Ttk 638/2
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/7222 E. 2014/14813 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 638/2↗ şirketin feshi ve tasfiyesi↗ ortaklıktan çıkma↗ limited şirket ortaklığı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirketin feshi↗ pay sahipliği↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ dava şartı yokluğu↗ ticaret unvanı↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ dava sebebi↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından açılan dava neticesinde şirketin feshine ve tasfiyesine karar verildiği, mahkemece atanan tasfiye memurunca tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü, dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; haklı sebebe binaen davacının liınited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir.
6102 Sayılı TTK'nın 638/2. maddesinde her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde limited şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmesi için dava açabileceği, aynı yasanın 636. maddesinde haklı sebeplere binaen şirket ortağı ya da ortaklarınca açılacak şirketin feshine ilişkin dava sonucunda fesih kararı verilmesinin şirketin sona ermesi sebeplerinden biri olduğu, sona ermenin sonuçlarına ilişkin anonim şirketler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. 636. maddenin yollamada bulunduğu 533. maddede ise sona eren şirketin tasfiye haline gireceği, tasfiye hâlindeki şirketin, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini koruyacağı ve ticaret unvanını "tasfiye hâlinde" ibaresi eklenmiş olarak kullanacağı, bu hâlde organlarının yetkilerinin TTK'nın 540. ve devamındaki maddelerde açıklanan tasfiye amacıyla sınırlı olduğu düzenlenmiştir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında karara gerekçe olarak gösterilen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/154 esas sayılı dava dosyasının kesinleştiğine ve bu kararla atanan tasfiye memurunun göreve başlayıp şirketin tasfiye halinde bulunduğuna dair bir belge bulunmamaktadır. Yine dosyada mevcut Ankara Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 6.6.2013 tarihli yazısından da davacının ortaklıktan çıkarılmayı istediği şirketin halen faal olduğu ve ticaret unvanına "tasfiye halinde" ibaresinin eklenilmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu hususlar karşısında dava konusu şirketin fesih kararının kesinleşip kesinleşmediği ve kesinleşmişse tasfiye halinde olup olmadığı araştırılmadan eksik incele ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu gerekçeyle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9649 E. 2016/4853 K.
Ortak:fesih · tüzel kişilik · limited şirket · ek tasfiye · dava şartı
İncelediğiniz kararda6102 Sayılı TTK'nın 638/2. maddesinde her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde «limited şirket ortaklığından» çıkartılmasına karar verilmesi için dava açabileceği, aynı yasanın 636. maddesinde haklı sebeplere binaen şirket ortağı ya da ortaklarınca açılacak «şirketin feshine» ilişkin dava sonucunda «fesih» kararı verilmesinin şirketin sona ermesi sebeplerinden biri olduğu, sona ermenin sonuçlarına ilişkin «anonim şirketler» hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
636. maddenin yollamada bulunduğu 533. maddede ise sona eren şirketin «tasfiye» haline gireceği, tasfiye hâlindeki şirketin, «pay sahipleriyle» olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar «tüzel kişiliğini» koruyacağı ve «ticaret unvanını» "tasfiye hâlinde" ibaresi eklenmiş olarak kullanacağı, bu hâlde organlarının yetkilerinin TTK'nın 540. ve devamındaki maddelerde açıklanan tasfiye amacıyla sınırlı olduğu düzenlenmiştir.
Açıklanan bu hususlar karşısında dava konusu şirketin «fesih» kararının kesinleşip kesinleşmediği ve kesinleşmişse «tasfiye» halinde olup olmadığı araştırılmadan eksik incele ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu gerekçeyle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaAncak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi · tasfiye memuru · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
Ancak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
Bu durum karşısında, davalı ortak ... . hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle ret edilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu davalı hakkında da davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3500 E. 2021/5657 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, vaki «feragate» binaen asıl davanın reddine, birleşen davanın esastan reddine dair verilen kararın birleşen davada davacılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17037 E. 2013/22036 K.
Ortak:ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından açılan dava neticesinde «şirketin feshine» ve tasfiyesine karar verildiği, mahkemece atanan «tasfiye» memurunca tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü, dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
636. maddenin yollamada bulunduğu 533. maddede ise sona eren şirketin «tasfiye» haline gireceği, tasfiye hâlindeki şirketin, «pay sahipleriyle» olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar «tüzel kişiliğini» koruyacağı ve «ticaret unvanını» "tasfiye hâlinde" ibaresi eklenmiş olarak kullanacağı, bu hâlde organlarının yetkilerinin TTK'nın 540. ve devamındaki maddelerde açıklanan tasfiye amacıyla sınırlı olduğu düzenlenmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/154 esas sayılı dava dosyasının kesinleştiğine ve bu kararla atanan «tasfiye» memurunun göreve başlayıp şirketin tasfiye halinde bulunduğuna dair bir belge bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaKararı, davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı «tasfiye» memurunun aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, talep edilmediği halde davacı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle mümeyyiz davalı «tasfiye memuru» yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru · vekalet ücreti
Benzer bu kararda2- Ancak, talep edilmediği halde davacı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle mümeyyiz davalı «tasfiye memuru» yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/7222 E. , 2014/14813 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/11/2013
NUMARASI 2013/259-2013/556
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/11/2013 tarih ve 2013/259-2013/556 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %49 hisseli ortağı olduğunu, diğer davalı H.. U..'ın da %51 hisseli ortak olduğunu, müvekkilince diğer davalıya 12.10.2010 tarihinde genel vekaletname verildiğini, ancak davalının aldığı vekaletnameyi kötüye kullanarak şirketi borçlandırdığını, bu nedenle müvekkilinin davalıyı vekillikten azlettiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilmesi için dava açtığını, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/154 esas sayılı dava dosyasında şirketin feshi ve tasfiyesine karar verildiğini verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek onandığını, tasfiye işleminin uzun süre alması davalının sürekli şirketi borçlandırması ve Maliye Bakanlığı'nın tebliği uyarınca tasfiye edilen şirketin yeniden faal hale getirilmesinin mümkün bulunması karşısında müvekkilinin şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmesinin uygun olduğunu ileri sürerek 14.4.2011 tarihi itibariyle müvekkilinin haklı sebebe binaen davalı şirketin ortaklığından çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiş duruşmalara iştirak etmemiştir
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından açılan dava neticesinde şirketin feshine ve tasfiyesine karar verildiği, mahkemece atanan tasfiye memurunca tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü, dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; haklı sebebe binaen davacının liınited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir.
6102 Sayılı TTK'nın 638/2. maddesinde her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde limited şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmesi için dava açabileceği, aynı yasanın 636. maddesinde haklı sebeplere binaen şirket ortağı ya da ortaklarınca açılacak şirketin feshine ilişkin dava sonucunda fesih kararı verilmesinin şirketin sona ermesi sebeplerinden biri olduğu, sona ermenin sonuçlarına ilişkin anonim şirketler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. 636. maddenin yollamada bulunduğu 533. maddede ise sona eren şirketin tasfiye haline gireceği, tasfiye hâlindeki şirketin, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini koruyacağı ve ticaret unvanını "tasfiye hâlinde" ibaresi eklenmiş olarak kullanacağı, bu hâlde organlarının yetkilerinin TTK'nın 540.
ve devamındaki maddelerde açıklanan tasfiye amacıyla sınırlı olduğu düzenlenmiştir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında karara gerekçe olarak gösterilen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/154 esas sayılı dava dosyasının kesinleştiğine ve bu kararla atanan tasfiye memurunun göreve başlayıp şirketin tasfiye halinde bulunduğuna dair bir belge bulunmamaktadır. Yine dosyada mevcut Ankara Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 6.6.2013 tarihli yazısından da davacının ortaklıktan çıkarılmayı istediği şirketin halen faal olduğu ve ticaret unvanına "tasfiye halinde" ibaresinin eklenilmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu hususlar karşısında dava konusu şirketin fesih kararının kesinleşip kesinleşmediği ve kesinleşmişse tasfiye halinde olup olmadığı araştırılmadan eksik incele ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu gerekçeyle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102193000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz