6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13215 E. 2011/6645 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi itiraz prim alacağı infazda tereddüt ek prim infaz sigorta poliçesi eksik inceleme

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 388HUMK 428

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı tarafından düzenlendiği iddia edilen sigorta poliçelerinden kaynaklanan prim alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi raporu alınmış ve alınan raporda davacının alacağının dosya içindeki bilgilere göre tesbitinin mümkün olmadığı belirtildiği halde, hiçbir gerekçe yazılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir.

Oysa, HUMK’nun 388. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Yine Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da,HUMK 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.

Temyiz konusu yapılan mahkeme hükmü ise, HUMK 388/3-5. maddesinde belirtilen unsurları ve özellikle gerekçenin ne olduğu ihtiva etmemektedir. Böyle bir karar yasaya aykırı olduğu gibi HUMK 428. maddesine göre, Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından, mahkemece, alınan bilirkişi raporundaki dosyadaki bilgilere göre alacağın tesbitinin mümkün bulunmadığına ilişkin tesbite rağmen hiçbir gerekçe gösterilmeden ve borca kısmi itiraz edilmesine ve davacı tarafından itiraz edilen miktardan daha düşük alacak için itirazın iptalinin istenilmesine rağmen, dava edilen değerin ve mahkemece de kabul edilen miktarın ne olduğu kararda açıkça belirtilmeden infazda tereddüt oluşturulacak şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye bağlı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati haciz kararının kaldırılması 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1389 E. 2015/3200 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13917 E. 2012/20435 K.

    Ortak:İtirazın İptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati tedbir 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10913 E. 2013/16214 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Şirketin İhyası 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4515 E. 2015/6556 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14423 E. 2018/5445 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz itirazı | İhtiyati haciz kararının kaldırılması 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7087 E. 2011/7469 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3663 E. 2011/2179 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İstirdat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1837 E. 2010/7826 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/13215 E.  ,  2011/6645 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2008 tarih ve 2006/1792-2008/437 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Aksigorta AŞ.’nin acentesi olduğunu, davalıya ait işyeri ve araçlar için sigorta poliçeleri düzenlendiğini, prim alacağının tahsili için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve kötüniyetli olarak borca kısmi itiraz ettiğini ileri sürerek, 1.660,27 TL bakımından davalının itirazının iptali ile %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı tarafından düzenlendiği iddia edilen sigorta poliçelerinden kaynaklanan prim alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi raporu alınmış ve alınan raporda davacının alacağının dosya içindeki bilgilere göre tesbitinin mümkün olmadığı belirtildiği halde, hiçbir gerekçe yazılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir.

Oysa, HUMK’nun 388. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Yine Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da,HUMK 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.

Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.

Temyiz konusu yapılan mahkeme hükmü ise, HUMK 388/3-5. maddesinde belirtilen unsurları ve özellikle gerekçenin ne olduğu ihtiva etmemektedir. Böyle bir karar yasaya aykırı olduğu gibi HUMK 428. maddesine göre, Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından, mahkemece, alınan bilirkişi raporundaki dosyadaki bilgilere göre alacağın tesbitinin mümkün bulunmadığına ilişkin tesbite rağmen hiçbir gerekçe gösterilmeden ve borca kısmi itiraz edilmesine ve davacı tarafından itiraz edilen miktardan daha düşük alacak için itirazın iptalinin istenilmesine rağmen, dava edilen değerin ve mahkemece de kabul edilen miktarın ne olduğu kararda açıkça belirtilmeden infazda tereddüt oluşturulacak şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye bağlı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027953500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.