6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Imza sirküleri

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13197 E. 2010/8994 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Zamanaşımı
2 yıllık

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza sirküleri ttk 309/4 ibra iyiniyet şirket zararı mahsup yönetim kurulu kararı yetkisizlik kararı kusur cy/cy kaydı vekalet ücreti zamanaşımı temsil e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 309TTK 321

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen asıl ve ek bilirkişi raporuna göre, davalı ...’in anasözleşme ile belirlenen miktar üzerinde 74.575,52 Euro para çektiği, bunun 25.309,47 Euro’sunun şirket kayıtlarında harcama olarak yer aldığı, defterlerde gözükmeyen miktarın 90.245,87 YTL olduğu, bu davalının şirkete borç para verdiği, 69.664,41 YTL mahsup edildiğinde 20.581,46 YTL’den sorumlu olduğu, diğer davalı bankanın davacı şirketin zarara uğramasında %50 müterafik kusurlu ve 10.290,73 YTL ile sorumlu olduğu, zararın ve sorumlunun 31.12.2002 tarihli bilanço ile öğrenilmesi nedeniyle TTK’nun 309 ncu maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece gerekçesinde açıklanmasa da, davacı bankanın, davalı ...’i yönetici olarak seçimindeki kusuru nedeniyle mahkemenin %50 oranında davacı yanı müterafik kusurlu görüp, davalı bankanın sorumlu olduğu miktarın buna göre belirlendiğinin anlaşılmış bulunmasına, ...’in şirkete borç verdiği para ile şirkete ...’in makine aldığının ve şirketin bu makineyi benimsediğinin sabit olmasına, ...’in sorumlu tutulduğu 18.02.2002-26.06.2002 döneminin 28.03.2003 tarihli genel kurulda ibra edilmemek suretiyle davacının bu dönemi dahi benimsemediğinin anlaşılmasına, davanın kısmi red nedenleri farklı olup, davalılara nedenleri ve miktarları farklı olan kısmi red nedeniyle ayrı ayrı vekalet ücreti belirlenip hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, 2 yıllık hukuk zamanaşımı süresinin başlangıcının dava açmaya yetkili genel kurulun öğrenmesine esas olan 31.12.2002 tarihli bilanço olmasına ve ceza ve hukuk zamanaşımı süresinin dolmamış bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı ... vekili ile davalı banka vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, davacı şirket zararının yönetici ve bankadan tazminine ilişkindir.

Davalı banka vekili, asıl ve ek rapora itiraz dilekçesinde sadece müşteri müracaat formuna dayanmış, bu formdan davalı ...’in tek başına para çekebileceğinin anlaşıldığını savunmuş; anasözleşmeye ve imza sirkülerinin hesabın açılışında alındığını ve buna göre tek başına yetkili olan ...’e ödeme yapıldığını ise yanıt dilekçesinde savunmuştur. Davacı vekili, rapora itirazında, anasözleşme ve imza sirkülerini bankaya hesap açılışında verdiklerini, müşteri müracaat formunda bankaya davalı ...’in ve dava dışı murahhas üye ...’in kendilerinin yetkili olduğuna dair talimat verme yetkilerinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Davacının dayandığı ana sözleşme ve imza sirkülerine göre, yönetim kurulu başkanı davalı ... ile dava dışı murahhas üye ... tek seferde 5.000 Euro’ya yılda toplanan 10.000 Euro’yu geçen para çekme işleminde birlikte, bunları aşmayan miktarlar için ...’in tek başına yetkili olduğu belirtildiği halde, müşteri müracaat formunda bu iki temsilcinin imzaladığı talimat ise “Sayın yetkili, ödeme yetkileri aşağıdaki imza sahibi/sahiplerinin herhangi ……si tarafından imzalanmış olmak kaydı ile muteberdir” şeklinde kaleme alınmıştır. Mahkemece, talimatta yazılı anlatımdan, birisinin mi? Yoksa ikisinin mi yetkili olduğunun anlaşılamadığını, açıklık bulunmadığını gerekçesinde açıklamış ve davalı ...’in davacının dayandığı anasözleşme ve imza sirkülerindeki sınırı aşan miktarda tek başına para çektiğini kabul etmiştir. Bilirkişi raporuna göre, ..., her biri tek imza ile toplam 24.575,52 Euro para çekmiştir. Şirket anasözleşmesi ile getirilen sınırlamaya ilişkin bir talimatı anılan temsilcilerin bankaya verip değiştirmeleri yetkisi bulunmamaktadır.

TTK’nun 321/2 nci maddesinde temsil yetkisinin tahdidinin iyiniyet sahibi 3 ncü kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceği öngörülmüş olup, mahkemece anasözleşmenin ve imza sirkülerinin davalı bankaya verilip verilmediği, verilmiş ise davacının iddia ettiği anasözleşme ve imza sirkülerinin verilip verilmediği üzerinde durulmamıştır. Davacı yan belgelerin verildiğini ileri sürmüş ise de, davalı yan asıl ve ek rapora itirazında sadece müşteri müracaat formundaki talimatın verilip, buna göre tek başına yetkili olan ...’e ödeme yapıldığını ısrarla savunmuştur. İş ilişkisi genel şartlarının 21 nci maddesinde, sadece banka defterlerinin delil olacağı kabul edilmiştir. Banka kayıtları bu yönden incelenmemiş olup, temsil yetkisindeki sınırlamanın bankaya ulaşıp ulaşmadığı TTK’nun 321/2 nci maddesi kapsamında tartışılmamıştır. Davacı yan da bunların ulaştırıldığına ilişkin somut bir kanıt getirememiştir. Davalı banka vekilinin yanıt dilekçesinde hesap açılışında aldıklarını anasözleşme ve imza sirkülerinin ...’in tek başına temsile yetkili olduğunu gösterdiğini savunmuş olup, banka kayıtlarındaki anasözleşme ve imza sirkülerinin araştırılması, davacının dayandığı anasözleşme ve imza sirkülerinden farklı olup olmadığı belirlenmelidir. Hükmün bu nedenle davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.

Öte yandan, tek başına yılda toplam 74.575,52 Euro para çektiği kabul edilen ...’in tek başına yılda toplam 10.000 Euro’ya kadar para çekme yetkisi bulunduğuna göre, toplam 10.000 Euro kısmında sorumlu bulunmadığını gözetilmemesi de doğru olmamış, hükmün kabul şekli bakımından davalılar yararına bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

3- Diğer yandan, davalı ... vekili asıl rapora ve ek rapora itirazında, davalı ...’in ...

’ya, ...Suay’a ve kendisine yaptığı ödemelerin işçi alacağı olduğunu, ...’in yönetici olmadığını, ...ve ... yönetici ise de paranın bu ikisine ve genel müdür ve genel müdür yardımcıları sıfatıyla ödendiğini, sigorta kayıtlarının öncelenmesi gerektiğini, bu ödemelerin anasözleşmenin 12 nci maddesinde yönetim kurulu üyelerine kâr dışında herhangi bir nam altında ücret ödenmeyeceğine dair yapılan düzenleme kapsamında olmadığını, bu ödemelerden ...’in sorumlu tutulması görüşünün doğru olmadığını savunduğu halde, bu savunma üzerinde mahkemece durulmamış ve tartışılmamış olup, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Simdiye kadarki kararın yokluğu tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4235 E. 2014/11664 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Simdiye kadarki kararın yokluğu tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4233 E. 2014/11602 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • HUMK 440 kapsamına girmeyen karar düzeltme isteminin reddi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18786 E. 2015/5565 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/13197 E.  ,  2010/8994 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.04.2008 tarih ve 2005/14-2008/263 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.09.2010 gününde davacı avukatı... gelip, davalılar vekilleri tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin ana sözleşmesinin 11 nci maddesi uyarınca şirketi davalılardan ...’in ve dava dışı muvahhas müdür ... ’ın birlikte temsili ve bu kapsamda tek seferde 5.000 Euro’dan, toplamda yılda 10.000 Euro’dan fazla tüm işlemlerde çift imza atılması gerektiği halde davalı ...’in 5.000 Euro’dan fazla miktarda parayı tek başına pek çok kez diğer davalı banka nezdindeki davacı hesabından çektiğini, ...’ın bu paralardan bir kısmını şirket için kullanmışsa da büyük bir kısmını zimmetinde tuttuğunu, başkanın ...’den tek başına yetkili olduğuna dair bir belge istemden ödeme yapmak suretiyle kusurlu davrandığını ve şirket zararından davalıların müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL’nin ıslah dilekçesi ile 80.245,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı Banka vekili, ...’in tek başına temsile yetkili olduğunu, davanın hesabın kapatılmasından 2,5 yıl sonra açılmasının kötüniyeti gösterdiğini, davacının itirazda bulunmayarak benimsendiğini, hesap bakiyesini bilmemesinin mümkün olmadığını, çekilen tutarlardan şirket için harcananlar ile zimmette kalanların şirket kayıtları ile ortaya konulması gerektiğini savunarak, davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili, zimmet ve yetki aşımı iddiasına konu meblağın iade edilmesi gerektiğini, öğrenme tarihi 2002 yılı bilançosunun kapanış tarihi veya hesabın kapandığı 27.06.2002 tarihi olup, bu tarihlerden itibaren bir yıl içinde açılamayan istirdat davasının zamanaşımına uğradığını, hiçbir işlemde yetki aşımı olmadığını, çekilen paraların şirket için kullanıldığını, 2002 yılı bilançosunun kesinleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen asıl ve ek bilirkişi raporuna göre, davalı ...’in anasözleşme ile belirlenen miktar üzerinde 74.575,52 Euro para çektiği, bunun 25.309,47 Euro’sunun şirket kayıtlarında harcama olarak yer aldığı, defterlerde gözükmeyen miktarın 90.245,87 YTL olduğu, bu davalının şirkete borç para verdiği, 69.664,41 YTL mahsup edildiğinde 20.581,46 YTL’den sorumlu olduğu, diğer davalı bankanın davacı şirketin zarara uğramasında %50 müterafik kusurlu ve 10.290,73 YTL ile sorumlu olduğu, zararın ve sorumlunun 31.12.2002 tarihli bilanço ile öğrenilmesi nedeniyle TTK’nun 309 ncu maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece gerekçesinde açıklanmasa da, davacı bankanın, davalı ...’i yönetici olarak seçimindeki kusuru nedeniyle mahkemenin %50 oranında davacı yanı müterafik kusurlu görüp, davalı bankanın sorumlu olduğu miktarın buna göre belirlendiğinin anlaşılmış bulunmasına, ...’in şirkete borç verdiği para ile şirkete ...’in makine aldığının ve şirketin bu makineyi benimsediğinin sabit olmasına, ...’in sorumlu tutulduğu 18.02.2002-26.06.2002 döneminin 28.03.2003 tarihli genel kurulda ibra edilmemek suretiyle davacının bu dönemi dahi benimsemediğinin anlaşılmasına, davanın kısmi red nedenleri farklı olup, davalılara nedenleri ve miktarları farklı olan kısmi red nedeniyle ayrı ayrı vekalet ücreti belirlenip hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, 2 yıllık hukuk zamanaşımı süresinin başlangıcının dava açmaya yetkili genel kurulun öğrenmesine esas olan 31.12.2002 tarihli bilanço olmasına ve ceza ve hukuk zamanaşımı süresinin dolmamış bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı ...

vekili ile davalı banka vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, davacı şirket zararının yönetici ve bankadan tazminine ilişkindir.

Davalı banka vekili, asıl ve ek rapora itiraz dilekçesinde sadece müşteri müracaat formuna dayanmış, bu formdan davalı ...’in tek başına para çekebileceğinin anlaşıldığını savunmuş; anasözleşmeye ve imza sirkülerinin hesabın açılışında alındığını ve buna göre tek başına yetkili olan ...’e ödeme yapıldığını ise yanıt dilekçesinde savunmuştur. Davacı vekili, rapora itirazında, anasözleşme ve imza sirkülerini bankaya hesap açılışında verdiklerini, müşteri müracaat formunda bankaya davalı ...’in ve dava dışı murahhas üye ...’in kendilerinin yetkili olduğuna dair talimat verme yetkilerinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Davacının dayandığı ana sözleşme ve imza sirkülerine göre, yönetim kurulu başkanı davalı ...

ile dava dışı murahhas üye ... tek seferde 5.000 Euro’ya yılda toplanan 10.000 Euro’yu geçen para çekme işleminde birlikte, bunları aşmayan miktarlar için ...’in tek başına yetkili olduğu belirtildiği halde, müşteri müracaat formunda bu iki temsilcinin imzaladığı talimat ise “Sayın yetkili, ödeme yetkileri aşağıdaki imza sahibi/sahiplerinin herhangi ……si tarafından imzalanmış olmak kaydı ile muteberdir” şeklinde kaleme alınmıştır. Mahkemece, talimatta yazılı anlatımdan, birisinin mi? Yoksa ikisinin mi yetkili olduğunun anlaşılamadığını, açıklık bulunmadığını gerekçesinde açıklamış ve davalı ...’in davacının dayandığı anasözleşme ve imza sirkülerindeki sınırı aşan miktarda tek başına para çektiğini kabul etmiştir.

Bilirkişi raporuna göre, ..., her biri tek imza ile toplam 24.575,52 Euro para çekmiştir. Şirket anasözleşmesi ile getirilen sınırlamaya ilişkin bir talimatı anılan temsilcilerin bankaya verip değiştirmeleri yetkisi bulunmamaktadır.

TTK’nun 321/2 nci maddesinde temsil yetkisinin tahdidinin iyiniyet sahibi 3 ncü kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceği öngörülmüş olup, mahkemece anasözleşmenin ve imza sirkülerinin davalı bankaya verilip verilmediği, verilmiş ise davacının iddia ettiği anasözleşme ve imza sirkülerinin verilip verilmediği üzerinde durulmamıştır. Davacı yan belgelerin verildiğini ileri sürmüş ise de, davalı yan asıl ve ek rapora itirazında sadece müşteri müracaat formundaki talimatın verilip, buna göre tek başına yetkili olan ...’e ödeme yapıldığını ısrarla savunmuştur. İş ilişkisi genel şartlarının 21 nci maddesinde, sadece banka defterlerinin delil olacağı kabul edilmiştir. Banka kayıtları bu yönden incelenmemiş olup, temsil yetkisindeki sınırlamanın bankaya ulaşıp ulaşmadığı TTK’nun 321/2 nci maddesi kapsamında tartışılmamıştır.

Davacı yan da bunların ulaştırıldığına ilişkin somut bir kanıt getirememiştir. Davalı banka vekilinin yanıt dilekçesinde hesap açılışında aldıklarını anasözleşme ve imza sirkülerinin ...’in tek başına temsile yetkili olduğunu gösterdiğini savunmuş olup, banka kayıtlarındaki anasözleşme ve imza sirkülerinin araştırılması, davacının dayandığı anasözleşme ve imza sirkülerinden farklı olup olmadığı belirlenmelidir. Hükmün bu nedenle davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.

Öte yandan, tek başına yılda toplam 74.575,52 Euro para çektiği kabul edilen ...’in tek başına yılda toplam 10.000 Euro’ya kadar para çekme yetkisi bulunduğuna göre, toplam 10.000 Euro kısmında sorumlu bulunmadığını gözetilmemesi de doğru olmamış, hükmün kabul şekli bakımından davalılar yararına bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

3- Diğer yandan, davalı ... vekili asıl rapora ve ek rapora itirazında, davalı ...’in ...

’ya, ...Suay’a ve kendisine yaptığı ödemelerin işçi alacağı olduğunu, ...’in yönetici olmadığını, ...ve ... yönetici ise de paranın bu ikisine ve genel müdür ve genel müdür yardımcıları sıfatıyla ödendiğini, sigorta kayıtlarının öncelenmesi gerektiğini, bu ödemelerin anasözleşmenin 12 nci maddesinde yönetim kurulu üyelerine kâr dışında herhangi bir nam altında ücret ödenmeyeceğine dair yapılan düzenleme kapsamında olmadığını, bu ödemelerden ...’in sorumlu tutulması görüşünün doğru olmadığını savunduğu halde, bu savunma üzerinde mahkemece durulmamış ve tartışılmamış olup, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı banka, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, davalı vekilli duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028514300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.