Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13480 E. 2011/1664 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre tarafların baba ve oğul oldukları, davalının markaya tecavüzünün bulunmadığı, soyadının YANTURALI olması nedeniyle bunun kullanılmasının markaya tecavüz teşkil etmediği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2846 E. 2021/2581 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklif hakkı · yapılandırma protokolü · yazılı delille ispat · teminat senedi · yemin teklifi · kıymetli evrak · yazılı delil · lehtar
Benzer bu karardaMahkemece, davaya konu «bononun» «kıymetli evrakın» tüm zorunlu unsurlarını ihtiva ettiği, bononun «keşideci» tarafından «teminat» olarak verildiğini ve başkalarına «ciro» yolu ile devredilemeyeceğini «yazılı delillerle ispat yükünün» davacıya ait olduğu, taraflar arasında «yapılan protokolün» düzenleme tarihinin takibe konu bononun düzenlenme tarihinden önce olduğu, takibe konu bononun verileceğine ilişkin protokolde herhangi bir ibarenin yer almadığı, senet üzerinde de teminat olarak verildiğine ilişkin kayıt olmadığı, «kambiyo senedinin» «teminat senedi» olduğu ve «bedelsiz» kaldığı yönündeki iddiaların ancak yazılı delillerle ispatlanabileceği, davacının bu yönde «yazılı delili» mevcut olmadığı gibi davalı senet «lehtarı» ile alacaklı arasındaki baba-oğul ilişkisi nedeniyle davacıya «yemin teklifi hakkı» hatırlatıldığı, davacının yemin teklifinde bulunulmayacağını bildirdiği, asıl davanın davalısının alacaklı sıfatı bulunmadığı, birleşen davanın ise kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, alacaklının başlattığı takip nedeniyle «ihtiyati tedbir» kararı verilip «infaz» edilerek davalının alacağına kavuşması engellendiğinden davalı lehine tazminat verilmesine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2478 E. 2010/8309 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icazet · dürüstlük kuralı · marka hakkına tecavüz · eksik inceleme · iltibas
Benzer bu kararda556 sayılı KHK’nın 12. madde hükmünün, ticaret ve sanayideki «dürüstlük kural» ve uygulamalarına aykırı düşmemek koşulu ile kişi adının marka olarak kullanılabileceği anlamına geldiği, böyle bir kullanım ile «iltibas» yaratılmaya gayret ediliyor veya o şekilde kullanma bir zorunluluk olmadığı halde sırf başkasının markasından yararlanmak amacıyla bu madde hükmü bahane ediliyorsa …
Bu itibarla, mahkemece davalının davacıya ait tescilli markayı kullanmasının «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğinin kabulü ile neticesine göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, davalı 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi anlamında üstün hak sahibi olmadığından markaya tecavüze ses çıkarılmaması «icazet» olarak yorumlanamaz.
-
Bağlantı nedeniyle birleştirme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3140 E. 2022/8331 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağlantı nedeniyle birleştirme · alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi · tanık delili · harcın ikmali · yazılı delille ispat · kıymetli evrak · menfi tespit davası · yemin delili
Benzer bu kararda1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/59 Esas sayılı dosyasına, «defterlere», «tanık deliline» dayandığı, tanıkların dinlendiği, somut olayda; tarafların baba-oğul olduğu, «dava konusu» 27.05.2015 tarihli ve 2.700.000,00 TL bedelli senetteki imzanın davacıya ait olduğu konusunda uyuşmazlık olmadığı, asıl davada ve birleşen davada davacı vekili dava konusu senedin «rıza» dışı elden çıktığını ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ileri sürdüğü, bu iddianın «yazılı delillerle ispatı» gerektiği halde yazılı bir delil sunulmadığı, senedi boş olarak imzalayan davacının, sonucunu öngördüğünün ve peşinen kabul etmiş sayıldığının kabulü gerektiği, diğer yandan; tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenmiş ise de; baba-oğul olan taraflar arasında davamızın konusu olan senet düzenlenmiş olmakla artık HMK'nın 203. maddesi gereğince tanık dinletme olanağı bulunmadığı, kaldı ki dinlenen tanık anlatımlarına göre de asıl davanın konusu senedin davacı tarafından, sahibi olduğu benzin istasyonundan kaynaklanan borçlarını ödeyen davalıya bunun karşılığı olarak verildiği, senedin «bedelsiz» olmadığı, davacı tarafın iddialarını yazılı delillerle ispatlayamadığı, «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesi ile, ispatlanamayan asıl davanın reddine, birleşen İzmir 5.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/831-658 E.K. sayılı dava dosyası aradaki fiili ve hukuki «bağlantı nedeniyle birleşen» davanın, «bedelsizlik» hukuki «sebebine» dayalı «menfi tespit davası» olduğu, taraf vekillerinin delil olarak banka kayıtlarına, davacı tarafın borcunun ödenmesine ilişkin belgelere, makbuzlara, ...
780 uyarınca çekin zorunlu unsurlarını taşımadığından, «çek» ve dolayısıyla «kıymetli evrak» niteliğinde de olmadığı, o halde, davacının açtığı davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddi gerektiği halde, dava değerinin belirtilmesi ve «harcın ikmali» için süre verilerek reddinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davanın 1-b-1 esastan reddine ve birleşen davanın kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırı …
Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada «dava konusu» çekte davacının borçlu/«keşideci», davalının «lehtar» olduğu, davacının vekaletname ile işleri yürüttüğü sırada davalıya verdiği çeklerin doldurulduğu ve «bedelsiz» olduğunu iddia ettiği, diğer taraftan davalının davacının ödenen borçları karşılığı bu çekin alındığını savunduğu, mahkemece açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verildiği, senede karşı ileri sürülen her iddianın, bu bağlamda çekin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve bedelsiz olduğu iddiasının HMK'nın 200. maddesine göre «yazılı delille ispatının» gerektiği, eldeki davada davacının iddiasını usulüne uygun delillerle ispat edemediği, bu halde davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı; birleşen davada ise, davacı boş olarak, ancak imzalı elinden çıkan çeklerin fahiş bedeller yazılarak işleme konulması ihtimali ile iadesi için açtığı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiğini ve kararın kaldırılması gerektiğini istinaf konusu yapmış ise de, davacının çeklerin keşidecisi olduğu, keşidecinin boş «çek» yapraklarının kaybettiği iddiası ile iade veya «iptal davası» açamayacağı gibi, nitekim boş çek yapraklarının TTK m.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13480 E. , 2011/1664 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.12.2008 gün ve 2006/392-2008/503 sayılı kararı bozan Daire’nin 13.07.2010 gün ve 2009/2478-2010/8309 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sucuk imalatı ile uğraştığını ve “... + şekil” ibareli markasının bulunduğunu, davalının da sucuk imalatı ile uğraştığını ve (“AY AR + şekil”) markası bulunduğu halde kendi markasını kullanmayarak “... ET MAMULLERİ” adı altında sucuk üreterek piyasaya sürdüğünü, bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tesbiti ile menini, 1.920,98 TL maddi ve 4.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre tarafların baba ve oğul oldukları, davalının markaya tecavüzünün bulunmadığı, soyadının YANTURALI olması nedeniyle bunun kullanılmasının markaya tecavüz teşkil etmediği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 02,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 185.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 15.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1015686300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz