Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/15024 E. 2014/20329 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bedel iadesi↗ pay sahipliği↗ sermaye artırımı↗ sözleşmeye aykırılık↗ hisse senedi↗ hisse devri↗ zamanaşımı def'i↗ pay defteri↗ def'i↗ anonim şirket↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ ticaret sicili↗ taahhütname↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların, davalı şirketin tescil ve ilan edilen sermaye artırımına ilişkin kararı çerçevesinde şirkete ortak oldukları, hisse devrinin yerinde olduğu, ortaklık pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana sözleşmesine aykırılık teşkil etmediği, davalı ortaklığın pay kazanımını benimseyerek davacıların ortaklık pay defterine kaydedildiği, davacıların hileli davranışlarla aldatıldığı ve ortaklığın yetkili temsilerince yanıltıldığı veya yanlış yönlendirildiğini tespite elverişli somut delillerin bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda şirket hissesinin devrinde ticaret sicil gazetesinde yayınlanan izahname ve sirkülerde yer alan prensiplerin dışına çıkıldığı ve bu nedenle tahsil edilen bedelin iadesi gerektiği belirtilmiş ise de, davacıların hisse senedi talep tarihi ve davalı şirketin hisse bedellerini tahsil tarihinin sirkülerde öngörülen tarihten sonra olsa bile iştirak taahhüdünün ortaklığa yöneltilmiş bir icap olduğu, davalının kabulü ile de ortaklığa katılma sözleşmesinin kurulduğu, davalı şirketin ödeme tarihinde primli hisse senedi çıkarılması hususunda alınmış bir kararın bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir anonim şirket arasındaki ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalının haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalının zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacıların davalı şirkete ortak olduğu yönündeki görüşlerinin benimsenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13621 E. 2014/18661 K.
Ortak:pay sahipliği · sözleşmeye aykırılık · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · anonim şirket · istirdat · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların, davalı şirketin tescil ve «ilan» edilen «sermaye artırımına» ilişkin kararı çerçevesinde şirkete ortak oldukları, «hisse devrinin» yerinde olduğu, ortaklık pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, davalı ortaklığın pay kazanımını benimseyerek davacıların ortaklık «pay defterine» kaydedildiği, davacıların hileli davranışlarla aldatıldığı ve ortaklığın yetkili «temsilerince» yanıltıldığı veya yanlış yönlendirildiğini tespite elverişli somut delillerin bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda şirket hissesinin devrinde «ticaret sicil» gazetesinde yayınlanan izahname ve sirkülerde yer alan prensiplerin dışına çıkıldığı ve bu nedenle tahsil edilen «bedelin iadesi» gerektiği belirtilmiş ise de, davacıların «hisse senedi» talep tarihi ve davalı şirketin hisse bedellerini tahsil tarihinin sirkülerde öngörülen tarihten sonra olsa bile iştirak «taahhüdünün» ortaklığa yöneltilmiş bir icap olduğu, davalının kabulü ile de ortaklığa katılma sözleşmesinin kurulduğu, davalı şirketin ödeme tarihinde primli hisse senedi çıkar …
Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalının «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacıların davalı şirkete ort …
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davanın …
Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacının davalı şirkete ortak …
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davanın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15023 E. 2014/19159 K.
Ortak:pay sahipliği · sözleşmeye aykırılık · hisse senedi · pay defteri · def'i · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların, davalı şirketin tescil ve «ilan» edilen «sermaye artırımına» ilişkin kararı çerçevesinde şirkete ortak oldukları, «hisse devrinin» yerinde olduğu, ortaklık pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, davalı ortaklığın pay kazanımını benimseyerek davacıların ortaklık «pay defterine» kaydedildiği, davacıların hileli davranışlarla aldatıldığı ve ortaklığın yetkili «temsilerince» yanıltıldığı veya yanlış yönlendirildiğini tespite elverişli somut delillerin bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda şirket hissesinin devrinde «ticaret sicil» gazetesinde yayınlanan izahname ve sirkülerde yer alan prensiplerin dışına çıkıldığı ve bu nedenle tahsil edilen «bedelin iadesi» gerektiği belirtilmiş ise de, davacıların «hisse senedi» talep tarihi ve davalı şirketin hisse bedellerini tahsil tarihinin sirkülerde öngörülen tarihten sonra olsa bile iştirak «taahhüdünün» ortaklığa yöneltilmiş bir icap olduğu, davalının kabulü ile de ortaklığa katılma sözleşmesinin kurulduğu, davalı şirketin ödeme tarihinde primli hisse senedi çıkar …
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalının «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacıların davalı şirkete ort …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davanın …
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların zaman aşımı «def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacının davalı şirkete ortak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davanın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13616 E. 2014/18666 K.
Ortak:pay sahipliği · sözleşmeye aykırılık · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · anonim şirket · istirdat · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların, davalı şirketin tescil ve «ilan» edilen «sermaye artırımına» ilişkin kararı çerçevesinde şirkete ortak oldukları, «hisse devrinin» yerinde olduğu, ortaklık pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, davalı ortaklığın pay kazanımını benimseyerek davacıların ortaklık «pay defterine» kaydedildiği, davacıların hileli davranışlarla aldatıldığı ve ortaklığın yetkili «temsilerince» yanıltıldığı veya yanlış yönlendirildiğini tespite elverişli somut delillerin bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda şirket hissesinin devrinde «ticaret sicil» gazetesinde yayınlanan izahname ve sirkülerde yer alan prensiplerin dışına çıkıldığı ve bu nedenle tahsil edilen «bedelin iadesi» gerektiği belirtilmiş ise de, davacıların «hisse senedi» talep tarihi ve davalı şirketin hisse bedellerini tahsil tarihinin sirkülerde öngörülen tarihten sonra olsa bile iştirak «taahhüdünün» ortaklığa yöneltilmiş bir icap olduğu, davalının kabulü ile de ortaklığa katılma sözleşmesinin kurulduğu, davalı şirketin ödeme tarihinde primli hisse senedi çıkar …
Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalının «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacıların davalı şirkete ort …
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaBozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 29/03/2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacının davalı şirkete ortak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · dolandırıcılık · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 29/03/2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13832 E. 2014/18660 K.
Ortak:pay sahipliği · sözleşmeye aykırılık · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · anonim şirket · istirdat · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların, davalı şirketin tescil ve «ilan» edilen «sermaye artırımına» ilişkin kararı çerçevesinde şirkete ortak oldukları, «hisse devrinin» yerinde olduğu, ortaklık pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, davalı ortaklığın pay kazanımını benimseyerek davacıların ortaklık «pay defterine» kaydedildiği, davacıların hileli davranışlarla aldatıldığı ve ortaklığın yetkili «temsilerince» yanıltıldığı veya yanlış yönlendirildiğini tespite elverişli somut delillerin bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda şirket hissesinin devrinde «ticaret sicil» gazetesinde yayınlanan izahname ve sirkülerde yer alan prensiplerin dışına çıkıldığı ve bu nedenle tahsil edilen «bedelin iadesi» gerektiği belirtilmiş ise de, davacıların «hisse senedi» talep tarihi ve davalı şirketin hisse bedellerini tahsil tarihinin sirkülerde öngörülen tarihten sonra olsa bile iştirak «taahhüdünün» ortaklığa yöneltilmiş bir icap olduğu, davalının kabulü ile de ortaklığa katılma sözleşmesinin kurulduğu, davalı şirketin ödeme tarihinde primli hisse senedi çıkar …
Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalının «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacıların davalı şirkete ort …
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaBozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 07/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacının davalı şirkete ortak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · dolandırıcılık · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 07/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13610 E. 2014/18665 K.
Ortak:pay sahipliği · sözleşmeye aykırılık · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · anonim şirket · istirdat · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların, davalı şirketin tescil ve «ilan» edilen «sermaye artırımına» ilişkin kararı çerçevesinde şirkete ortak oldukları, «hisse devrinin» yerinde olduğu, ortaklık pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, davalı ortaklığın pay kazanımını benimseyerek davacıların ortaklık «pay defterine» kaydedildiği, davacıların hileli davranışlarla aldatıldığı ve ortaklığın yetkili «temsilerince» yanıltıldığı veya yanlış yönlendirildiğini tespite elverişli somut delillerin bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda şirket hissesinin devrinde «ticaret sicil» gazetesinde yayınlanan izahname ve sirkülerde yer alan prensiplerin dışına çıkıldığı ve bu nedenle tahsil edilen «bedelin iadesi» gerektiği belirtilmiş ise de, davacıların «hisse senedi» talep tarihi ve davalı şirketin hisse bedellerini tahsil tarihinin sirkülerde öngörülen tarihten sonra olsa bile iştirak «taahhüdünün» ortaklığa yöneltilmiş bir icap olduğu, davalının kabulü ile de ortaklığa katılma sözleşmesinin kurulduğu, davalı şirketin ödeme tarihinde primli hisse senedi çıkar …
Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalının «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacıların davalı şirkete ort …
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaBozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davanın …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 07/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · dolandırıcılık · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davanın …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizin 07/12/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5992 E. 2014/12946 K.
Ortak:bedel iadesi · pay sahipliği · sermaye artırımı · sözleşmeye aykırılık · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların, davalı şirketin tescil ve «ilan» edilen «sermaye artırımına» ilişkin kararı çerçevesinde şirkete ortak oldukları, «hisse devrinin» yerinde olduğu, ortaklık pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, davalı ortaklığın pay kazanımını benimseyerek davacıların ortaklık «pay defterine» kaydedildiği, davacıların hileli davranışlarla aldatıldığı ve ortaklığın yetkili «temsilerince» yanıltıldığı veya yanlış yönlendirildiğini tespite elverişli somut delillerin bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda şirket hissesinin devrinde «ticaret sicil» gazetesinde yayınlanan izahname ve sirkülerde yer alan prensiplerin dışına çıkıldığı ve bu nedenle tahsil edilen «bedelin iadesi» gerektiği belirtilmiş ise de, davacıların «hisse senedi» talep tarihi ve davalı şirketin hisse bedellerini tahsil tarihinin sirkülerde öngörülen tarihten sonra olsa bile iştirak «taahhüdünün» ortaklığa yöneltilmiş bir icap olduğu, davalının kabulü ile de ortaklığa katılma sözleşmesinin kurulduğu, davalı şirketin ödeme tarihinde primli hisse senedi çıkar …
Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalının «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacıların davalı şirkete ort …
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediğinin belirli olmadığı, davacının şirketlere pay senedi satın almak suretiyle ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alındığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, ortaklık -ana- sözleşmesinde bağlam hükmü ön görülmediği, ortaklık genel kurulunun ve hazirun cetvelinin gerçeğe aykırı olduğuna dair herhangi bir dava açıldığı veya genel kurulun ve işlemlerin iptal edildiğine dair taraflarca her hangi bir iddia dahi ortaya konmadığının tespit edildiği, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili temsilcilerince yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne var ki; Anonim Ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nın 286 (Yeni TTK.'nun 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı,yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu,sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı,şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği,yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı ,sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği,yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle 18.513,40 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı ...
Bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»''inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan yazı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine kayıt · pay defteri kaydı · ticari avans faizi · hazirun cetveli · esas sözleşme · karine · pasif husumet yokluğu · üçüncü kişi
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediğinin belirli olmadığı, davacının şirketlere pay senedi satın almak suretiyle ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alındığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, ortaklık -ana- sözleşmesinde bağlam hükmü ön görülmediği, ortaklık genel kurulunun ve hazirun cetvelinin gerçeğe aykırı olduğuna dair herhangi bir dava açıldığı veya genel kurulun ve işlemlerin iptal edildiğine dair taraflarca her hangi bir iddia dahi ortaya konmadığının tespit edildiği, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili temsilcilerince yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne var ki; Anonim Ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nın 286 (Yeni TTK.'nun 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı,yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu,sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı,şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği,yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı ,sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği,yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle 18.513,40 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı ...
Ancak, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olabileceği, «üçüncü kişi» ile şirket arasındaki bir ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olacağı yönünde bir «karine» bulunduğu, bu karinenin dosyadaki delillerle çürütülemediği kanaatine ulaşıldığından taraflar arasındaki ilişkinin bir ortaklık ilişkisi olarak nitelendirilebilece …
U.. yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»''inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan yazı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14431 E. 2018/5094 K.
Ortak:bedel iadesi · pay sahipliği · sermaye artırımı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · anonim şirket · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların, davalı şirketin tescil ve «ilan» edilen «sermaye artırımına» ilişkin kararı çerçevesinde şirkete ortak oldukları, «hisse devrinin» yerinde olduğu, ortaklık pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, davalı ortaklığın pay kazanımını benimseyerek davacıların ortaklık «pay defterine» kaydedildiği, davacıların hileli davranışlarla aldatıldığı ve ortaklığın yetkili «temsilerince» yanıltıldığı veya yanlış yönlendirildiğini tespite elverişli somut delillerin bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda şirket hissesinin devrinde «ticaret sicil» gazetesinde yayınlanan izahname ve sirkülerde yer alan prensiplerin dışına çıkıldığı ve bu nedenle tahsil edilen «bedelin iadesi» gerektiği belirtilmiş ise de, davacıların «hisse senedi» talep tarihi ve davalı şirketin hisse bedellerini tahsil tarihinin sirkülerde öngörülen tarihten sonra olsa bile iştirak «taahhüdünün» ortaklığa yöneltilmiş bir icap olduğu, davalının kabulü ile de ortaklığa katılma sözleşmesinin kurulduğu, davalı şirketin ödeme tarihinde primli hisse senedi çıkar …
Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalının «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalının «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacıların davalı şirkete ort …
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup Dairemizin ....05.2012 tarih ve 2011/1400- 2012/8824 E.K. sayılı bozma ilamında, davalıların, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu savunmalarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tespiti ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesinin gerektiği, ... raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, «bilirkişi incelemesine» sunulan «pay defterindeki» kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığı, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği üzerinde durulmadığı belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «temsil» olunan hissselerin gerçeği yansıttığı, davacının şirketlere pay senedi satın almak suretiyle ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alındığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için ... uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, davalı şirketin 14...1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulunun da bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığından davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde dava tarihi itibariyle «yabancı para alacağının» TL karşılığını talep ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.545,09 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin ve davalı şirket ile davacı arasındaki «ortaklık ilişkisinin» hükümsüzlüğüne yönelik istemin reddine, davalı ... yönünden açılan davanın ise «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olabileceği, «üçüncü kişi» ile şirket arasındaki bir ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olacağı yönünde bir «karine» bulunduğu, bu karinenin dosyadaki delillerle çürütülemediği kanaatine ulaşıldığından taraflar arasındaki ilişkinin bir ortaklık ilişkisi olarak nitelendirilebilece …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para alacağı · para alacağı · pay defteri kaydı · ticari avans faizi · esas sözleşme · karine · pasif husumet yokluğu · üçüncü kişi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «temsil» olunan hissselerin gerçeği yansıttığı, davacının şirketlere pay senedi satın almak suretiyle ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alındığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için ... uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, davalı şirketin 14...1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulunun da bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığından davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde dava tarihi itibariyle «yabancı para alacağının» TL karşılığını talep ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.545,09 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin ve davalı şirket ile davacı arasındaki «ortaklık ilişkisinin» hükümsüzlüğüne yönelik istemin reddine, davalı ... yönünden açılan davanın ise «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir «anonim şirket» arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olabileceği, «üçüncü kişi» ile şirket arasındaki bir ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olacağı yönünde bir «karine» bulunduğu, bu karinenin dosyadaki delillerle çürütülemediği kanaatine ulaşıldığından taraflar arasındaki ilişkinin bir ortaklık ilişkisi olarak nitelendirilebilece …
Bu itibarla mahkemece, bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/15024 E. , 2014/20329 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ YOZGAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ 12/12/2013
NUMARASI 2011/714-2013/925
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/12/2013 tarih ve 2011/714-2013/925 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 736'şar adet hisse senedini, birim fiyatı 25 TL'den 18.400 TL karşılığı 65.000 DM ödeyerek davalı kurum yetkilisinin dilediği zaman ödenen parayı Alman markı bazında her zaman iade etme taahhüdü ile birlikte satın aldıklarını, sonrasında davacıların bir kaç defa yatırdıkları parayı istedikleri ancak geri alamadıklarını, müvekkillerine herhangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını ileri sürerek, davalı şirket tarafından tahsil edilen meblağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların, davalı şirketin tescil ve ilan edilen sermaye artırımına ilişkin kararı çerçevesinde şirkete ortak oldukları, hisse devrinin yerinde olduğu, ortaklık pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana sözleşmesine aykırılık teşkil etmediği, davalı ortaklığın pay kazanımını benimseyerek davacıların ortaklık pay defterine kaydedildiği, davacıların hileli davranışlarla aldatıldığı ve ortaklığın yetkili temsilerince yanıltıldığı veya yanlış yönlendirildiğini tespite elverişli somut delillerin bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda şirket hissesinin devrinde ticaret sicil gazetesinde yayınlanan izahname ve sirkülerde yer alan prensiplerin dışına çıkıldığı ve bu nedenle tahsil edilen bedelin iadesi gerektiği belirtilmiş ise de, davacıların hisse senedi talep tarihi ve davalı şirketin hisse bedellerini tahsil tarihinin sirkülerde öngörülen tarihten sonra olsa bile iştirak taahhüdünün ortaklığa yöneltilmiş bir icap olduğu, davalının kabulü ile de ortaklığa katılma sözleşmesinin kurulduğu, davalı şirketin ödeme tarihinde primli hisse senedi çıkarılması hususunda alınmış bir kararın bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, alınan bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir anonim şirket arasındaki ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda açıkça, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacıların pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalının haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalının zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bilirkişinin kanaatlerine göre davacıların davalı şirkete ortak olduğu yönündeki görüşlerinin benimsenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 24/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102532100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz