Distribütörlük sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/1660 E. 2010/9104 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
distribütörlük sözleşmesi↗ kişilik haklarının ihlali↗ portföy tazminatı↗ müşteri portföyü↗ zararın ispatı↗ kişilik hakları↗ hakem kararı↗ ara karar↗ basiretli tacir↗ garantörlük↗ fesih↗ ihtar↗ maddi ve manevi tazminat↗ tacir↗ ilan↗ haksız rekabet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sözleşmenin feshinden sonra davalının kendisine ait müşteri portföyünü oluşturan şirketlerle ilişkiye girerek maddi zarara yol açtığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede bunu engelleyen bir hususun bulunmadığı, sözleşme çerçevesinde edinildiğinden hukuka aykırılığın bulunmadığı, kaldıki davacının bu talebinin portföy tazminatı olarak adlandırılacağı ve bunun da hakemde görüldüğünü, sözleşmenin feshinden sonra davalının sattığı malların garanti belgelerinde davacının adının yazdığına dair iddia için ... Müzik Markete yapılan satışın belgesinin sunulduğu ancak bu satışın davalı defterinde yer almadığı gibi davacının bu durumdan zarara uğradığını ispat edemediği, davalının davacının adını kullanmasını gerektiren durum olduğunun da ispat edilemediği, peryodik bir dergiye reklam verilmesinin yıllık yada 6 aylık sözleşme ile olduğunu, fesihten sonra mart ayındaki dergide davacının distribütör olarak yer almasının reklamın sonradan verildiğini göstermediği, davacının bundan zarar gördüğünün de ispat edilemediği, olayda BK’nun 49.maddesinin şartlarının oluşmadığı ve davacının kişilik haklarının ihlal edildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, taraflar arasında 1.5.2001 tarihli ... Ürün Pazarlama Sözleşmesi adı altında distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafından 30.1.2003 tarihli ihtarı ile haksız olarak feshedilmesinden sonra, 2003 yılının ilk 4 ayı boyunca yayınlanan ve tüm toptancı firmalara gönderilen dergilerin tamamına davalının verdiği ilanlarda davacı şirketi distribütör olarak göstermesi ve bu şekilde davacı şirketin sektörde tanınmışlığından istifade ettiği, davacının müşteri portföyünü öğrenildiğinden davacının müşterilerine mal satmaya başlanılması sonucu davacının başka firmaların distribütörlüğünü alsa dahi mal satacak müşterisinin kalmadığı, yine davalının sözleşmeyi feshettiği halde piyasaya sürdüğü malların garanti belgelerinde davacıyı distribütör olarak göstermesi nedeniyle davacının zarara uğradığı iddialarına dayalı olarak açılan, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tesbit edilerek bunların men’ine, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacının zararını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dosya kapsamı ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ve ek bilirkişi raporunda sözleşmenin 30.1.2003 tarihinde feshinden sonra davalı tarafından 2 ay boyunca sektör dergilerinde davacının adını kullanarak reklam yapmaya devam ettiği tartışmasızdır. Özellikle fesih tarihine göre Mart ayında çıkan ilanın haksız rekabet yaratacağı bilirkişi tarafından kabul edilmiş, davalı tarafından da reklamın daha önceden seri olarak verildiğini ispat edemediği gibi davalı, TTK’nun 20.maddesi hükmü uyarınca basiretli bir tacir gibi davranıp bu durumu düzeltmek için girişimde bulunmamıştır. Ayrıca, dosyaya sunulan ARNICA ürünlerinin sözleşmenin feshinden sonraki tarihlerde satışına ait garanti belgesinde davacının distribütör olarak yer aldığı da bilirkişilerce tesbit edilmiştir. Bu itibarla, davalının işbu eylemlerinin mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere TTK’nun 56 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü gerekir. Nitekim davacı da dava dilekçesinde haksız rekabetin tesbiti ve men’ine karar verilmesini talep etmiştir. O halde mahkemece, davalının yukarıda açıklanan eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tesbit ve men’ine karar verilerek, davacının diğer istemlerinin de buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazıl şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Ayrıca, HUMK.281. maddesi uyarınca bilirkişilerin konuyu aralarında görüştükten sonra raporu birlikte düzenlemeleri gerektiği ve ancak muhalefette kalan bilirkişinin ayrı bir rapor verebileceği gözönünde tutulmadan mahkemece 02.05.2006 tarihli ara kararında atanan üçlü bilirkişiden mali müşavir bilirkişinin kanunun bu hükmüne aykırı olarak ayrı rapor vermesi de doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5058 E. 2011/6770 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · portföy tazminatı · müşteri portföyü · kişilik hakları · hakem kararı · garantörlük · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sözleşmenin feshinden sonra davalının kendisine ait «müşteri portföyünü» oluşturan şirketlerle ilişkiye girerek maddi zarara yol açtığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede bunu engelleyen bir hususun bulunmadığı, sözleşme çerçevesinde edinildiğinden hukuka aykırılığın bulunmadığı, kaldıki davacının bu talebinin «portföy tazminatı» olarak adlandırılacağı ve bunun da «hakemde» görüldüğünü, sözleşmenin feshinden sonra davalının sattığı malların «garanti» belgelerinde davacının adının yazdığına dair iddia için ...
Müzik Markete yapılan satışın belgesinin sunulduğu ancak bu satışın davalı «defterinde» yer almadığı gibi davacının bu durumdan zarara uğradığını ispat edemediği, davalının davacının adını kullanmasını gerektiren durum olduğunun da ispat edilemediği, peryodik bir dergiye reklam verilmesinin yıllık yada 6 aylık sözleşme ile olduğunu, fesihten sonra mart ayındaki dergide davacının distribütör olarak yer almasının reklamın sonradan verildiğini göstermediği, davacının bundan zarar gördüğünün de ispat edilemediği, olayda BK’nun 49.maddesinin şartlarının oluşmadığı ve davacının «kişilik haklarının ihlal» edildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ürün Pazarlama Sözleşmesi adı altında «distribütörlük sözleşmesinin» davalı tarafından 30.1.2003 tarihli «ihtarı» ile haksız olarak feshedilmesinden sonra, 2003 yılının ilk 4 ayı boyunca yayınlanan ve tüm toptancı firmalara gönderilen dergilerin tamamına davalının verdiği «ilanlarda» davacı şirketi distribütör olarak göstermesi ve bu şekilde davacı şirketin sektörde tanınmışlığından istifade ettiği, davacının «müşteri portföyünü» öğrenildiğinden davacının müşterilerine mal satmaya başlanılması sonucu davacının başka firmaların distribütörlüğünü alsa dahi mal satacak müşterisinin kalmadığı, yine davalının sözleşmeyi feshettiği halde piyasaya sürdüğü malların «garanti» belgelerinde davacıyı distribütör olarak göstermesi nedeniyle davacının zarara uğradığı iddialarına dayalı olarak açılan, davalının «haksız rekabet» teşkil eden fiillerinin tesbit edilerek bunların men’ine, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından sözleşmenin feshinden sonra davalının kendisine ait «müşteri portföyünü» oluşturan şirketlerle ilişkiye girerek maddi zarara yol açtığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede bunu engelleyen bir hususun bulunmadığı, sözleşme çerçevesinde edinildiğinden hukuka aykırılığın bulunmadığı, kaldıki davacının bu talebinin «portföy tazminatı» olarak adlandırılacağı ve bunun da «hakemde» görüldüğünü, sözleşmenin feshinden sonra davalının sattığı malların «garanti» belgelerinde davacının adının yazdığına dair iddia için Ümraniye Müzik Markete yapılan satışın belgesinin sunulduğu ancak bu satışın davalı «defterinde» yer almadığı gibi davacının bu durumdan zarara uğradığını ispat edemediği, davalının davacının adını kullanmasını gerektiren durum olduğunun da ispat edilemediği, periyodik bir dergiye reklam verilmesinin yıllık yada 6 aylık sözleşme ile olduğunu, fesihten sonra mart ayındaki dergide davacının distribütör olarak yer almasının reklamın sonradan verildiğini göstermediği, davacının bundan zarar gördüğünün de ispat edilemediği, olayda BK’nun 49.maddesinin şartlarının oluşmadığı ve davacının «kişilik haklarının ihlal» edildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2009/160 E, 2010/9104 K sayılı ilamı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3221 E. 2013/20247 K.
Ortak:distribütörlük sözleşmesi · garantörlük · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaÜrün Pazarlama Sözleşmesi adı altında «distribütörlük sözleşmesinin» davalı tarafından 30.1.2003 tarihli «ihtarı» ile haksız olarak feshedilmesinden sonra, 2003 yılının ilk 4 ayı boyunca yayınlanan ve tüm toptancı firmalara gönderilen dergilerin tamamına davalının verdiği «ilanlarda» davacı şirketi distribütör olarak göstermesi ve bu şekilde davacı şirketin sektörde tanınmışlığından istifade ettiği, davacının «müşteri portföyünü» öğrenildiğinden davacının müşterilerine mal satmaya başlanılması sonucu davacının başka firmaların distribütörlüğünü alsa dahi mal satacak müşterisinin kalmadığı, yine davalının sözleşmeyi feshettiği halde piyasaya sürdüğü malların «garanti» belgelerinde davacıyı distribütör olarak göstermesi nedeniyle davacının zarara uğradığı iddialarına dayalı olarak açılan, davalının «haksız rekabet» teşkil eden fiillerinin tesbit edilerek bunların men’ine, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Özellikle «fesih» tarihine göre Mart ayında çıkan «ilanın» «haksız rekabet» yaratacağı bilirkişi tarafından kabul edilmiş, davalı tarafından da reklamın daha önceden seri olarak verildiğini ispat edemediği gibi davalı, TTK’nun 20.maddesi hükmü uyarınca basiretli bir «tacir» gibi davranıp bu durumu düzeltmek için girişimde bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sözleşmenin feshinden sonra davalının kendisine ait «müşteri portföyünü» oluşturan şirketlerle ilişkiye girerek maddi zarara yol açtığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede bunu engelleyen bir hususun bulunmadığı, sözleşme çerçevesinde edinildiğinden hukuka aykırılığın bulunmadığı, kaldıki davacının bu talebinin «portföy tazminatı» olarak adlandırılacağı ve bunun da «hakemde» görüldüğünü, sözleşmenin feshinden sonra davalının sattığı malların «garanti» belgelerinde davacının adının yazdığına dair iddia için ...
Benzer bu kararda2- Dava, «distribütörlük sözleşmesinin» haksız olarak feshedilmesinden sonra davalı tarafından verilen «ilanlarda» davacının halen distribütör olarak gösterildiği ve davacının müşterine davalı tarafından satış yapıldığı ve satılan mallara ilişkin «garanti» belgelerinde davacının distribütör olarak gösterildiği, bu nedenle davacının zarara uğradığı iddiasına dayalı «haksız rekabetin» tesbit ve meni ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde gereği yerine getirilmemi …
Mahkemece yapılması gereken iş, Dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere davalı tarafından sözleşmenin feshinden sonra 2 ay boyunca verilen «ilanlarda» davacının halen davalının distribütörü olarak gösterildiği ve ayrıca davalının satışını yaptığı ürünlerin «garanti» belgelerinde de davacı adının distribütör olarak yer almasının «haksız rekabet» teşkil ettiği, bu iki eylemin davalının satışlarına etki edip etmediği, etti ise bundan dolayı davacının uğradığı zararın belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… davalı tarafından 2 ay boyunca sektör dergilerinde davacının adını kullanarak reklam yapmaya devam etmesinin ve ayrıca sözleşmenin feshinden sonra satılan ürüne ait «garanti» belgesinde davacının distribütör olarak yer almasının «haksız rekabet» teşkil ettiği, bu nedenle davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tesbit ve men’ine karar verilmesi ve diğer istemlerin de buna göre değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne, 699.834,51 TL «maddi tazminatın» «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · maddi tazminat · eksik inceleme · temerrüt
Benzer bu kararda… davalı tarafından 2 ay boyunca sektör dergilerinde davacının adını kullanarak reklam yapmaya devam etmesinin ve ayrıca sözleşmenin feshinden sonra satılan ürüne ait «garanti» belgesinde davacının distribütör olarak yer almasının «haksız rekabet» teşkil ettiği, bu nedenle davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tesbit ve men’ine karar verilmesi ve diğer istemlerin de buna göre değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne, 699.834,51 TL «maddi tazminatın» «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş, Dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere davalı tarafından sözleşmenin feshinden sonra 2 ay boyunca verilen «ilanlarda» davacının halen davalının distribütörü olarak gösterildiği ve ayrıca davalının satışını yaptığı ürünlerin «garanti» belgelerinde de davacı adının distribütör olarak yer almasının «haksız rekabet» teşkil ettiği, bu iki eylemin davalının satışlarına etki edip etmediği, etti ise bundan dolayı davacının uğradığı zararın belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/1660 E. , 2010/9104 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2004/235-2008/316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.09.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 1.5.2001 tarihli ... Ürün Pazarlama Sözleşmesi adı altında distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin davalı tarafından üretilen, ithal edilen malların tek yetkili satıcısı olduğunu, sözleşmenin davalı tarafından 30.1.2003 tarihli ihtarı ile feshedildiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan haklarının takibi için tahkim yoluna gittiğini, davalının müvekkilinin Pazar faaliyetlerinden memnun olmadığını ve markalı ürünlerin pazarlanması faaliyetinin de kendileri tarafından yapılacağını savunduğunu, oysa müvekkilinin piyasada çok tanınmış bir şirket olduğunu, daha önce aldığı distribütörlükleri başarı ile yerine getirdiğini, yine ARNICA markasını ilk defa müvekkilinin tanıttığını ve bu markaya haklı bir itibar kazandırıldığını, bu tanıtım için müvekkilinin ciddi bir para harcadığını, davalı şirketin müvekkili ile olan sözleşmeyi feshetmesine rağmen 2003 yılının ilk 4 ayı boyunca yayınlanan ve tüm toptancı firmalara gönderilen dergilerin tamamına verdikleri ilanlarda müvekkilini distribütör olarak gösterdiğini ve bu şekilde müvekkilinin sektörde tanınmışlığından istifade ettiğini, yine müvekkilinin müşteri portföyünü öğrendiğinden müvekkilinin müşterilerine mal sattığını, bu şekilde müvekkilinin başka firmaların distribütörlüğünü alsa dahi mal satacak müşterisinin kalmadığını, davalının sözleşmeyi feshettiği halde piyasaya sürdüğü malların garanti belgelerinde müvekkilini distribütör olarak gösterdiğini, müvekkiline bu nedenle başvurular olduğunu ve müvekkilinin zor durumda kaldığını, müvekkilinin davalının haksız rekabeti sonucu zarara uğradığını ileri sürerek, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tesbit edilerek bunların men’ine, fazlaya dairtalep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 50.000.000.000 TL maddi ve 10.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, TTK’nun 61.maddesi uyarınca hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile 999.763,60 YTL'nin faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki distribütörlük akdinin sözleşmenin 5.4.4.maddesi uyarınca feshedildiğini, davacının pazarlamada başarılı olamadığını, sözleşmenin yürürlükte olduğu sürede davacının sözleşmenin 5.4.4.maddesinde yer alan şartı yerine getiremediğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin haksız rekabetinin bulunmadığını, davacının aynı iddia ile hakemde de dava açtığını, işbu davanın sonucuna kadar hakemdeki davanın tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sözleşmenin feshinden sonra davalının kendisine ait müşteri portföyünü oluşturan şirketlerle ilişkiye girerek maddi zarara yol açtığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede bunu engelleyen bir hususun bulunmadığı, sözleşme çerçevesinde edinildiğinden hukuka aykırılığın bulunmadığı, kaldıki davacının bu talebinin portföy tazminatı olarak adlandırılacağı ve bunun da hakemde görüldüğünü, sözleşmenin feshinden sonra davalının sattığı malların garanti belgelerinde davacının adının yazdığına dair iddia için ... Müzik Markete yapılan satışın belgesinin sunulduğu ancak bu satışın davalı defterinde yer almadığı gibi davacının bu durumdan zarara uğradığını ispat edemediği, davalının davacının adını kullanmasını gerektiren durum olduğunun da ispat edilemediği, peryodik bir dergiye reklam verilmesinin yıllık yada 6 aylık sözleşme ile olduğunu, fesihten sonra mart ayındaki dergide davacının distribütör olarak yer almasının reklamın sonradan verildiğini göstermediği, davacının bundan zarar gördüğünün de ispat edilemediği, olayda BK’nun 49.maddesinin şartlarının oluşmadığı ve davacının kişilik haklarının ihlal edildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, taraflar arasında 1.5.2001 tarihli ... Ürün Pazarlama Sözleşmesi adı altında distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafından 30.1.2003 tarihli ihtarı ile haksız olarak feshedilmesinden sonra, 2003 yılının ilk 4 ayı boyunca yayınlanan ve tüm toptancı firmalara gönderilen dergilerin tamamına davalının verdiği ilanlarda davacı şirketi distribütör olarak göstermesi ve bu şekilde davacı şirketin sektörde tanınmışlığından istifade ettiği, davacının müşteri portföyünü öğrenildiğinden davacının müşterilerine mal satmaya başlanılması sonucu davacının başka firmaların distribütörlüğünü alsa dahi mal satacak müşterisinin kalmadığı, yine davalının sözleşmeyi feshettiği halde piyasaya sürdüğü malların garanti belgelerinde davacıyı distribütör olarak göstermesi nedeniyle davacının zarara uğradığı iddialarına dayalı olarak açılan, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tesbit edilerek bunların men’ine, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının zararını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dosya kapsamı ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ve ek bilirkişi raporunda sözleşmenin 30.1.2003 tarihinde feshinden sonra davalı tarafından 2 ay boyunca sektör dergilerinde davacının adını kullanarak reklam yapmaya devam ettiği tartışmasızdır. Özellikle fesih tarihine göre Mart ayında çıkan ilanın haksız rekabet yaratacağı bilirkişi tarafından kabul edilmiş, davalı tarafından da reklamın daha önceden seri olarak verildiğini ispat edemediği gibi davalı, TTK’nun 20.maddesi hükmü uyarınca basiretli bir tacir gibi davranıp bu durumu düzeltmek için girişimde bulunmamıştır. Ayrıca, dosyaya sunulan ARNICA ürünlerinin sözleşmenin feshinden sonraki tarihlerde satışına ait garanti belgesinde davacının distribütör olarak yer aldığı da bilirkişilerce tesbit edilmiştir.
Bu itibarla, davalının işbu eylemlerinin mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere TTK’nun 56 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü gerekir. Nitekim davacı da dava dilekçesinde haksız rekabetin tesbiti ve men’ine karar verilmesini talep etmiştir. O halde mahkemece, davalının yukarıda açıklanan eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tesbit ve men’ine karar verilerek, davacının diğer istemlerinin de buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazıl şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Ayrıca, HUMK.281. maddesi uyarınca bilirkişilerin konuyu aralarında görüştükten sonra raporu birlikte düzenlemeleri gerektiği ve ancak muhalefette kalan bilirkişinin ayrı bir rapor verebileceği gözönünde tutulmadan mahkemece 02.05.2006 tarihli ara kararında atanan üçlü bilirkişiden mali müşavir bilirkişinin kanunun bu hükmüne aykırı olarak ayrı rapor vermesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027861100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz