6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6223 E. 2010/6914 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iyiniyet kuralları kooperatifler kanunu genel kurul kararının iptali iyiniyet eksik inceleme

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 07.10.2003 tarihli genel kurulda alınan 8, 10, 12 ve 13. maddelere ilişkin kararların anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, anılan maddelerin iptaline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, davalı kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, genel kurul kararlarının iptalini isteme hakkı olanlardan biri de, kooperatif üyeleri olup, bu sıfatın, yargılama süresince devam etmesi gerekmektedir.

Somut olayda, davacı hakkında davalı kooperatif tarafından davaya konu genel kuruldan hemen sonra 30.10.2003 tarihinde ihraç kararı verilmiş olup, söz konusu ihraç kararının akıbeti belirgin değildir.

Şu halde, mahkemece, davacının ortaklığının devam edip etmeyeceğine ilişkin olarak söz konusu ihraç kararının akıbetinin araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kooperatif

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9555 E. 2010/10548 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/6223 E.  ,  2010/6914 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Malatya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Malatya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.09.2008 tarih ve 2003/744-2008/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı kooperatifin 07.10.2003 tarihli genel kuruluna müvekkilinin çağrılmadığını, alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını ileri sürerek, anılan genel kurulda alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 07.10.2003 tarihli genel kurulda alınan 8, 10, 12 ve 13. maddelere ilişkin kararların anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, anılan maddelerin iptaline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, davalı kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, genel kurul kararlarının iptalini isteme hakkı olanlardan biri de, kooperatif üyeleri olup, bu sıfatın, yargılama süresince devam etmesi gerekmektedir.

Somut olayda, davacı hakkında davalı kooperatif tarafından davaya konu genel kuruldan hemen sonra 30.10.2003 tarihinde ihraç kararı verilmiş olup, söz konusu ihraç kararının akıbeti belirgin değildir.

Şu halde, mahkemece, davacının ortaklığının devam edip etmeyeceğine ilişkin olarak söz konusu ihraç kararının akıbetinin araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Dava, davalı kooperatifin 7.10.2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline ilişkin olup 1163 sayılı Yasa’nın 53. maddesine dayalıdır. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulü ile belirtilen genel kurulda alınan bir kısım kararın iptaline karar verilmiş; kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemiz çoğunluğunca, yukarda belirtilen nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulmasına, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına hükmedilmiş ise de, söz konusu bozma gerekçesine katılmaya olanak görmüyoruz.

Şöyle ki, 1163 sayılı Yasa’nın 16. maddesine 3476 sayılı Yasa ile eklenen dördüncü fıkra ile “Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.” hükmü getirilmiştir. Söz konusu yasa hükmünden anlaşılması gereken, hakkında ihraç kararı alınan ortağın, genel kurullara katılma, oy kullanma, alınan kararlara iştirak etmek yahut muhalif kalmak, kararların bozulması için dava açmak da dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm haklarının ihraç kararının varlığına karşın kullanılabilir nitelikte olmasıdır. Bu anlamda, kooperatif ortağı hakkında alınan ihraç (ortaklıktan çıkarılma) kararının, ortağın hak ve borçlarını askıya alan bir niteliğinin bulunmadığı kuşkusuzdur.

Ortak ile kooperatif arasındaki davalarda, dava açan ortağın yargılama süresince bu vasfını koruması gerektiği tartışmasız ise de, dava açan ortağın bu sıfatının kalmadığının, bir başka deyimle, davacının ortaklık sıfatının sona erdiğinin taraflarca ve özellikle davada husumet yöneltilen kooperatif tarafından dile getirilmemesi ya da dosya içeriğinden açıkça anlaşılmadığı hallerde, mahkemece yargılamanın sürdürülerek sonuçlandırılmasında usul ve yasaya herhangi bir aykırılık bulunmadığı kanısındayız. Aksi hal, yargılamanın çabukluğu ve basitliği ilkesine, anayasal hak arama özgürlüğüne açıkça aykırıdır.

Somut olay bakımından, dosya kapsamı uyarınca, iptali talep edilen genel kurul toplantısından sonra, davacı ortak hakkında davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından alınan 30.10.2003 tarihli ortaklıktan çıkarma kararının ilgiliye tebliğ edilip edilmediği, bu karar aleyhine dava açılıp açılmadığı belirgin değildir. Ancak, mahkemece kooperatif kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporunda, bilirkişinin “söz konusu kararın henüz ilgilisine tebliğ edilmediği” yolunda yaptığı tespite davalı yanca yargılama aşamasında karşı çıkılmadığı gibi söz konusu kararın kesinleştiği ve davacının ortaklık sıfatının kalmadığı hususu davalı yanın temyiz dilekçesinde dahi ileri sürülüp tevsik olunmamıştır.

Şu halde, davacı ortak hakkında alınan ihraç kararının–aksi iddia ve kanıtlanmış olmadığından-henüz kesinleşmemiş bulunduğu açık olup, yargılamanın niteliği ve geleceği belirsiz bu olguya bağlı olarak kesintiye uğratılmaması gerektiği düşüncesindeyiz. Bu nedenlerle, Dairemiz muhterem çoğunluğunun yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin gerekçesine katılmadığımızdan, bu aşamada, davalı yanca temyiz dilekçesinde dile getirilen esasa ilişkin nedenler ile sınırlı olmak üzere temyiz incelemesinin yapılması görüşünde olduğumuzu belirtmekle yetiniyoruz.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1024038300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.