Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/324 E. 2012/12206 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay sahipliği sıfatı↗ pay defterine kayıt↗ istirdat davası↗ kâr payı dağıtımı↗ tefrik↗ zamanaşımı defi↗ pay sahipliği↗ ihtisas mahkemesi↗ tasdik kararı↗ hile↗ pay defteri↗ olumsuz oy↗ dolandırıcılık↗ komisyon↗ vade↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ kâr payı↗ yetki↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bilirkişi raporu ve toplanan kanıtlara göre, ortaklık durum belgesi adını taşıyan altında belge fotokopisinin davalı şirketlere para verdiğini ispata yeterli olmadığı, davalı şirketlere ödünç para verildiğinin de ispat edilemediği, davacının devir yoluyla ortak olduğu, davalı defter kayıtlarının incelenmesine göre de davacının şirket ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, TTK. 329 ve 405. maddeleri uyarınca da paranın iadesi talebinin talebinin dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, davalılardan Kombassan Holding A.Ş. ile davacı arasında hukuki ilişkiyi kanıtlar belge sunulmadığı ve davalı yöneticinin kişisel sorumluluğuna yönelik delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılardan ... dışındaki taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen pararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporu alındıktan sonra yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi kurulu, Kombassan Holding A.Ş.'nin defterlerinde davacının 10 adet beheri 2.000.000 TL değerinde 20.000.000 TL tutarında hisse sahibi olduğu, Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşlt. Tic.A.Ş. defterlerinde ise 880 adet 5.280.000.000 TL tutarında hissedar olduğu, hisselerin pay defterinde kayıtlarının olduğu, diğer muhasebe kayıtlarında ise davacıyla ilgili bir işleme rastlanılmadığı, defterlerin kapanış tasdiklerinin olmadığı, bu şekilde usulüne uygun olmadıkları, pay defterindeki kayıtların, hisse değeri, tutar ve düşünceler bilgilerinin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırılmış durumda oldukları, pay defterine hangi tarihte kayıt yapıldığının belli olmadığı, HUMK'nun 403. maddesi ve defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği sıfatının şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, pay defteri sahifelerinin değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda ihtisas sahibi bilirkişilerce incelenmesi gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı, yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu karşısında düğümlendiğini, fon talep eden bir anonim şirket ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, hilenin BK'nun 31. maddesi gereğince (1) yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
Ancak, bilirkişi kurulu, ceza mahkemesi dosyası ile davalılar tarafından hukuka aykırı faaliyetlerin resmi kurum raporları ile belgelendirilmiş olması huzurdaki dava açısından bir takım tespitler içerse de buna ilişkin hukuki sonuçların esasen SPK'da düzenlendiğini ve huzurdaki dava açısından değerlendirilmesinin tamamen hukuki mesele olup, mahkemeye ait olduğunu bildirmiş, başka bir değerlendirme yapılmamıştır.
Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere; Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak dolandırıcılık suçlarından yarrgılanmışlardır. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık % 18, %18 ve % 20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşlt. Tic.A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere BK'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde tespit edilen maddi vakıaların neler olduğunun belirlenmesi, maddi vakıaların dosyada mevcut davacı tarafından ibraz edilen delillerle birlikte değerlendirilerek davacının uğradığı iddia edilen zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.
Ayrıca, mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de bilirkişi kurulu 1997, 1998, 1999 yılları defterlerinde sermaye hesabında kayıtlı kurucu ortakların belli sayıda bulunduğunu bildirmişler, mahkemece dava 2008 yılında açılmasına ve ortak olmadığının tesbiti talebini içermesine rağmen dava tarihi itibariyle davacının, davalı şirketin sermayasınde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığa kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir. Davacının ibraz ettiği belgedeki parayı alan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, kurucu hissedarlarından olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, BK'nun 53'üncü maddesi gereğince ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.'' hükmünü yukarıda gösterilen delillerle birlikte değerlendirilmek ve neticesine göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Bunun yanısıra davacı, Kombassan Holding A.Ş., Kombassan İnş.Tar.San. A.Ş. ve ... aleyhine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne dava açmış olup, mahkemece davalılar Kombassan İnş.Tar.San. A.Ş. ve ... hakkındaki dava, bu davadan tefrik edilerek mahkemenin 2009/546 Esas kayıt edilip akabinde yetkisizlik kararı verilerek dosya Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir. Bu durumda, Kombassan Holding A.Ş. aleyhine açılan davada yetkisizlik kararı verilmediği ve bu nedenle de bu şirket karar başlığında yer almadığı halde kararın gerekçesinde bu davalıdan da bahsedilmek ve bu davalı yönünden de davanın reddedildiğinin açıklanması doğru olmamış ve yukarıda açıklanan gerekçelere ilaveten bu yönden de kararın mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davalı vekili temyiz itirazlarına gelince; davalılar vekili cevap layihasında zamanaşımı definde bulunmuş olup, davalının zamanaşımı defi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamış, kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/535 E. 2012/12198 K.
Ortak:pay sahipliği sıfatı · istirdat davası · tefrik · zamanaşımı defi · pay sahipliği · ihtisas mahkemesi · hile · pay defteri · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaTic.A.Ş. «defterlerinde» ise 880 adet 5.280.000.000 TL tutarında hissedar olduğu, hisselerin «pay defterinde kayıtlarının» olduğu, diğer muhasebe kayıtlarında ise davacıyla ilgili bir işleme rastlanılmadığı, defterlerin kapanış «tasdiklerinin» olmadığı, bu şekilde usulüne uygun olmadıkları, pay defterindeki kayıtların, hisse değeri, tutar ve düşünceler bilgilerinin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırılmış durumda oldukları, pay defterine hangi tarihte kayıt yapıldığının belli olmadığı, HUMK'nun 403. maddesi ve defterlerin mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, pay defteri sahifelerinin değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı, yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu karşısında düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31. maddesi gereğince (1) yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
… özetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
A.Ş. ve ... hakkındaki dava, bu davadan «tefrik» edilerek mahkemenin 2009/546 Esas kayıt edilip akabinde «yetkisizlik» kararı verilerek dosya Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.
Benzer bu kararda403 ve «defterlerin» durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tesbit edilemeyeceği sonucuna varıldığını, ortaklar «pay defterinde» davacının 400 hisse ile ortak olarak kayıtlı olduğunu ve pay defterinin ciltli olduğu ortaklar ile ilgili bilgilerin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırıldığını, bu sayfaların değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu konusunda düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31'inci maddesi gereğince (1) yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
T.A.Ş.'nin ise 1997, 1998, 1999, 2000 yılları «defterlerinin» incelendiği, defterlerin kapanış tastikleri olmadığı için usulüne uygun olmadığı, şirketin sermaye hesapları ile ilgili yapılan incelemede davacının ismine rastlanamadığı, 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortağın isminin bulunduğu ve şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının doğrudan bu şirketten hisse satın aldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacının hissesini şirketin diğer ortaklarından satın aldığı, şirket kayıtlarına göre şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı belirtilmiş, raporun 17 ve 18'inci sahifelerinde ise aslen ve devren «pay sahipliği» açıklandıktan sonra huzurdaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, buna mukabil davacının ortaklar «pay defterinde» ortak olarak göründüğünü ancak, HUMK md.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53'üncü maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şikayet · taahhütname · cy/cy kaydı · kesin hüküm
Benzer bu karardaT.A.Ş.'nin ise 1997, 1998, 1999, 2000 yılları «defterlerinin» incelendiği, defterlerin kapanış tastikleri olmadığı için usulüne uygun olmadığı, şirketin sermaye hesapları ile ilgili yapılan incelemede davacının ismine rastlanamadığı, 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortağın isminin bulunduğu ve şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının doğrudan bu şirketten hisse satın aldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacının hissesini şirketin diğer ortaklarından satın aldığı, şirket kayıtlarına göre şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı belirtilmiş, raporun 17 ve 18'inci sahifelerinde ise aslen ve devren «pay sahipliği» açıklandıktan sonra huzurdaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, buna mukabil davacının ortaklar «pay defterinde» ortak olarak göründüğünü ancak, HUMK md.
… dirilmesinin tamamen hukuki mesele olup mahkemeye ait olduğunu bildirmiş, fakat mahkemece açılan kamu davalarından beraat kararı verildiği ve bu davalarda davacının «şikayetçi» konumunda bulunmadığı gerekçede belirtilmiş, başka bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53'üncü maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14101 E. 2013/13213 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… özetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Tic.A.Ş. «defterlerinde» ise 880 adet 5.280.000.000 TL tutarında hissedar olduğu, hisselerin «pay defterinde kayıtlarının» olduğu, diğer muhasebe kayıtlarında ise davacıyla ilgili bir işleme rastlanılmadığı, defterlerin kapanış «tasdiklerinin» olmadığı, bu şekilde usulüne uygun olmadıkları, pay defterindeki kayıtların, hisse değeri, tutar ve düşünceler bilgilerinin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırılmış durumda oldukları, pay defterine hangi tarihte kayıt yapıldığının belli olmadığı, HUMK'nun 403. maddesi ve defterlerin mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, pay defteri sahifelerinin değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı, yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu karşısında düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31. maddesi gereğince (1) yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık % 18, %18 ve % 20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Benzer bu karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalının kasıtlı olarak ve hukuka aykırı «dolandırıcılık» eyleminin davacı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ortaklık durum belgesi ile, bedeli ödemesinin borç ve kredi olmayıp borsada işlem görmeyen bir şirketin hisse senetlerinin satın alma yoluyla görünüşte ortaklığa katılma işlemi ve ortaklık durum belgesinin de hisse bedeli karşılığı olduğu, bu nedenle de davacının şirket ortağı sıfatı kazandığı, «hisse senedi» çıkarılma izni alınmamasının da nedensiz zenginleşme sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse senedi · zamanaşımı def'i · def'i · taahhütname · kesin hüküm
Benzer bu karardaKarşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve davalının hukuki durumunun ve «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalının kasıtlı olarak ve hukuka aykırı «dolandırıcılık» eyleminin davacı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ortaklık durum belgesi ile, bedeli ödemesinin borç ve kredi olmayıp borsada işlem görmeyen bir şirketin hisse senetlerinin satın alma yoluyla görünüşte ortaklığa katılma işlemi ve ortaklık durum belgesinin de hisse bedeli karşılığı olduğu, bu nedenle de davacının şirket ortağı sıfatı kazandığı, «hisse senedi» çıkarılma izni alınmamasının da nedensiz zenginleşme sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından, «defter» kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalı tarafından huk …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14103 E. 2013/19433 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hile · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaTic.A.Ş. «defterlerinde» ise 880 adet 5.280.000.000 TL tutarında hissedar olduğu, hisselerin «pay defterinde kayıtlarının» olduğu, diğer muhasebe kayıtlarında ise davacıyla ilgili bir işleme rastlanılmadığı, defterlerin kapanış «tasdiklerinin» olmadığı, bu şekilde usulüne uygun olmadıkları, pay defterindeki kayıtların, hisse değeri, tutar ve düşünceler bilgilerinin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırılmış durumda oldukları, pay defterine hangi tarihte kayıt yapıldığının belli olmadığı, HUMK'nun 403. maddesi ve defterlerin mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, pay defteri sahifelerinin değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı, yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu karşısında düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31. maddesi gereğince (1) yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
… özetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık % 18, %18 ve % 20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Benzer bu karardaDosyada mubrez bilirkişi kurulu raporunda, Kombassan Holding A.Ş.'nin ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 480 TL nominal değeri olan 240 adet, Kombassan İnşaat tarım AŞ'nin ortaklar pay defterine göre ise toplam 600 TL nominal değeri olan 100 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan 27.02.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde ise 340 adet hisseye karşılık 26.605 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · karine · hisse senedi · zamanaşımı def'i · def'i · hamil · hak düşürücü süre · taahhütname
Benzer bu karardaDosyada mubrez bilirkişi kurulu raporunda, Kombassan Holding A.Ş.'nin ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 480 TL nominal değeri olan 240 adet, Kombassan İnşaat tarım AŞ'nin ortaklar pay defterine göre ise toplam 600 TL nominal değeri olan 100 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan 27.02.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde ise 340 adet hisseye karşılık 26.605 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, ayrıca ortaklık durum belgesinde adı geçe …
Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından, «defter» kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından …
5 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6276 E. 2013/23353 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · tasdik kararı · hile · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaTic.A.Ş. «defterlerinde» ise 880 adet 5.280.000.000 TL tutarında hissedar olduğu, hisselerin «pay defterinde kayıtlarının» olduğu, diğer muhasebe kayıtlarında ise davacıyla ilgili bir işleme rastlanılmadığı, defterlerin kapanış «tasdiklerinin» olmadığı, bu şekilde usulüne uygun olmadıkları, pay defterindeki kayıtların, hisse değeri, tutar ve düşünceler bilgilerinin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırılmış durumda oldukları, pay defterine hangi tarihte kayıt yapıldığının belli olmadığı, HUMK'nun 403. maddesi ve defterlerin mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, pay defteri sahifelerinin değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı, yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu karşısında düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31. maddesi gereğince (1) yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
… özetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak «dolandırıcılık» suçlarından yarrgılanmışlardır.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterine» göre davacının 620 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan belgeden ise davacının 48.515 DM ödediğinin anlaşıldığı, TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
AŞ'nin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, öte yandan davacının ortaklık tesis edili …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · hisse senedi · hamil · hak düşürücü süre · taahhütname · kesin hüküm
Benzer bu karardaAŞ'nin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, öte yandan davacının ortaklık tesis edili …
A.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterine» göre davacının 620 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan belgeden ise davacının 48.515 DM ödediğinin anlaşıldığı, TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından, «defter» kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından …
Davacının «ibraz» ettiği belgede imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/329 E. 2012/8977 K.
Ortak:pay sahipliği sıfatı · istirdat davası · zamanaşımı defi · pay sahipliği · hile · pay defteri · olumsuz oy · dolandırıcılık · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaTic.A.Ş. «defterlerinde» ise 880 adet 5.280.000.000 TL tutarında hissedar olduğu, hisselerin «pay defterinde kayıtlarının» olduğu, diğer muhasebe kayıtlarında ise davacıyla ilgili bir işleme rastlanılmadığı, defterlerin kapanış «tasdiklerinin» olmadığı, bu şekilde usulüne uygun olmadıkları, pay defterindeki kayıtların, hisse değeri, tutar ve düşünceler bilgilerinin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırılmış durumda oldukları, pay defterine hangi tarihte kayıt yapıldığının belli olmadığı, HUMK'nun 403. maddesi ve defterlerin mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, pay defteri sahifelerinin değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı, yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu karşısında düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31. maddesi gereğince (1) yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
… özetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
2-Davalı vekili temyiz itirazlarına gelince; davalılar vekili cevap layihasında «zamanaşımı» definde bulunmuş olup, davalının «zamanaşımı defi» hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi de doğru olmamış, kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda403 ve «defterlerin» durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tesbit edilemeyeceği sonucuna varıldığını, ortaklar «pay defterinde» davacının 260 hisse ile ortak olarak kayıtlı olduğunu ve pay defterinin ciltli olduğu ortaklar ile ilgili bilgilerin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırıldığını ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu konusunda düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31'inci maddesi gereğince (1) yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
T.A.Ş.'nin ise 1997, 1998, 1999, 2000 yılları «defterlerinin» incelendiği, defterlerin kapanış tastikleri olmadığı için usulüne uygun olmadığı, şirketin sermaye hesapları ile ilgili yapılan incelemede davacının ismine rastlanamadığı, 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortağın isminin bulunduğu ve şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının doğrudan bu şirketten hisse satın aldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacının hissesini şirketin diğer ortaklarından satın aldığı, şirket kayıtlarına göre şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı belirtilmiş, raporun 17 ve 18'inci sahifelerinde ise aslen ve devren «pay sahipliği» açıklandıktan sonra huzurdaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, buna mukabil davacının ortaklar «pay defterinde» ortak olarak göründüğünü ancak, HUMK md.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53'üncü maddesi gereğince ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şikayet · taahhütname · cy/cy kaydı · kesin hüküm
Benzer bu karardaT.A.Ş.'nin ise 1997, 1998, 1999, 2000 yılları «defterlerinin» incelendiği, defterlerin kapanış tastikleri olmadığı için usulüne uygun olmadığı, şirketin sermaye hesapları ile ilgili yapılan incelemede davacının ismine rastlanamadığı, 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortağın isminin bulunduğu ve şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının doğrudan bu şirketten hisse satın aldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacının hissesini şirketin diğer ortaklarından satın aldığı, şirket kayıtlarına göre şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı belirtilmiş, raporun 17 ve 18'inci sahifelerinde ise aslen ve devren «pay sahipliği» açıklandıktan sonra huzurdaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, buna mukabil davacının ortaklar «pay defterinde» ortak olarak göründüğünü ancak, HUMK md.
… dirilmesinin tamamen hukuki mesele olup mahkemeye ait olduğunu bildirmiş, fakat mahkemece açılan kamu davalarından beraat kararı verildiği ve bu davalarda davacının «şikayetçi» konumunda bulunmadığı gerekçe de belirtilmiş, başka bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53'üncü maddesi gereğince ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14095 E. 2013/19435 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · tasdik kararı · hile · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaTic.A.Ş. «defterlerinde» ise 880 adet 5.280.000.000 TL tutarında hissedar olduğu, hisselerin «pay defterinde kayıtlarının» olduğu, diğer muhasebe kayıtlarında ise davacıyla ilgili bir işleme rastlanılmadığı, defterlerin kapanış «tasdiklerinin» olmadığı, bu şekilde usulüne uygun olmadıkları, pay defterindeki kayıtların, hisse değeri, tutar ve düşünceler bilgilerinin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırılmış durumda oldukları, pay defterine hangi tarihte kayıt yapıldığının belli olmadığı, HUMK'nun 403. maddesi ve defterlerin mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, pay defteri sahifelerinin değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı, yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu karşısında düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31. maddesi gereğince (1) yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
… özetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak «dolandırıcılık» suçlarından yarrgılanmışlardır.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 1.320 TL nominal değeri olan 220 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan belgeden ise davacının 17.215 DM ödediğinin anlaşıldığı, bu belgeye itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını bu belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
A.Ş.'nin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, ayrıca ortaklık durum belgesinde adı geçe …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · karine · hisse senedi · zamanaşımı def'i · def'i · hamil · hak düşürücü süre · taahhütname
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 1.320 TL nominal değeri olan 220 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan belgeden ise davacının 17.215 DM ödediğinin anlaşıldığı, bu belgeye itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını bu belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
A.Ş.'nin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, ayrıca ortaklık durum belgesinde adı geçe …
Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından, «defter» kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14102 E. 2013/19434 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hile · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaTic.A.Ş. «defterlerinde» ise 880 adet 5.280.000.000 TL tutarında hissedar olduğu, hisselerin «pay defterinde kayıtlarının» olduğu, diğer muhasebe kayıtlarında ise davacıyla ilgili bir işleme rastlanılmadığı, defterlerin kapanış «tasdiklerinin» olmadığı, bu şekilde usulüne uygun olmadıkları, pay defterindeki kayıtların, hisse değeri, tutar ve düşünceler bilgilerinin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırılmış durumda oldukları, pay defterine hangi tarihte kayıt yapıldığının belli olmadığı, HUMK'nun 403. maddesi ve defterlerin mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, pay defteri sahifelerinin değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı, yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu karşısında düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31. maddesi gereğince (1) yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
… özetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık % 18, %18 ve % 20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Benzer bu karardaDosyada mubrez bilirkişi kurulu raporunda, Kombassan İnşaat Tarım A.Ş'nin ortaklar «pay defterine» göre toplam 12.240 TL nominal değeri olan 2040 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan 09.04.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde ise 2040 adet hisseye karşılık 159.630 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · karine · hisse senedi · zamanaşımı def'i · def'i · hamil · hak düşürücü süre · taahhütname
Benzer bu karardaDosyada mubrez bilirkişi kurulu raporunda, Kombassan İnşaat Tarım A.Ş'nin ortaklar «pay defterine» göre toplam 12.240 TL nominal değeri olan 2040 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan 09.04.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde ise 2040 adet hisseye karşılık 159.630 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
A.Ş'nin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, ayrıca ortaklık durum belgesinde adı geçe …
Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından, «defter» kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından «taahhüt» edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8517 E. 2012/15962 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · tasdik kararı · hile · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaTic.A.Ş. «defterlerinde» ise 880 adet 5.280.000.000 TL tutarında hissedar olduğu, hisselerin «pay defterinde kayıtlarının» olduğu, diğer muhasebe kayıtlarında ise davacıyla ilgili bir işleme rastlanılmadığı, defterlerin kapanış «tasdiklerinin» olmadığı, bu şekilde usulüne uygun olmadıkları, pay defterindeki kayıtların, hisse değeri, tutar ve düşünceler bilgilerinin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırılmış durumda oldukları, pay defterine hangi tarihte kayıt yapıldığının belli olmadığı, HUMK'nun 403. maddesi ve defterlerin mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği sıfatının» şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, pay defteri sahifelerinin değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda «ihtisas» sahibi «bilirkişilerce incelenmesi» gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı, yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu karşısında düğümlendiğini, fon talep eden bir «anonim şirket» ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak «ortaklık ilişkisi» olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, «hilenin» BK'nun 31. maddesi gereğince (1) yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
… özetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık % 18, %18 ve % 20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 2.430,00 TL nominal değerde 405 adet hisse sahibi olduğu, bu «kayda» rağmen davacının 06.03.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde 440 adet hisseye karşılık 34.430 DM gerçek değer yazılı bulunduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · emniyeti suistimal · uzamış ceza zamanaşımı · ceza zamanaşımı · ek prim · zamanaşımı def'i · def'i · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 2.430,00 TL nominal değerde 405 adet hisse sahibi olduğu, bu «kayda» rağmen davacının 06.03.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde 440 adet hisseye karşılık 34.430 DM gerçek değer yazılı bulunduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek ger …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/324 E. , 2012/12206 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.12.2010 tarih ve 2010/39-2010/622 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ... dışındaki taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan Kombassan İnş.Tarım ve San. İşletmeleri Tic.A.Ş. vekili Av. Bekir Yıldırım dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine müvekkilinin belge karşılığında davalılara 68.860 DM verdiğini, davalıların aynı yöntemle binlerce gurbetçiden nakit para topladıklarını, kısa bir süre sonra müvekkilinin parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, Kombassan Grubu tarafından yapılan usulsüzlükten SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını ve davalı ...'ın zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik 72.189,58 TL'nin faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan şirketler vekili, zamanaşımı defi ile birlikte davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve toplanan kanıtlara göre, ortaklık durum belgesi adını taşıyan altında belge fotokopisinin davalı şirketlere para verdiğini ispata yeterli olmadığı, davalı şirketlere ödünç para verildiğinin de ispat edilemediği, davacının devir yoluyla ortak olduğu, davalı defter kayıtlarının incelenmesine göre de davacının şirket ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, TTK. 329 ve 405. maddeleri uyarınca da paranın iadesi talebinin talebinin dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, davalılardan Kombassan Holding A.Ş. ile davacı arasında hukuki ilişkiyi kanıtlar belge sunulmadığı ve davalı yöneticinin kişisel sorumluluğuna yönelik delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılardan ... dışındaki taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen pararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporu alındıktan sonra yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi kurulu, Kombassan Holding A.Ş.'nin defterlerinde davacının 10 adet beheri 2.000.000 TL değerinde 20.000.000 TL tutarında hisse sahibi olduğu, Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşlt. Tic.A.Ş. defterlerinde ise 880 adet 5.280.000.000 TL tutarında hissedar olduğu, hisselerin pay defterinde kayıtlarının olduğu, diğer muhasebe kayıtlarında ise davacıyla ilgili bir işleme rastlanılmadığı, defterlerin kapanış tasdiklerinin olmadığı, bu şekilde usulüne uygun olmadıkları, pay defterindeki kayıtların, hisse değeri, tutar ve düşünceler bilgilerinin bilgisayar ile yazılı olarak deftere yapıştırılmış durumda oldukları, pay defterine hangi tarihte kayıt yapıldığının belli olmadığı, HUMK'nun 403. maddesi ve defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği sıfatının şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, pay defteri sahifelerinin değiştirildiği ve pay sahipliğinde oynama yapıldığı yönündeki iddianın bu konuda ihtisas sahibi bilirkişilerce incelenmesi gerektiği ve sonuç olarak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık mı, yoksa ödünç ilişkisi mi olduğu karşısında düğümlendiğini, fon talep eden bir anonim şirket ile birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse arasındaki ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olduğunu, aksini ispatlamaya yeterli delilin dosyada bulunmadığını, hilenin BK'nun 31.
maddesi gereğince (1) yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin de geçtiğini bildirmişlerdir.
Ancak, bilirkişi kurulu, ceza mahkemesi dosyası ile davalılar tarafından hukuka aykırı faaliyetlerin resmi kurum raporları ile belgelendirilmiş olması huzurdaki dava açısından bir takım tespitler içerse de buna ilişkin hukuki sonuçların esasen SPK'da düzenlendiğini ve huzurdaki dava açısından değerlendirilmesinin tamamen hukuki mesele olup, mahkemeye ait olduğunu bildirmiş, başka bir değerlendirme yapılmamıştır.
Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere; Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak dolandırıcılık suçlarından yarrgılanmışlardır. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık % 18, %18 ve % 20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş.
ve Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşlt. Tic.A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere BK'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde tespit edilen maddi vakıaların neler olduğunun belirlenmesi, maddi vakıaların dosyada mevcut davacı tarafından ibraz edilen delillerle birlikte değerlendirilerek davacının uğradığı iddia edilen zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.
Ayrıca, mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de bilirkişi kurulu 1997, 1998, 1999 yılları defterlerinde sermaye hesabında kayıtlı kurucu ortakların belli sayıda bulunduğunu bildirmişler, mahkemece dava 2008 yılında açılmasına ve ortak olmadığının tesbiti talebini içermesine rağmen dava tarihi itibariyle davacının, davalı şirketin sermayasınde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığa kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.
Davacının ibraz ettiği belgedeki parayı alan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, kurucu hissedarlarından olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, BK'nun 53'üncü maddesi gereğince ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.'' hükmünü yukarıda gösterilen delillerle birlikte değerlendirilmek ve neticesine göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Bunun yanısıra davacı, Kombassan Holding A.Ş., Kombassan İnş.Tar.San. A.Ş. ve ... aleyhine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne dava açmış olup, mahkemece davalılar Kombassan İnş.Tar.San. A.Ş. ve ... hakkındaki dava, bu davadan tefrik edilerek mahkemenin 2009/546 Esas kayıt edilip akabinde yetkisizlik kararı verilerek dosya Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir. Bu durumda, Kombassan Holding A.Ş. aleyhine açılan davada yetkisizlik kararı verilmediği ve bu nedenle de bu şirket karar başlığında yer almadığı halde kararın gerekçesinde bu davalıdan da bahsedilmek ve bu davalı yönünden de davanın reddedildiğinin açıklanması doğru olmamış ve yukarıda açıklanan gerekçelere ilaveten bu yönden de kararın mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davalı vekili temyiz itirazlarına gelince; davalılar vekili cevap layihasında zamanaşımı definde bulunmuş olup, davalının zamanaşımı defi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamış, kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Kombassan İnş.Tar.San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın Kombassan İnş.Tar.San.A.Ş. yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Kombassan İnş.Tar.San.A.Ş.'ne verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023087600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz