Vade farkı istenebilmesi için anlaşma veya teamül şartı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6704 E. 2024/2842 K. · · İlk derece: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Vade farkı ancak taraflar arasında bu yönde bir anlaşma ya da yerleşmiş bir uygulama/teamül varsa istenebilir. Cari hesap ilişkisini tasfiye eden sulh ve ibra protokolünde vade farkına ilişkin bir kayıt bulunmuyor ve alacaklı ihtirazi kayıt koymamışsa, sonradan düzenlenen vade farkı faturasına dayanılarak alacak talep edilemez.
Ele alınan sorunlar
Vade farkı alacağının istenebilmesinin koşulları ve ibra protokolünde ihtirazi kayıt konulmamasının etkisi → ret
İddia: Davacı, tarafların tacir olduğunu ve ticari defterlerin kesin delil niteliği taşıdığını, davalının ibranameden sonra düzenlenen faturayı defterlerine işleyerek borcu kabul ettiğini, bilirkişi raporundaki muğlaklıkların giderilmesi için ek rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Vade farkının istenebilmesi için taraflar arasında bu yönde bir anlaşma bulunması veya bu konuda bir uygulama ve teamülün oluştuğuna dair veri bulunması gerekir. Taraflarca imzalı herhangi bir sözleşme bulunmadığı, vade farkının kabul edildiğine ilişkin bir kayıt sunulmadığı ve taraflar arasında vade farkına ait teamül olmadığı gibi; tarafların kabulünde olan sulh ve ibra protokolü ile cari hesaba ilişkin olarak davacı tarafça davalı ibra edilmiş, bu protokolde vade farkına ait bir kayıt yer almadığı gibi davacı, vade farkı alacaklarının da bulunduğuna dair ihtirazi kayıt koymamıştır. Bu itibarla vade farkı talebinde bulunulamaz ve dayanak fatura nedeniyle davacı alacaklı değildir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Vade farkı talebinin anlaşma veya teamül şartına bağlı olması ile ibra protokolünde ihtirazi kayıt konulmamasının alacağı düşürmesi yönünden emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vade farkı↗ cari hesap↗ sulh ve ibra protokolü↗ ihtirazi kayıt↗ teamül↗ itirazın iptali↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13347 E. 2014/20032 K.
Ortak:teamül
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «vade farkının» istenebilmesi için taraflar arasında bir anlaşma bulunması veya bu konuda bir uygulama ve «teamülün» oluştuğuna dair bir veri bulunması gerektiği, taraflarca imzalı herhangi bir sözleşme bulunmadığını, vade farkının kabul edildiğine ilişkin bir kayıt sunulmadığı, tarafların kabulünde olan «sulh» ve «ibra» «protokolünde» cari hesaba ilişkin olarak davacı tarafça davalının ibra edildiği, bu protokol içerisinde de vade farkına ait bir kayıt olmadığı, davacının vade farkı alacaklarının da bulunduğuna dair «ihtirazi kayıt» koymadığı, taraflar arasında vade farkına ait teamül bulunmadığı, bu itibarla davacı yanca vade farkı talebinde bulunulamayacağı, dayanak «fatura» nedeniyle davacının alacaklı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın tahsil ettiği ücretin banka düzenlemeleri ve «teamüllerine» göre haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği, MK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 8.147,50 TL'nin 17.07.2012 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, her ne kadar mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda bu ücretin sözleşmedeki banka düzenlemelerine veya «teamüllerine» göre talep edilen haklı bir ücret olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiş ise de, raporu düzenleyen hukukçu bilirkişinin bankacılık konusunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılamamıştır.
Bu itibarla mahkemece, bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden, davaya konu değerleme ücretinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve «bankacılık teamüllerine» uygun olup olmadığı, uygun olduğunun anlaşılması halinde diğer bankalardan ücret için uyguladıkları oranlar sorulmak suretiyle davalı bankanın uyguladığı değerleme ücretinin fahiş olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünde rapor aldırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · istirdat · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden, davaya konu değerleme ücretinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve «bankacılık teamüllerine» uygun olup olmadığı, uygun olduğunun anlaşılması halinde diğer bankalardan ücret için uyguladıkları oranlar sorulmak suretiyle davalı bankanın uyguladığı değerleme ücretinin fahiş olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünde rapor aldırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, banka tarafından davacının hesabından yapılan kesintinin «istirdatı» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6704 E. , 2024/2842 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1448 Esas, 2022/1183 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/601 E., 2022/86 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından vade farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine davalı yanca haksız şekilde borca ve faize itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından müvekkili aleyhine istanbul 9. İcra Dairesinin 2019/24178 E. sayılı takip dosyası ile cari hesap ilişkiden kaynaklı alacağının tahsili için başlatılan takibe yönelik olarak taraflar arasında düzenlenen sulh ve ibra protokolünde yer alan koşullar doğrultusunda davalının edimini yerine getirdiğini, protokol uyarınca davacının müvekkilini ibra ettiğini, kaldı ki vade farkı faturasının hukuka aykırı olması nedeni ile kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vade farkının istenebilmesi için taraflar arasında bir anlaşma bulunması veya bu konuda bir uygulama ve teamülün oluştuğuna dair bir veri bulunması gerektiği, taraflarca imzalı herhangi bir sözleşme bulunmadığını, vade farkının kabul edildiğine ilişkin bir kayıt sunulmadığı, tarafların kabulünde olan sulh ve ibra protokolünde cari hesaba ilişkin olarak davacı tarafça davalının ibra edildiği, bu protokol içerisinde de vade farkına ait bir kayıt olmadığı, davacının vade farkı alacaklarının da bulunduğuna dair ihtirazi kayıt koymadığı, taraflar arasında vade farkına ait teamül bulunmadığı, bu itibarla davacı yanca vade farkı talebinde bulunulamayacağı, dayanak fatura nedeniyle davacının alacaklı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar tacir olup ticari defterlerin bu anlamda kesin delil niteliği taşıdığını, davalı yanın, müvekkili ibraname sonrası düzenlenen faturayı ticari defterlerine işleyerek borcu kabul ettiğini, Mahkemece bu yön gözetilmeden karar verildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda bulunan kimi muğlaklıkların giderilmesi için ek bir rapor tanzim edilerek sonuca gidilmesi gerektiğini, davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporun eksik ve hatalı yönlerinin bulunduğunu, yapılan protokolde vade farkı alacağına ilişkin bir kayıt bulunmadığından sözedildiğini, bu görüşün isabetli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vade farkı faturası nedeni ile başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029394600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz