Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17723 E. 2013/17763 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mazeret↗ hisse senedi↗ derdestlik↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının bir sermaye şirketi olduğu, genel kurullarında karar alınmasına ve ortakların talep etmesine rağmen kar paylarını ödemediği, halen bu konuda çok sayıda derdest dava olduğu, uygulamada dağıtılmayan kâr paylarının şirketin özkaynakları arasında yer aldığı ve sermaye yedeği olarak gözüktüğü, yani dağıtılmayan karların şirketin özvarlığı olduğu ve mülkiyeti kapsamında kaldığı, bu nedenle davalının bu dağıtılmayan karları ortaklarına dağıtabileceği gibi sermayeye de ekleme hakkı bulunduğu, hazinenin dağıtılmayan karları 3 kat fazlası ile talep etmesinin davalı şirketin işletme sermayesini kaybetmesine neden olabileceği, dağıtılmayan karların bir vergi olmadığı gibi hazineyi ilgilendirmediği, 2308 sayılı yasanın özel mütalaa da ifade edildiği üzere şirket mülkiyetine müdahale eden içerik taşıdığı, bu nedenle davacı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava 2308 sayılı Şirketlerin Müruru Zamana Uğrayan Kupon Tahsilat ve Hisse Senedi Bedellerinin Hazine Senedi Bedellerinin Hazineye İntikali Hakkındaki Kanun uyarınca açılmış alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 12.06.1933 tarihinde kabul edilen ve 26.06.1933 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren adı geçen Yasa'nın 1. maddesine göre “Anonim ve limited şirketleriyle sermayesi eshama ayrılmış komandit şirketlerin komanditlere ait hisse senetlerinin ve tahvillerinin kanuni mazeret bulunmaksızın beş senelik müruruzamana uğrayan faiz, temettü ve ikramiye gibi menfaatleriyle bu şirketlerin hisse senetleri ve tahvillerinden bedele inkilap etmiş olanlarının on senelik müruruzamana uğrayan bedelleri Devlete intikal eder.” Yine aynı Yasa'nın 2. maddesine göre “Birinci madde hükmüne riayet etmeyen şirketler vermeye mecbur oldukları parayı üç misli tazminatla birlikte ödemeye mahkum edilirler.” hükümlerini haiz olup, yasa halen yürürlükte bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece anılan yasa hükümleri kapsamında inceleme yapılarak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8217 E. 2012/13409 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yoksun kalınan kâr · haksız eylem · kesin süre · maddi tazminat · kusur · vekalet ücreti · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacıya «kesin süre» verilerek maddi zararlarını açıklanmasının istendiği ancak fiili zararlarını veya «yoksun kalınan» karlarını kanıtlar biçimde herhangi bir delil sunmadığı, davalının «haksız eylemi» neticesinde davacının yaralandığı ve «kusurun» tamamının davalıda bulunduğu gerekçesiyle, 3.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
2-Ancak mahkemece davacının «maddi tazminat» istemi tamamen, manevi tazminat istemi ise kısmen reddedildiği halde reddedilen bu talepler bakımından ayrı ayrı hesaplama yapılarak davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, ne suretiyle belirlendiği anlaşılamayacak şekilde 840 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekir …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/17723 E. , 2013/17763 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.05.2012 tarih ve 2010/636-2012/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının olağan genel kurullarında, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait ticari karının ortaklara dağıtılmasına karar verildiği, ancak dağıtılan kâr payının daha düşük olduğunu, 2308 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre dağıtılmasına karar verilip de dağıtılmayan kâr paylarının 5 yıllık zamanaşımının bitimindan itibaren 3 ay içinde Hazineye intikal ettirilmesi gerekmesine rağmen bu işlemin yapılmadığını, aynı Kanun'un 2. maddesi uyarınca da 1. maddenin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde ilgilinin üç misli tazminat ödemeye mahkum edileceğini ileri sürerek 2000 hesap dönemine ait dağıtımına karar verilip ödenmeyen 915.514,00 TL'nin 03.10.2006 tarihinden itibaren, 2001 hesap dönemine ait dağıtımına karar verilip ödenmeyen 6.462.00 TL'nin 01.03.2008 tarihinden itibaren, 2002 hesap dönemine ait dağıtımına karar verilip ödenmeyen 100.000,00 TL'nin 02.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari gecikme zammı ve yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, ayrıca Kanun'un 2.
maddesi uyarınca 2000 hesap dönemine ait dağıtımına karar verilip ödenmeyen kâr payı için 2.746.542,00 TL, 2001 hesap dönemine ait dağıtımına karar verilip ödenmeyen kâr payı için 19.386,00 TL, 2002 hesap dönemine ait dağıtımına karar verilip ödenmeyen kâr payı için 300.000,00 TL tazminatın davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kâr payı dağıtılımadığı iddiasının doğru olmadığını, her hissedarın doğmuş kâr paylarını talep etme hakkı ve şirketin de bu kar paylarını talep eden ortağa ödeme borcunun devam ettiğini, kâr paylarının ödenmesi talepli açılmış davaların devam ettiğini, davacının dayandığı Kanun'un 26.06.1933 yılında yürürlüğe girdiğini, davaya mesnet yapılan Kanun maddelerinin o tarihte yürürlükte olan 1924 Anayasasının 74'üncü ve halen yürürlükte olan 1982 Anayasası'nın 35'inci maddelerine aykırı olduğunu, bu sebeple Anayasa'ya aykırılık itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının bir sermaye şirketi olduğu, genel kurullarında karar alınmasına ve ortakların talep etmesine rağmen kar paylarını ödemediği, halen bu konuda çok sayıda derdest dava olduğu, uygulamada dağıtılmayan kâr paylarının şirketin özkaynakları arasında yer aldığı ve sermaye yedeği olarak gözüktüğü, yani dağıtılmayan karların şirketin özvarlığı olduğu ve mülkiyeti kapsamında kaldığı, bu nedenle davalının bu dağıtılmayan karları ortaklarına dağıtabileceği gibi sermayeye de ekleme hakkı bulunduğu, hazinenin dağıtılmayan karları 3 kat fazlası ile talep etmesinin davalı şirketin işletme sermayesini kaybetmesine neden olabileceği, dağıtılmayan karların bir vergi olmadığı gibi hazineyi ilgilendirmediği, 2308 sayılı yasanın özel mütalaa da ifade edildiği üzere şirket mülkiyetine müdahale eden içerik taşıdığı, bu nedenle davacı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava 2308 sayılı Şirketlerin Müruru Zamana Uğrayan Kupon Tahsilat ve Hisse Senedi Bedellerinin Hazine Senedi Bedellerinin Hazineye İntikali Hakkındaki Kanun uyarınca açılmış alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
12. 06.1933 tarihinde kabul edilen ve 26.06.1933 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren adı geçen Yasa'nın 1. maddesine göre “Anonim ve limited şirketleriyle sermayesi eshama ayrılmış komandit şirketlerin komanditlere ait hisse senetlerinin ve tahvillerinin kanuni mazeret bulunmaksızın beş senelik müruruzamana uğrayan faiz, temettü ve ikramiye gibi menfaatleriyle bu şirketlerin hisse senetleri ve tahvillerinden bedele inkilap etmiş olanlarının on senelik müruruzamana uğrayan bedelleri Devlete intikal eder.” Yine aynı Yasa'nın 2. maddesine göre “Birinci madde hükmüne riayet etmeyen şirketler vermeye mecbur oldukları parayı üç misli tazminatla birlikte ödemeye mahkum edilirler.” hükümlerini haiz olup, yasa halen yürürlükte bulunmaktadır.
Bu durumda mahkemece anılan yasa hükümleri kapsamında inceleme yapılarak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030287100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz