Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13748 E. 2011/6225 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
basiretli tacir↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin, davaya konu malların satıcısı Triumph Adler AG firmasının % 29,9 oranında hissesini satın aldığı, davalının uyuşmazlığa konu ürünleri davacının ortak olduğu firmadan ithal ettiği ve basiretli bir tacir gibi hareket ettiği, uyuşmazlığa konu ürünlerin orijinal olmadığı kabul edilse dahi davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taklit ürünlerin yurtdışından ithali nedeniyle marka hakkına tecavüz hukuki nedenine dayalı marka hakkına yapılan tecavüzün durdurulması, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davalının basiretli bir tacir gibi hareket ettiği ve kusurunun olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, alınan bilirkişi raporunun davacı şirket elemanının görüşüne atıf yapılarak oluşturulduğu, davalı tarafından davaya konu ürünlere ödenen bedelin orijinal ürünün piyasa koşullarındaki rakamlarına yakın olduğu ve davalının ürünleri ithal ettiği şirketin % 29,9 hissesinin davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu hususlar göz önüne alındığında, davaya konu ürünlerin taklit olup olmadığının tereddüte yol açmayacak şekilde tespiti zorunludur. Oysa ki, değinilen raporda bu tereddüt giderilmiş değildir. Bu durumda mahkemece, taklit olduğu iddia edilen ürünlerin orijinal olup olmadığının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınarak oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerektiği gibi, ayrıca TTK.'nun 20. maddesine göre tacir olan davalının ürünlerin taklit olduğunu bilmediği, savunmasının dinlenilmesinin mümkün olmaması karşısında davalının kusurunun olmadığının kabulü de yerinde bulunmadığından yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14379 E. 2011/7113 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz
İncelediğiniz kararda1- Dava, taklit ürünlerin yurtdışından ithali nedeniyle «marka hakkına tecavüz» hukuki nedenine dayalı marka hakkına yapılan tecavüzün durdurulması, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davalının basiretli bir «tacir» gibi hareket ettiği ve kusurunun olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, alınan bilirkişi raporunun davacı şirket elemanının görüşüne atıf yap …
Benzer bu karardaDava, «marka hakkına tecavüz» nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/13748 E. , 2011/6225 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/07/2009 tarih ve 2008/147-2009/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından ithal edilen ve müvekkilinin markasını taşıyan ürünlerin taklit olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından müvekkilinin marka hakkına yapılan tecavüzün durdurulmasına ve giderilmesine, eşyaların sahteliğinin tespitine, imhasına, 5.000 TL manevi tazminata ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin, davaya konu malların satıcısı Triumph Adler AG firmasının % 29,9 oranında hissesini satın aldığı, davalının uyuşmazlığa konu ürünleri davacının ortak olduğu firmadan ithal ettiği ve basiretli bir tacir gibi hareket ettiği, uyuşmazlığa konu ürünlerin orijinal olmadığı kabul edilse dahi davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taklit ürünlerin yurtdışından ithali nedeniyle marka hakkına tecavüz hukuki nedenine dayalı marka hakkına yapılan tecavüzün durdurulması, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davalının basiretli bir tacir gibi hareket ettiği ve kusurunun olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, alınan bilirkişi raporunun davacı şirket elemanının görüşüne atıf yapılarak oluşturulduğu, davalı tarafından davaya konu ürünlere ödenen bedelin orijinal ürünün piyasa koşullarındaki rakamlarına yakın olduğu ve davalının ürünleri ithal ettiği şirketin % 29,9 hissesinin davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu hususlar göz önüne alındığında, davaya konu ürünlerin taklit olup olmadığının tereddüte yol açmayacak şekilde tespiti zorunludur.
Oysa ki, değinilen raporda bu tereddüt giderilmiş değildir. Bu durumda mahkemece, taklit olduğu iddia edilen ürünlerin orijinal olup olmadığının tespiti için yeni bir bilirkişi raporu alınarak oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerektiği gibi, ayrıca TTK.'nun 20. maddesine göre tacir olan davalının ürünlerin taklit olduğunu bilmediği, savunmasının dinlenilmesinin mümkün olmaması karşısında davalının kusurunun olmadığının kabulü de yerinde bulunmadığından yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/05/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027738300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz