Kayyım Atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/17508 E. 2014/18017 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket müdürlüğü↗ şirket zararı↗ bilirkişi incelemesi↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı gerçek kişinin şirket müdürlüğünden azli hususundaki talebin ispat edilemediği, 10.04.2012 tarihinde genel kurul toplantısının yapılmasıyla diğer taleplerin de konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davalı ortağın müdürlükten azli, ortaklar kurulunun toplantıya çağrılması ve davalı şirkete kayyum tayini istemlerine ilişkindir.
Davacının diğer istemlerinin yanında, davalı gerçek kişinin davalı şirkete ait araçları satarak parasını şirkete intikal ettirmediği ve davalı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı iddialarına dayalı olarak anılan davalının müdürlükten azli istemi de bulunmaktadır. Mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan hukukçu bilirkişi ise davacının somut olarak hangi satışlardan elde edilen parayı şirkete aktarmadığı iddiasını cevaplayamadığını, bu araçların emniyet müdürlüğünün 24.09.2012 tarihli yazısında belirtilen ve şirkete ait olup da davalı müdüre satılan araçlar ise gerçek durumun ancak uzman bilirkişilerce inceleme yapılarak belirlenebileceğini, yine zorunlu defterlerin gerçeğe aykırı ve şirketi zarara uğratmak suretiyle tutulduğu iddiasının da uzman bilirkişilerce incelenmesi gerektiğini bildirmiştir. Mahkemece bu konuda hiçbir inceleme yapılmadan davalı gerçek kişinin şirket müdürlüğü görevinden azli isteminin de reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle davacıdan davalı şirket müdürünün hangi araçların satışından elde edilen parayı şirkete intikal ettirmediğinin sorulması, daha sonra mali müşavir bir bilirkişi aracılığıyla şirketin defter ve kayıtlarının incelenerek, bu araçların satışından elde edilen paranın şirket hesaplarına intikal ettirilip ettirilmediğinin, yine şirketin zorunlu defterlerinin usulüne uygun ve düzenli olarak tutulup tutulmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre davalı gerçek kişinin şirket müdürlüğünden azlinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekirken, bu konuda yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8301 E. 2014/14461 K.
Ortak:Kayyım Atanması
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet
Benzer bu karardaMahkemece, kayyumun azli ve atanması davasında «husumetin» diğer ortaklar yanında şirkete yöneltilmesi gerekirken davanın kayyuma karşı açıldığı gerekçesi ile davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Dava, kayyumun azli ve değiştirilmesi talebine ilişkin olup, «husumet» azli istenilen kayyuma yöneltilmiştir.
Mahkemece, «husumetin» şirkete ve şirket ortaklarına yöneltilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, şirket kayyum tarafından yönetilmekte olup, bu nedenle davada husumetin kayyuma yöneltilmesi yeterli olup, davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1597 E. 2019/3235 K.
Ortak:şirket müdürlüğü
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı gerçek kişinin «şirket müdürlüğünden» azli hususundaki talebin ispat edilemediği, 10.04.2012 tarihinde genel kurul toplantısının yapılmasıyla diğer taleplerin de konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bu konuda hiçbir inceleme yapılmadan davalı gerçek kişinin «şirket müdürlüğü» görevinden azli isteminin de reddine karar verilmiştir.
… şirket müdürünün hangi araçların satışından elde edilen parayı şirkete intikal ettirmediğinin sorulması, daha sonra mali müşavir bir bilirkişi aracılığıyla şirketin «defter» ve kayıtlarının incelenerek, bu araçların satışından elde edilen paranın şirket hesaplarına intikal ettirilip ettirilmediğinin, yine şirketin zorunlu defterlerinin usulüne uygun ve düzenli olarak tutulup tutulmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre davalı gerçek kişinin «şirket müdürlüğünden» azlinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekirken, bu konuda yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… madan müdür olarak görev yaptığı, As Elektronik Şti.'nin ana sözleşmesinde, rekabet konusunda izin verildiğine dair maddenin bulunmadığı, bu açıdan davalının anılan «şirketteki müdürlük» görevinden azli için haklı nedenin oluştuğu, ancak müdürlükten azli istenen şirketin davalı olarak gösterilmediğinden, davanın «usulden reddinin» gerektiği, davanın "«tasfiye» memurunun azli" davası olarak kabul edilmesi halinde ise «tasfiye memuru» olarak davalının azlini gerektiren haklı bir nedenin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · tasfiye memuru · usulden reddi · limited şirket · ek tasfiye · husumet
Benzer bu karardaDava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının müdürlüğünden azli istenen şirkete «husumet» yöneltilmediğinden davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… madan müdür olarak görev yaptığı, As Elektronik Şti.'nin ana sözleşmesinde, rekabet konusunda izin verildiğine dair maddenin bulunmadığı, bu açıdan davalının anılan «şirketteki müdürlük» görevinden azli için haklı nedenin oluştuğu, ancak müdürlükten azli istenen şirketin davalı olarak gösterilmediğinden, davanın «usulden reddinin» gerektiği, davanın "«tasfiye» memurunun azli" davası olarak kabul edilmesi halinde ise «tasfiye memuru» olarak davalının azlini gerektiren haklı bir nedenin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
Bu nedenle mahkemece, işin esasına girilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın «usulden reddine» karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4408 E. 2020/1355 K.
Ortak:şirket müdürlüğü · e-defter
İncelediğiniz kararda… şirket müdürünün hangi araçların satışından elde edilen parayı şirkete intikal ettirmediğinin sorulması, daha sonra mali müşavir bir bilirkişi aracılığıyla şirketin «defter» ve kayıtlarının incelenerek, bu araçların satışından elde edilen paranın şirket hesaplarına intikal ettirilip ettirilmediğinin, yine şirketin zorunlu defterlerinin usulüne uygun ve düzenli olarak tutulup tutulmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre davalı gerçek kişinin «şirket müdürlüğünden» azlinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekirken, bu konuda yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı gerçek kişinin «şirket müdürlüğünden» azli hususundaki talebin ispat edilemediği, 10.04.2012 tarihinde genel kurul toplantısının yapılmasıyla diğer taleplerin de konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının diğer istemlerinin yanında, davalı gerçek kişinin davalı şirkete ait araçları satarak parasını şirkete intikal ettirmediği ve davalı şirketin «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı iddialarına dayalı olarak anılan davalının müdürlükten azli istemi de bulunmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · zayi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/17508 E. , 2014/18017 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SAKARYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 19/09/2013
NUMARASI 2012/133-2013/404
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/09/2013 tarih ve 2012/133-2013/404 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.11.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. A.. G.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %16 pay sahibi olduğunu, şirketin ana sözleşmesinde yer alan amacına uygun bir şekilde işletilmediğini, ortaklar kurulunun yazılı talebe rağmen şirket müdürü olan diğer davalı tarafından toplantıya çağrılmadığını ileri sürerek, davalı şirkete bir yönetim kayyumu atanmasını ve diğer davalı ortağın müdürlükten azlini, ortaklar kurulunun toplantıya çağrılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiş, diğer davalı savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı gerçek kişinin şirket müdürlüğünden azli hususundaki talebin ispat edilemediği, 10.04.2012 tarihinde genel kurul toplantısının yapılmasıyla diğer taleplerin de konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davalı ortağın müdürlükten azli, ortaklar kurulunun toplantıya çağrılması ve davalı şirkete kayyum tayini istemlerine ilişkindir.
Davacının diğer istemlerinin yanında, davalı gerçek kişinin davalı şirkete ait araçları satarak parasını şirkete intikal ettirmediği ve davalı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı iddialarına dayalı olarak anılan davalının müdürlükten azli istemi de bulunmaktadır. Mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan hukukçu bilirkişi ise davacının somut olarak hangi satışlardan elde edilen parayı şirkete aktarmadığı iddiasını cevaplayamadığını, bu araçların emniyet müdürlüğünün 24.09.2012 tarihli yazısında belirtilen ve şirkete ait olup da davalı müdüre satılan araçlar ise gerçek durumun ancak uzman bilirkişilerce inceleme yapılarak belirlenebileceğini, yine zorunlu defterlerin gerçeğe aykırı ve şirketi zarara uğratmak suretiyle tutulduğu iddiasının da uzman bilirkişilerce incelenmesi gerektiğini bildirmiştir.
Mahkemece bu konuda hiçbir inceleme yapılmadan davalı gerçek kişinin şirket müdürlüğü görevinden azli isteminin de reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle davacıdan davalı şirket müdürünün hangi araçların satışından elde edilen parayı şirkete intikal ettirmediğinin sorulması, daha sonra mali müşavir bir bilirkişi aracılığıyla şirketin defter ve kayıtlarının incelenerek, bu araçların satışından elde edilen paranın şirket hesaplarına intikal ettirilip ettirilmediğinin, yine şirketin zorunlu defterlerinin usulüne uygun ve düzenli olarak tutulup tutulmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre davalı gerçek kişinin şirket müdürlüğünden azlinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekirken, bu konuda yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102306700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz