Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6164 E. 2011/5456 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
huzur hakkı↗ vekalet sözleşmesi↗ şirket müdürlüğü↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ hizmet sözleşmesi↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirket müdürlüğünden kaynaklanan Mayıs ve Haziran ayları için ayrı ayrı 3.500 Euro ve l3 günlük Temmuz 2007 maaşıyla ilgili olarak da l.467,70 Euro alacağının kaldığı, toplamının 8.467,70 Euro olup, davacının bu miktar üzerinden talepte bulunabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının 8.467,70 Euro üzerinden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının Euro bazında uyguladığı en yüksek yıllık mevduat faizinin uygulanması ile fiili ödeme günündeki Merkez Bankasının Euro bazındaki satış kuru karşılığı TL olarak tahakkuk ettirilmesine, alacak likit nitelikte olduğundan İİK’nun 67. maddesi uyarınca %40 inkar tazminatı olan 6.035,00 TL’nin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, ödenmeyen müdürlük ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Davacının davalı şirkette müdür olduğu dönemde şirket ortaklar kurulu tarafından alınan 08.12.2006 tarihli karar ile aylık 3.500 Euro maaş ödenmesine karar verildiği, 2007 yılı Nisan ayı dahil olmak üzere ödemelerin yapıldığı, davacının şirketteki tüm paylarını 13.07.2007 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrıldığı anlaşılmış, işbu davada davacı Mayıs, Haziran ayları ile ayrıldığı Temmuz ayının 13 gününe isabet eden ücret ödemelerinin yapılmadığını ileri sürerek, anılan dönemlere ait ödenmeyen ücret tutarlarının tahsilini istemiştir.Davalı şirket ise yaptığı savunmalarda, davacının Nisan ayı sonu itibariyle şirket ile olan çalışmasını sona erdirdiğini, bu nedenle kendisine ödeme yapılmadığını bildirmiştir.Mahkemece, davaya konu Mayıs, Haziran ayları ile 13 günlük Temmuz ayı ücretlerine ilişkin alacağının kabulüne karar verilmiş ise de davalının anılan savunması üzerinde durulmamıştır.
Limited ortaklıklarda da uygulanması mümkün TTK’nun 333. maddesinde aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verileceği, ücret miktarının esas mukavelede tayin edilmemiş ise umumi heyetçe tayin olunacağı düzenlenmiştir.Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı olabileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de olabilir.Müdür olan ortak ile şirket arasında bir vekalet akdi meydana gelmekte olup, bu konuda uygulanması gereken Borçlar Kanunu’nun 386. maddesi uyarınca vekalet sözleşmesinin genelde bir hizmet sözleşmesi olduğu da nazara alındığında vekilin ücrete hak kazanması için çalışması gerekmektedir.Bu durumda somut olaya gelindiğinde müdür olarak tayin edilmiş bulunan davacının davaya konu ücret alacağına ilişkin aylarda fiilen davalı şirkette çalışıp çalışmadığı, yaptığı bir hizmetin olup olmadığı, sözkonusu dönemde müdürlük görevini yerine getirip getirmediği hususlarının araştırılarak sonucuna göre kararlaştırılan ücrete hak kazanıp kazanmadığının tespit edilerek buna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ilişkin olarak yapılan ücret ödemelerinin dışında birkısım ödemelerde daha bulunulduğu, bu ödemeler ile davacının bağlantısını kurmanın tüm belgeler sunulmadığından mümkün olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen bu husus üzerinde de durulmamıştır.Bu durumda anılan dönemlerde şirket müdürlüğü görevini yürüten davacının anılan aylara ait müdürlük ücretlerinin dışında kendisine yapılan ödemelerin niteliğinin, neden yapıldığının açıklığa kavuşturulması, davacının yapılan ödemelerin davaya konu ücret alacağı ile ilgili olmayıp, başka bir alacaktan kaynaklandığını ileri sürmesi halinde bu yöndeki iddianın davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği de nazara alınarak bu husus üzerinde durulması gerekirken anılan yönden bir inceleme yapılmaması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10073 E. 2012/1786 K.
Ortak:vekalet sözleşmesi · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · hizmet sözleşmesi · inkar tazminatı · eksik inceleme · dahili dava
İncelediğiniz kararda2- Dava, ödenmeyen müdürlük ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Davacının davalı «şirkette müdür» olduğu dönemde şirket «ortaklar kurulu» tarafından alınan 08.12.2006 tarihli karar ile aylık 3.500 Euro maaş ödenmesine karar verildiği, 2007 yılı Nisan ayı «dahil» olmak üzere ödemelerin yapıldığı, davacının şirketteki tüm paylarını 13.07.2007 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrıldığı anlaşılmış, işbu davada davacı Mayıs, Ha …
… inde de olabilir.Müdür olan ortak ile şirket arasında bir vekalet akdi meydana gelmekte olup, bu konuda uygulanması gereken Borçlar Kanunu’nun 386. maddesi uyarınca «vekalet sözleşmesinin» genelde bir «hizmet sözleşmesi» olduğu da nazara alındığında vekilin ücrete hak kazanması için çalışması gerekmektedir.Bu durumda somut olaya gelindiğinde müdür olarak tayin edilmiş bulunan davacının davaya konu ücret alacağına ilişkin aylarda fiilen davalı şirkette çalışıp çalışmadığı, yaptığı bir hizmetin olup olmadığı, sözkonusu dönemde müdürlük görevini yerine getirip getirmediği hususlarının araştırılarak sonucuna göre kararlaştırılan ücrete hak kazanıp kazanmadığının tespit edilerek buna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «şirket müdürlüğünden» kaynaklanan Mayıs ve Haziran ayları için ayrı ayrı 3.500 Euro ve l3 günlük Temmuz 2007 maaşıyla ilgili olarak da l.467,70 Euro alacağının kaldığı, toplamının 8.467,70 Euro olup, davacının bu miktar üzerinden talepte bulunabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının 8.467,70 Euro üzerinden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının Euro bazında uyguladığı en yüksek yıllık mevduat faizinin uygulanması ile fiili ödeme günündeki Merkez Bankasının Euro bazındaki satış kuru karşılığı TL olarak tahakkuk ettirilmesine, alacak likit nitelikte olduğundan İİK’nun 67. maddesi uyarınca %40 «inkar tazminatı» olan 6.035,00 TL’nin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacının davalı «şirkette müdür» olduğu dönemde şirket «ortaklar kurulu» tarafından alınan 08.12.2006 tarihli karar ile aylık 3.500 Euro maaş ödenmesine karar verildiği, 2007 yılı Nisan ayı «dahil» olmak üzere ödemelerin yapıldığı, davacının şirketteki tüm paylarını 13.07.2007 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrıldığı anlaşılmış, işbu davada davacı Mayıs, Ha …
… ve müdür olan davacının şirketle aralarındaki ilişkinin iş ilişkisi olmadığı, ücretin ödendiğini ispat yükümlülüğünün davalı şirkette bulunduğu, 08/12/2006 tarihli «ortaklar kurulu» kararıyla şirket ortaklarından olan davacıya 2006 Kasım ayından itibaren aylık 3.500,00 Euro maaş ödenmesine karar verildiği, davacının şirket ile ilişiğini kestiği 13/07/2007 tarihine kadar 2007 yılı Mayıs Haziran ile 2007 yılı Temmuz ayı 13 günlük 8.467,70 Euro maaş alacağı olduğu gerekçesiyle itirazın 8.467,70 Euro üzerinden iptaline, alacağın % 40’ı karşılığı 5.873,84 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Müdür olan ortak ile şirket arasında bir vekalet akdi meydana gelmekte olup, bu konuda uygulanması gereken Borçlar Kanunu'nun 386. maddesi uyarınca «vekalet sözleşmesinin» genelde bir «hizmet sözleşmesi» olduğu da nazara alındığında vekilin ücrete hak kazanması için çalışması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı
Benzer bu kararda… ve müdür olan davacının şirketle aralarındaki ilişkinin iş ilişkisi olmadığı, ücretin ödendiğini ispat yükümlülüğünün davalı şirkette bulunduğu, 08/12/2006 tarihli «ortaklar kurulu» kararıyla şirket ortaklarından olan davacıya 2006 Kasım ayından itibaren aylık 3.500,00 Euro maaş ödenmesine karar verildiği, davacının şirket ile ilişiğini kestiği 13/07/2007 tarihine kadar 2007 yılı Mayıs Haziran ile 2007 yılı Temmuz ayı 13 günlük 8.467,70 Euro maaş alacağı olduğu gerekçesiyle itirazın 8.467,70 Euro üzerinden iptaline, alacağın % 40’ı karşılığı 5.873,84 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14567 E. 2012/5082 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… inde de olabilir.Müdür olan ortak ile şirket arasında bir vekalet akdi meydana gelmekte olup, bu konuda uygulanması gereken Borçlar Kanunu’nun 386. maddesi uyarınca «vekalet sözleşmesinin» genelde bir «hizmet sözleşmesi» olduğu da nazara alındığında vekilin ücrete hak kazanması için çalışması gerekmektedir.Bu durumda somut olaya gelindiğinde müdür olarak tayin edilmiş bulunan davacının davaya konu ücret alacağına ilişkin aylarda fiilen davalı şirkette çalışıp çalışmadığı, yaptığı bir hizmetin olup olmadığı, sözkonusu dönemde müdürlük görevini yerine getirip getirmediği hususlarının araştırılarak sonucuna göre kararlaştırılan ücrete hak kazanıp kazanmadığının tespit edilerek buna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davacıdan belirtilen aylarda taşıma hizmeti verdiğine ilişkin varsa başkaca delilleri istenip buna göre hüküm kurulması gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borca itiraz · fesih · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin servis taşıma işinin yapıldığını, davalının bakiye 1.850 TL taşıma ücretini ödemediğini, davalının «temerrüde» düşürülmediğini, dava dosyasında sözleşmenin «fesih» edildiğine dair yazılı bir talimat tespit edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2) Dava, taşıma akdinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsili amacıyla girişilen takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin olarak açılmış olup, davacının davalının çocuğunu Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında da taşıdığını ve taşıma bedelinin ödenmediğini ileri sürerek başlattığı takipte, davalı belirtilen aylarda taşıma hizmeti verilmediği belirterek «borca itiraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17968 E. 2014/7608 K.
Ortak:eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz kararda… inde de olabilir.Müdür olan ortak ile şirket arasında bir vekalet akdi meydana gelmekte olup, bu konuda uygulanması gereken Borçlar Kanunu’nun 386. maddesi uyarınca «vekalet sözleşmesinin» genelde bir «hizmet sözleşmesi» olduğu da nazara alındığında vekilin ücrete hak kazanması için çalışması gerekmektedir.Bu durumda somut olaya gelindiğinde müdür olarak tayin edilmiş bulunan davacının davaya konu ücret alacağına ilişkin aylarda fiilen davalı şirkette çalışıp çalışmadığı, yaptığı bir hizmetin olup olmadığı, sözkonusu dönemde müdürlük görevini yerine getirip getirmediği hususlarının araştırılarak sonucuna göre kararlaştırılan ücrete hak kazanıp kazanmadığının tespit edilerek buna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… bir hesaplama yapılmış ise kanıt yükünün faturayı düzenleyen davalıda olduğu nazara alınıp gerektiğinde davacıya ait makinelerin ne kadar enerji tükettiği üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp, 2005/Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ait faturaların dolayısıyla yapılan mahsubun kapsamının doğru olup olmadığının belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat · mahsup · protokol · istirdat · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaDava, davacı adına 2005/Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için kesilen faturaların davacı tarafından eksik ödenmesi nedeniyle davalı tarafından 05.01.2006 gün ve 5050/02 sayılı yazı ile “Kasım 2005 «mahsuplaşması»“ açıklaması ile davacı şirkete ait alacaktan mahsup yapılmasının taraflar arasında yapılan sözleşme ve «protokoller» ile 29.07.2005 tarihli «mutabakat» zaptına aykırı olduğu iddiasına dayalı «istirdat» istemine ilişkindir.
Davacı, davalı tarafından 2005/Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için düzenlenen faturaların sözleşme ve «protokol» hükümlerine aykırı olarak fahiş düzenlendiğini iddia ederek her bir faturaya tek tek itiraz etmiş bulunmaktadır.
Hükme dayanak edilen bilirkişi raporunun kabulünün aksine 29.07.2005 tarihli «mutabakat» dava konusunu kapsamamaktadır.
… bir hesaplama yapılmış ise kanıt yükünün faturayı düzenleyen davalıda olduğu nazara alınıp gerektiğinde davacıya ait makinelerin ne kadar enerji tükettiği üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp, 2005/Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ait faturaların dolayısıyla yapılan mahsubun kapsamının doğru olup olmadığının belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/944 E. 2016/9745 K.
Ortak:inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «şirket müdürlüğünden» kaynaklanan Mayıs ve Haziran ayları için ayrı ayrı 3.500 Euro ve l3 günlük Temmuz 2007 maaşıyla ilgili olarak da l.467,70 Euro alacağının kaldığı, toplamının 8.467,70 Euro olup, davacının bu miktar üzerinden talepte bulunabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının 8.467,70 Euro üzerinden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının Euro bazında uyguladığı en yüksek yıllık mevduat faizinin uygulanması ile fiili ödeme günündeki Merkez Bankasının Euro bazındaki satış kuru karşılığı TL olarak tahakkuk ettirilmesine, alacak likit nitelikte olduğundan İİK’nun 67. maddesi uyarınca %40 «inkar tazminatı» olan 6.035,00 TL’nin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 24/12/2012 tarihli taşımacılık sözleşmesi bulunmakta olup, uyuşmazlığın bu sözleşme gereğince sunulan «hizmetin bedelinin» ödenip ödenmediği hususlarında olduğu, sözleşmenin 24/12/2012-24/12/2013 tarihleri arasında geçerli bulunduğu, takibe konu faturaların Mart-Haziran arası döneme ilişkin düzenlendiği, davalının bu aylara ait hizmet bedelinin Kasım ayında düzenlenmesinin «teamüllere» uygun olmadığını, bu aylarda ödemenin yapıldığını, borcu bulunmadığını belirterek itiraz ettiği, takibe konu faturalardan birinin Şubat, Mart, Nisan aylarına diğerinin ise, Mayıs ve Haziran aylarına ait olduğu, «ticari defter» ve belgelerin incelenmesinde, bu aylara ilişkin hizmetin yapıldığı ay ve hemen sonrası ayda «fatura» düzenlenmediğinin anlaşıldığı, ihtilafın da Şubat-Haziran arası aylara ilişkin faturanın Kasım ayında düzenlenmesinden kaynaklandığı, davalı tarafça hizmetin sunulmadığı da iddia edilmiş ise de, sözleşmede belirlenen bedel dikkate alınarak her ay taşıma hizmetinin sunulduğu ve faturaların kesildiği, ticari ilişkinin bu şekilde devam ettiğinin tespit edildiği, ihtilaflı olan döneme ilişkin de, daha önce fatura düzenlenmediği, birleştirilerek 5 ay için 2 fatura düzenlendiği, davalının ödemelerin dikkate alınmadığına yönelik iddiasının da yerinde olmadığı zira, ileri sürdüğü tüm ödemelerin davacı kayıtlarında yer aldığı, hizmetin yapıldığı tüm aylara ilişkin sözleşmede belirlenen miktardan fatura düzenlenmiş olsa idi, davacının alacağının 35.346,65 TL olacağı, davalı tarafından yapılan tüm ödemeler toplamının ise, 21.417,50 TL olup, hizmetin görüldüğü ancak faturalandırılmadığı hizmet bedelinin 13.929,15 TL olduğu, davalı tarafın iddia ettiği gibi Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin «mükerrer» fatura düzenlenmesinin söz konusu olmadığı, davalının yaptığı tüm ödemelerin ayrı ayrı kayıtlarda yer aldığı, özellikle 4.300,00 TL’lik ödemenin davacı kayıtlarında bulunmadığı iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına, takip tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmesine, alacağın %20’si olan 2.635,80 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet bedeli · teamül · mükerrerlik · denetime elverişlilik · infaz · ticari defter · fatura · icra inkar tazminatı
Benzer bu kararda… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 24/12/2012 tarihli taşımacılık sözleşmesi bulunmakta olup, uyuşmazlığın bu sözleşme gereğince sunulan «hizmetin bedelinin» ödenip ödenmediği hususlarında olduğu, sözleşmenin 24/12/2012-24/12/2013 tarihleri arasında geçerli bulunduğu, takibe konu faturaların Mart-Haziran arası döneme ilişkin düzenlendiği, davalının bu aylara ait hizmet bedelinin Kasım ayında düzenlenmesinin «teamüllere» uygun olmadığını, bu aylarda ödemenin yapıldığını, borcu bulunmadığını belirterek itiraz ettiği, takibe konu faturalardan birinin Şubat, Mart, Nisan aylarına diğerinin ise, Mayıs ve Haziran aylarına ait olduğu, «ticari defter» ve belgelerin incelenmesinde, bu aylara ilişkin hizmetin yapıldığı ay ve hemen sonrası ayda «fatura» düzenlenmediğinin anlaşıldığı, ihtilafın da Şubat-Haziran arası aylara ilişkin faturanın Kasım ayında düzenlenmesinden kaynaklandığı, davalı tarafça hizmetin sunulmadığı da iddia edilmiş ise de, sözleşmede belirlenen bedel dikkate alınarak her ay taşıma hizmetinin sunulduğu ve faturaların kesildiği, ticari ilişkinin bu şekilde devam ettiğinin tespit edildiği, ihtilaflı olan döneme ilişkin de, daha önce fatura düzenlenmediği, birleştirilerek 5 ay için 2 fatura düzenlendiği, davalının ödemelerin dikkate alınmadığına yönelik iddiasının da yerinde olmadığı zira, ileri sürdüğü tüm ödemelerin davacı kayıtlarında yer aldığı, hizmetin yapıldığı tüm aylara ilişkin sözleşmede belirlenen miktardan fatura düzenlenmiş olsa idi, davacının alacağının 35.346,65 TL olacağı, davalı tarafından yapılan tüm ödemeler toplamının ise, 21.417,50 TL olup, hizmetin görüldüğü ancak faturalandırılmadığı hizmet bedelinin 13.929,15 TL olduğu, davalı tarafın iddia ettiği gibi Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin «mükerrer» fatura düzenlenmesinin söz konusu olmadığı, davalının yaptığı tüm ödemelerin ayrı ayrı kayıtlarda yer aldığı, özellikle 4.300,00 TL’lik ödemenin davacı kayıtlarında bulunmadığı iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına, takip tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmesine, alacağın %20’si olan 2.635,80 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… in ise, Mayıs ve Haziran aylarına ait taşımacılık bedeline ilişkin düzenlendiği anlaşılmıştır...'' , bir bölümünde ise, ''İhtilaflı olan döneme ilişkin de daha önce «fatura» düzenlenmediği birleştirilerek 5 ay için 2 fatura düzenlendiği anlaşılmıştır....'' şeklinde takip ve dava konusu alacağa ilişkin çelişkili ifadelere yer vermek sureti ile verilen, yukarıda belirtilen ve hükümde olması gereken yasal unsurları içermeyen, «denetime elverişli» de olmayan hükmün bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması gerekir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8921 E. 2012/15157 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «şirket müdürlüğünden» kaynaklanan Mayıs ve Haziran ayları için ayrı ayrı 3.500 Euro ve l3 günlük Temmuz 2007 maaşıyla ilgili olarak da l.467,70 Euro alacağının kaldığı, toplamının 8.467,70 Euro olup, davacının bu miktar üzerinden talepte bulunabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının 8.467,70 Euro üzerinden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının Euro bazında uyguladığı en yüksek yıllık mevduat faizinin uygulanması ile fiili ödeme günündeki Merkez Bankasının Euro bazındaki satış kuru karşılığı TL olarak tahakkuk ettirilmesine, alacak likit nitelikte olduğundan İİK’nun 67. maddesi uyarınca %40 «inkar tazminatı» olan 6.035,00 TL’nin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
2- Dava, ödenmeyen müdürlük ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Davacının davalı «şirkette müdür» olduğu dönemde şirket «ortaklar kurulu» tarafından alınan 08.12.2006 tarihli karar ile aylık 3.500 Euro maaş ödenmesine karar verildiği, 2007 yılı Nisan ayı «dahil» olmak üzere ödemelerin yapıldığı, davacının şirketteki tüm paylarını 13.07.2007 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrıldığı anlaşılmış, işbu davada davacı Mayıs, Ha …
Benzer bu kararda… ve müdür olan davacının şirketle aralarındaki ilişkinin iş ilişkisi olmadığı, ücretin ödendiğini ispat yükümlülüğünün davalı şirkette bulunduğu, 08.12.2006 tarihli «ortaklar kurulu» kararıyla şirket ortaklarından olan davacıya 2006 Kasım ayından itibaren aylık 3.500,00 Euro maaş ödenmesine karar verildiği, davacının şirket ile ilişiğini kestiği 13.07.2007 tarihine kadar 2007 yılı Mayıs Haziran ile 2007 yılı Temmuz ayı 13 günlük 8.467,70 Euro maaş alacağı olduğu gerekçesiyle itirazın 8.467,70 Euro üzerinden iptaline, alacağın % 40’ı karşılığı 5.873,84 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 13.02.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı ya …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat · icra inkar tazminatı
Benzer bu kararda… ve müdür olan davacının şirketle aralarındaki ilişkinin iş ilişkisi olmadığı, ücretin ödendiğini ispat yükümlülüğünün davalı şirkette bulunduğu, 08.12.2006 tarihli «ortaklar kurulu» kararıyla şirket ortaklarından olan davacıya 2006 Kasım ayından itibaren aylık 3.500,00 Euro maaş ödenmesine karar verildiği, davacının şirket ile ilişiğini kestiği 13.07.2007 tarihine kadar 2007 yılı Mayıs Haziran ile 2007 yılı Temmuz ayı 13 günlük 8.467,70 Euro maaş alacağı olduğu gerekçesiyle itirazın 8.467,70 Euro üzerinden iptaline, alacağın % 40’ı karşılığı 5.873,84 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 13.02.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı ya …
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile taraflar arasında temyiz tarihinden sonra düzenlenip, karar düzeltme dilekçesi ekinde sunulmuş olan “Protokol” başlıklı «mutabakatın» bozma sonrasında yapılacak yargılamada mahkemece değerlendirilecek olmasına göre de davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/6164 E. , 2011/5456 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.02.2009 tarih ve 2008/293-2009/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2011 gününde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten l3.07.2007 tarihinde hisselerini devretmek suretiyle ayrıldığını, şirket ortağı ve müdürü sıfatı ile görev ve sorumluluk taşıyan müvekkiline 2006 yılı Kasım ayından itibaren aylık net 3.500 Euro maaş ödenmesi hususunda ortaklar kurulu tarafından l8.l2.2006 tarihinde karar alındığını, bu karara istinaden 2007 yılı nisan ayı dahil olmak üzere ödemelerin gerçekleştirildiğini ancak bu tarihten müvekkilinin şirketten ve müdürlükten ayrıldığı tarih olan l3.07.2007’ye kadar tahakkuk eden alacağının ödenmediğini, davalı aleyhine başlatılan icra takibine karşı davalının itirazda bulunduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile 8.503,43 Euro tutarındaki alacağın %40 icra inkar tazminatı ve faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketteki hisselerinin tamamını bütün hak ve vecibeleri ile birlikte 13.07.2007 tarihinde devretmesi nedeniyle müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun kalmadığını, talep edilen miktarın kabulünün de mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine ve %40’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirket müdürlüğünden kaynaklanan Mayıs ve Haziran ayları için ayrı ayrı 3.500 Euro ve l3 günlük Temmuz 2007 maaşıyla ilgili olarak da l.467,70 Euro alacağının kaldığı, toplamının 8.467,70 Euro olup, davacının bu miktar üzerinden talepte bulunabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının 8.467,70 Euro üzerinden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının Euro bazında uyguladığı en yüksek yıllık mevduat faizinin uygulanması ile fiili ödeme günündeki Merkez Bankasının Euro bazındaki satış kuru karşılığı TL olarak tahakkuk ettirilmesine, alacak likit nitelikte olduğundan İİK’nun 67.
maddesi uyarınca %40 inkar tazminatı olan 6.035,00 TL’nin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, ödenmeyen müdürlük ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Davacının davalı şirkette müdür olduğu dönemde şirket ortaklar kurulu tarafından alınan 08.12.2006 tarihli karar ile aylık 3.500 Euro maaş ödenmesine karar verildiği, 2007 yılı Nisan ayı dahil olmak üzere ödemelerin yapıldığı, davacının şirketteki tüm paylarını 13.07.2007 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrıldığı anlaşılmış, işbu davada davacı Mayıs, Haziran ayları ile ayrıldığı Temmuz ayının 13 gününe isabet eden ücret ödemelerinin yapılmadığını ileri sürerek, anılan dönemlere ait ödenmeyen ücret tutarlarının tahsilini istemiştir.Davalı şirket ise yaptığı savunmalarda, davacının Nisan ayı sonu itibariyle şirket ile olan çalışmasını sona erdirdiğini, bu nedenle kendisine ödeme yapılmadığını bildirmiştir.Mahkemece, davaya konu Mayıs, Haziran ayları ile 13 günlük Temmuz ayı ücretlerine ilişkin alacağının kabulüne karar verilmiş ise de davalının anılan savunması üzerinde durulmamıştır.
Limited ortaklıklarda da uygulanması mümkün TTK’nun 333. maddesinde aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verileceği, ücret miktarının esas mukavelede tayin edilmemiş ise umumi heyetçe tayin olunacağı düzenlenmiştir.Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı olabileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de olabilir.Müdür olan ortak ile şirket arasında bir vekalet akdi meydana gelmekte olup, bu konuda uygulanması gereken Borçlar Kanunu’nun 386. maddesi uyarınca vekalet sözleşmesinin genelde bir hizmet sözleşmesi olduğu da nazara alındığında vekilin ücrete hak kazanması için çalışması gerekmektedir.Bu durumda somut olaya gelindiğinde müdür olarak tayin edilmiş bulunan davacının davaya konu ücret alacağına ilişkin aylarda fiilen davalı şirkette çalışıp çalışmadığı, yaptığı bir hizmetin olup olmadığı, sözkonusu dönemde müdürlük görevini yerine getirip getirmediği hususlarının araştırılarak sonucuna göre kararlaştırılan ücrete hak kazanıp kazanmadığının tespit edilerek buna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ilişkin olarak yapılan ücret ödemelerinin dışında birkısım ödemelerde daha bulunulduğu, bu ödemeler ile davacının bağlantısını kurmanın tüm belgeler sunulmadığından mümkün olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen bu husus üzerinde de durulmamıştır.Bu durumda anılan dönemlerde şirket müdürlüğü görevini yürüten davacının anılan aylara ait müdürlük ücretlerinin dışında kendisine yapılan ödemelerin niteliğinin, neden yapıldığının açıklığa kavuşturulması, davacının yapılan ödemelerin davaya konu ücret alacağı ile ilgili olmayıp, başka bir alacaktan kaynaklandığını ileri sürmesi halinde bu yöndeki iddianın davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği de nazara alınarak bu husus üzerinde durulması gerekirken anılan yönden bir inceleme yapılmaması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023244600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz