6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Anonim şirketin feshi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6855 E. 2010/7153 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirketin feshi infisah kayyım tayini ttk 309/4 şirketin feshi kayyım gerçek zarar fesih tüzel kişilik husumet yokluğu anonim şirket yönetim kurulu kararı cy/cy kaydı husumet

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 75 · TTK — TTK 309TTK 434

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporuna göre, davacının davalı Kombassan Holding A.Ş.'nin ortağı olduğu, TTK 434. maddesinde öngörülen infisah sebeplerinin gerçekleşmediği ve zarar verdiği iddia olunan yönetim kurulu üyelerine karşı isimleri belirtilerek açılan bir dava bulunmadığından tüzel kişiliği haiz olmayan “yönetim kurulu başkan ve üyeleri” şeklinde açılan davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiği gerekçesiyle davalı Kombassan Holding A.Ş.’nin feshi ve kayyım tayini talebinin esastan, yönetim kuruluna karşı davanın ise husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı şirket vekili temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, anonim şirketlerin feshi hallerini düzenleyen TTK’nun 434 ncü maddesinde bu tür ortaklığın haklı nedene dayanılarak fesih durumunun düzenlenmemiş olmasına, feshi talep edilen şirketin anasözleşmesinde de bu yönde bir hüküm bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2) Dava, anonim şirketin feshi, kayyum tayini ve yönetim kurulu üyelerinin neden oldukları zararların TTK 309. maddisi uyarınca davalılardan tahsiliyle şirkete gelir olarak kaydı istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde davalı şirketin “ yönetim kurulu başkan ve üyelerine” husumet yönelttiğine göre mahkemece, HUMK 75. maddesi uyarınca davacıdan husumet yönelttiği şirketin başkan ve yöneticilerinin kimler olduğu sorulup bildirildiği taktirde dava dilekçesinin onlara da tebliğ olunarak taraf teşkilinin sağlanması ve davadaki davacı talepleri bu yönden incelenerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, TTK 309. maddesine dayalı taleplerin yazılı gerekçeyle reddi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir..

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Usuli ret

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3432 E. 2019/2442 K.

    Ortak:dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14995 E. 2011/7652 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14990 E. 2011/7362 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/6855 E.  ,  2010/7153 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.02.2009 tarih ve 2006/529-2009/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirket tarafından düzenlenen hisse senedi pay alma kuponları ile 2000 yılında müvekkilinin şirket hissedarı olduğunu, yüksek kar payı verileceği vaadi ile müvekkilinin kandırıldığını, şirketin uzun süredir kar elde edemediğini, kötü yönetildiğini, şirketin sürekli zararda gösterilerek ortakların zarara uğratıldığını ileri sürerek, davalı şirketin infisahına, kayyım tayinine, TTK 336 maddesi uyarınca hisse sahiplerine maddi zarar veren yönetim kurulu üyelerinden tahsil olunarak şirket tüzel kişiliğine verilmek üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline kara verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerin ortağı olduğunu, TTK’nun 329. maddesi uyarınca A.Ş.’nin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceğini, davanın hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporuna göre, davacının davalı Kombassan Holding A.Ş.'nin ortağı olduğu, TTK 434. maddesinde öngörülen infisah sebeplerinin gerçekleşmediği ve zarar verdiği iddia olunan yönetim kurulu üyelerine karşı isimleri belirtilerek açılan bir dava bulunmadığından tüzel kişiliği haiz olmayan “yönetim kurulu başkan ve üyeleri” şeklinde açılan davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiği gerekçesiyle davalı Kombassan Holding A.Ş.’nin feshi ve kayyım tayini talebinin esastan, yönetim kuruluna karşı davanın ise husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı şirket vekili temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, anonim şirketlerin feshi hallerini düzenleyen TTK’nun 434 ncü maddesinde bu tür ortaklığın haklı nedene dayanılarak fesih durumunun düzenlenmemiş olmasına, feshi talep edilen şirketin anasözleşmesinde de bu yönde bir hüküm bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2) Dava, anonim şirketin feshi, kayyum tayini ve yönetim kurulu üyelerinin neden oldukları zararların TTK 309. maddisi uyarınca davalılardan tahsiliyle şirkete gelir olarak kaydı istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde davalı şirketin “ yönetim kurulu başkan ve üyelerine” husumet yönelttiğine göre mahkemece, HUMK 75. maddesi uyarınca davacıdan husumet yönelttiği şirketin başkan ve yöneticilerinin kimler olduğu sorulup bildirildiği taktirde dava dilekçesinin onlara da tebliğ olunarak taraf teşkilinin sağlanması ve davadaki davacı talepleri bu yönden incelenerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, TTK 309. maddesine dayalı taleplerin yazılı gerekçeyle reddi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir..

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023866700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.