Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4606 E. 2010/10589 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tevdi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ internet bankacılığı↗ kusur oranı↗ sahtecilik↗ ispat yükü↗ mahsup↗ alacak davası↗ vade↗ havale↗ taşıyan↗ kusur↗ hasar↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı internet şifresinin ne şekilde ele geçirildiği kesin olarak tespit edilememekle birlikte davacı sahasından üçüncü kişilerce ele geçirilmesi nedeniyle davacının 3/4 oranında, tek kullanımlık şifre gibi önelemleri zorunlu kılmayan davalı bankanın ise 1/4 oranında kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 499,50 TL'nın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davalı vekilinin temyiz istemi bakımından; HUMK'nun, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 21.07.2004 hüküm tarihi itibariyle kesindir. Dava dilekçesinde, 1998,00 TL'nın tahsili istenilmiş, mahkemece, 499,50 TL'nın tahsiline karar verilmiştir. Davalı aleyhine kabul edilen kısım, yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı cihetle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile davacının internet bankacılığında kullandığı kişisel bilgilerini koruyamadığı gerekçesiyle meydana gelen zararda 3/4 oranında kusurlu olarak kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır. Bu itibarla davalının meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu açıktır.
Bu durumda, mahkemece, davacının hesabından çekilen tüm tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2331 E. 2010/8849 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacılara ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5828 E. 2010/11737 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.Esasen bilirkişinin bu konuda davacının kusurlu olduğuna ilişkin görüşüde somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda tarafların %50 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.481,17-YTL'nin kısa vadeli «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6704 E. 2010/12463 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.Esasen bilirkişinin bu konuda davacının kusurlu olduğuna ilişkin görüşüde somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4788 E. 2012/6188 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · havale · Tazminat
İncelediğiniz karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı Banka'ya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile «havale» edilmiş olup, bu durum davalı Banka'yı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı Banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13226 E. 2010/10247 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sadece kendisi tarafından bilinmesi gereken «internet bankacılığında» kullandığı bilgileri saklamayarak 3.kişiler tarafından ele geçirilmesine sebebiyet verdiği, davalı bankanın ise davacının özel - kişisel bilgilerinin kullanılması yolu ile yapılan «bankacılık işlemlerinin» 3.şahıslar tarafından yapılmasını engelleyecek önlemler olmadığı ve davacı hesabında oluşan zarardan dolayı müterafik kusurlu olduğu, tarafların «kusur oranlarının» eşit olduğunu kabulün dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (28.754,95) YTL'nın 17.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle b …
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sadece kendisi tarafından bilinmesi gereken «internet bankacılığında» kullandığı bilgileri saklamayarak 3.kişiler tarafından ele geçirilmesine sebebiyet verdiği, davalı bankanın ise davacının özel - kişisel bilgilerinin kullanılması yolu ile yapılan «bankacılık işlemlerinin» 3.şahıslar tarafından yapılmasını engelleyecek önlemler olmadığı ve davacı hesabında oluşan zarardan dolayı müterafik kusurlu olduğu, tarafların «kusur oranlarının» eşit olduğunu kabulün dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (28.754,95) YTL'nın 17.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle b …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/848 E. 2010/6615 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka bankadaki hesaba EFT yapılmak suretiyle «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konudaki davalının kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri de somut bir delile dayanmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kişisel bilgilerini muhafaza edememesi nedeniyle kusurlu olduğu, davalı bankanın ise «internet bankacılığı» için gerekli ek güvenlik önlemlerini sistemine «dahil» etmemesi nedeniyle %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1960 YTL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14357 E. 2011/6730 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · mahsup · vade · havale · taşıyan · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının %10 «kusuru» oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · kötüniyet · yasal faiz
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı «kötüniyetli» kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen daval …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zararının doğmasında davalı bankanın %90, davacının %10 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.750,00 TL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/269 E. 2011/8552 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · mahsup · vade · havale · taşıyan · kusur
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, bankanın sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · kötüniyet
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı «kötüniyetli» kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen daval …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/4606 E. , 2010/10589 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Şişli 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.10.2008 tarih ve 2007/1040 - 2008/1491 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesabından bilgisi dışında Internet üzerinden ilgisiz kişilere havaleler yapıldığını ileri sürerek, 1.998,00 TL'nın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkiline isnad edilebilecek kusurun bulunmadığnı savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı internet şifresinin ne şekilde ele geçirildiği kesin olarak tespit edilememekle birlikte davacı sahasından üçüncü kişilerce ele geçirilmesi nedeniyle davacının 3/4 oranında, tek kullanımlık şifre gibi önelemleri zorunlu kılmayan davalı bankanın ise 1/4 oranında kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 499,50 TL'nın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davalı vekilinin temyiz istemi bakımından; HUMK'nun, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 21.07.2004 hüküm tarihi itibariyle kesindir. Dava dilekçesinde, 1998,00 TL'nın tahsili istenilmiş, mahkemece, 499,50 TL'nın tahsiline karar verilmiştir. Davalı aleyhine kabul edilen kısım, yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı cihetle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile davacının internet bankacılığında kullandığı kişisel bilgilerini koruyamadığı gerekçesiyle meydana gelen zararda 3/4 oranında kusurlu olarak kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Bu itibarla davalının meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu açıktır.
Bu durumda, mahkemece, davacının hesabından çekilen tüm tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031845800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz