Kooperatifler kanunu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7326 E. 2010/9878 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kooperatifler kanunu↗ ttk 309/4↗ rayiç değer↗ yönetici sorumluluğu↗ zamanaşımı defi↗ keşif↗ emredici hüküm↗ tebligat↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu satış işlemi 11.07.2000 tarihinde gerçekleşmiş ise de davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları ve bu sıfatları devam ettiği sürece sorumluluklarının da devam ettiği, bu durumda zamanaşımı süresinin görevlerinin sona erdiği 28.06.2002 tarihinden itibaren başladığı, dava tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalılar ... ve ...’un kooperatif ait arsanın satımı ile kooperatife yeni arsa alımı sırasında yaptıkları usulsüzlüklerden dolayı kooperatifi zarara soktukları, diğer davalının da yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle zarardan zincirleme olarak sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 141.000,00 TL’nin 11.07.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile hükmü temyiz eden davalılardan ...’un usulüne uygun olarak yapılan tebligatlara rağmen davaya ve ıslaha yanıt vermediği anlaşıldığından yargılama aşamasında ileri sürmediği zamanaşımı defini temyizde ileri sürmesi mümkün olmadığından anılan davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları ile bu davalının ve hükmü temyiz eden diğer davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kooperatifin geçmiş yöneticileri olan davalıların kooperatifi uğrattıkları zararın tazmini istemine ilişkindir.Hükmü temyiz eden davalılardan ..., davaya yanıtında zamanaşımı definde bulunmuştur.Davaya konu gayrimenkul alım ve satımına ilişkin işlemler 2000 yılında yapılmış, dava ise 04.06.2007 tarihinde açılmış olup, mahkemece davalıların görevlerinin 28.06.2002 tarihli genel kurulda sona ermiş olduğu, bu tarihten itibaren 5 yıl daha sorumluluklarının devam ettiği gerekçesiyle zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.Mahkemece, zamanaşımı definin reddine ilişkin karar kooperatif anasözleşmesinin 48 nci maddesindeki yöneticilerin sorumluluklarının görevden ayrılmayı takip eden 5 yıl daha devam edeceği yönündeki hükme dayalı olarak verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 127 nci maddesinde müruru zaman müddetlerinin mukavele ile tadil olunamayacağı düzenlenmiştir.Kooperatif anasözleşmesi esas olarak kooperatifin amacını, çalışma şeklini, işleyişini, kooperatif ile ortaklar arasındaki ilişkileri düzenleyen ve bütün ortakları bağlayıcı bulunan bir katılım sözleşmesi niteliğinde olduğundan anasözleşmelerin emredici nitelikteki kanun hükümlerine aykırı hususlar içermesi mümkün değildir.Bu durumda anasözleşmenin emredici nitelikteki kanun hükmüne aykırı yöndeki düzenlemesi uygulanamaz.Buna göre ıslah işlemine karşı zamanaşımı defini ileri sürmeyen, bu nedenle kusurlu bulunması halinde ıslaha konu miktarla ilgili olarak sorumluğu devam eden ancak davaya karşı zamanaşımı definde bulunmuş olan davalı ... yönünden Kooperatifler Kanunu 98 nci maddesindeki atıf uyarınca somut olayda uygulanması mümkün zamanaşımı sürelerini düzenleyen TTK’nun 309/son maddesi hükmü uyarınca bir değerlendirme yapılarak anılan madde hükmündeki sürelerin davanın açıldığı 04.06.2007 tarihi itibariyle geçip geçmediğinin irdelenerek sonucuna göre anılan davalının zamanaşımı defi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden hükmü temyiz eden davalılardan ... yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Öte yandan, davalılar kooperatife ait Çankaya’da bulunan taşınmazı 240 milyara sattıklarını açıkça belirtirken kooperatife alınan gayrimenkulun da gerçekte 220 milyara alındığını savunmuşlardır.Davalıların kooperatife ait gayrimenkulu 240 milyara sattıklarına ilişkin beyanlarına karşı davacının bir itirazının olmamasına göre kooperatife ait gayrimenkulun 240 milyara satılmış olduğunun kabulü gerekmektedir.Ancak davalılar satın alınan gayrimenkulun gerçekte 220 milyara alındığını savunmuş olmalarına göre bu konudaki iddialarının doğru olup olmadığına ilişkin tespitin mahkemece gayrimenkul üzerinde yapılacak bir inceleme ile açıklığa kavuşturulması gerekirken satın alınan taşınmazın değerini dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 79.000,00 TL olarak tespit eden rapora itibar edilerek yerinde keşif yapılmadan davalıların kooperatif için satın aldıklarıtaşınmazın bu değerde olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu durumda mahkemece kooperatifçe satın alınan gayrimenkulun satın alındığı tarihteki durumu ve özellikleri de nazara alınarak o tarihteki satım değerinin tespiti amacıyla gayrimenkul üzerinde bilirkişilerin de katılımı ile keşif yapılarak sonucuna göre kooperatife satın alınan gayrimenkulun satın alındığı tarihteki rayiç değerinin tespiti ile davalıların bu yöndeki savunmalarının doğru olup olmadığının denetlenmesi ve sonucuna göre davacı kooperatifin davaya konu gayrimenkul alım ve satımından dolayı uğradığı bir zararın olup olmadığı ve miktarının tayin ve tespiti gerekirken, açıklanan şekilde bir inceleme yapılmadan dosya üzerinde yaptırılan inceleme sonucu satın alınan gayrimenkulun değerinin 79.000,00 YTL olarak kabulü suretiyle davacı kooperatifin uğradığı zararın hesaplanması doğru görülmemiş, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bu nedenle de temyiz eden her iki davalı yararına da bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markaya tecavüzün tespiti ve men'i | Hükmün ilanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/800 E. 2014/8162 K.
Ortak:ıslah · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… yanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile hükmü temyiz eden davalılardan ...’un usulüne uygun olarak yapılan «tebligatlara» rağmen davaya ve «ıslaha» yanıt vermediği anlaşıldığından yargılama aşamasında ileri sürmediği «zamanaşımı» defini temyizde ileri sürmesi mümkün olmadığından anılan davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları ile bu davalının ve hükmü temyiz eden diğer davalı ... …
… yişini, kooperatif ile ortaklar arasındaki ilişkileri düzenleyen ve bütün ortakları bağlayıcı bulunan bir katılım sözleşmesi niteliğinde olduğundan anasözleşmelerin «emredici» nitelikteki kanun hükümlerine aykırı hususlar içermesi mümkün değildir.Bu durumda anasözleşmenin emredici nitelikteki kanun hükmüne aykırı yöndeki düzenlemesi uygulanamaz.Buna göre «ıslah» işlemine karşı «zamanaşımı» defini ileri sürmeyen, bu nedenle kusurlu bulunması halinde ıslaha konu miktarla ilgili olarak sorumluğu devam eden ancak davaya karşı zamanaşımı definde bulunmuş olan davalı ... yönünden Kooperatifler Kanunu 98 nci maddesindeki atıf uyarınca somut olayda uygulanması mümkün zamanaşımı sürelerini düzenleyen TTK’nun 309/«son» maddesi hükmü uyarınca bir değerlendirme yapılarak anılan madde hükmündeki sürelerin davanın açıldığı 04.06.2007 tarihi itibariyle geçip geçmediğinin irdelenerek sonucuna göre anılan davalının «zamanaşımı defi» hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden hükmü temyiz eden davalılardan ... yönünden bozulma …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu satış işlemi 11.07.2000 tarihinde gerçekleşmiş ise de davalıların «yönetim kurulu» üyesi oldukları ve bu sıfatları devam ettiği sürece sorumluluklarının da devam ettiği, bu durumda «zamanaşımı» süresinin görevlerinin sona erdiği 28.06.2002 tarihinden itibaren başladığı, dava tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalılar ... ve ...’un kooperatif …
Benzer bu kararda2- Ancak, davalı taraf, davacının «ıslah» dilekçesiyle talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemine karşı «zamanaşımı» definde bulunduğu halde, mahkemece bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · marka hakkına tecavüz · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «iltibas» yaratacak şekilde davacıya ait markaları kullandığı, eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği, zarar miktarının tam olarak belirlenemediği, Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre zararın hakim tarafından takdir edilebileceği gerekçesiyle, d …
2- Ancak, davalı taraf, davacının «ıslah» dilekçesiyle talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemine karşı «zamanaşımı» definde bulunduğu halde, mahkemece bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.
-
HUMK 440 kapsamına girmeyen karar düzeltme isteminin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18786 E. 2015/5565 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/7326 E. , 2010/9878 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.10.2009 tarih ve 2007/316 - 2009/480 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili kooperatifin eski yönetim kurulu üyeleri olup, bu görevleri sırasında kooperatife ait gayrimenkulu satarak, yeni bir gayrimenkul aldıklarını ancak gayrimenkullerin değerleri arasındaki fark olan 141.000,00 YTL’yi kooperatif hesaplarına intikal ettirmemiş olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla açılan davada 14.100,00 YTL’nin davalılardan faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 09.07.2009 tarihinde yapılan ıslah ile istenilen miktar 156.000,00 YTL’ye çıkarılarak, bu miktarın tahsili istenmiştir.
Davalı ... vekili, davaya konu işlemin 2000 yılında yapılmış olması nedeniyle dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolmuş bulunduğunu, davacının iddia ettiği gibi arsa alım satımından bir fark doğmadığını, arsaların takas edilmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya konu olan alım ve satım işlemlerinin diğer davalılar tarafından gerçekleştirildiğini, kendisinin bu işlemlerde bilgisinin ve imzasının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu satış işlemi 11.07.2000 tarihinde gerçekleşmiş ise de davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları ve bu sıfatları devam ettiği sürece sorumluluklarının da devam ettiği, bu durumda zamanaşımı süresinin görevlerinin sona erdiği 28.06.2002 tarihinden itibaren başladığı, dava tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalılar ... ve ...’un kooperatif ait arsanın satımı ile kooperatife yeni arsa alımı sırasında yaptıkları usulsüzlüklerden dolayı kooperatifi zarara soktukları, diğer davalının da yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle zarardan zincirleme olarak sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 141.000,00 TL’nin 11.07.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile hükmü temyiz eden davalılardan ...’un usulüne uygun olarak yapılan tebligatlara rağmen davaya ve ıslaha yanıt vermediği anlaşıldığından yargılama aşamasında ileri sürmediği zamanaşımı defini temyizde ileri sürmesi mümkün olmadığından anılan davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları ile bu davalının ve hükmü temyiz eden diğer davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kooperatifin geçmiş yöneticileri olan davalıların kooperatifi uğrattıkları zararın tazmini istemine ilişkindir.Hükmü temyiz eden davalılardan ..., davaya yanıtında zamanaşımı definde bulunmuştur.Davaya konu gayrimenkul alım ve satımına ilişkin işlemler 2000 yılında yapılmış, dava ise 04.06.2007 tarihinde açılmış olup, mahkemece davalıların görevlerinin 28.06.2002 tarihli genel kurulda sona ermiş olduğu, bu tarihten itibaren 5 yıl daha sorumluluklarının devam ettiği gerekçesiyle zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.Mahkemece, zamanaşımı definin reddine ilişkin karar kooperatif anasözleşmesinin 48 nci maddesindeki yöneticilerin sorumluluklarının görevden ayrılmayı takip eden 5 yıl daha devam edeceği yönündeki hükme dayalı olarak verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 127 nci maddesinde müruru zaman müddetlerinin mukavele ile tadil olunamayacağı düzenlenmiştir.Kooperatif anasözleşmesi esas olarak kooperatifin amacını, çalışma şeklini, işleyişini, kooperatif ile ortaklar arasındaki ilişkileri düzenleyen ve bütün ortakları bağlayıcı bulunan bir katılım sözleşmesi niteliğinde olduğundan anasözleşmelerin emredici nitelikteki kanun hükümlerine aykırı hususlar içermesi mümkün değildir.Bu durumda anasözleşmenin emredici nitelikteki kanun hükmüne aykırı yöndeki düzenlemesi uygulanamaz.Buna göre ıslah işlemine karşı zamanaşımı defini ileri sürmeyen, bu nedenle kusurlu bulunması halinde ıslaha konu miktarla ilgili olarak sorumluğu devam eden ancak davaya karşı zamanaşımı definde bulunmuş olan davalı ...
yönünden Kooperatifler Kanunu 98 nci maddesindeki atıf uyarınca somut olayda uygulanması mümkün zamanaşımı sürelerini düzenleyen TTK’nun 309/son maddesi hükmü uyarınca bir değerlendirme yapılarak anılan madde hükmündeki sürelerin davanın açıldığı 04.06.2007 tarihi itibariyle geçip geçmediğinin irdelenerek sonucuna göre anılan davalının zamanaşımı defi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden hükmü temyiz eden davalılardan ... yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Öte yandan, davalılar kooperatife ait Çankaya’da bulunan taşınmazı 240 milyara sattıklarını açıkça belirtirken kooperatife alınan gayrimenkulun da gerçekte 220 milyara alındığını savunmuşlardır.Davalıların kooperatife ait gayrimenkulu 240 milyara sattıklarına ilişkin beyanlarına karşı davacının bir itirazının olmamasına göre kooperatife ait gayrimenkulun 240 milyara satılmış olduğunun kabulü gerekmektedir.Ancak davalılar satın alınan gayrimenkulun gerçekte 220 milyara alındığını savunmuş olmalarına göre bu konudaki iddialarının doğru olup olmadığına ilişkin tespitin mahkemece gayrimenkul üzerinde yapılacak bir inceleme ile açıklığa kavuşturulması gerekirken satın alınan taşınmazın değerini dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 79.000,00 TL olarak tespit eden rapora itibar edilerek yerinde keşif yapılmadan davalıların kooperatif için satın aldıklarıtaşınmazın bu değerde olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu durumda mahkemece kooperatifçe satın alınan gayrimenkulun satın alındığı tarihteki durumu ve özellikleri de nazara alınarak o tarihteki satım değerinin tespiti amacıyla gayrimenkul üzerinde bilirkişilerin de katılımı ile keşif yapılarak sonucuna göre kooperatife satın alınan gayrimenkulun satın alındığı tarihteki rayiç değerinin tespiti ile davalıların bu yöndeki savunmalarının doğru olup olmadığının denetlenmesi ve sonucuna göre davacı kooperatifin davaya konu gayrimenkul alım ve satımından dolayı uğradığı bir zararın olup olmadığı ve miktarının tayin ve tespiti gerekirken, açıklanan şekilde bir inceleme yapılmadan dosya üzerinde yaptırılan inceleme sonucu satın alınan gayrimenkulun değerinin 79.000,00 YTL olarak kabulü suretiyle davacı kooperatifin uğradığı zararın hesaplanması doğru görülmemiş, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bu nedenle de temyiz eden her iki davalı yararına da bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmü temyiz eden davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; diğer bentlerde açıklanan nedenlerle anılan davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ise hükmün temyiz eden her iki davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031743300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz