Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/2478 E. 2010/8309 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icazet↗ dürüstlük kuralı↗ marka hakkına tecavüz↗ eksik inceleme↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre tarafların baba ve oğul oldukları, davalının markaya tecavüzünün bulunmadığı, soyadının YANTURALI olması nedeniyle bunun kullanılmasının markaya tecavüz teşkil etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tescilli markaya tecavüzün men’i istemine ilişin olup, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacıya ait marka 1989 yılından beri tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Marka tescilinde öncelik ilkesi geçerli olup, davalının bu tescilden önce YANTURALI ibaresini kullandığı hususu da savunulup kanıtlanmadığına göre 556 sayılı KHK’nın 9. ve 61. maddeleri uyarınca davalı eylemi markaya tecavüz teşkil etmektedir. Ayrıca, davalı 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi anlamında üstün hak sahibi olmadığından markaya tecavüze ses çıkarılmaması icazet olarak yorumlanamaz.
Davalı taraf ürettiği sucuklarda YANTURALI ibaresini marka olarak kullanmakta olup, davalı vekili tarafından bu ibarenin davalının soyadı olduğunu ve bunun kullanılmasının yasal olduğu savunulmuştur. Gerçekten de 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi kişi adlarının marka olarak tesciline olanak vermekte, ancak, bunun 12. maddesinde belirtilen "dürüstçe ve ticari veya sanayi konularıyla ilgili olarak kullanılması” koşuluna bağlanmıştır.
556 sayılı KHK’nın 12. madde hükmünün, ticaret ve sanayideki dürüstlük kural ve uygulamalarına aykırı düşmemek koşulu ile kişi adının marka olarak kullanılabileceği anlamına geldiği, böyle bir kullanım ile iltibas yaratılmaya gayret ediliyor veya o şekilde kullanma bir zorunluluk olmadığı halde sırf başkasının markasından yararlanmak amacıyla bu madde hükmü bahane ediliyorsa dürüst bir kullanımdan söz edilemeyeceği doktrinde kabul edilmiştir. (Bkz.Prof.Dr.Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 1999, İstanbul , Sh.415,416)
Somut olayda, davalının, davacının oğlu olması ve bir süre birlikte yaptıkları ticari faaliyeti davalının daha sonra tek başına yapmaya başlaması ve davacı tarafından uzun süredir marka olarak kullanılan YANTURALI ibaresinin sırf davalının soyadı olduğu gerekçesiyle marka olarak kullanımı yukarıda açıklanan 12. madde hükmüne uygun, dürüstçe kullanım olduğundan bahsedilemez.
Bu itibarla, mahkemece davalının davacıya ait tescilli markayı kullanmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin kabulü ile neticesine göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13480 E. 2011/1664 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16634 E. 2014/4273 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/2478 E. , 2010/8309 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.12.2008 tarih ve 2006/392-2008/503 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sucuk imalatı ile uğraştığını ve “... + şekil” ibareli markasının bulunduğunu, davalının da sucuk imalatı ile uğraştığını ve (“AY AY + şekil”) markası bulunduğu halde kendi markasını kullanmayarak “... ET MAMULLERİ” adı altında sucuk üreterek piyasaya sürdüğünü, bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tesbiti ile menini, 1.920,98 YTL maddi ve 4.000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre tarafların baba ve oğul oldukları, davalının markaya tecavüzünün bulunmadığı, soyadının YANTURALI olması nedeniyle bunun kullanılmasının markaya tecavüz teşkil etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tescilli markaya tecavüzün men’i istemine ilişin olup, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacıya ait marka 1989 yılından beri tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Marka tescilinde öncelik ilkesi geçerli olup, davalının bu tescilden önce YANTURALI ibaresini kullandığı hususu da savunulup kanıtlanmadığına göre 556 sayılı KHK’nın 9. ve 61. maddeleri uyarınca davalı eylemi markaya tecavüz teşkil etmektedir. Ayrıca, davalı 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi anlamında üstün hak sahibi olmadığından markaya tecavüze ses çıkarılmaması icazet olarak yorumlanamaz.
Davalı taraf ürettiği sucuklarda YANTURALI ibaresini marka olarak kullanmakta olup, davalı vekili tarafından bu ibarenin davalının soyadı olduğunu ve bunun kullanılmasının yasal olduğu savunulmuştur. Gerçekten de 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi kişi adlarının marka olarak tesciline olanak vermekte, ancak, bunun 12. maddesinde belirtilen "dürüstçe ve ticari veya sanayi konularıyla ilgili olarak kullanılması” koşuluna bağlanmıştır.
556 sayılı KHK’nın 12. madde hükmünün, ticaret ve sanayideki dürüstlük kural ve uygulamalarına aykırı düşmemek koşulu ile kişi adının marka olarak kullanılabileceği anlamına geldiği, böyle bir kullanım ile iltibas yaratılmaya gayret ediliyor veya o şekilde kullanma bir zorunluluk olmadığı halde sırf başkasının markasından yararlanmak amacıyla bu madde hükmü bahane ediliyorsa dürüst bir kullanımdan söz edilemeyeceği doktrinde kabul edilmiştir. (Bkz.Prof.Dr.Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 1999, İstanbul , Sh.415,416)
Somut olayda, davalının, davacının oğlu olması ve bir süre birlikte yaptıkları ticari faaliyeti davalının daha sonra tek başına yapmaya başlaması ve davacı tarafından uzun süredir marka olarak kullanılan YANTURALI ibaresinin sırf davalının soyadı olduğu gerekçesiyle marka olarak kullanımı yukarıda açıklanan 12. madde hükmüne uygun, dürüstçe kullanım olduğundan bahsedilemez.
Bu itibarla, mahkemece davalının davacıya ait tescilli markayı kullanmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin kabulü ile neticesine göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1026311700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz