6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rücuan tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/344 E. 2010/6324 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amme alacağı 6183 sayılı kanun limited şirket ortaklığı delillerin toplanmaması ek prim bilirkişi incelemesi limited şirket kâr payı taahhütname eksik inceleme e-defter

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, borcun şirketten tahsilinin mümkün olduğu sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı tarafından dava dışı limited şirket adına yapılan ödemenin payı oranında davalı ortaktan rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davacı, dava dışı ......Ltd.Şti.’nin müdürü olduğu dönemdeki şirketin vergi ve SKK borçlarının kendisi tarafından ödendiğini, davalının da anılan şirketin ortağı olup, 6183 sayılı Kanun’un 35 nci maddesi uyarınca şirketin vergi ve prim borçlarından payı oranında sorumlu bulunduğunu, davalı şirket aleyhine yaptığı takiplerin şirketin mal varlığının olmaması nedeniyle sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, açtığı davada mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Limited şirketlerde ortakların sorumluluğu koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır.Kural olarak ortaklar, limited şirketin borçlarından sorumlu değillerdir. Ancak, 6183 sayılı Kanun’un 35 nci maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları düzenlenmiştir. Bu hükme göre ortaklar şirketin kamu borçlarından şirketten tahsili imkanının kalmamış olması

halinde sorumlu olacaklardır. Somut olayda, davacı kendisinin ödemiş olduğu şirketin kamu borçlarının şirketten tahsili olanağının bulunmadığını, yaptığı takiplerin sonuçsuz kaldığını ileri sürmesine rağmen davacının bu yöndeki iddiaları üzerinde durulmamış, delilleri toplanmamıştır. O halde mahkemece, davacının ödediği şirkete ait borçların dava dışı şirketten tahsilinin mümkün olup olmadığının tespiti için davacının şirket aleyhine yaptığını ileri sürdüğü icra takip dosyalarının getirtilerek incelenmesi, gerektiğinde şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davacının yaptığı ödemeleri şirketten tahsil imkanının olup olmadığının açıklığa kavuşturularak sonucuna göre davacının şirket adına yaptığı ödemelerden anılan Kanun hükmü uyarınca davalının sorumlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken, dava dışı şirketin 2005 yılındaki mali durumuna ilişkin tespit raporu göz önüne alınarak davacının 2007 yılında yaptığı ödemelerin şirketten tahsilinin mümkün olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Pay devrinin tescili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/427 E. 2017/141 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6371 E. 2012/13158 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/344 E.  ,  2010/6324 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2008/22-2008/671 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalının ... Alternatif Enerji Tek....Ltd.Şti. ortakları olduklarını, ortaklar arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle şirketin üretim tesisinin çalışamaz hale geldiğini, şirketin kağıt üzerinde kaldığını, müvekkilinin şirket müdürlüğünü yürüttüğü dönemdeki şirkete ait vergi ve SSK borçlarını kendisinin ödediğini, şirket aleyhine icra takiplerinde bulunduğunu ancak şirketin malvarlığı olmadığından alacağını tahsil edemediğini, amme alacaklarından şirket ortaklarının şirketteki payları oranında sorumlu olduğunu ileri sürerek, 5.350,73 YTL’nın davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin borçlardan sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, borcun şirketten tahsilinin mümkün olduğu sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı tarafından dava dışı limited şirket adına yapılan ödemenin payı oranında davalı ortaktan rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davacı, dava dışı ......Ltd.Şti.’nin müdürü olduğu dönemdeki şirketin vergi ve SKK borçlarının kendisi tarafından ödendiğini, davalının da anılan şirketin ortağı olup, 6183 sayılı Kanun’un 35 nci maddesi uyarınca şirketin vergi ve prim borçlarından payı oranında sorumlu bulunduğunu, davalı şirket aleyhine yaptığı takiplerin şirketin mal varlığının olmaması nedeniyle sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, açtığı davada mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Limited şirketlerde ortakların sorumluluğu koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır.Kural olarak ortaklar, limited şirketin borçlarından sorumlu değillerdir. Ancak, 6183 sayılı Kanun’un 35 nci maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları düzenlenmiştir. Bu hükme göre ortaklar şirketin kamu borçlarından şirketten tahsili imkanının kalmamış olması

halinde sorumlu olacaklardır. Somut olayda, davacı kendisinin ödemiş olduğu şirketin kamu borçlarının şirketten tahsili olanağının bulunmadığını, yaptığı takiplerin sonuçsuz kaldığını ileri sürmesine rağmen davacının bu yöndeki iddiaları üzerinde durulmamış, delilleri toplanmamıştır. O halde mahkemece, davacının ödediği şirkete ait borçların dava dışı şirketten tahsilinin mümkün olup olmadığının tespiti için davacının şirket aleyhine yaptığını ileri sürdüğü icra takip dosyalarının getirtilerek incelenmesi, gerektiğinde şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davacının yaptığı ödemeleri şirketten tahsil imkanının olup olmadığının açıklığa kavuşturularak sonucuna göre davacının şirket adına yaptığı ödemelerden anılan Kanun hükmü uyarınca davalının sorumlu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken, dava dışı şirketin 2005 yılındaki mali durumuna ilişkin tespit raporu göz önüne alınarak davacının 2007 yılında yaptığı ödemelerin şirketten tahsilinin mümkün olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1022684900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.