Ek tasfiye işlemleri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/1584 E. 2010/7515 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ek tasfiye işlemleri↗ maktu vekalet ücreti↗ şirket zararı↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ ek tasfiye↗ ilan↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle şirketin faaliyetinin bulunmadığı, şirketin zarar ettiği ve bu haliyle anasözleşmedeki amacın gerçekleştirilmesi imkânının kalmadığı gerekçesiyle davanın TTK 549/4 maddesi uyarınca kabulüne, şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru tayinine, ilana karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tasfiye memurunun tasfiye işlemleri esnasında yapması gereken işlemler arasında bulunan tüm işlemleri yapmasının tabii bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, limited şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin olan davada husumetin feshi istenen şirkete yöneltilmiş olması gerekir. Her ne kadar husumetin şirketi temsilen diğer ortağa yöneltilmesi doğru değil ise de, feshi istenen şirketin iki ortaklı olması ve davada da bu nedenle şirketi diğer ortağın temsil etmesi nedeniyle bu yanılgı sonuca etkili görülmemiştir. Fakat bu durumda dahi yargılama giderlerinin davalı ortaktan değil, şirketten tahsili gerekirken ve davalı tarafın davayı kabulü de ilk celse olduğuna göre yargılama giderlerinin buna göre belirlenmesi gerekirken, maktu vekalet ücretinin tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4913 E. 2020/2857 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2438 E. 2011/6455 K.
Ortak:fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle şirketin faaliyetinin bulunmadığı, «şirketin zarar» ettiği ve bu haliyle anasözleşmedeki amacın gerçekleştirilmesi imkânının kalmadığı gerekçesiyle davanın TTK 549/4 maddesi uyarınca kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» tayinine, «ilana» karar verilmiştir.
2) Ancak, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin olan davada «husumetin» feshi istenen şirkete yöneltilmiş olması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece TTK’nun 549/4. maddesi gereğince «haklı nedenle fesih» istenebileceği gerekçesiyle «şirketin feshine» karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 18.10.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı ... yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:haklı nedenle fesih · şirketin feshi
Benzer bu karardaMahkemece TTK’nun 549/4. maddesi gereğince «haklı nedenle fesih» istenebileceği gerekçesiyle «şirketin feshine» karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 18.10.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı ... yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/1584 E. , 2010/7515 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.07.2008 tarih ve 2008/209-2008/204 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının feshi istenen limitet şirketin yarı oranlı ortakları olduklarını, ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar bulunduğunu, davalının şirketi sorumluk altına sokan bir satış anlaşması yaptığını, bu nedenle şirket aleyhine davalar açıldığını ileri sürerek, davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilini baskı sonucu şirketten uzaklaştırıldığını, şirketi davacının yönettiğini ve şirketin feshini kabul ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle şirketin faaliyetinin bulunmadığı, şirketin zarar ettiği ve bu haliyle anasözleşmedeki amacın gerçekleştirilmesi imkânının kalmadığı gerekçesiyle davanın TTK 549/4 maddesi uyarınca kabulüne, şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru tayinine, ilana karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tasfiye memurunun tasfiye işlemleri esnasında yapması gereken işlemler arasında bulunan tüm işlemleri yapmasının tabii bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, limited şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin olan davada husumetin feshi istenen şirkete yöneltilmiş olması gerekir. Her ne kadar husumetin şirketi temsilen diğer ortağa yöneltilmesi doğru değil ise de, feshi istenen şirketin iki ortaklı olması ve davada da bu nedenle şirketi diğer ortağın temsil etmesi nedeniyle bu yanılgı sonuca etkili görülmemiştir. Fakat bu durumda dahi yargılama giderlerinin davalı ortaktan değil, şirketten tahsili gerekirken ve davalı tarafın davayı kabulü de ilk celse olduğuna göre yargılama giderlerinin buna göre belirlenmesi gerekirken, maktu vekalet ücretinin tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de;
yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın “HÜKÜM” bölümünün altı nolu paragrafında yer alan “ 500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan” ibaresinin hükümden çıkartılmasına, yerine “ kabul beyanı nazara alınarak AAÜT’nin 6. maddesi uyarınca 250,00 TL vekalet ücretinin feshine karar verilen şirketten tahsil olunarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023910900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz