6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Anonim şirket yönetim kurulu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/91 E. 2010/8923 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yönetim kurulu ortaklık sözleşmesi şahsi sorumluluk ba formu hisse senedi pay defteri anonim şirket ortaklık ilişkisi yönetim kurulu kararı eksik inceleme e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · SPK · TTK — TTK 405

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirket ortağı olduğu, TTK' nun 405/2.maddesi gereğince davacı pay sahibinin sermaye olarak verdiğini geri isteyemeyeceği, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektiren bir durum bulunmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.

Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse talep formu imzalatılarak (10.000) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu talep formu davalı ... Mobilya San.A.Ş. unvanını ve davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Takasbank cevabi yazısında da davacının ... Gıda A.Ş.’nde 3 adet, ... Yozgat İhtiyaç Maddeleri Paz. Tic.A.Ş.’nde 130 adet hissesinin mevcut olduğunun bildirilmiştir.

Öte yandan, davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu ... Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerekmektedir.

Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Anonim şirket yönetim kurulu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/760 E. 2010/11998 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Birim fiyat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13252 E. 2010/8327 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Anonim şirket yönetim kurulu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/759 E. 2010/11997 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

5 benzer karar daha
  • Birim fiyat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/83 E. 2010/11256 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/807 E. 2010/11895 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Birim fiyat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13255 E. 2010/9085 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Anonim şirket yönetim kurulu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/753 E. 2010/11686 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık sözleşmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4620 E. 2011/3345 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/91 E.  ,  2010/8923 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2008 tarih ve 2007/161-2008/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 12.680 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin de içinde bulunduğu ... Grubu' nun 1990 yılından itibaren Almanya başta olmak üzere bir çok ülkede yüksek faiz garantisi ve paraların her istendiği an geri çekilebiceği sözü ile binlerce insandan mevduat topladığını, müvekkilinin de bu garantiye inanarak 08.02.1999 tarihinde 10.000 DM yatırdığını, ihtarnameye rağmen davacı parasının davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, müvekkili ile davalı şirket arasında SPK, TTK ve ilgili mevzuat doğrultusunda geçerli bir hisse senedi devri yapılamayacağının tespiti ile davacıdan tahsil edilen döviz karşılığı 9.450,00 TL'nin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, TTK'nun 405/2 ve 329.maddeleri gereğince davacının talepte bulunamayacağını ve ...'a husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirket ortağı olduğu, TTK' nun 405/2.maddesi gereğince davacı pay sahibinin sermaye olarak verdiğini geri isteyemeyeceği, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektiren bir durum bulunmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.

Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse talep formu imzalatılarak (10.000) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu talep formu davalı ... Mobilya San.A.Ş. unvanını ve davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Takasbank cevabi yazısında da davacının ... Gıda A.Ş.’nde 3 adet, ... Yozgat İhtiyaç Maddeleri Paz. Tic.A.Ş.’nde 130 adet hissesinin mevcut olduğunun bildirilmiştir.

Öte yandan, davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu ... Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerekmektedir.

Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028058900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.