Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4952 E. 2011/6473 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat sözleşmesi↗ ibraname↗ ibra↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı bankaya devredilen Etibank ile davalılar arasındaki mevduat sözleşmesi gereğince banka çalışanlarının eylemlerinden hukuken sorumlu olduğu, ancak davalı vekili tarafından ibraz edilen 01.03.2000 tarihli ibraname ile davacıların 81180 numaralı hesaplarındaki mevduat tutarının tamamının tahsil ettiklerini gerek bu hesap gerek başka hesaplardan dolayı bankadan bir alacaklarının bulunmadığını beyan edip bankayı ibra ettiklerine ilişkin yazılı belgeyi imzaladıkları, söz konusu belge altındaki imzaların davacılar
... ve ...'a ait olduğu, aksinin iddia edilmediği gibi söz konusu belgenin imzalandığı esnada davacıların iradelerinin fesada uğratılmış olduğu konusunda ya da zorla imzalattırıldığı yahut sahte olduğu konularında davacılar tarafından her hangi bir iddiada bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen bonoların tahsil edilip edilmediğinin ayrı bir dava ya da takip konusu olabileceği sonucuna varılarak, davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2430 E. 2011/741 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · ibraname · ibra · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı bankaya devredilen Etibank ile davalılar arasındaki «mevduat sözleşmesi» gereğince banka çalışanlarının eylemlerinden hukuken sorumlu olduğu, ancak davalı vekili tarafından «ibraz» edilen 01.03.2000 tarihli «ibraname» ile davacıların 81180 numaralı hesaplarındaki mevduat tutarının tamamının tahsil ettiklerini gerek bu hesap gerek başka hesaplardan dolayı bankadan bir alacaklarının bulunmadığını beyan edip bankayı «ibra» ettiklerine ilişkin yazılı belgeyi imzaladıkları, söz konusu belge altındaki imzaların davacılar ... ve ...'a ait olduğu, aksinin iddia edilmediği gibi söz konusu …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı bankaya devredilen Etibank ile davalılar arasındaki «mevduat sözleşmesi» gereğince banka çalışanlarının eylemlerinden hukuken sorumlu olduğu, ancak davalı vekili tarafından «ibraz» edilen 01.03.2000 tarihli «ibraname» ile davacıların 81180 numaralı hesaplarındaki mevduat tutarının tamamının tahsil ettiklerini gerek bu hesap gerek başka hesaplardan dolayı bankadan bir alacaklarının bulunmadığını beyan edip bankayı «ibra» ettiklerine ilişkin yazılı belgeyi imzaladıkları, söz konusu belge altındaki imzaların davacılar ... ve ...'a ait olduğu, aksinin iddia edilmediği gibi söz konusu …
Her ne kadar mahkemece «ibraname» başlıklı 01.03.2000 tarihli belgenin imzalandığı esnada davacıların iradelerinin fesada uğratıldığının iddia ve ispat edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekilinin 05.10.2006 tarihli replik layihasında, “banka yetkililerinin (paranı kurtaramazsın, biz araya girelim ve sana banka personeli... ve eşi ...’ten senet alalım, ancak bu yolla paranı alabilirsin) demeleri üzerine yapacak bir şeyleri olmadığını düşünen davacıların ibranameyi imzaladıklarını, banka yetkililerinin araya girmesi üzerine 6 adet «bononun» ... ve ... tarafından keşide edildiğini” belirterek, davacıların «hile» yolu iradelerinin fesada uğratıldığı iddiasında bulundukları anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hile · bono · görevli mahkeme
Benzer bu karardaHer ne kadar mahkemece «ibraname» başlıklı 01.03.2000 tarihli belgenin imzalandığı esnada davacıların iradelerinin fesada uğratıldığının iddia ve ispat edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekilinin 05.10.2006 tarihli replik layihasında, “banka yetkililerinin (paranı kurtaramazsın, biz araya girelim ve sana banka personeli... ve eşi ...’ten senet alalım, ancak bu yolla paranı alabilirsin) demeleri üzerine yapacak bir şeyleri olmadığını düşünen davacıların ibranameyi imzaladıklarını, banka yetkililerinin araya girmesi üzerine 6 adet «bononun» ... ve ... tarafından keşide edildiğini” belirterek, davacıların «hile» yolu iradelerinin fesada uğratıldığı iddiasında bulundukları anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacıların temel iddialarının “davalı bankanın «görevlileri» tarafından «hile» yolu ile iradelerinin fesada uğratıldığı” olduğu, bu iddianın da dosyadaki delillerle kanıtlandığı gözetilerek, tarafların diğer iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1459 E. 2011/12409 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti
Benzer bu kararda… an yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, davaya konu hesabın bulunduğu bankanın Bayındırbank AŞ’ne devredildiği halde davanın TMSF’ye açıldığından pasif dava «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/4952 E. , 2011/6473 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2008 gün ve 2006/168-2008/503 sayılı kararı bozan Daire’nin 26.01.2011 gün ve 2009/2430-2011/741 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin TMSF’na devredilen Etibank A.Ş.’nin Karabük Şubesi nezdinde ortak döviz mevduat hesapları bulunduğunu, yurt dışında yaşayan müvekkillerinden ...'ın yurt dışından 2000 yılı şubat ayında dönüp hesabından para çekmek için banka mevduat cüzdanı ile beraber Karabük Etibank şubesine giderek para çekmek istediğini bildirdiğini, 2000 yılı Şubat ayı itibari ile müvekkillerinin hesabında 120.080 DM bulunması gerekirken banka görevlisinin müvekkilinin banka cüzdanını alıp müvekkiline hesabında para bulunmadığını bildirdiğini, hesap cüzdanını da iade etmediğini, müvekkilinin bankadan para çekemediğini, banka çalışanı olan Canan Özek ve diğer banka personelinin müvekkilleri dışında başka banka hesaplarından usulsüz para çekmeleri nedeni ile haklarında Karabük Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2004/155 Esas numarası ile açılan davanın derdest olduğunu ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile birlikte şimdilik 41.772 Euro’nun mevduat vade sonu olan 27.02.2000 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların ilgili banka şubesindeki vadeli mevduatlarında banka çalışanlarınca usulsüz işlemler yapılarak tüm paralarının çekildiğini öğrendikten sonra olay üzerine bankada denetleme yapan banka müfettişlerine bankayı sorumlu tutmayacakları ve ibra ettiklerine ilişkin 01.03.2000 tarihli ibranameyi imzaladıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı bankaya devredilen Etibank ile davalılar arasındaki mevduat sözleşmesi gereğince banka çalışanlarının eylemlerinden hukuken sorumlu olduğu, ancak davalı vekili tarafından ibraz edilen 01.03.2000 tarihli ibraname ile davacıların 81180 numaralı hesaplarındaki mevduat tutarının tamamının tahsil ettiklerini gerek bu hesap gerek başka hesaplardan dolayı bankadan bir alacaklarının bulunmadığını beyan edip bankayı ibra ettiklerine ilişkin yazılı belgeyi imzaladıkları, söz konusu belge altındaki imzaların davacılar
... ve ...'a ait olduğu, aksinin iddia edilmediği gibi söz konusu belgenin imzalandığı esnada davacıların iradelerinin fesada uğratılmış olduğu konusunda ya da zorla imzalattırıldığı yahut sahte olduğu konularında davacılar tarafından her hangi bir iddiada bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen bonoların tahsil edilip edilmediğinin ayrı bir dava ya da takip konusu olabileceği sonucuna varılarak, davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, Bankalar Kanunu’nun 4672 sayılı yasayla değişik 14/5-c maddesi gereğince davalı ...Ş.'nden harç ve ceza alınmasına mahal olmadığına, 27.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1025323700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz