Muris muvazaası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/11969 E. 2013/14372 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muris muvazaası↗ bağış↗ limited şirket hisse devri↗ mal kaçırma↗ resmi şekil↗ malvarlığına ilişkin dava↗ tasdik kararı↗ muvazaa↗ ortaklar kurulu kararı↗ hisse devri↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ muvafakat↗ iptal davası↗ içtihadı birleştirme kararı↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, BK’nın 18. maddesinin genel hükmü dışında kanunlarda yer almayan muris muvazaasının esas dayanağını 01/04/1974 tarih ve 1974/1-2 sayılı Yargıtay içtihatları birleştirme kararından aldığı, söz konusu içtihadı birleştirme kararına göre ise muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaya ancak taşınmaz malların konu olabileceği, taşınır mallar için muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal davası açılamayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28/05/2008 tarih ve 2008/4-399 Esas, 2008/408 Karar sayılı kararında da bu durum açıkça belirtildiği, şirket hissesinin ise Türk Ticaret Kanunu'na göre taşınır mal niteliğinde bulunduğu, bu nedenle muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak iptal davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı limited şirket hisse devir işleminin iptali istemine ilişkindir. Davacılar, muris İ.. E..’in eşi ve çocukları olduklarını, murisin ortağı olduğu Ç.. Dış Tic. Ltd. Şti’nin toplam payının % 95’ine karşılık gelen 570 payını davalıya muvazaalı şekilde devrettiğini, bu devrin kendilerinden mal kaçırmaya yönelik bir işlem olduğunu, hisse devrinden sonra da şirketin idare ve tasarruf yetkisinin muris İbrahim’de bulunduğunu, ayrıca şirketin malvarlığı gözetildiğinde hisse devir sözleşmesinde devir bedeli olarak gösterilen 30.000,00 TL’nin de çok düşük kaldığını ileri sürmüşlerdir. Davalı ise yapılan hisse devrinin muvazaalı olmadığını, devir bedelini ödediğini savunmuştur. Mahkemece, BK’nın 18. maddesinin genel hükmü dışında kanunlarda yer almayan muris muvazaasının esas dayanağını 01/04/1974 tarih ve 1974/1-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan aldığı, söz konusu içtihadı birleştirme kararına göre ise muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaya ancak taşınmaz malların konu olabileceği, taşınır mallar için muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal davası açılamayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28/05/2008 tarih ve 2008/4-399 Esas, 2008/408 Karar sayılı kararında da bu durumun açıkça belirtildiği, şirket hissesinin ise Türk Ticaret Kanunu'na göre taşınır mal niteliğinde bulunduğu, bu nedenle muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak iptal davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davaya konu edilen limited şirket hisseleri Mersin 5. Noterliği’nin 16.03.2010 tarih 06603 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile davalıya devredilmiş, 16.03.2010 tarih 2010/7 sayılı ortaklar kurul kararı ile kabul edilip, pay defterine işlenerek ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 520. maddesinde “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez.” hükmüne yer verilmiştir. Bu açık hüküm karşısında, limited şirket hisse devrinin geçerli olmasının resmi biçim koşuluna bağlı olduğu kuşkusuzdur.
Görüldüğü gibi limited şirket hisseleri taşınır mal hükmünde olsalar dahi devirleri taşınır ve taşınmazlardan farklı olarak, özel ve kendine özgü bir düzenleme koşuluna bağlanmıştır. Bunun sonucu olarak, satış da olsa bağış da olsa geçerli olabilmesi için yasanın öngördüğü resmi şekilde yapılması gerekmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, böyle bir uyuşmazlığın çözümüne, taşınmazlarla ilgili olan ve kendi alanı ile sınırlı bulunan 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28/05/2008 tarih ve 2008/4-399 Esas, 2008/408 Karar sayılı kararının uygulanması olanaklı değildir. Bu itibarla mahkemece somut uyuşmazlığın BK’nın 18. maddesi ve TTK’nın 520. maddeleri kapsamında değerlendirilip çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7260 E. 2012/14081 K.
Ortak:tasdik kararı · muvazaa · ortaklar kurulu kararı · pay defteri · muvafakat · e-defter
İncelediğiniz karardaNoterliği’nin 16.03.2010 tarih 06603 yevmiye sayılı «hisse devir sözleşmesi» ile davalıya devredilmiş, 16.03.2010 tarih 2010/7 sayılı «ortaklar kurul» kararı ile kabul edilip, «pay defterine» işlenerek «ticaret sicil» gazetesinde «ilan» edilmiştir.
Devir hususunun «pay defterine» kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre «muvafakat» etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır.
6762 sayılı TTK’nın 520. maddesinde “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve «pay defterine» kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «muvazaalı» satıştan söz eden davacının iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı, TTK'nun 520. maddesinde sayılan koşullardan noter satışı ve paydaşların ¾ çoğunluğunun «muvafakatı» şartlarının gerçekleştiği, davalı ...'in tek başına muvafakati % 100 olacağından iptali istenen «ortaklar kurulu» kararında davacının imzasının bulunmamasının kararı «geçersiz» hale getirmeyeceği, söz konusu kararla keyfiyetin «pay defterine» işlenmesine karar verildiği, defter sunulmamış ise de bunun devrin pay defterine işlenmediğini göstermeyeceği, sonradan işlenmesinin dahi mümkün olduğu, pay satışı …
Emredici mahiyetteki mülga 6762 sayılı TTK'nun 520. maddesi uyarınca geçerli bir pay devrinden sözedilebilmesi için imzası noterce «tasdik» ettirilmiş yazılı bir devir sözleşmesi, bu devrin şirkete bildirilerek «pay defterine» işlenmesi, ortaklardan en az dörtte üçünün devre «muvafakat» etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır.
Somut uyuşmazlıkta, «pay defterinde kayıt» bulunmadığı ispatlanmış olduğundan davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine kayıt · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «muvazaalı» satıştan söz eden davacının iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı, TTK'nun 520. maddesinde sayılan koşullardan noter satışı ve paydaşların ¾ çoğunluğunun «muvafakatı» şartlarının gerçekleştiği, davalı ...'in tek başına muvafakati % 100 olacağından iptali istenen «ortaklar kurulu» kararında davacının imzasının bulunmamasının kararı «geçersiz» hale getirmeyeceği, söz konusu kararla keyfiyetin «pay defterine» işlenmesine karar verildiği, defter sunulmamış ise de bunun devrin pay defterine işlenmediğini göstermeyeceği, sonradan işlenmesinin dahi mümkün olduğu, pay satışı …
Somut uyuşmazlıkta, «pay defterinde kayıt» bulunmadığı ispatlanmış olduğundan davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9143 E. 2014/14323 K.
Ortak:limited şirket hisse devri · ortaklar kurulu kararı · hisse devri · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · muvafakat · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaNoterliği’nin 16.03.2010 tarih 06603 yevmiye sayılı «hisse devir sözleşmesi» ile davalıya devredilmiş, 16.03.2010 tarih 2010/7 sayılı «ortaklar kurul» kararı ile kabul edilip, «pay defterine» işlenerek «ticaret sicil» gazetesinde «ilan» edilmiştir.
Bu açık hüküm karşısında, «limited şirket hisse devrinin» geçerli olmasının resmi biçim koşuluna bağlı olduğu kuşkusuzdur.
Şti’nin toplam «payının» % 95’ine karşılık gelen 570 payını davalıya «muvazaalı» şekilde devrettiğini, bu devrin kendilerinden «mal kaçırmaya» yönelik bir işlem olduğunu, hisse devrinden sonra da şirketin idare ve tasarruf «yetkisinin» muris İbrahim’de bulunduğunu, ayrıca şirketin «malvarlığı» gözetildiğinde «hisse devir sözleşmesinde» devir bedeli olarak gösterilen 30.000,00 TL’nin de çok düşük kaldığını ileri sürmüşlerdir.
Benzer bu karardaDava, «hisse devrine» ilişkin «limited şirket» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, iki ortaklı olduğu anlaşılan davalı şirket ortaklarından muris davalı şirketteki hisselerinin bir kısmını dava dışı diğer ortağa 29.06.2010 tarihli noterde yapılan «hisse devir sözleşmesi» ile devrettiği, bu devre bağlı olarak dava konusu 06.04.2012 tarihli ortaklar kurulu kararının alındığı dosya kapsamı ile sabittir.
Bu bağlamda, 29.06.2010 tarihli «limited şirket hisse devri sözleşmesinde» devreden, devralan ise olup, dava konusu kararın da hisse devri sözleşmesinin tarafları olan anılanlar tarafından alınması karşısında esasen noterde yapılan hisse devri sözleşmesinin devreden açısından devre «muvafakat» niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.Bu nedenle iki ortaklı olduğu anlaşılan davalı şirkette alınan dava konusu kararda artık oybirliği koşulunun aranmayacağı ve davacıların işbu davayı açmakta «hukuki yararlarının» bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ona …
Başka bir deyişle ortaklık «payının» devri,ortaklık «pay defterine» kaydedilmedikçe, devir alan kişi limited ortaklığa karşı, «ortaklık sıfatını» kazanamaz.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine kayıt · ortaklar kurulu kararının iptali · ortaklık sıfatı · hisse devri sözleşmesi · pay devri · hukuki yarar
Benzer bu karardaBu bağlamda, 29.06.2010 tarihli «limited şirket hisse devri sözleşmesinde» devreden, devralan ise olup, dava konusu kararın da hisse devri sözleşmesinin tarafları olan anılanlar tarafından alınması karşısında esasen noterde yapılan hisse devri sözleşmesinin devreden açısından devre «muvafakat» niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.Bu nedenle iki ortaklı olduğu anlaşılan davalı şirkette alınan dava konusu kararda artık oybirliği koşulunun aranmayacağı ve davacıların işbu davayı açmakta «hukuki yararlarının» bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ona …
Dava, «hisse devrine» ilişkin «limited şirket» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, iki ortaklı olduğu anlaşılan davalı şirket ortaklarından muris davalı şirketteki hisselerinin bir kısmını dava dışı diğer ortağa 29.06.2010 tarihli noterde yapılan «hisse devir sözleşmesi» ile devrettiği, bu devre bağlı olarak dava konusu 06.04.2012 tarihli ortaklar kurulu kararının alındığı dosya kapsamı ile sabittir.
6762 sayılı TTK'nın 520'nci maddesi hükmünce bir payın devri, ortaklık hakkında ancak ortaklığa bildirilmek ve ortaklık «pay defterine kayıt» edilmek koşulu ile hüküm ifade eder.
Başka bir deyişle ortaklık «payının» devri,ortaklık «pay defterine» kaydedilmedikçe, devir alan kişi limited ortaklığa karşı, «ortaklık sıfatını» kazanamaz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/11969 E. , 2013/14372 K.
LİMİTED ŞİRKET HİSSE DEVRİNİN İPTALİ
LİMİTED ŞİRKET HİSSE DEVRİNDE ŞEKİL
LİMİTED ŞİRKET HİSSE DEVRİNDE MUVAZAA
MURİS MUVAZAASI
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 18
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 520
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.04.2011 tarih ve 2010/479-2011/183 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.07.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. M.. İ.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisi İ.. E..'in oğlu O.. E.. ile birlikte Ç.. Dış Tic. Ltd. Şti’nin ortakları olduğunu, muris İ.. E..’in söz konusu şirketteki toplam payın %95’ne karşılık gelen 570 payını gayrı resmi birlikte yaşadığı davalıya devrettiğini, diğer ortak Oktay’ın da 30 payını muris İ..E..'in isteği doğrultusunda davalı Sultan'ın yeğeni H.. Ç..'a devrettiğini, söz konusu devir işleminin muvazaalı olduğunu, kendilerinden mal kaçırmaya yönelik bir işlem olduğunu, hisse devrinden sonra dahi muris İbrahim’in şirkette müdürlük yetkisinin devam ettiğini, şirketin idare ve tasarruf yetkisinin muris İbrahim’de bulunduğunu, ayrıca şirketin merkezinin bulunduğu taşınmazın değeri ve şirketin malvarlığı gözetildiğinde hisse devir sözleşmesinde devir bedeli olarak gösterilen 30.000,00 TL’nin çok düşük kaldığını ileri sürerek, muris İ..E..'in davalıya muvazaalı olarak devrettiği toplam 570 hissenin veraset ilamına göre müvekkillerine intikal etmesi gereken toplam 427,5 hissenin S..
Ç..’tan alınarak veraset belgesine göre payları oranında davacılara aidiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket hisse devrinin muvazaalı olmadığını, şirket hissesinin menkul mal niteliğinde olduğunu, muris muvazaasına dayalı olarak iptali talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, BK’nın 18. maddesinin genel hükmü dışında kanunlarda yer almayan muris muvazaasının esas dayanağını 01/04/1974 tarih ve 1974/1-2 sayılı Yargıtay içtihatları birleştirme kararından aldığı, söz konusu içtihadı birleştirme kararına göre ise muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaya ancak taşınmaz malların konu olabileceği, taşınır mallar için muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal davası açılamayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28/05/2008 tarih ve 2008/4-399 Esas, 2008/408 Karar sayılı kararında da bu durum açıkça belirtildiği, şirket hissesinin ise Türk Ticaret Kanunu'na göre taşınır mal niteliğinde bulunduğu, bu nedenle muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak iptal davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı limited şirket hisse devir işleminin iptali istemine ilişkindir. Davacılar, muris İ.. E..’in eşi ve çocukları olduklarını, murisin ortağı olduğu Ç.. Dış Tic. Ltd. Şti’nin toplam payının % 95’ine karşılık gelen 570 payını davalıya muvazaalı şekilde devrettiğini, bu devrin kendilerinden mal kaçırmaya yönelik bir işlem olduğunu, hisse devrinden sonra da şirketin idare ve tasarruf yetkisinin muris İbrahim’de bulunduğunu, ayrıca şirketin malvarlığı gözetildiğinde hisse devir sözleşmesinde devir bedeli olarak gösterilen 30.000,00 TL’nin de çok düşük kaldığını ileri sürmüşlerdir. Davalı ise yapılan hisse devrinin muvazaalı olmadığını, devir bedelini ödediğini savunmuştur.
Mahkemece, BK’nın 18. maddesinin genel hükmü dışında kanunlarda yer almayan muris muvazaasının esas dayanağını 01/04/1974 tarih ve 1974/1-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan aldığı, söz konusu içtihadı birleştirme kararına göre ise muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaya ancak taşınmaz malların konu olabileceği, taşınır mallar için muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal davası açılamayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28/05/2008 tarih ve 2008/4-399 Esas, 2008/408 Karar sayılı kararında da bu durumun açıkça belirtildiği, şirket hissesinin ise Türk Ticaret Kanunu'na göre taşınır mal niteliğinde bulunduğu, bu nedenle muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak iptal davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davaya konu edilen limited şirket hisseleri Mersin 5. Noterliği’nin 16.03.2010 tarih 06603 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile davalıya devredilmiş, 16.03.2010 tarih 2010/7 sayılı ortaklar kurul kararı ile kabul edilip, pay defterine işlenerek ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 520. maddesinde “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez.” hükmüne yer verilmiştir. Bu açık hüküm karşısında, limited şirket hisse devrinin geçerli olmasının resmi biçim koşuluna bağlı olduğu kuşkusuzdur.
Görüldüğü gibi limited şirket hisseleri taşınır mal hükmünde olsalar dahi devirleri taşınır ve taşınmazlardan farklı olarak, özel ve kendine özgü bir düzenleme koşuluna bağlanmıştır. Bunun sonucu olarak, satış da olsa bağış da olsa geçerli olabilmesi için yasanın öngördüğü resmi şekilde yapılması gerekmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, böyle bir uyuşmazlığın çözümüne, taşınmazlarla ilgili olan ve kendi alanı ile sınırlı bulunan 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28/05/2008 tarih ve 2008/4-399 Esas, 2008/408 Karar sayılı kararının uygulanması olanaklı değildir. Bu itibarla mahkemece somut uyuşmazlığın BK’nın 18. maddesi ve TTK’nın 520. maddeleri kapsamında değerlendirilip çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 05.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102176600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz