun ve sırt ağrısı şikayeti ile 21 seans fizik tedavisi gördüğünü, tedavi sonrası 09/03/2011 tarihinde 2.237,50 TL tedavi tazminatının müvekkili tarafından ödendiğini, bu ödemeden sonra yapılan araştırmada davalının sigorta sözleşmesinden önce 04/07/2008 tarihinde menisküs yırtığı tanısı ile 21 seans, 26/10/2009 tarihinde Servikal omurga gerileme ve burkulma tanısı ile 14 seans tedavi gördüğünün tespit edildiğini, dolayısıyla davalının doğru ve eksiksiz beyanda bulunma yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek, TTK 1290, Sağlık Poliçesi Genel Şartları 6.

maddesi, poliçe özel şartları 14, 17/1 maddeleri uyarınca iadesi gereken 2.237,50 TL tedavi tazminatının ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; müvekkilinin servikal omurganın gerilmesi ve tutulması (halk dilinde boyun tutulması) rahatsızlığının kronik olmadığını, yapılacak her bir tedavi ile tamamen iyileştiğini, önceden bu rahatsızlığı geçirmemiş biri ile rahatsızlığa tutulan kişinin hastalığa yakalanma riskinin aynı olduğunu, yani sigorta sözleşmesinin daha ağır şartlarda yapılması ya da hiç yapılmaması şartlarının oluşmadığını ayrıca davacının gerçeği öğrendiği andan itibaren bir ay içinde caymak hakkını kullanmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ... şirketinin davalının rahatsızlığını öğrendiği anda dava açtığı, davacının bir aylık süre içerisinde cayma hakkını kullanmadığını davalının ispat edemediği gerekçesiyle hak düşürücü süre itirazının reddi ile taraflar arasında 22/06/2010-2011 tarihli ferdi sağlık sigortası sözleşmesi yapıldığı davalının da kabulünde olduğu üzere sözleşme öncesi beyan edilmemiş 26/10/2009 tarihinde 14 seans Servikal omurga gerileme ve burkulma tanısı ile tedavi gördüğü, 09/04/2012 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu rahatsızlık açısından sağlıklı bir kişi ile daha önce tedavi görüp iyileşmiş bir insan arasında bir fark bulunmadığından sigortacının sözleşmeyi yapmaması veya daha ağır koşulları ile yapmasını gerektirecek bir hal bulunmadığı belirtilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin 17.

maddesi gereğince sigorta başlangıç tarihinden önce var olan beyan edilmemiş veya eksik beyana ilişkin rahatsızlıklar ile ilgili harcamalar sigortacıya bildirilmiş olsa bile poliçe öncesi var olan bu rahatsızlıkların tedavi giderlerinin teminat dışında bırakıldığına ilişkin özel şart bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Her ne kadar mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmişse de; mütaalasına başvurulan Fizik Tedavi Uzmanı Prof. Dr. Gül Baltacı tarafından hazırlanan raporda da belirtildiği üzere, davalının poliçe dönemi içerisinde geçirmiş olduğu boyun tutulması rahatsızlığı ile daha önce geçirdiği saptanan boyun tutulması rahatsızlığı arasında bir illiyetin varolmadığı anlaşılmış olmakla, davalının daha önce geçirmiş olduğu bu rahatsızlığı davacıya bildirmemesinin davacı sigortacının sözlemeyi hiç yapmaması ya da daha ağır koşullarla yapmasını gerektiren bir sebep olmadığı açıktır. Bu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken açıklanan hususlar gözden kaçırılarak ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine yanlış anlam verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1032302500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.