Kadri maruf zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12303 E. 2010/7373 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kadri maruf zarar↗ hırsızlık rizikosu↗ kadri maruf↗ fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması↗ bozma sonrası karar↗ sigorta ettiren↗ irsaliye↗ hırsızlık↗ gerçek zarar↗ riziko↗ denetime elverişlilik↗ ispat yükü↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ fatura↗ taşıyan↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, sigorta ve rizikoya ilişkin belgeler ile davacıya ait ticari kayıtlar üzerindeki bilirkişi incelemesine dayanılarak, davacıya ait işyerindeki mal giriş ve çıkışları, bu işyerinin kapasitesi, sigorta eksperinin tespitleri dikkate alındığında BK’nun 42 ve 43. maddeleri delaletiyle kadri maruf zararın (10) milyar TL olabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile (10) milyar TL’nin 11.03.2004 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2005/11138 E, 2007/1477 K sayılı ilamıyla bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda bozulan ilk karar gibi dava kısmen kabul edilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya sigortalı olan davacıya ait işyerinde meydana gelen hırsızlık rizikosunun tazmini istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde, sigorta ekspertizinde saptandığı, öne sürülen (29.623.115.911) TL’lik çalıntı mal bedelinin tahsili istenmiş, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur.
TTK’nun 1283. maddesi hükmü uyarınca, sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlanan kimsenin gerçek zararını tazminle yükümlüdür. Poliçenin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki Genel Şartların 15. maddesine göre hırsızlık sigortasında gerçek zarar rizikodan bir gün önceki piyasa alım değerini ifade eder. Gerçek zararın ne olduğunu ispat yükü davacı ... ettirene aittir. Zararın niceliği ve sigortacının tazmin yükümlülüğünün kapsamı, delil olma gücü taşıyan yöntemince tutulmuş ve onaylanmış yasal ticari defterler, malların sigortalı iş yerine giriş ve çıkışını gösteren geçerli dayanak belgelerle belirlenebilir.
Hukukçu ve muhasebeci bilirkişilerce, davacının ibraz ettiği işletme belgesine göre isteyebileceği tazminatın (32.908.355.002) TL olduğu, oysa dava dilekçesinde talep edilen tazminatın daha düşük olduğu, rizikodan sonra davacının sigortacıya verdiği çalıntı mal listesi ile ekspertizin mal sayım sonuçlarının birbiriyle uyumlu olmadığı, bu durumun stok kayıtlarının fiktif olma ihtimalini akla getirdiği belirtilerek tazminatın BK.’nun 42. maddesi dikkate alınarak tayini gerektiği bildirilmiş ve bu görüş aynen benimsenerek hüküm kurulmuş kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce “… rizikonun gerçekleştiği tarihten bir gün önceki kapanış anı itibariyle sigortalı işyerine giren ve satılan emtianın ticari defterler ile giriş-çıkış işlemlerine ait fatura, irsaliye gibi belgelerle saptanması, riziko sonrası yapılan sayım sonucu işyerinde bulunan emtianın değerinin indirilmesinden sonra ortaya çıkacak malların anılan gündeki piyasa alım değerinin belirlenmesine yönelik tazminat ilkesi gerekleri tam olarak yerine getirilmeden..” denilmek suretiyle karar davacı yararına bozulmuş ise de; mahkemece bozma sonrası aynı bilirkişilerden alınan rapora karşı davacı vekilince yapılan ciddi itirazlar karşılanmaksızın, yeterli açıklık içermediği için Yargıtay denetimine de elverişli bulunmayan ek bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş yeni bir bilirkişi kurulundan açıklanan ilkeleri karşılayacak rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibarettir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/721 E. 2013/1545 K.
Ortak:hırsızlık rizikosu · sigorta ettiren · irsaliye · hırsızlık · gerçek zarar · riziko · bilirkişi incelemesi · ticari defter
İncelediğiniz karardaDava, davalıya sigortalı olan davacıya ait işyerinde meydana gelen «hırsızlık rizikosunun» tazmini istemine ilişkindir.
Poliçenin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki Genel Şartların 15. maddesine göre «hırsızlık» sigortasında «gerçek zarar» «rizikodan» bir gün önceki piyasa alım değerini ifade eder.
Hukukçu ve muhasebeci bilirkişilerce, davacının «ibraz» ettiği işletme belgesine göre isteyebileceği tazminatın (32.908.355.002) TL olduğu, oysa dava dilekçesinde talep edilen tazminatın daha düşük olduğu, «rizikodan» sonra davacının sigortacıya verdiği çalıntı mal listesi ile ekspertizin mal sayım sonuçlarının birbiriyle uyumlu olmadığı, bu durumun stok kayıtlarının fiktif olma ihtimalini akla getirdiği belirtilerek tazminatın BK.’nun 42. maddesi dikkate alınarak tayini gerektiği bildirilmiş ve bu görüş aynen benimsenerek hüküm kurulmuş kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce “… rizikonun gerçekleştiği tarihten bir gün önceki kapanış anı itibariyle sigortalı işyerine giren ve satılan emtianın «ticari defterler» ile giriş-çıkış işlemlerine ait «fatura», «irsaliye» gibi belgelerle saptanması, riziko sonrası yapılan sayım sonucu işyerinde bulunan emtianın değerinin indirilmesinden sonra ortaya çıkacak malların anılan gündeki piyasa alım değerinin belirlenmesine yönelik tazminat ilkesi gerekleri tam olarak yerine getirilmeden..” denilmek suretiyle karar davacı yararına bozulmuş ise de; mahkemece «bozma sonrası» aynı bilirkişilerden alınan rapora karşı davacı vekilince yapılan ciddi itirazlar karşılanmaksızın, yeterli açıklık içermediği için Yargıtay denetimine de elverişl …
Benzer bu kararda… adet kilimin çalındığının beyan edildiği, davalı ... şirketince 13 adet el halısı ve 30 adet kilim değerlendirmeye alınarak ödeme yapılması teklif edildiği, yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda davacının iddia ettiği miktarda halı ve kilimin çalındığı hususunun «defter» ve belgelerine göre tespit edilemediği, «hırsızlık rizikosunun» gerçekleşmesi halinde «sigorta ettirenin» zarar miktarını ispat etmesi gerektiği, «ticari defterler», «fatura», «irsaliye» gibi belgelerle bu yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektiği, somut olayda davacı tarafça iddia edilen miktarda halı ve kilim çalındığı kanıtlanamadığından davalın …
… le davanın reddine karar verilmiş ise de Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca (11.Hukuk Dairesi, 08.02.2007 tarih, 2005/11138 E. ve 2007/1477 K. sayılı ilamı) “«rizikonun» gerçekleştiği tarihten bir gün önceki kapanış anı itibariyle sigortalı işyerine giren ve satılan emtianın «ticari defterler» ile giriş-çıkış işlemlerine ait «fatura», «irsaliye» gibi belgelerle saptanması, riziko sonrası yapılan sayım sonucu işyerinde bulunan emtianın değerinin indirilmesinden sonra ortaya çıkacak malların anılan gündeki piyasa alım değerinin belirlenmesi” suretiyle «gerçek zararın» tespit edilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işyeri sigorta poliçesi · işyeri sigortası · ikrar · ihbar · sigorta poliçesi · hasar · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı ... şirketi davacının «ihbarı» üzerine eksper «görevlendirerek» yapılan ekspertiz sonunda 6.284,45 TL ödemeyi teklif etmiştir.
Davalı ... şirketi «hasar» ihbarından sonra ekspertiz raporunda belirlenen 6.284,45 TL’yi davacıya ödemeyi teklif etmiş ancak davacının kabul etmemesi üzerine herhangi bir ödemede bulunmamıştır.
Anılan miktarın davalı ... şirketi yönünden «ikrar» niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2112 E. 2021/1383 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · ıslah · asıl alacak · karar verilmesine yer olmadığına · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «asıl alacak» davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «ıslah» sureti ile talep ettiği «temerrüt faizi» talebinin kabulüne, 911.002,53 TL'lik faiz alacağının tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12303 E. , 2010/7373 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 tarih ve 2007/272-2008/349 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.06.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya sigortalı olan müvekkiline ait işyerinde meydana gelen hırsızlık rizikosunun tazmin edilmediğini ileri sürerek, (29.623.115.911) TL sigorta tazminatı ve (12.181.999.173) TL yoksun kalınan kazancın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ekspertizce saptanan gerçek zararın (7.143.668.256) TL olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, sigorta ve rizikoya ilişkin belgeler ile davacıya ait ticari kayıtlar üzerindeki bilirkişi incelemesine dayanılarak, davacıya ait işyerindeki mal giriş ve çıkışları, bu işyerinin kapasitesi, sigorta eksperinin tespitleri dikkate alındığında BK’nun 42 ve 43. maddeleri delaletiyle kadri maruf zararın (10) milyar TL olabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile (10) milyar TL’nin 11.03.2004 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2005/11138 E, 2007/1477 K sayılı ilamıyla bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda bozulan ilk karar gibi dava kısmen kabul edilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya sigortalı olan davacıya ait işyerinde meydana gelen hırsızlık rizikosunun tazmini istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde, sigorta ekspertizinde saptandığı, öne sürülen (29.623.115.911) TL’lik çalıntı mal bedelinin tahsili istenmiş, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur.
TTK’nun 1283. maddesi hükmü uyarınca, sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlanan kimsenin gerçek zararını tazminle yükümlüdür. Poliçenin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki Genel Şartların 15. maddesine göre hırsızlık sigortasında gerçek zarar rizikodan bir gün önceki piyasa alım değerini ifade eder. Gerçek zararın ne olduğunu ispat yükü davacı ... ettirene aittir. Zararın niceliği ve sigortacının tazmin yükümlülüğünün kapsamı, delil olma gücü taşıyan yöntemince tutulmuş ve onaylanmış yasal ticari defterler, malların sigortalı iş yerine giriş ve çıkışını gösteren geçerli dayanak belgelerle belirlenebilir.
Hukukçu ve muhasebeci bilirkişilerce, davacının ibraz ettiği işletme belgesine göre isteyebileceği tazminatın (32.908.355.002) TL olduğu, oysa dava dilekçesinde talep edilen tazminatın daha düşük olduğu, rizikodan sonra davacının sigortacıya verdiği çalıntı mal listesi ile ekspertizin mal sayım sonuçlarının birbiriyle uyumlu olmadığı, bu durumun stok kayıtlarının fiktif olma ihtimalini akla getirdiği belirtilerek tazminatın BK.’nun 42. maddesi dikkate alınarak tayini gerektiği bildirilmiş ve bu görüş aynen benimsenerek hüküm kurulmuş kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce “… rizikonun gerçekleştiği tarihten bir gün önceki kapanış anı itibariyle sigortalı işyerine giren ve satılan emtianın ticari defterler ile giriş-çıkış işlemlerine ait fatura, irsaliye gibi belgelerle saptanması, riziko sonrası yapılan sayım sonucu işyerinde bulunan emtianın değerinin indirilmesinden sonra ortaya çıkacak malların anılan gündeki piyasa alım değerinin belirlenmesine yönelik tazminat ilkesi gerekleri tam olarak yerine getirilmeden..” denilmek suretiyle karar davacı yararına bozulmuş ise de;
mahkemece bozma sonrası aynı bilirkişilerden alınan rapora karşı davacı vekilince yapılan ciddi itirazlar karşılanmaksızın, yeterli açıklık içermediği için Yargıtay denetimine de elverişli bulunmayan ek bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş yeni bir bilirkişi kurulundan açıklanan ilkeleri karşılayacak rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1022965900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz