Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11022 E. 2014/20291 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ icra takibine itiraz↗ olumsuz oy↗ hukuki yarar↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve benimsenen 3. bilirkişi raporuna göre, asıl davanın, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 36. İcra Müdürlüğü 2009/17071 (Şişli 7. İcra Müdürlüğü 2009/17071) Esas sayılı icra takibine itirazının kısmen iptaline, 8.279,62 USD toplam alacağın, bu tutar içerisindeki 7.884,31 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince dolar faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takdiren %40 oranı üzerinden hesap edilen 5.261,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili, asıl dava bakımından ve asıl davada davalı-karşı davacı vekili karşı dava bakımından temyiz etmiştir.
1- Davacı asıl davada, Şişli 7.İcra Müdürlüğü’nün 2009/17071 Esas sayılı dosyasında aleyhine başlatılan icra takibindeki alacak iddiasına karşı menfi tespit davası açmış olup, her ne kadar mahkemece yazılı gerekçeyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, menfi tespit davasının itirazın iptali davasından önce açılmış olması ve borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu nazara alınıp işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, asıl davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın asıl davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı, asıl dava açıldıktan sonra, karşı dava ile Şişli 7. İcra Müdürlüğü’nün 2009/17071 Esas sayılı dosyasında davacının itirazının iptalini talep etmiştir. Ancak mahkemece karşı dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın karşı davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre asıl davada davacı vekilinin (1) nolu bent dışında belirtilen diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3565 E. 2021/1991 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · menfi tespit
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü 2009/17071) Esas sayılı «icra takibine itirazının» kısmen iptaline, 8.279,62 USD toplam alacağın, bu tutar içerisindeki 7.884,31 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince dolar faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takdiren %40 oranı üzerinden hesap edilen 5.261,20 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
1- Davacı asıl davada, Şişli 7.İcra Müdürlüğü’nün 2009/17071 Esas sayılı dosyasında aleyhine başlatılan icra takibindeki alacak iddiasına karşı «menfi tespit davası» açmış olup, her ne kadar mahkemece yazılı gerekçeyle «hukuki yarar» yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, menfi tespit davasının itirazın iptali davasından önce açılmış olması ve borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu nazara alınıp işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, asıl davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın asıl davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2009/17071 Esas sayılı dosyasına karşı davalının itirazının iptali ile «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiş olup karşı dava tarihinde «harca esas değeri» 8.544,80 USD (12.495,06 TL) olarak göstermiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2009/17071 Esas sayılı takip dosyasına borçlu olmadığını ileri sürerek anılan dosyada 8.544,80 USD (13.312,80 TL) borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı- karşı davacı ise «menfi tespit» davasının reddini, Şişli 7.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harca esas değer · işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2009/17071 E.) takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 7.884,31 USD «asıl alacak», 574,19 USD «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 8.458,50 USD miktar üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladığı en yüksek faiziyle bir …
İcra Müdürlüğü'nün 2009/17071 Esas sayılı dosyasına karşı davalının itirazının iptali ile «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiş olup karşı dava tarihinde «harca esas değeri» 8.544,80 USD (12.495,06 TL) olarak göstermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1940 E. 2019/3431 K.
Ortak:hukuki yarar · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü 2009/17071) Esas sayılı «icra takibine itirazının» kısmen iptaline, 8.279,62 USD toplam alacağın, bu tutar içerisindeki 7.884,31 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince dolar faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takdiren %40 oranı üzerinden hesap edilen 5.261,20 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
1- Davacı asıl davada, Şişli 7.İcra Müdürlüğü’nün 2009/17071 Esas sayılı dosyasında aleyhine başlatılan icra takibindeki alacak iddiasına karşı «menfi tespit davası» açmış olup, her ne kadar mahkemece yazılı gerekçeyle «hukuki yarar» yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, menfi tespit davasının itirazın iptali davasından önce açılmış olması ve borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu nazara alınıp işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, asıl davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın asıl davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve benimsenen 3. bilirkişi raporuna göre, asıl davanın, davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığından, dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 36.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2009/17071 E. ) takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 7.884,31 USD «asıl alacak», 574,19 USD «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 8.458,50 USD miktar üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte ödeme tarihindeki efektif satış kuru karşılığı icra takibi giderleri ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak olan 7.884,31 USD'nin takip tarihindeki karşılığı olan 13.152,60 TL'nin %40’ı oranında «icra inkar tazminatının» davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şti.'den 7.884,31 USD «asıl alacak», 574,19 USD «işlemiş faiz» alacağı olmak üzere toplamda 8.458,50 USD alacağı talep etme hakkı bulunduğu, bu bedelin takipte toplam talep edilen bedelden düşülmesi sonucu davacı karşı davalının «menfi tespit» davasına konu takibin 86,30-USD lik kısmından borçlu olmadığının anlaşıldığı; gerekçesiyle; birleşen dava hakkındaki hüküm ilk bozma ilamına konu edilmemekle kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına»; asıl davanın kısmen kabulü ile davacının İstanbul 36.
İcra Müdürlüğü’nün 2009/17071 E.) sayılı dosyasında davacı karşı davalı aleyhine başlatılan icra takibine dayanak alacak nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkin olan asıl davada, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:akdi taşıyan · usulsüz tebliğ · ödeme emrine itiraz · sorumluluk sınırı · fiili taşıyıcı · ödeme emri tebliği · ödeme emri · taşıyıcının sorumluluğu
Benzer bu kararda… an bilirkişi raporuna göre, asıl dava ve karşı dava yönünden, fiili taşıma işleminin birleşen davalı Alitalia İtalyan Havayollarına ait uçak ile gerçekleştirildiği, «akdi taşıyanın» asıl dava davacısı olduğu, taşınan emtianın 14 paletten oluşup varma yeri olan Kazablanka da 1 adetinin eksik olduğunun tutanak ile tespit edildiği, Varşova Konvansiyonuna göre yükün «ziyaı» halinde «ihbar» zorunluluğunun bulunmadığı, meydana gelen ziyadan «taşıyıcının sorumlu» olduğu, «sorumluluk sınırının» Varşova Konvansiyonu hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, bunun ise zarar anındaki 24 ayar altın olarak değerinin 3.301,2 gr; TL karşılığının 122.474,52 TL; USD karşılığının ise 100.000 USD’ye tekabül ettiği, sigorta şirketinin sigortalısına ödediği 7.963,68 USD ye karşılık %1 lik muhafiyetin mahsubu ile geriye kalan 7.884,31 USD’nin sigorta şirketine ödenmesi gerektiği, zarardan asıl davacı karşı davalı Albatrans ile onun «fiili taşıyıcısı» Alitalia'nın «müteselsilen sorumlu» oldukları, davalı karşı davacı ... şirketinin takip tarihi itibariyle birleşen dosya davalısı ile birlikte davalı Albantras Ltd.
Somut olayda davaya konu icra takibinde «ödeme emrinin» davacı karşı davalıya 30.03.2009 tarihinde tebliğ edildiği ve anılan tarafça 7 günlük itiraz süresinden sonra 07.04.2009 tarihinde «ödeme emrine itiraz» edildiği ve nihayetinde davacı karşı davalı vekilince 18.05.2009 tarihinde taraflarına yapılan «ödeme emri tebliğinin» usulsüz olduğu ve takipten 31.03.2009 tarihinde haberdar olunduğu iddiasıyla Şişli 3.
İcra Hukuk Mahkemesi açılan «usulsüz tebliğ» «şikayetinin», 7 günlük şikayet süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilerek gönderilen ödeme emrine süresinde itiraz edilmediğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
Şu halde, yapılan icra takibine süresinden sonra yapılan itirazın takibin ilerlemesine engel teşkil ettiğinden bahsedilemeyecek olması nedeniyle «ödeme emri» aleyhine yapılan ve hukuken bir sonuç doğurmayan itirazın iptali istemi ile dava açılmasında da davalı karşı davacının «hukuki yararının» varlığından bahsedilemeyeceğinden Mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle karşı davanın «usulden reddi» gerekirken işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13230 E. 2011/5595 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı çevresi · yetkisizlik itirazı · borca itiraz · itirazın iptali davası · yetki itirazı · iptal davası · usulden reddi · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına dayanılarak, davacı ... şirketinin Şişli İcra Müdürlüğünde başlattıkları takipte davalıların «borca itiraz» ettikleri, «yetki itirazı» olmadığından Şişli İcra Müdürlüğünün «yetkisinin» kesinleştiği, itirazın iptali davasına bakan mahkemenin «yargı çevresi» içerisinde başlatılan takip bulunması gerektiği, Bakırköy İcra Müdürlüklerinde başlatılan bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, İİK’nun 67. maddesi gereğince açılan «itirazın iptali davası» olup, davalılar takipte sadece «borca itiraz» edip icra müdürlüğü «yetkisine itirazda» bulunmamışlardır.
İcra Müdürlüğünün «yetkisine itirazda» bulunulmadığı takdirde «itirazın iptali davası» takibin yapıldığı yer dışında yetkili başka mahkemede de görülebilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11022 E. , 2014/20291 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 31/12/2013
NUMARASI 2011/131-2013/339
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.12.2013 tarih ve 2011/131-2013/339 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı vekili ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi Sibel Demir Saldırım tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, uluslararası hava taşımacılığı işi ile iştigal eden müvekkili şirket ile davalının sigortalısı arasında 14 parça 1432 kg kozmetik türü emtianın hava yolu ile taşınması konusunda sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin üstlendiği taşıma işini ifa etmek üzere Alitalia hava yolları ile anlaştığını ve taşıma işini bu havayolu şirket tarafından gerçekleştirildiğini, davalı ve sigortalısı tarafından varlığı iddia edilen hasar ve kayıptan müvekkilinin aleyhine takip başlatıldıktan sonra haberdar olduğunu, davalı sigorta şirketinin Şişli 7. İcra Müdürlüğü’nün 2009/17071 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili hakkında ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin süresi içerisinde takibe itiraz ettiğini, dava konusu taşıma ilişkinin Varşova Konvansiyonu kapsamında olduğunu, konvansiyonun 31.
maddesinde belirtilen ihbar süresine uyulmadığından, müvekkilinin ve alt taşıyıcısının malları aldığı şekli ile tam ve sağlam olarak teslim ettiği sonucunun doğduğunu, biran için müvekkilinin zarardan sorumlu olduğu kabul edilse dahi konvansiyonun 22. maddesi gereğince sorumluluğunun kg başına 17 SDR ile sınırlı olacağını, zira taşıma evraklarında malın değerine ilişkin bir kaydın bulunmadığını, ortada bir hasar mevcut ise bu hasardan müvekkilinin değil fiili taşımayı gerçekleştiren Alitalia hava yolu şirketinin sorumlu olacağını iddia ederek, icra takibinden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %40’dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;
karşı davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, asıl davanın reddini istemiş; karşı davada, davacı-karşı davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile davacı-karşı davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiş; birleşen davada davalı Alitalia hava yolu şirketinin icra takibine vaki itirazının iptali ile davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve benimsenen 3. bilirkişi raporuna göre, asıl davanın, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 36. İcra Müdürlüğü 2009/17071 (Şişli 7. İcra Müdürlüğü 2009/17071) Esas sayılı icra takibine itirazının kısmen iptaline, 8.279,62 USD toplam alacağın, bu tutar içerisindeki 7.884,31 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince dolar faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takdiren %40 oranı üzerinden hesap edilen 5.261,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili, asıl dava bakımından ve asıl davada davalı-karşı davacı vekili karşı dava bakımından temyiz etmiştir.
1- Davacı asıl davada, Şişli 7.İcra Müdürlüğü’nün 2009/17071 Esas sayılı dosyasında aleyhine başlatılan icra takibindeki alacak iddiasına karşı menfi tespit davası açmış olup, her ne kadar mahkemece yazılı gerekçeyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, menfi tespit davasının itirazın iptali davasından önce açılmış olması ve borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu nazara alınıp işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, asıl davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın asıl davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı, asıl dava açıldıktan sonra, karşı dava ile Şişli 7. İcra Müdürlüğü’nün 2009/17071 Esas sayılı dosyasında davacının itirazının iptalini talep etmiştir. Ancak mahkemece karşı dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın karşı davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre asıl davada davacı vekilinin (1) nolu bent dışında belirtilen diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın asıl davada davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle, karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın karşı davada davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan sebeplerle, bozma sebep ve şekline göre asıl davada davacı vekilinin (1) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102510700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz