Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13226 E. 2010/10247 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tevdi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ bankacılık işlemi↗ internet bankacılığı↗ kusur oranı↗ sahtecilik↗ ispat yükü↗ mahsup↗ vade↗ havale↗ taşıyan↗ kusur↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sadece kendisi tarafından bilinmesi gereken internet bankacılığında kullandığı bilgileri saklamayarak 3.kişiler tarafından ele geçirilmesine sebebiyet verdiği, davalı bankanın ise davacının özel - kişisel bilgilerinin kullanılması yolu ile yapılan bankacılık işlemlerinin 3.şahıslar tarafından yapılmasını engelleyecek önlemler olmadığı ve davacı hesabında oluşan zarardan dolayı müterafik kusurlu olduğu, tarafların kusur oranlarının eşit olduğunu kabulün dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (28.754,95) YTL'nın 17.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK. 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu doğrultusunda davacının internet bankacılığında kullandığı kişisel bilgilerini koruyamadığı gerekçesiyle meydana gelen dava konusu olayda davacının % 50 oranında kusurlu olduğu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan başka bir hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.Esasen bilirkişinin bu konuda davacının kusurlu olduğuna ilişkin görüşüde somut bir kanıta da dayanmamaktadır. Bu itibarla davalının meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu açıktır.
Bu itibarla, mahkemece, davacının üçüncü kişilerle el ve iş birliği yaparak yada başka şekilde kusurlu davrandığının kanıtlanamaması, davalı banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamaması,etkili güvenlik önlemlerini geliştirmemesi ve bu önlemleri kullanmayı müşterileri için zorunlu hale getirmemesi karşısında davacı hesabından çekilen tüm utarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6704 E. 2010/12463 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sadece kendisi tarafından bilinmesi gereken «internet bankacılığında» kullandığı bilgileri saklamayarak 3.kişiler tarafından ele geçirilmesine sebebiyet verdiği, davalı bankanın ise davacının özel - kişisel bilgilerinin kullanılması yolu ile yapılan «bankacılık işlemlerinin» 3.şahıslar tarafından yapılmasını engelleyecek önlemler olmadığı ve davacı hesabında oluşan zarardan dolayı müterafik kusurlu olduğu, tarafların «kusur oranlarının» eşit olduğunu kabulün dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (28.754,95) YTL'nın 17.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle b …
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.Esasen bilirkişinin bu konuda davacının kusurlu olduğuna ilişkin görüşüde somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5828 E. 2010/11737 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sadece kendisi tarafından bilinmesi gereken «internet bankacılığında» kullandığı bilgileri saklamayarak 3.kişiler tarafından ele geçirilmesine sebebiyet verdiği, davalı bankanın ise davacının özel - kişisel bilgilerinin kullanılması yolu ile yapılan «bankacılık işlemlerinin» 3.şahıslar tarafından yapılmasını engelleyecek önlemler olmadığı ve davacı hesabında oluşan zarardan dolayı müterafik kusurlu olduğu, tarafların «kusur oranlarının» eşit olduğunu kabulün dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (28.754,95) YTL'nın 17.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle b …
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.Esasen bilirkişinin bu konuda davacının kusurlu olduğuna ilişkin görüşüde somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda tarafların %50 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.481,17-YTL'nin kısa vadeli «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2331 E. 2010/8849 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sadece kendisi tarafından bilinmesi gereken «internet bankacılığında» kullandığı bilgileri saklamayarak 3.kişiler tarafından ele geçirilmesine sebebiyet verdiği, davalı bankanın ise davacının özel - kişisel bilgilerinin kullanılması yolu ile yapılan «bankacılık işlemlerinin» 3.şahıslar tarafından yapılmasını engelleyecek önlemler olmadığı ve davacı hesabında oluşan zarardan dolayı müterafik kusurlu olduğu, tarafların «kusur oranlarının» eşit olduğunu kabulün dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (28.754,95) YTL'nın 17.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle b …
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacılara ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan davalı bankadaki başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamış olup, bilirkişilerin bu konuda davacıların kusurlu olduğuna ilişkin görüşleri somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4788 E. 2012/6188 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · havale · Tazminat
İncelediğiniz karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.Esasen bilirkişinin bu konuda davacının kusurlu olduğuna ilişkin görüşüde somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı Banka'ya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile «havale» edilmiş olup, bu durum davalı Banka'yı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı Banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3818 E. 2012/6185 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sadece kendisi tarafından bilinmesi gereken «internet bankacılığında» kullandığı bilgileri saklamayarak 3.kişiler tarafından ele geçirilmesine sebebiyet verdiği, davalı bankanın ise davacının özel - kişisel bilgilerinin kullanılması yolu ile yapılan «bankacılık işlemlerinin» 3.şahıslar tarafından yapılmasını engelleyecek önlemler olmadığı ve davacı hesabında oluşan zarardan dolayı müterafik kusurlu olduğu, tarafların «kusur oranlarının» eşit olduğunu kabulün dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (28.754,95) YTL'nın 17.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle b …
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · yargılama gideri
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamından, olayın meydana gelmesinde davacının şifresinin güvenliğini tam olarak sağlayamadığı, davalının olay tarihinde önerilen «internet bankacılığı» tedbirlerinin zorunlu olmaması sebepleri ile davacı ve davalının eşit oranda kusurlu oldukları gerekçeleri ile davanın kısmen kabulü kısmen reddine, 2.462,50 TL'nin «reeskont faiz» oranı uygulanarak tahsiline karar verilmiştir.
… line karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir 3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin «yargılama giderlerine» ilişkin itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4587 E. 2011/15697 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · havale
İncelediğiniz karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan başka bir hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.Esasen bilirkişinin bu konuda davacının kusurlu olduğuna ilişkin görüşüde somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.Bu itibarla davalının meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu açıktır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5096 E. 2010/11130 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · mahsup · vade · havale · taşıyan · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sadece kendisi tarafından bilinmesi gereken «internet bankacılığında» kullandığı bilgileri saklamayarak 3.kişiler tarafından ele geçirilmesine sebebiyet verdiği, davalı bankanın ise davacının özel - kişisel bilgilerinin kullanılması yolu ile yapılan «bankacılık işlemlerinin» 3.şahıslar tarafından yapılmasını engelleyecek önlemler olmadığı ve davacı hesabında oluşan zarardan dolayı müterafik kusurlu olduğu, tarafların «kusur oranlarının» eşit olduğunu kabulün dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (28.754,95) YTL'nın 17.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle b …
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · maddi tazminat · temerrüt
Benzer bu kararda… üşterileri için zorunlu hale getirmemesi nedeniyle tarafların olayda eşit oranda müterafik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 3.000,00 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalarda sonra somut olaya gelindiğinde davaya konu internet yolu ile yapılan işlemle davacı hesabından «uyuşmazlık konusu» paranın dava dışı kimliği belirli kişi adına «havale» edildiği çekişmesizdir.
Bu durum karşısında, davacının yarı oranında kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, kararın «maddi tazminat» yönünden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14357 E. 2011/6730 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · mahsup · vade · havale · taşıyan · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sadece kendisi tarafından bilinmesi gereken «internet bankacılığında» kullandığı bilgileri saklamayarak 3.kişiler tarafından ele geçirilmesine sebebiyet verdiği, davalı bankanın ise davacının özel - kişisel bilgilerinin kullanılması yolu ile yapılan «bankacılık işlemlerinin» 3.şahıslar tarafından yapılmasını engelleyecek önlemler olmadığı ve davacı hesabında oluşan zarardan dolayı müterafik kusurlu olduğu, tarafların «kusur oranlarının» eşit olduğunu kabulün dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (28.754,95) YTL'nın 17.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle b …
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının %10 «kusuru» oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · kötüniyet · yasal faiz
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı «kötüniyetli» kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen daval …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zararının doğmasında davalı bankanın %90, davacının %10 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.750,00 TL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/13226 E. , 2010/10247 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/03/2008 tarih ve 2006/137-2008/152 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 12.10.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Topkapı Şubesi müşterisi olduğunu, 12.09.2005 tarihinde müvekkilinin portföy hesabı ile Euro hesabından davalı bankanın internet bankacılığı sistemi Teleweb kullanılarak para çekildiğini, davalı bankanın sistemin güvenliğini korumak zorunda olduğunu ileri sürerek ıslahen (57.909.90) YTL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu olayda müvekkili banka bilgisayar sisteminden kaynaklanan bir hata yada aksaklık olmaması nedeniyle müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceğini, davacıya ait bilgisayarın bankanın denetiminde olmaması nedeniyle gerekli güvenlik tedbirlerini almanın davacının sorumluluğunda olduğunu, davanın müvekkili banka internet sitesindeki güvenlik uyarılarına uymuş olması halinde bir zarara uğramasının söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddi ile davanın % 40 tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sadece kendisi tarafından bilinmesi gereken internet bankacılığında kullandığı bilgileri saklamayarak 3.kişiler tarafından ele geçirilmesine sebebiyet verdiği, davalı bankanın ise davacının özel - kişisel bilgilerinin kullanılması yolu ile yapılan bankacılık işlemlerinin 3.şahıslar tarafından yapılmasını engelleyecek önlemler olmadığı ve davacı hesabında oluşan zarardan dolayı müterafik kusurlu olduğu, tarafların kusur oranlarının eşit olduğunu kabulün dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (28.754,95) YTL'nın 17.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK. 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu doğrultusunda davacının internet bankacılığında kullandığı kişisel bilgilerini koruyamadığı gerekçesiyle meydana gelen dava konusu olayda davacının % 50 oranında kusurlu olduğu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan başka bir hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.Esasen bilirkişinin bu konuda davacının kusurlu olduğuna ilişkin görüşüde somut bir kanıta da dayanmamaktadır.
Bu itibarla davalının meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu açıktır.
Bu itibarla, mahkemece, davacının üçüncü kişilerle el ve iş birliği yaparak yada başka şekilde kusurlu davrandığının kanıtlanamaması, davalı banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamaması,etkili güvenlik önlemlerini geliştirmemesi ve bu önlemleri kullanmayı müşterileri için zorunlu hale getirmemesi karşısında davacı hesabından çekilen tüm utarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 1.708,00 TL temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,14.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031739700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz