6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3001 E. 2010/9749 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklıktan çıkarılma tebliğ tarihi hak düşürücü süre ek tasfiye eksik inceleme temsil

Atıf yapılan mevzuat: İİK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davacı hakkında tasfiye kurulu tarafından alınan ihraç kararının 05.12.2004 tarihli genel kurul toplantısında onaylandığı, bu durumda davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak genel kurul tarafından alınmış bir kararın da söz konusu olduğu, bu genel kurul kararının davacıya ayrıca tebliğ edilmesi gerektiği, mahkemece, bu kararın tebliğ edilip edilmediğinin belirlenmesi ve tebliğ edilmişse dava açma süresinin bu tebliğ tarihine göre belirlenmesi gerektiği, eğer tebliğ edilmemişse bu durumda dava açma süresinin hiç başlamadığının kabulü ile uyuşmazlığın esasına girilerek, davacı hakkında alınan ihraç kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, anılan genel kurul kararının davacıya tebliğ edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.

Dava, kooperatif ortağı olan davacının ihracına ilişkin verilen kararın iptali istemine ilişkindir.

Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere Dairemizin bozma ilamında davacı hakkında tasfiye kurulu tarafından verilen ihraç kararının 5.12.2004 tarihli genel kurulda oylanarak onaylanmış olduğu, bu kararın davacıya tebliğ edilip edilmediğinin belirlenmesi ve şayet tebliğ edilmiş ise dava açma süresinin bu tebliğ tarihine göre belirlenmesi, eğer tebliğ edilmemişse bu durumda dava açma süresinin hiç başlamadığının kabulü ile uyuşmazlığın esasına girilmesi ve davacı hakkında alınan ihraç kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece anılan genel kurul kararının davacıya tebliğ edilmediği belirlenerek sırf bu nedenle ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.

Oysa, davacının ihracının onaylandığı genel kurul kararının davacıya tebliğ edilmemesi dava açma süresi bakımından önemli olup, verilen kararın yasal olmadığı anlamına gelmez. Bu itibarla, mahkemece, davanın yasal sürede açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek, ihraç kararına dayanak ihtarların usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediğinin ve istenen borcun gerçek borcu yansıtıp yansıtmadığının ve buna göre verilen ihraç kararının yerinde olup olmadığının belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı yorum ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5084 E. 2010/11477 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kooperatif

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2388 E. 2010/3020 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/3001 E.  ,  2010/9749 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.11.2008 tarih ve 2008/388-2008/566 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı, davalı kooperatifin ortağı iken tasfiye kurulu kararı ile üyeliğinin feshine karar verildiğini, oysa tasfiye kurulunun ihraç kararı veremeyeceğini, bu nedenle anılan kararın yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, kendisine tahsis edilen bağımsız bölümün mülkiyetinin ve üyeliğinin tespitine ve ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı temsilcisi, davacının üç aylık süre içinde dava açmaması nedeniyle kararın kesinleşmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davacı hakkında tasfiye kurulu tarafından alınan ihraç kararının 05.12.2004 tarihli genel kurul toplantısında onaylandığı, bu durumda davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak genel kurul tarafından alınmış bir kararın da söz konusu olduğu, bu genel kurul kararının davacıya ayrıca tebliğ edilmesi gerektiği, mahkemece, bu kararın tebliğ edilip edilmediğinin belirlenmesi ve tebliğ edilmişse dava açma süresinin bu tebliğ tarihine göre belirlenmesi gerektiği, eğer tebliğ edilmemişse bu durumda dava açma süresinin hiç başlamadığının kabulü ile uyuşmazlığın esasına girilerek, davacı hakkında alınan ihraç kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, anılan genel kurul kararının davacıya tebliğ edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.

Dava, kooperatif ortağı olan davacının ihracına ilişkin verilen kararın iptali istemine ilişkindir.

Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere Dairemizin bozma ilamında davacı hakkında tasfiye kurulu tarafından verilen ihraç kararının 5.12.2004 tarihli genel kurulda oylanarak onaylanmış olduğu, bu kararın davacıya tebliğ edilip edilmediğinin belirlenmesi ve şayet tebliğ edilmiş ise dava açma süresinin bu tebliğ tarihine göre belirlenmesi, eğer tebliğ edilmemişse bu durumda dava açma süresinin hiç başlamadığının kabulü ile uyuşmazlığın esasına girilmesi ve davacı hakkında alınan ihraç kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece anılan genel kurul kararının davacıya tebliğ edilmediği belirlenerek sırf bu nedenle ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.

Oysa, davacının ihracının onaylandığı genel kurul kararının davacıya tebliğ edilmemesi dava açma süresi bakımından önemli olup, verilen kararın yasal olmadığı anlamına gelmez. Bu itibarla, mahkemece, davanın yasal sürede açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek, ihraç kararına dayanak ihtarların usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediğinin ve istenen borcun gerçek borcu yansıtıp yansıtmadığının ve buna göre verilen ihraç kararının yerinde olup olmadığının belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı yorum ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030808800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.