Haklı güven
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/12259 E. 2013/17996 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı güven↗ kapora↗ teminat mektubu komisyonu↗ müspet zarar↗ geçersiz sözleşme↗ ipoteğin kaldırılması↗ teminat mektubu↗ cezai şart↗ ipotek↗ hisse devir sözleşmesi↗ ifa↗ sebepsiz zenginleşme↗ komisyon↗ feragat↗ limited şirket↗ geçersizlik↗ ıslah↗ harç↗ dosya masrafı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin şekle uyulmadığından geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmede kararlaştırılmış olan cezai şart hükmünün de geçersiz bulunduğu, davacının sadece geçersiz sözleşme uyarınca vermiş olduğu ve dava tarihi itibariyle henüz davacıya iade edilmemiş şeylerin iadesini sebepsiz zenginleşme hükümlerince talep edebileceği, sözleşme kapsamında ödenen kapora ve 38.500 TL değerindeki araç bedelinin dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, diğer aracın usulünce devredilmediği, davacının devir bedelini ödemek için banka kredisi aldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davacının aldığı teminat mektubunun süreli olduğu ve süresinde nakde çevrilmediği, teminat mektubu alınması nedeniyle davacının zarara uğramadığı, talep olunan diğer maddi zarar kalemlerinin yeterince açık olmadığı ve bunların isbatına yönelik delil sunulmadığı, davacı taraf 22.09.2011 tarihli dilekçe ile davasını ıslah etmiş ise de davacının talebini daralttığı kalemler yönünden davasından feragat ettiğinin kabul edildiği ve bu kapsamda taleplerinin değerlendirildiği, tapu harç masrafı olarak talep edilen 3.500 TL için de harç yatırılmadığı gibi iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle kapora bedeli ile 38.500 TL bedelli araca yönelik talepler konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer taleplerin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.01.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekmiştir.
2- Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesine dayalı cezai şartın ödenmesi, aksi takdirde bu sözleşme uyarınca ödenen bedellerin ve yine bu sözleşme gereğince yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir. Dairemizin 23.1.2013 gün ve 2012/1126-2013/1500 sayılı bozma ilamında “Geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak ifa istenemeyeceği gibi bu sözleşmeden kaynaklanan menfi-müspet zarar ya da cezai şartın talep edilmesi de mümkün değildir. Taraflar ancak sebepsiz mal edinme hükümlerine göre verdiklerini geri isteme hakkına sahiptirler. Ancak, taraflardan biri karşı taraf üzerinde sözleşmenin ifa edileceği konusunda haklı bir güven oluşturmuş ise bu nedenle yapılan masrafların da istenebilmesi mümkündür. Somut olayda da, davalı taraf geçersiz bulunan sözleşmeye dayalı olarak kaporayı almış, davacının teminat mektubu vermesi ve kendisine ait akaryakıt istasyonu üzerine intifa ve ipotek hakkı tesis ettirmesi üzerine kendisinin verdiği teminat mektubunu geri almış, taşınmazı üzerindeki ipoteğini kaldırmış ve bu şekilde davacı üzerinde sözleşmenin ifa edileceği yönünde haklı bir güven yarattığı” hususu kabul edildiği halde, davacı dava dilekçesinde sözleşme gereğince Petrol Ofisi lehine ipotek tesis edildiği ve bu nedenle teminat mektubu verildiğini belirtmiş olmasına rağmen mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda teminat mektubunun süreli olduğu, sürenin geçtiği ve davacının maddi zarara uğramadığı belirtilmiş ise de, davacı teminat mektubu için komisyon ödediğini belirterek bu nedenle doğan zararının da tazminini istemiştir. Bu durumda mahkemece davacının bu iddiası üzerinde durularak davacının teminat mektubu için komisyon ödeyip ödemediği araştırılarak davacının bu kalem yönünden de zarara uğrayıp uğramadığının tesbiti ile sonucuna göre karar verilmemesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yönden yaptığı karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.01.2013 gün ve 1126/1500 sayılı bozma kararına bir bent halinde eklenmek suretiyle kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1126 E. 2013/1500 K.
Ortak:kapora · müspet zarar · geçersiz sözleşme · ipoteğin kaldırılması · teminat mektubu · cezai şart · ipotek · hisse devir sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin şekle uyulmadığından «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmede» kararlaştırılmış olan «cezai şart» hükmünün de geçersiz bulunduğu, davacının sadece geçersiz sözleşme uyarınca vermiş olduğu ve dava tarihi itibariyle henüz davacıya iade edilmemiş şeylerin iadesini «sebepsiz zenginleşme» hükümlerince talep edebileceği, sözleşme kapsamında ödenen «kapora» ve 38.500 TL değerindeki araç bedelinin dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, diğer aracın usulünce devredilmediği, davacının devir bedelini ödemek için banka kredisi aldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davacının aldığı «teminat mektubunun» süreli olduğu ve süresinde nakde çevrilmediği, teminat mektubu alınması nedeniyle davacının zarara uğramadığı, talep olunan diğer maddi zarar kalemlerinin yeterince açık olmadığı ve bunların isbatına yönelik delil sunulmadığı, davacı taraf 22.09.2011 tarihli dilekçe ile davasını «ıslah» etmiş ise de davacının talebini daralttığı kalemler yönünden davasından «feragat» ettiğinin kabul edildiği ve bu kapsamda taleplerinin değerlendirildiği, tapu «harç» «masrafı» olarak talep edilen 3.500 TL için de harç yatırılmadığı gibi iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle kapora bedeli ile 38.500 TL bedelli araca yönelik talepler konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», diğer taleplerin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.01.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Somut olayda da, davalı taraf «geçersiz» bulunan sözleşmeye dayalı olarak kaporayı almış, davacının «teminat mektubu» vermesi ve kendisine ait akaryakıt istasyonu üzerine intifa ve «ipotek» hakkı tesis ettirmesi üzerine kendisinin verdiği teminat mektubunu geri almış, taşınmazı üzerindeki «ipoteğini kaldırmış» ve bu şekilde davacı üzerinde sözleşmenin «ifa» edileceği yönünde haklı bir güven yarattığı” hususu kabul edildiği halde, davacı dava dilekçesinde sözleşme gereğince Petrol Ofisi lehine ipotek tesis edildiği ve bu nedenle teminat mektubu verildiğini belirtmiş olmasına rağmen mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda teminat mektubunun süreli olduğu, sürenin geçtiği ve davacının maddi zarara uğramadığı belirtilmiş ise de, davacı teminat mektubu için «komisyon» ödediğini belirterek bu nedenle doğan zararının da tazminini istemiştir.
2- Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesine» dayalı «cezai şartın» ödenmesi, aksi takdirde bu sözleşme uyarınca ödenen bedellerin ve yine bu sözleşme gereğince yapılan «masrafların» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «limited şirketlerde pay devri» usulünün düzenlendiği 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca, pay devri hakkındaki mukavelenin yazılı şekilde yapılmasının ve imzaların noterce «tasdik» ettirilmiş olmasının gerektiği, aksi halde sözleşmenin ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin de anılan şekle uyulmadığından «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmede» kararlaştırılmış olan «cezai şart» hükmünün de geçersiz bulunduğu, davacının sadece geçersiz sözleşme uyarınca vermiş olduğu ve dava tarihi itibariyle henüz davacıya iade edilmemiş şeylerin iadesini «sebepsiz zenginleşme» hükümlerince talep edebileceği, sözleşme kapsamında ödenen «kapora» ve 38.500 TL değerindeki araç bedelinin dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, diğer aracın usulünce devredilmediği, davacının devir bedelini ödemek için banka kredisi aldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davacının aldığı «teminat mektubunun» süreli olduğu ve süresinde nakde çevrilmediği, teminat mektubu alınması nedeniyle davacının zarara uğramadığı, talep olunan diğer maddi zarar kalemlerinin yeterince açık olmadığı ve bunların isbatına yönelik delil sunulmadığı, davacı taraf 22.09.2011 tarihli dilekçe ile davasını «ıslah» etmiş ise de davacının talebini daralttığı kalemler yönünden davasından «feragat» ettiğinin kabul edildiği ve bu kapsamda taleplerinin değerlendirildiği, tapu «harç» «masrafı» olarak talep edilen 3.500,00 TL için de harç yatırılmadığı gibi iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle kapora bedeli ile 38.500 TL bedelli araca yönelik talepler konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda da, davalı taraf «geçersiz» bulunan sözleşmeye dayalı olarak kaporayı almış, davacının «teminat mektubu» vermesi ve kendisine ait akaryakıt istasyonu üzerine intifa ve «ipotek» hakkı tesis ettirmesi üzerine kendisinin verdiği teminat mektubunu geri almış, taşınmazı üzerindeki «ipoteğini kaldırmış» ve bu şekilde davacı üzerinde sözleşmenin «ifa» edileceği yönünde haklı bir güven yaratmıştır.
2-Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesine» dayalı «cezai şartın» ödenmesi, aksi takdirde bu sözleşme uyarınca ödenen kaporanın ve yine bu sözleşme gereğince yapılan «masrafların» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket pay devri · hisse devri sözleşmesi · pay devri · tasdik kararı · hisse devri · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «limited şirketlerde pay devri» usulünün düzenlendiği 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca, pay devri hakkındaki mukavelenin yazılı şekilde yapılmasının ve imzaların noterce «tasdik» ettirilmiş olmasının gerektiği, aksi halde sözleşmenin ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin de anılan şekle uyulmadığından «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmede» kararlaştırılmış olan «cezai şart» hükmünün de geçersiz bulunduğu, davacının sadece geçersiz sözleşme uyarınca vermiş olduğu ve dava tarihi itibariyle henüz davacıya iade edilmemiş şeylerin iadesini «sebepsiz zenginleşme» hükümlerince talep edebileceği, sözleşme kapsamında ödenen «kapora» ve 38.500 TL değerindeki araç bedelinin dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, diğer aracın usulünce devredilmediği, davacının devir bedelini ödemek için banka kredisi aldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davacının aldığı «teminat mektubunun» süreli olduğu ve süresinde nakde çevrilmediği, teminat mektubu alınması nedeniyle davacının zarara uğramadığı, talep olunan diğer maddi zarar kalemlerinin yeterince açık olmadığı ve bunların isbatına yönelik delil sunulmadığı, davacı taraf 22.09.2011 tarihli dilekçe ile davasını «ıslah» etmiş ise de davacının talebini daralttığı kalemler yönünden davasından «feragat» ettiğinin kabul edildiği ve bu kapsamda taleplerinin değerlendirildiği, tapu «harç» «masrafı» olarak talep edilen 3.500,00 TL için de harç yatırılmadığı gibi iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle kapora bedeli ile 38.500 TL bedelli araca yönelik talepler konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu işlemin tarihi itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesinde «limited şirket» hisselerinin ne şekilde devredileceği düzenlenmiş olup anılan maddenin «son» fıkrasına göre, «pay devrine» ilişkin sözleşme yazılı şekilde yapılmadıkça ve imzalar noterce «tasdik» edilmedikçe taraflar arasında dahi hüküm ifade etmemektedir.
Taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmedeki imzalar noter tarafından «tasdik» edilmediğinden ortada geçerli bir «hisse devri sözleşmesi» bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7932 E. 2018/2283 K.
Ortak:kapora
İncelediğiniz karardaMahkemece, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin şekle uyulmadığından «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmede» kararlaştırılmış olan «cezai şart» hükmünün de geçersiz bulunduğu, davacının sadece geçersiz sözleşme uyarınca vermiş olduğu ve dava tarihi itibariyle henüz davacıya iade edilmemiş şeylerin iadesini «sebepsiz zenginleşme» hükümlerince talep edebileceği, sözleşme kapsamında ödenen «kapora» ve 38.500 TL değerindeki araç bedelinin dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, diğer aracın usulünce devredilmediği, davacının devir bedelini ödemek için banka kredisi aldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davacının aldığı «teminat mektubunun» süreli olduğu ve süresinde nakde çevrilmediği, teminat mektubu alınması nedeniyle davacının zarara uğramadığı, talep olunan diğer maddi zarar kalemlerinin yeterince açık olmadığı ve bunların isbatına yönelik delil sunulmadığı, davacı taraf 22.09.2011 tarihli dilekçe ile davasını «ıslah» etmiş ise de davacının talebini daralttığı kalemler yönünden davasından «feragat» ettiğinin kabul edildiği ve bu kapsamda taleplerinin değerlendirildiği, tapu «harç» «masrafı» olarak talep edilen 3.500 TL için de harç yatırılmadığı gibi iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle kapora bedeli ile 38.500 TL bedelli araca yönelik talepler konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», diğer taleplerin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.01.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Benzer bu kararda… , iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılan işyeri devir sözleşmesi kapsamında tarafların 60.000,00 TL karşılığında 05.05.2014 tarihinde «teslim» edilmek üzere işyerinin devri hususunda 04.03.2014 tarihinde anlaştıkları, anlaşma kapsamında aynı tarihte davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya 5.000,00 TL «kapora» verildiği, kapora ödemesinin akdin kurulduğuna delil olmak üzere verilmiş sayılacağı, taraflar arasındaki sözleşme bozulduğunda ve davalı tarafında herhangi bir zararı bulunmadığı takdirde kaporanın iadesi gerektiği, davalı-karşı davacının herhangi bir zararının olduğu hususunun ispat edilemediği, davacı-karşı davalının takipten önce davalı-karşı davacıyı «temerrüde» düşürmediği için icra takibinde «işlemiş faiz» talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının «icra takibine itirazının» 5.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · temerrüt · teslim
Benzer bu kararda… , iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılan işyeri devir sözleşmesi kapsamında tarafların 60.000,00 TL karşılığında 05.05.2014 tarihinde «teslim» edilmek üzere işyerinin devri hususunda 04.03.2014 tarihinde anlaştıkları, anlaşma kapsamında aynı tarihte davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya 5.000,00 TL «kapora» verildiği, kapora ödemesinin akdin kurulduğuna delil olmak üzere verilmiş sayılacağı, taraflar arasındaki sözleşme bozulduğunda ve davalı tarafında herhangi bir zararı bulunmadığı takdirde kaporanın iadesi gerektiği, davalı-karşı davacının herhangi bir zararının olduğu hususunun ispat edilemediği, davacı-karşı davalının takipten önce davalı-karşı davacıyı «temerrüde» düşürmediği için icra takibinde «işlemiş faiz» talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının «icra takibine itirazının» 5.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8630 E. 2012/13334 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5052 E. 2024/1274 K.
Ortak:kapora · müspet zarar · geçersiz sözleşme · cezai şart · ifa · geçersizlik · harç · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaMahkemece, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin şekle uyulmadığından «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmede» kararlaştırılmış olan «cezai şart» hükmünün de geçersiz bulunduğu, davacının sadece geçersiz sözleşme uyarınca vermiş olduğu ve dava tarihi itibariyle henüz davacıya iade edilmemiş şeylerin iadesini «sebepsiz zenginleşme» hükümlerince talep edebileceği, sözleşme kapsamında ödenen «kapora» ve 38.500 TL değerindeki araç bedelinin dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, diğer aracın usulünce devredilmediği, davacının devir bedelini ödemek için banka kredisi aldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davacının aldığı «teminat mektubunun» süreli olduğu ve süresinde nakde çevrilmediği, teminat mektubu alınması nedeniyle davacının zarara uğramadığı, talep olunan diğer maddi zarar kalemlerinin yeterince açık olmadığı ve bunların isbatına yönelik delil sunulmadığı, davacı taraf 22.09.2011 tarihli dilekçe ile davasını «ıslah» etmiş ise de davacının talebini daralttığı kalemler yönünden davasından «feragat» ettiğinin kabul edildiği ve bu kapsamda taleplerinin değerlendirildiği, tapu «harç» «masrafı» olarak talep edilen 3.500 TL için de harç yatırılmadığı gibi iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle kapora bedeli ile 38.500 TL bedelli araca yönelik talepler konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», diğer taleplerin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.01.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Dairemizin 23.1.2013 gün ve 2012/1126-2013/1500 sayılı bozma ilamında “Geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak «ifa» istenemeyeceği gibi bu sözleşmeden kaynaklanan menfi-«müspet zarar» ya da «cezai şartın» talep edilmesi de mümkün değildir.
2- Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesine» dayalı «cezai şartın» ödenmesi, aksi takdirde bu sözleşme uyarınca ödenen bedellerin ve yine bu sözleşme gereğince yapılan «masrafların» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin aynı zamanda akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazında devrini amaçladığından «resmi şekilde» yapılmadığından geçerli bir sözleşme olmadığını, taşınmaz satış vaadinin geçerli olabilmesi için noter ya da Tapu Sicil Müdürlüğünden yapılması gerektiğini, «geçersiz sözleşmenin» hak doğurmayacağını, tarafların aldıklarını iade ile yükümlü olduklarını, davalı yanca da kaporanın iade edildiğini, «ifa» edilmesi gereken bir sözleşmenin olmadığını, tarafların mutabık kalıp sonradan nihai sözleşme imzalamadıklarını, adi kağıda yazılmış geçersiz sözleşme ile tarafların ömür boyu bağlı kalamayacaklarını, niyet sözleşmesinde «sözleşmenin feshi» durumunda «cezai şart» öngörülmediğini, geçersiz sözleşmede öngörülmeyen cezai şartın dava yolu ile istenemeyeceğini, davacının şirket olduğunu ve krediyi hangi amaç için çektiğinin bilinemeyeceğini, davalıya ait akaryakıt istasyonu ve taşınmazın «teminat» olarak gösterilmediğini, iyi niyetle ruhsat işlemlerine başlandığını, sürecin elde olmayan nedenlerden dolayı uzadığını, sözleşmeyi nihai sözleşmeye çevirmenin ken …
A.Ş. isimli şirket kurulduğu, şirket için davacının «masraflar» yaptığı, bu masrafların «menfi zarar» kapsamında değerlendirilebileceği, davacı şirketin sözleşmenin «ifa» edileceğine güvenerek banka kredisi kullandığını iddia etmiş ise de; bu kredinin ... şirket için kullanıldığına dair somut açık bir şekilde irtibat kurulamadığı, kullanılan kredinin 1.500.000,00 TL'sinin şirket ortağı Hanif Pehlivanoğlu'na «havale» edilip aylık faiz geliri elde edildiği, davanın açılmasında ve aşamalarda davacının daha çok menfi tazminat talebi üzerinde durduğu, bu yönde ... deliller «ibraz» ettiği, «son» celsede açıklatıldığı üzere de menfi tazminat talebinden vazgeçtiklerini ve «müspet zarar» taleplerinin bulunduğunu «ikrar» ettiği, müspet zarar ile ilgili ileri sürülen olgunun dava konusu istasyon açılsaydı onun karşısında yer ... kendisine ait diğer benzin istasyonu için Shell'den daha fazla katılım «payı» alabileceği hususu olduğu, ancak bu konuda da dosyaya somut bir delil sunulmadığı gibi varsayımlara dayandırılan bu zarar iddiasının mevcut durumda kabul edilemeyeceği, ayrıca tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığı için hukuken «geçersiz» olacağı, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflara hak ve borç doğurmadığı, tarafların verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebileceği, davalı satıcının almış olduğu 100.000,00 TL kaporayı da davacıya iade ettiği, davacı vekili 4.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu beyan etmiş ise de manevi tazminata hükmedebilmek için davacı şirketin «ticari itibarının» davalının eylemleri sonucunda zedelenmesi gerektiği, taraflar arasında 03.02.2014 tarihinde akdedilen sözleşmenin esasında taraflar arasında satış «ara» sözleşmesi olarak kabul edildiği, davalı tarafın bu sözleşmeye uymamasının davacının ticari itibarını sarsmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… tasyonunun işletmesinin müvekkili şirkete satılacağını, satımın gerçekleşme şeklinin ise davalı şirket ortaklarının unvanı müvekkil şirket tarafından belirlenmek ve «masrafları» müvekkili şirket tarafından karşılanmak suretiyle ... bir şirket kurmaları ve kurulan bu şirkete sözleşmeye konu taşınmazın üzerinde kain «işletmenin devrini» gerçekleştirerek şirketin tüm paylarını müvekkili şirkete devretmeleri şeklinde gerçekleşeceğini, müvekkili şirket tarafından yapılan sözleşme uyarınca davalı şirkete 100.000,00 TL «kapora» ödendiğini, bakiye bedel olan 3.400.000,00 TL'nin ise ... kurulan şirket hisselerinin müvekkili şirkete devri sonrasında ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşme edimleri gereği ... kurulacak şirketin masraflarını karşıladığını, ancak buna karşılık davalı şirketin edimlerini yerine getirmediğini, ancak davalının ruhsat alınamamasından kaynaklanan bürokratik engeller nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini belirttiğini, kaporanın iade edildiğini, dava konusu taşınmaza daha önceden ruhsat alınabildiğini, ruhsat alınması koşullarına riayet edildiğinde yeniden bu kurulan şirkete ruhsat alınmasının mümkün olabileceğini, davalının bu hususta ileri sürdüğü bürokratik sebeplerin anlaşılamadığını, ayrıca ruhsat alım işlemlerinde uygunluğu sağlamak ruhsat talebinde bulunan şirketin elinde olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme gereği, 36 ay eşit taksitli 3.500.000,00 TL tutarında kredi aldığını, söz konusu kredinin geri ödemesinin 4.160.492,00 TL olup bugüne kadar kredinin 6 taksitinin ödemesinin gerçekleştiğini, ruhsat alımı için 31.656,89 TL masraf yaptığını, davalı tarafın haksız şekilde sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek taraflar arasında akdedilen 03.02.2014 tarihli «satış sözleşmesinin» aynen ifasına, bunun mümkün olmaması halinde müvekkili şirketin karşı yan tarafından sözleşme gereği edimin yerine getirilmemesi dolayısıyla oluşan tüm menfi ve müspet zararları ile maddi ve manevi tazminat talepleri için şimdilik 10.000,00 TL fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak «kaydı» ile bedelin zarar tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi harç · menfi zarar · işletme devri · intifa hakkı · resmi şekil · sözleşmenin ihlali · yoksun kalınan kâr · ticari itibar
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının Shell'den daha fazla bir intifa (katılım) bedeli talebi gelince «kötüniyetli» olarak yeri «teslim» etmediğini, sözleşme konusu akaryakıt istasyonunun karşısındaki akaryakıt istasyonunun müvekkili şirkete ait olduğunu, kendi istasyonunun Shell'e ait olması nedeniyle müvekkili şirketin «intifa hakkı» konusundaki talepleri ve anlaşma zemini Shell tarafından davalı şirkete aktarılınca davalı şirketin bir anda sözleşmeden vazgeçmeye karar verdiğini, yerel mahkeme tarafından olayın tam olarak anlaşılamadığını, çok basit bir alım satım gibi değerlendirildiğini, müvekkili şirketin «kaybının» çok büyük olduğunu, borca aykırı davranış olmasaydı alacaklının «malvarlığının» göstereceği artışın «yoksun kalınan» kâr olarak adlandırıldığını, bu noktada «sözleşmenin ihlali» ile malvarlığında meydana gelecek muhtemel bir artışın engellendiğini, dava konusu olayda sözleşmenin «ifa» edilmemesi hususunda davalının kusurlu olduğunu, yerel mahkeme tarafından buna ilişkin delil sunulmadığı belirtilmekteyse de sözleşme konusu akaryakıt istasyonu hali hazırda ... açılan şirket adı altında işletilmekte olup gelirinin ne olduğu ve müvekkili şirkete devredilseydi elde edilecek gelir ve kârın ne olacağı hususunun yapılacak «bilirkişi incelemesiyle» ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin gayesinin her iki istasyonun da sahibi olarak hem bayiliğini yaptığı Shell'deki sözleşmelerde katılım (intifa) payını arttırmak hem de diğer istasyonun potansiyelinden yararlanarak kâr elde edebilmek olduğunu, ayrıca bütün akaryakıt piyasasının müvekkili şirketin söz konusu istasyonu aldığını bildiğini, bunun yerine getirilmemesinin manevi bir yönünün olmadığının düşünülmesinin hak ve hukuk ile bağdaşmadığını, mahkeme tarafından manevi tazminat taleplerinin reddi yönünde karar verilmesinin usul yasaya ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu, davada alınacak harcın ve hükmedilecek vekâlet ücretinin maktu olması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmes …
A.Ş. isimli şirket kurulduğu, şirket için davacının «masraflar» yaptığı, bu masrafların «menfi zarar» kapsamında değerlendirilebileceği, davacı şirketin sözleşmenin «ifa» edileceğine güvenerek banka kredisi kullandığını iddia etmiş ise de; bu kredinin ... şirket için kullanıldığına dair somut açık bir şekilde irtibat kurulamadığı, kullanılan kredinin 1.500.000,00 TL'sinin şirket ortağı Hanif Pehlivanoğlu'na «havale» edilip aylık faiz geliri elde edildiği, davanın açılmasında ve aşamalarda davacının daha çok menfi tazminat talebi üzerinde durduğu, bu yönde ... deliller «ibraz» ettiği, «son» celsede açıklatıldığı üzere de menfi tazminat talebinden vazgeçtiklerini ve «müspet zarar» taleplerinin bulunduğunu «ikrar» ettiği, müspet zarar ile ilgili ileri sürülen olgunun dava konusu istasyon açılsaydı onun karşısında yer ... kendisine ait diğer benzin istasyonu için Shell'den daha fazla katılım «payı» alabileceği hususu olduğu, ancak bu konuda da dosyaya somut bir delil sunulmadığı gibi varsayımlara dayandırılan bu zarar iddiasının mevcut durumda kabul edilemeyeceği, ayrıca tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığı için hukuken «geçersiz» olacağı, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflara hak ve borç doğurmadığı, tarafların verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebileceği, davalı satıcının almış olduğu 100.000,00 TL kaporayı da davacıya iade ettiği, davacı vekili 4.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu beyan etmiş ise de manevi tazminata hükmedebilmek için davacı şirketin «ticari itibarının» davalının eylemleri sonucunda zedelenmesi gerektiği, taraflar arasında 03.02.2014 tarihinde akdedilen sözleşmenin esasında taraflar arasında satış «ara» sözleşmesi olarak kabul edildiği, davalı tarafın bu sözleşmeye uymamasının davacının ticari itibarını sarsmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… tasyonunun işletmesinin müvekkili şirkete satılacağını, satımın gerçekleşme şeklinin ise davalı şirket ortaklarının unvanı müvekkil şirket tarafından belirlenmek ve «masrafları» müvekkili şirket tarafından karşılanmak suretiyle ... bir şirket kurmaları ve kurulan bu şirkete sözleşmeye konu taşınmazın üzerinde kain «işletmenin devrini» gerçekleştirerek şirketin tüm paylarını müvekkili şirkete devretmeleri şeklinde gerçekleşeceğini, müvekkili şirket tarafından yapılan sözleşme uyarınca davalı şirkete 100.000,00 TL «kapora» ödendiğini, bakiye bedel olan 3.400.000,00 TL'nin ise ... kurulan şirket hisselerinin müvekkili şirkete devri sonrasında ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşme edimleri gereği ... kurulacak şirketin masraflarını karşıladığını, ancak buna karşılık davalı şirketin edimlerini yerine getirmediğini, ancak davalının ruhsat alınamamasından kaynaklanan bürokratik engeller nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini belirttiğini, kaporanın iade edildiğini, dava konusu taşınmaza daha önceden ruhsat alınabildiğini, ruhsat alınması koşullarına riayet edildiğinde yeniden bu kurulan şirkete ruhsat alınmasının mümkün olabileceğini, davalının bu hususta ileri sürdüğü bürokratik sebeplerin anlaşılamadığını, ayrıca ruhsat alım işlemlerinde uygunluğu sağlamak ruhsat talebinde bulunan şirketin elinde olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme gereği, 36 ay eşit taksitli 3.500.000,00 TL tutarında kredi aldığını, söz konusu kredinin geri ödemesinin 4.160.492,00 TL olup bugüne kadar kredinin 6 taksitinin ödemesinin gerçekleştiğini, ruhsat alımı için 31.656,89 TL masraf yaptığını, davalı tarafın haksız şekilde sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek taraflar arasında akdedilen 03.02.2014 tarihli «satış sözleşmesinin» aynen ifasına, bunun mümkün olmaması halinde müvekkili şirketin karşı yan tarafından sözleşme gereği edimin yerine getirilmemesi dolayısıyla oluşan tüm menfi ve müspet zararları ile maddi ve manevi tazminat talepleri için şimdilik 10.000,00 TL fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak «kaydı» ile bedelin zarar tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 15.02.2019 tarihli duruşmada talebini, sözleşmenin aynen ifası, bunun mümkün olmaması durumunda 6.000,00 TL «müspet zarar» ve kâr «kaybı» ile 4.000,00 TL manevi tazminat olarak belirlemiş, «menfi zarar» talebi olmadığını ifade etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6107 E. 2021/3633 K.
Ortak:kapora · cezai şart · ifa
İncelediğiniz karardaMahkemece, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin şekle uyulmadığından «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmede» kararlaştırılmış olan «cezai şart» hükmünün de geçersiz bulunduğu, davacının sadece geçersiz sözleşme uyarınca vermiş olduğu ve dava tarihi itibariyle henüz davacıya iade edilmemiş şeylerin iadesini «sebepsiz zenginleşme» hükümlerince talep edebileceği, sözleşme kapsamında ödenen «kapora» ve 38.500 TL değerindeki araç bedelinin dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, diğer aracın usulünce devredilmediği, davacının devir bedelini ödemek için banka kredisi aldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davacının aldığı «teminat mektubunun» süreli olduğu ve süresinde nakde çevrilmediği, teminat mektubu alınması nedeniyle davacının zarara uğramadığı, talep olunan diğer maddi zarar kalemlerinin yeterince açık olmadığı ve bunların isbatına yönelik delil sunulmadığı, davacı taraf 22.09.2011 tarihli dilekçe ile davasını «ıslah» etmiş ise de davacının talebini daralttığı kalemler yönünden davasından «feragat» ettiğinin kabul edildiği ve bu kapsamda taleplerinin değerlendirildiği, tapu «harç» «masrafı» olarak talep edilen 3.500 TL için de harç yatırılmadığı gibi iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle kapora bedeli ile 38.500 TL bedelli araca yönelik talepler konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», diğer taleplerin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.01.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Dairemizin 23.1.2013 gün ve 2012/1126-2013/1500 sayılı bozma ilamında “Geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak «ifa» istenemeyeceği gibi bu sözleşmeden kaynaklanan menfi-«müspet zarar» ya da «cezai şartın» talep edilmesi de mümkün değildir.
2- Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesine» dayalı «cezai şartın» ödenmesi, aksi takdirde bu sözleşme uyarınca ödenen bedellerin ve yine bu sözleşme gereğince yapılan «masrafların» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda2- Dava; taraflar arasında düzenlenen «hisse devir protokolüne» dayalı «kapora» bedeli ve sözleşmenin «ifa» edilmemesinden kaynaklanan «cezai şart» tutarına vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «protokole» göre hisselerin davacı tarafın protokolün 3. ve 4. maddelerindeki edimlerini «ifa» etmesinden sonra davacıya devredileceği, davacının edimini ifa etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının icra takibinde istediği kalemlerden birisi sözleşmenin 7. maddesinde öngörülen 10.000.- TL «cezai şarta» ilişkin olmakla, kendi edimini sözleşme gereğince öncelikle yerine getirmediğinden davacının cezai şart isteminin reddedilmesi doğrudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma parası · hisse devir protokolü · müddeabih · protokol · asıl alacak
Benzer bu kararda2- Dava; taraflar arasında düzenlenen «hisse devir protokolüne» dayalı «kapora» bedeli ve sözleşmenin «ifa» edilmemesinden kaynaklanan «cezai şart» tutarına vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «protokole» göre hisselerin davacı tarafın protokolün 3. ve 4. maddelerindeki edimlerini «ifa» etmesinden sonra davacıya devredileceği, davacının edimini ifa etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, «müddeabihi» devralan davacı vekili temyiz etmiştir.
Ancak; sözleşmenin imzalanması sırasında yine davacı tarafından 10.000.- TL «kapora» ödenmiş olup, 7. madde de bu ödemenin «cayma parası» olduğu konusunda bir açıklama bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/12259 E. , 2013/17996 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
(KADIKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ)
..
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret (Kadıköy 1. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 27.09.2011 gün ve 2008/10-2011/629 sayılı kararı bozan Daire’nin 23.01.2013 gün ve 2012/1126-2013/1500 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yetkilisi ile davalı şirketin ortakları arasında diğer davalı şirketin hisselerinin ve işlettiği akaryakıt istasyonunun devrine ilişkin olarak ön sözleşme imzalandığını, müvekkillinin bu sözleşmenin ifa edileceğini düşünerek sözleşmede öngörülen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu kapsamda kapora olarak 141.460 TL ödediğini, sözleşme bedeline mahsuben 50.000 TL ve 38.500 TL bedelli iki adet araç teslim ettiğini, davalı şirketin Petrol Ofisi'nden yakıt alabilmesi için müvekkiline ait akaryakıt istasyonu üzerinde, anılan dava dışı şirket lehine intifa ve ipotek tesis ettirdiğini, aynı şirkete 200.000 TL bedelli teminat mektubu verdiğini, ayrıca sözleşme bedelini ödemek için 2.500.000 USD kredi kullandığını, davalı tarafın ise sözleşme gereklerini yerine getirmediğini, sözleşmenin ifası için kendilerine gönderilen ihtarnameye ise taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğundan bahisle cevap verdiklerini, söz konusu sözleşmede satıcı olan davalıların yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde 500.000 TL cezai şart ödeyeceklerinin düzenlendiğini ileri sürerek, 500.000 TL cezai şart, 141.460 TL kapora bedeli, 88.500 TL araç bedeli, 1.000 TL sözleşmenin ifa edileceğine inanılarak yapılan masraf ve 1.000 TL sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklanan zarar olmak üzere toplam 731.960 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 23.09.2011 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek 5.000 TL cezai şartın ödenmesini, bu talep yerinde görülmediği takdirde kapora bedelinin ve 38.500 TL araç bedelinin dava tarihinden sonra ödendiği gözetilerek hüküm kurulmasını, eksik kalan kapora bedelinin ödenmesini, 50.000 TL bedelli aracın kullanılmasından kaynaklanan 10.000 TL'nin ve tapu harç ve masrafları olarak 3.500 TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasında düzenlenen hisse devrine ilişkin protokolün TTK'nın 520. maddesine uygun olmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşmelerin hak ve borç doğurmayacağını, kapora bedeli ile 38.500 TL değerindeki araç bedelinin davacı tarafa ödendiğini, diğer aracın ise usulünce devredilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin şekle uyulmadığından geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmede kararlaştırılmış olan cezai şart hükmünün de geçersiz bulunduğu, davacının sadece geçersiz sözleşme uyarınca vermiş olduğu ve dava tarihi itibariyle henüz davacıya iade edilmemiş şeylerin iadesini sebepsiz zenginleşme hükümlerince talep edebileceği, sözleşme kapsamında ödenen kapora ve 38.500 TL değerindeki araç bedelinin dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, diğer aracın usulünce devredilmediği, davacının devir bedelini ödemek için banka kredisi aldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davacının aldığı teminat mektubunun süreli olduğu ve süresinde nakde çevrilmediği, teminat mektubu alınması nedeniyle davacının zarara uğramadığı, talep olunan diğer maddi zarar kalemlerinin yeterince açık olmadığı ve bunların isbatına yönelik delil sunulmadığı, davacı taraf 22.09.2011 tarihli dilekçe ile davasını ıslah etmiş ise de davacının talebini daralttığı kalemler yönünden davasından feragat ettiğinin kabul edildiği ve bu kapsamda taleplerinin değerlendirildiği, tapu harç masrafı olarak talep edilen 3.500 TL için de harç yatırılmadığı gibi iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle kapora bedeli ile 38.500 TL bedelli araca yönelik talepler konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer taleplerin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.01.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekmiştir.
2- Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesine dayalı cezai şartın ödenmesi, aksi takdirde bu sözleşme uyarınca ödenen bedellerin ve yine bu sözleşme gereğince yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir. Dairemizin 23.1.2013 gün ve 2012/1126-2013/1500 sayılı bozma ilamında “Geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak ifa istenemeyeceği gibi bu sözleşmeden kaynaklanan menfi-müspet zarar ya da cezai şartın talep edilmesi de mümkün değildir. Taraflar ancak sebepsiz mal edinme hükümlerine göre verdiklerini geri isteme hakkına sahiptirler. Ancak, taraflardan biri karşı taraf üzerinde sözleşmenin ifa edileceği konusunda haklı bir güven oluşturmuş ise bu nedenle yapılan masrafların da istenebilmesi mümkündür.
Somut olayda da, davalı taraf geçersiz bulunan sözleşmeye dayalı olarak kaporayı almış, davacının teminat mektubu vermesi ve kendisine ait akaryakıt istasyonu üzerine intifa ve ipotek hakkı tesis ettirmesi üzerine kendisinin verdiği teminat mektubunu geri almış, taşınmazı üzerindeki ipoteğini kaldırmış ve bu şekilde davacı üzerinde sözleşmenin ifa edileceği yönünde haklı bir güven yarattığı” hususu kabul edildiği halde, davacı dava dilekçesinde sözleşme gereğince Petrol Ofisi lehine ipotek tesis edildiği ve bu nedenle teminat mektubu verildiğini belirtmiş olmasına rağmen mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda teminat mektubunun süreli olduğu, sürenin geçtiği ve davacının maddi zarara uğramadığı belirtilmiş ise de, davacı teminat mektubu için komisyon ödediğini belirterek bu nedenle doğan zararının da tazminini istemiştir.
Bu durumda mahkemece davacının bu iddiası üzerinde durularak davacının teminat mektubu için komisyon ödeyip ödemediği araştırılarak davacının bu kalem yönünden de zarara uğrayıp uğramadığının tesbiti ile sonucuna göre karar verilmemesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yönden yaptığı karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.01.2013 gün ve 1126/1500 sayılı bozma kararına bir bent halinde eklenmek suretiyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm ve davacı vekilinin sair karar düzeltme isteğinin HUMK.nun 442.maddesi gereğince REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 23.1.2013 gün ve 2012/1126-2013/1500 sayılı bozma ilamına bir bent halinde eklenmek suretiyle kararın bu nedenle de davacı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalılardan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1032049700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz