Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/2430 E. 2011/741 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat sözleşmesi↗ ibraname↗ hile↗ ibra↗ bono↗ ibraz↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı bankaya devredilen Etibank ile davalılar arasındaki mevduat sözleşmesi gereğince banka çalışanlarının eylemlerinden hukuken sorumlu olduğu, ancak davalı vekili tarafından ibraz edilen 01.03.2000 tarihli ibraname ile davacıların 81180 numaralı hesaplarındaki mevduat tutarının tamamının tahsil ettiklerini gerek bu hesap gerek başka hesaplardan dolayı bankadan bir alacaklarının bulunmadığını beyan edip bankayı ibra ettiklerine ilişkin yazılı belgeyi imzaladıkları, söz konusu belge altındaki imzaların davacılar ... ve ...'a ait olduğu, aksinin iddia edilmediği gibi söz konusu belgenin imzalandığı esnada davacıların iradelerinin fesada uğratılmış olduğu konusunda ya da zorla imzalattırıldığı yahut sahte olduğu konularında davacılar tarafından her hangi bir iddiada bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen bonoların tahsil edilip edilmediğinin ayrı bir dava ya da takip konusu olabileceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, davalı banka nezdindeki davacılara ait hesaptaki paranın banka personeli tarafından usulsüz çekildiği iddiasıyla, zararın tazminini istemiştir.
Her ne kadar mahkemece ibraname başlıklı 01.03.2000 tarihli belgenin imzalandığı esnada davacıların iradelerinin fesada uğratıldığının iddia ve ispat edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekilinin 05.10.2006 tarihli replik layihasında, “banka yetkililerinin (paranı kurtaramazsın, biz araya girelim ve sana banka personeli... ve eşi ...’ten senet alalım, ancak bu yolla paranı alabilirsin) demeleri üzerine yapacak bir şeyleri olmadığını düşünen davacıların ibranameyi imzaladıklarını, banka yetkililerinin araya girmesi üzerine 6 adet bononun ... ve ... tarafından keşide edildiğini” belirterek, davacıların hile yolu iradelerinin fesada uğratıldığı iddiasında bulundukları anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında dinlenilen tanıklar da, davacı taraf iddiasını teyid eder mahiyettedir. Ayrıca, Dairemizce onanarak kesinleşen aynı mahkemenin 2002/112 Esas, 2004/307 Karar sayılı dava dosyasında da o dosyanın davacıları tarafından aynı iddiada bulunulmuş ve mahkemece bu iddia kabul edilmiştir.
Mahkemece davacıların temel iddialarının “davalı bankanın görevlileri tarafından hile yolu ile iradelerinin fesada uğratıldığı” olduğu, bu iddianın da dosyadaki delillerle kanıtlandığı gözetilerek, tarafların diğer iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4952 E. 2011/6473 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · ibraname · ibra · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı bankaya devredilen Etibank ile davalılar arasındaki «mevduat sözleşmesi» gereğince banka çalışanlarının eylemlerinden hukuken sorumlu olduğu, ancak davalı vekili tarafından «ibraz» edilen 01.03.2000 tarihli «ibraname» ile davacıların 81180 numaralı hesaplarındaki mevduat tutarının tamamının tahsil ettiklerini gerek bu hesap gerek başka hesaplardan dolayı bankadan bir alacaklarının bulunmadığını beyan edip bankayı «ibra» ettiklerine ilişkin yazılı belgeyi imzaladıkları, söz konusu belge altındaki imzaların davacılar ... ve ...'a ait olduğu, aksinin iddia edilmediği gibi söz konusu …
Her ne kadar mahkemece «ibraname» başlıklı 01.03.2000 tarihli belgenin imzalandığı esnada davacıların iradelerinin fesada uğratıldığının iddia ve ispat edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekilinin 05.10.2006 tarihli replik layihasında, “banka yetkililerinin (paranı kurtaramazsın, biz araya girelim ve sana banka personeli... ve eşi ...’ten senet alalım, ancak bu yolla paranı alabilirsin) demeleri üzerine yapacak bir şeyleri olmadığını düşünen davacıların ibranameyi imzaladıklarını, banka yetkililerinin araya girmesi üzerine 6 adet «bononun» ... ve ... tarafından keşide edildiğini” belirterek, davacıların «hile» yolu iradelerinin fesada uğratıldığı iddiasında bulundukları anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı bankaya devredilen Etibank ile davalılar arasındaki «mevduat sözleşmesi» gereğince banka çalışanlarının eylemlerinden hukuken sorumlu olduğu, ancak davalı vekili tarafından «ibraz» edilen 01.03.2000 tarihli «ibraname» ile davacıların 81180 numaralı hesaplarındaki mevduat tutarının tamamının tahsil ettiklerini gerek bu hesap gerek başka hesaplardan dolayı bankadan bir alacaklarının bulunmadığını beyan edip bankayı «ibra» ettiklerine ilişkin yazılı belgeyi imzaladıkları, söz konusu belge altındaki imzaların davacılar ... ve ...'a ait olduğu, aksinin iddia edilmediği gibi söz konusu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/2430 E. , 2011/741 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Karabük 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2008 tarih ve 2006/168 - 2008/503 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.01.2011 gününde davacı avukatı ..... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin TMSF’na devredilen Etibank AŞ’nin Karabük Şubesi nezdinde ortak döviz mevduat hesapları bulunduğunu, yurt dışında yaşayan müvekkillerinden ...'ın yurt dışından 2000 yılı şubat ayında dönüp hesabından para çekmek için banka mevduat cüzdanı ile beraber Karabük Etibank şubesine giderek para çekmek istediğini bildirdiğini, 2000 yılı Şubat ayı itibari ile müvekkillerinin hesabında 120.080 DM bulunması gerekirken banka görevlisinin müvekkilinin banka cüzdanını alıp müvekkiline hesabında para bulunmadığını bildirdiğini, hesap cüzdanını da iade etmediğini, müvekkilinin bankadan para çekemediğini, banka çalışanı olan .....ve diğer banka personelinin müvekkilleri dışında başka banka hesaplarından usulsüz para çekmeleri nedeni ile haklarında Karabük Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2004/155 Esas numarası ile açılan davanın derdest olduğunu ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile birlikte şimdilik 41.772 Euro’nun mevduat vade sonu olan 27.02.2000 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların ilgili banka şubesindeki vadeli mevduatlarında banka çalışanlarınca usulsüz işlemler yapılarak tüm paralarının çekildiğini öğrendikten sonra olay üzerine bankada denetleme yapan banka müfettişlerine bankayı sorumlu tutmayacakları ve ibra ettiklerine ilişkin 01.03.2000 tarihli ibranameyi imzaladıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı bankaya devredilen Etibank ile davalılar arasındaki mevduat sözleşmesi gereğince banka çalışanlarının eylemlerinden hukuken sorumlu olduğu, ancak davalı vekili tarafından ibraz edilen 01.03.2000 tarihli ibraname ile davacıların 81180 numaralı hesaplarındaki mevduat tutarının tamamının tahsil ettiklerini gerek bu hesap gerek başka hesaplardan dolayı bankadan bir alacaklarının bulunmadığını beyan edip bankayı ibra ettiklerine ilişkin yazılı belgeyi imzaladıkları, söz konusu belge altındaki imzaların davacılar ... ve ...'a ait olduğu, aksinin iddia edilmediği gibi söz konusu belgenin imzalandığı esnada davacıların iradelerinin fesada uğratılmış olduğu konusunda ya da zorla imzalattırıldığı yahut sahte olduğu konularında davacılar tarafından her hangi bir iddiada bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen bonoların tahsil edilip edilmediğinin ayrı bir dava ya da takip konusu olabileceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, davalı banka nezdindeki davacılara ait hesaptaki paranın banka personeli tarafından usulsüz çekildiği iddiasıyla, zararın tazminini istemiştir.
Her ne kadar mahkemece ibraname başlıklı 01.03.2000 tarihli belgenin imzalandığı esnada davacıların iradelerinin fesada uğratıldığının iddia ve ispat edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekilinin 05.10.2006 tarihli replik layihasında, “banka yetkililerinin (paranı kurtaramazsın, biz araya girelim ve sana banka personeli... ve eşi ...’ten senet alalım, ancak bu yolla paranı alabilirsin) demeleri üzerine yapacak bir şeyleri olmadığını düşünen davacıların ibranameyi imzaladıklarını, banka yetkililerinin araya girmesi üzerine 6 adet bononun ... ve ... tarafından keşide edildiğini” belirterek, davacıların hile yolu iradelerinin fesada uğratıldığı iddiasında bulundukları anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında dinlenilen tanıklar da, davacı taraf iddiasını teyid eder mahiyettedir. Ayrıca, Dairemizce onanarak kesinleşen aynı mahkemenin 2002/112 Esas, 2004/307 Karar sayılı dava dosyasında da o dosyanın davacıları tarafından aynı iddiada bulunulmuş ve mahkemece bu iddia kabul edilmiştir.
Mahkemece davacıların temel iddialarının “davalı bankanın görevlileri tarafından hile yolu ile iradelerinin fesada uğratıldığı” olduğu, bu iddianın da dosyadaki delillerle kanıtlandığı gözetilerek, tarafların diğer iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013965300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz