Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/358 E. 2011/8632 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari kredi↗ emredici hüküm↗ genel kredi sözleşmesi↗ ihbar↗ kredi sözleşmesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanmış Genel Kredi Sözleşmesi gereği kullanılan Dövize endeksli Ticari Kredinin erken ödenmesi üzerine davacının hesabından erken ödeme ücreti olarak ihbarda bulunmaksızın ücret kesilmesinin Genel Kredi Sözleşmesi’nde düzenlenmiş olduğu, bu düzenlenmenin hukuka ve emredici hukuk kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafından kullanılan kredinin erken ödenmesi nedeniyle haksız olarak kesildiği iddia olunan tutarın tahsiline ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı erken ödeme yapıldığını ve sözleşmeye göre yapılan kesintinin usulüne uygun olduğunu savunmuş, davacı ise erken ödemenin söz konusu olmadığını belirtmiştir. Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi'nde erken ödeme halinde kesinti yapılacağına dair hüküm bulunduğuna göre, uyuşmazlığın hallinde öncelikle bir erken ödeme olup olmadığının ve varsa bunun süresinin, buna göre yapılan kesintinin doğru olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bu durumda, uyuşmazlık bankacılık işleminden kaynaklandığın- dan mahkemece davacıya kullandırılan kredinin süresinin ne olduğu, kredinin ne zaman geri ödendiği ve buna göre kesilen tutarın sözleşmeye uygun olup olmadığının seçilecek bankacı bir bilirkişi vasıtasıyla incelettirilerek, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak tespit olunmak ve neticesine göre karar vermek gerekirken, bankacılık alanında ne şekilde uzman olduğu anlaşılmayan avukat bilirkişiden alınan ve yukarıdaki hususları içermeyen bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13790 E. 2012/4749 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu paranın şirket adına davalı tarafından alındığı, buna göre davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, davanın şirkete karşı açılması gerektiği gerekçesiyle davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı, davalının o tarihte «yönetim kurulu» başkanı olduğu şirkete ortak olmak amacıyla para verdiğini, ancak şirkete ortak edilmediğini savunmuş, davalı taraf ise diğer savunmalarının yanı sıra davacının şirket ortağı bulunduğunu savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2838 E. 2014/5104 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket pay devri · pay devri · ticari işletme · usulden reddi · limited şirket · görevsizlik kararı · tacir · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… lı TTK'nın 4. maddesine göre belirlenmesi gerektiği, bu düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın da «tacir» olması ve «ticari işletmeleriyle» ilgili hususlardan doğması gerektiği, TTK'nın 4/2. maddesine göre ise tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğan uyuşmazlıkların ticari dava sayıldığı, taraflarında tacir olmadığının dava dilekçesi içeriği ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, uyuşmazlıkta asliye hukuk mahkemesi «görevli» olup 6100 sayılı HMK’nın 114/1. fıkrası (c) bendine göre görevin dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasında «limited şirket pay devri» yapıldığına ve davacı da bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek işbu davayı açtığına göre, davanın hallinde Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanmak durumundadır.
Zira, uyuşmazlığın çözümünde «pay devrinin» ne şekilde ve hangi koşullarda geçerli olacağı hususları da incelenip değerlendirileceğinden ticari bir uyuşmazlık söz konusudur.
Bu itibarla, mahkemece, uyuşmazlığın esası ile ilgili karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/358 E. , 2011/8632 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Serik 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2009 tarih ve 2008/395 - 2009/313 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı bankadan 28.06.2007 tarihinde 200.000 Euro ticari kredi Kullandığını, 07/09/2007 tarihinde borcu ödediğini, davalı bankanın erken ödeme nedeniyle erken kapama komisyonu adı altında hesabından 3.500 TL para çektiğini ileri sürerek, 3.500 TL’nın avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının 23/05/2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile 200.000 Euro ticari kredi kullandığını, geri ödemenin 12 taksit olarak 3,5 yıl vadeli yapılacağını, davacının 28/06/2007 tarihinde kredi borcunu bankaya ödediğini, Genel Kredi Sözleşme- si'nin 15.6 maddesi gereğince erken kapama komisyonunun tahsil edilmesinin sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanmış Genel Kredi Sözleşmesi gereği kullanılan Dövize endeksli Ticari Kredinin erken ödenmesi üzerine davacının hesabından erken ödeme ücreti olarak ihbarda bulunmaksızın ücret kesilmesinin Genel Kredi Sözleşmesi’nde düzenlenmiş olduğu, bu düzenlenmenin hukuka ve emredici hukuk kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafından kullanılan kredinin erken ödenmesi nedeniyle haksız olarak kesildiği iddia olunan tutarın tahsiline ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı erken ödeme yapıldığını ve sözleşmeye göre yapılan kesintinin usulüne uygun olduğunu savunmuş, davacı ise erken ödemenin söz konusu olmadığını belirtmiştir. Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi'nde erken ödeme halinde kesinti yapılacağına dair hüküm bulunduğuna göre, uyuşmazlığın hallinde öncelikle bir erken ödeme olup olmadığının ve varsa bunun süresinin, buna göre yapılan kesintinin doğru olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bu durumda, uyuşmazlık bankacılık işleminden kaynaklandığın- dan mahkemece davacıya kullandırılan kredinin süresinin ne olduğu, kredinin ne zaman geri ödendiği ve buna göre kesilen tutarın sözleşmeye uygun olup olmadığının seçilecek bankacı bir bilirkişi vasıtasıyla incelettirilerek, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak tespit olunmak ve neticesine göre karar vermek gerekirken, bankacılık alanında ne şekilde uzman olduğu anlaşılmayan avukat bilirkişiden alınan ve yukarıdaki hususları içermeyen bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030304300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz