YİDK kararının iptali | Marka tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5833 E. 2024/2167 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklıktan çıkma↗ hakim ortak↗ mutabakat↗ malvarlığına ilişkin dava↗ davanın konusu↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ticaret unvanı↗ kötü niyet↗ ticaret sicili↗ yetki↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2020/237 E., 2021/239 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015/13596 numaralı “Alptaş Makina Mühendislik San. ve Tic. A.Ş.” ibareli marka tescil başvurusu hakkında, davalı şirketin ticaret unvanına ve kötü niyet iddialarına dayalı itirazlarının, YİDK'in 09.04.2016 tarih ve 2016-M-3724 sayılı kararı ile kabul edilip, başvurunun reddine karar verildiğini, oysa “Alptaş” ibaresinin her ne kadar davalı şirketin ticaret unvanında yer alıyorsa da adı geçenin bu ibareyi ürünlerinde işaret olarak kullanmadığını, aslında davalı şirketin halen üretim yapan, ticari faaliyette bulunan bir firma da olmadığını, gayrifaal bulunan, “Alptaş” ibaresini, tescilsiz dahi olsa ürün veya hizmetlerinin tanıtıcı işareti olarak kullanmayan davalı şirketin, müvekkillerinin marka başvurusuna kötüniyetle itiraz ettiğini, yanlar arasında ... zamandır süregelen davaların bulunduğunu, müvekkili şirketin kurucuları ... ... ile (oğlu) ... ...’un % 49,9 hisse ile halen % 50.02 hissesine sahip hakim ortak ... ...’la birlikte davalı şirketin hissedarı bulunduklarını, ortaklar arasında ilk defa 2012 yılında gerçekleşen mutabakat gereği davalı şirketin malvarlığının hissedarlar arasında ikiye bölündüğünü, bu hususun 07.05.2012 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen 14.04.2012 tarihli genel kurulda açıkça kabul edildiğini, bu dönemde müvekkilleri şirketin sahipleri ... ve ... ... ile halen davalı şirketin imza yetkilisi konumunda olan hakim ortak ... ...’un, davalı şirket yönetim kuruluna seçildiğini, görev sürelerinin 3 yıl olarak belirlendiğini, davalı şirketin belirtilen genel kurul tutanağının 8 ... maddesinde; “Mevcut makine, teçhizat, demirbaş, nakli vasıtaları, ... holding binasının tapularının ... ... veya ortağı olduğu şirkete, -şirketteki mevcut hisselerine karşılık- devrinin yapılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmiştir.” ifadesinin yer aldığını, bu genel kurulun hemen ardından ... ...’un, davalı şirket adına kayıtlı ... inşa edilen fabrika binasına el koyduğunu, tüm makinelerin % 65’ini de alarak kendi ... ve hesabına ...-İş Ltd. Şti. adı altında faaliyet göstermeye başladığını, bu faaliyeti halen sürdürdüğünü, fakat genel kurul kararı hilafına bu güne kadar davalı şirkette sahibi bulunduğu hisseleri müvekkillerine devretmediğini, davalı şirketin 07.09.2013 tarihinde yapılan yıllık olağan genel kurul toplantısında da aynı bölünme kararının bir kez daha formüle edildiğini, belirtilen nedenlerle müvekkilinin ticaret unvanında “Alptaş” sözcüğünün yer almasının davalı şirketle arasında haksız rekabete yol açmayacağını ileri sürerek, YİDK kararının iptalini ve müvekkilinin marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili ile aynı ilçede ve hatta aynı adreste 39 yıldır müvekkilleri şirketin markasal olarak kullandığı “ALPTAŞ” ibaresini hiç bilmiyormuşçasına tescil ettirmesinin kötü niyetlerinin apaçık göstergesi olduğunu, davacı şirketin ortaklarının müvekkili şirketteki ortaklıklarının devam ettiğini, davacının marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davacının iddiası gibi müvekkillerinin pasif bir şirket olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı ile aynı faaliyet alanında, aynı yerleşim bölgesinde bulunması, davacı şirket ortaklarının daha önce davalı şirketin % 49 hissedarı bulunmaları, bu durumda davalı unvanından ve tescilsiz kullandığı markanın varlığından haberdar oldukları halde, davalıya ait ticaret unvanının ve tescilsiz kullandığı markanın aynı/benzerinin aynı/benzer ilişkili sınıflarda marka olarak tescil ettirmek istemesi gözetildiğinde, davacının markanın kullanım amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davalıyı baskı altına almak, engellemek, şantaj, yedeklemek ve marka ticareti yapmak amacıyla kötüniyetli olarak başvuruda bulunduğu sonucuna varıldığı, kötü niyetin hiçbir zaman korunamayacağı ve kötü niyetli başvuru olduğunun anlaşılması halinde, başvurunun tüm sınıflar yönünden reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin vardığı kanaati destekleyen delillerin dosyada bulunmadığını, asıl kötü niyetli olan tarafın müvekkilinin başvurusuna itiraz edenin olduğunu, mahkemece somut olayın özelliklerinin yeterince incelenmediğini, davalı şirketin gayrifaal olduğunu, müvekkilinin "ALPTAŞ" markasının fiili kullanıcısı konumunda bulunduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının itirazlarında eskiye dayalı kullanım, ticaret unvanı ve kötü niyet nedenlerine dayandığı, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden ve mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti incelemesinden, davalının davacı başvurusunun kapsamındaki 35/5 ... sınıf bir kısım hizmetler yönünden "ALPTAŞ" markasına, tescilsiz kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandırdığı, davalının aynı zamanda ticaret unvanına dayalı olarak da aynı ibare üzerinde hak sahibi bulunduğu, ayrıca somut uyuşmazlıkta taraf şirketlerin yöneticilerinin Zonguldak ili Alaplı ilçesinde aynı soyadı taşıyan kişilerden oluştukları, davalı şirketin mal varlığının paylaşılması konusunda 14.04.2012 tarihli genel kurul tutanağının 8 ... maddesinde bir kısım kararlar alınmış ise de bu kararların hayata geçirilemediği, kaldı ki anılan kararda davalı şirketin tescilsiz markasının devrine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, anılan marka hakkının halen davalı şirketin uhdesinde bulunduğu, davacı vekilinin dahi işbu davada dava konusu marka tescil başvurusunun, davalı şirketin kendilerine kalacağı inancıyla yapıldığını bildirdiği, tarafların arasında genel kurul kararının iptali, ortaklıktan çıkma gibi birçok davanın bulunduğu, bu durum karşısında davacının dava konusu markanın davalıya ait bulunduğundan haberdar olduğu halde, davalıya ait ticaret unvanının ve tescilsiz kullandığı markanın aynı/benzerini, aynı/benzer ilişkili sınıflarda marka olarak tescil ettirmek istemesinin, markanın kullanım amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak, davalıyı baskı altına almak, engellemek, şantaj, yedeklemek ve marka ticareti yapmak amacını taşıdığı ve kötüniyetli olduğu, davalı şirketin faal olmadığına dair davacı iddiasının ispatlanamadığı gibi davalının davacıya karşı açtığı davada, davacının ticaret unvanının terkinine ilişkin olarak verilen kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.01.2020 tarih ve 2018/4860 E.- 2020/642 K. sayılı kararla onandığı, aynı nedenlerle Alaplı Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/559 E. sayılı davasının kesinleşmesinin beklenmesine de gerek bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka sebebi ile YİDK kararının iptali ile markanın tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici sorumluluğunda şirket zararının ispatı zorunludur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3253 E. 2024/5675 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının itirazlarında eskiye dayalı kullanım, «ticaret unvanı» ve «kötü niyet» nedenlerine dayandığı, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden ve mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti incelemesinden, davalının davacı başvurusunun kapsamındaki 35/5 ... sınıf bir kısım hizmetler yönünden "ALPTAŞ" markasına, tescilsiz kullanım sonucunda «ayırt edicilik» kazandırdığı, davalının aynı zamanda ticaret unvanına dayalı olarak da aynı ibare üzerinde hak sahibi bulunduğu, ayrıca somut uyuşmazlıkta taraf şirketlerin yöneticilerinin Zonguldak ili Alaplı ilçesinde aynı soyadı «taşıyan» kişilerden oluştukları, davalı şirketin mal varlığının paylaşılması konusunda 14.04.2012 tarihli genel kurul tutanağının 8 ... maddesinde bir kısım kararlar alınmış ise de bu kararların hayata geçirilemediği, kaldı ki anılan kararda davalı şirketin tescilsiz markasının devrine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, anılan marka hakkının halen davalı şirketin uhdesinde bulunduğu, davacı vekilinin dahi işbu davada «dava konusu» marka tescil başvurusunun, davalı şirketin kendilerine kalacağı inancıyla yapıldığını bildirdiği, tarafların arasında «genel kurul kararının iptali», «ortaklıktan çıkma» gibi birçok davanın bulunduğu, bu durum karşısında davacının dava konusu markanın davalıya ait bulunduğundan haberdar olduğu halde, davalıya ait ticaret unvanının ve tescilsiz kullandığı markanın aynı/benzerini, aynı/benzer ilişkili sınıflarda marka olarak tescil ettirmek istemesinin, markanın kullanım amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak, davalıyı baskı altına almak, engellemek, şantaj, yedeklemek ve marka ticareti yapmak amacını taşıdığı ve «kötüniyetli» olduğu, davalı şirketin faal olmadığına dair davacı iddiasının ispatlanamadığı gibi davalının davacıya karşı açtığı davada, davacının ticaret unvanının terkinine i …
Benzer bu kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve «esas sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu oldukları, aynı Kanun'un 553-555 maddeleri gereği, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açmalarının mümkün olduğu, somut olayda davacılar vekilince, şirket yöneticisi olan davalıların, müvekkillerinin inceleme ve bilgi alma haklarının engellendiği, müvekkillerinin genel kurul toplantılarına çağrılmadığı, şirketin kâr dağıtmadığı, gereksiz avanslar «dağıtıldığı», yüksek miktarda kredi kullanıldığı ve kullanılan kredilerin şahsi menfaatler için kullanıldığının ileri sürüldüğü, dava dışı şirketin 19.01.1990 tarihinde kuruluşunun tescil edildiği, davacı ...'ün şirketin kuruluşundan 21.11.2008 tarihine kadar «şirket müdürü» olarak yer aldığı, 21.11.2008 tarihi itibariyle 10 yıl süreyle şirketi «temsil» etmek üzere davalıların müdür olarak seçildiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında; şirketin öz sermayesinin 2009 yılından itibaren düzenli olarak arttığı, mizan kayıtlarına göre davacıların şirkete ödenmemiş sermaye borçlarının bulunduğu, şirket satışlarının 2009 yılından sonra genel artış gösterdiği, banka kredisi mali borçlanmadan kaynaklanan finansman giderlerinin net satışlar içindeki «payının» yüksek olmaması nedeniyle karlılığı ciddi olarak etkilemediği, şirketin 2009-2016 yıllarında net karda olduğu, kâr marjlarındaki düşüşün satılan mal maliyetinin yükselmesinden kaynaklandığı, buna rağmen şirketin karlılığını koruduğu, şirketin davacının yönetiminde ve sonrasında kâr dağıtımı yapmadığı, kâr dağıtmamasının başlı başına yönetim «yetkisinin» kötüye kullanıldığını göstermeyeceği, kâr dağıtılmamasının her durumda ortağı zarara uğratmayacağı, 20.11.2008 tarihli genel kurul toplantı çağrısının davacılara kanuna uygun olarak «taahhütlü» mektupla gönderildiği, ancak davacıların toplantıya katılmadığı, şirketin genel yönetim giderlerindeki artışın ... «sebebinin» işçi ücretleri ile danışmanlık giderlerindeki artıştan kaynaklandığı, şirketin verilen sipariş avanslarının 2014 yılında önceki yıla göre anlamlı bir şekilde arttığı ve sonraki yıllarda da bu yüksek tutarın devam ettiği, bu tutarın grup şirketi Alptaş şirketine verilen avanstan kaynaklandığı, avans karşılığında bir hizmet alınmadığı, bu durumun grup şirketleri arasında karşılaşılan bir durum olduğu, Alptaş şirketinin ortakları arasında davacı ... ile davalıların da yer aldığı, dava konusu Alpa şirketinin Alptaş'a ait taşınmazda ticari faaliyet göstermesine rağmen bu şirkete kira ödemediği, bu durum nedeniyle davalıların avans borcunun kapatılmamış olması nedeniyle «şirketi zarara» uğrattıklarının kabulünün mümkün olmadığı tespitine yer verildiği, bu tespitlere göre davacılar vekilince ileri sürülen zarar kalemlerinin yerinde olmadığı, davalıların yönetici olarak seçildikleri genel kurul çağrısının davacılara usulüne uygun olarak yapıldığı, önceki dönemde ise zaten davacı ...'ün şirketin müdürü olarak görev yaptığı, kaldı ki çağrı yapılmaması veya usulsüzlük iddialarının «genel kurul kararının iptali» gerekçesi olarak ileri sürülebilecek olmasına rağmen davacılarca bu hususta dava açıldığına dair bir iddia ileri sürülmediği, kâr dağıtımı kararı genel kurula ait bir «yetki» olup davacının yönetici olduğu dönemde de kâr dağıtımı yapılmadığı gibi brüt kâr marjının düşük olması nedeniyle kâr dağıtılmamasının kötü yönetim gerekçesi olarak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetici sorumluluğu · şirket zararı · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaCEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; şirketin kötü yönetilmesinin söz konusu olmadığını, davacıların işbu davadaki taleplerinden kâr «dağıtımı», inceleme gibi hususları noter kanalıyla «ihtar» ettiklerini ve kendilerine olumlu cevap ihtar edildiğini, işbu davadaki taleplerinin bu yollarla alınması ve gerekirse bu hususlarda mahkemeden «yetki» dahi alması mümkün iken bu davanın açılmasının kötü niyetli olduğunu, davacı ...’ün daha evvel işbu şirketi 2008 yılına kadar şirket ortağı ve yetkilisi olarak yönetirken şirketi ciddi zarara uğratıp elde edilen gelirleri kendi yararına kullandığını, bu sebepten çok sayıda dava açıldığını ve şirketi kötü yöneten ...'ün «ibra» edilmediğini, bu davacının «şirketi zarara» uğratması nedeniyle söz konusu dönemde kâr dağıtımı yapılamadığını, davacının sermaye artışı nedeniyle şirkete olan sermaye borcunu ödemediğini, davacı dışındaki yöneticilerin genel kurulda ibra edildiğini, davacıya usulüne uygun olarak genel kurul çağrısı yapıldığını, şirket «defterlerinin» incelenmesine izin verilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve «esas sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu oldukları, aynı Kanun'un 553-555 maddeleri gereği, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açmalarının mümkün olduğu, somut olayda davacılar vekilince, şirket yöneticisi olan davalıların, müvekkillerinin inceleme ve bilgi alma haklarının engellendiği, müvekkillerinin genel kurul toplantılarına çağrılmadığı, şirketin kâr dağıtmadığı, gereksiz avanslar «dağıtıldığı», yüksek miktarda kredi kullanıldığı ve kullanılan kredilerin şahsi menfaatler için kullanıldığının ileri sürüldüğü, dava dışı şirketin 19.01.1990 tarihinde kuruluşunun tescil edildiği, davacı ...'ün şirketin kuruluşundan 21.11.2008 tarihine kadar «şirket müdürü» olarak yer aldığı, 21.11.2008 tarihi itibariyle 10 yıl süreyle şirketi «temsil» etmek üzere davalıların müdür olarak seçildiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında; şirketin öz sermayesinin 2009 yılından itibaren düzenli olarak arttığı, mizan kayıtlarına göre davacıların şirkete ödenmemiş sermaye borçlarının bulunduğu, şirket satışlarının 2009 yılından sonra genel artış gösterdiği, banka kredisi mali borçlanmadan kaynaklanan finansman giderlerinin net satışlar içindeki «payının» yüksek olmaması nedeniyle karlılığı ciddi olarak etkilemediği, şirketin 2009-2016 yıllarında net karda olduğu, kâr marjlarındaki düşüşün satılan mal maliyetinin yükselmesinden kaynaklandığı, buna rağmen şirketin karlılığını koruduğu, şirketin davacının yönetiminde ve sonrasında kâr dağıtımı yapmadığı, kâr dağıtmamasının başlı başına yönetim «yetkisinin» kötüye kullanıldığını göstermeyeceği, kâr dağıtılmamasının her durumda ortağı zarara uğratmayacağı, 20.11.2008 tarihli genel kurul toplantı çağrısının davacılara kanuna uygun olarak «taahhütlü» mektupla gönderildiği, ancak davacıların toplantıya katılmadığı, şirketin genel yönetim giderlerindeki artışın ... «sebebinin» işçi ücretleri ile danışmanlık giderlerindeki artıştan kaynaklandığı, şirketin verilen sipariş avanslarının 2014 yılında önceki yıla göre anlamlı bir şekilde arttığı ve sonraki yıllarda da bu yüksek tutarın devam ettiği, bu tutarın grup şirketi Alptaş şirketine verilen avanstan kaynaklandığı, avans karşılığında bir hizmet alınmadığı, bu durumun grup şirketleri arasında karşılaşılan bir durum olduğu, Alptaş şirketinin ortakları arasında davacı ... ile davalıların da yer aldığı, dava konusu Alpa şirketinin Alptaş'a ait taşınmazda ticari faaliyet göstermesine rağmen bu şirkete kira ödemediği, bu durum nedeniyle davalıların avans borcunun kapatılmamış olması nedeniyle «şirketi zarara» uğrattıklarının kabulünün mümkün olmadığı tespitine yer verildiği, bu tespitlere göre davacılar vekilince ileri sürülen zarar kalemlerinin yerinde olmadığı, davalıların yönetici olarak seçildikleri genel kurul çağrısının davacılara usulüne uygun olarak yapıldığı, önceki dönemde ise zaten davacı ...'ün şirketin müdürü olarak görev yaptığı, kaldı ki çağrı yapılmaması veya usulsüzlük iddialarının «genel kurul kararının iptali» gerekçesi olarak ileri sürülebilecek olmasına rağmen davacılarca bu hususta dava açıldığına dair bir iddia ileri sürülmediği, kâr dağıtımı kararı genel kurula ait bir «yetki» olup davacının yönetici olduğu dönemde de kâr dağıtımı yapılmadığı gibi brüt kâr marjının düşük olması nedeniyle kâr dağıtılmamasının kötü yönetim gerekçesi olarak …
Taraflar arasındaki «limited şirket yöneticisinin sorumluluğu» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… i genel kurul toplantıları konusunda haber verilmediğini ve şirketin kâr dağıtmadığını, şirketin kötü yönetildiğini, şirket kasasında nakit gözükmesine rağmen avans «dağıtılmış» gibi gösterilerek yüksek miktarda kredi kullanıldığını, kullanılan kredilerin şahsi menfaatler için kullanıldığını ileri sürerek şirketin uğradığı zararın ve daval …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5833 E. , 2024/2167 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/844 Esas, 2022/932 Karar
DAVALILAR 1-Alptaş Metal Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ...
2-Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/237 E., 2021/239 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015/13596 numaralı “Alptaş Makina Mühendislik San. ve Tic. A.Ş.” ibareli marka tescil başvurusu hakkında, davalı şirketin ticaret unvanına ve kötü niyet iddialarına dayalı itirazlarının, YİDK'in 09.04.2016 tarih ve 2016-M-3724 sayılı kararı ile kabul edilip, başvurunun reddine karar verildiğini, oysa “Alptaş” ibaresinin her ne kadar davalı şirketin ticaret unvanında yer alıyorsa da adı geçenin bu ibareyi ürünlerinde işaret olarak kullanmadığını, aslında davalı şirketin halen üretim yapan, ticari faaliyette bulunan bir firma da olmadığını, gayrifaal bulunan, “Alptaş” ibaresini, tescilsiz dahi olsa ürün veya hizmetlerinin tanıtıcı işareti olarak kullanmayan davalı şirketin, müvekkillerinin marka başvurusuna kötüniyetle itiraz ettiğini, yanlar arasında ...
zamandır süregelen davaların bulunduğunu, müvekkili şirketin kurucuları ... ... ile (oğlu) ... ...’un % 49,9 hisse ile halen % 50.02 hissesine sahip hakim ortak ... ...’la birlikte davalı şirketin hissedarı bulunduklarını, ortaklar arasında ilk defa 2012 yılında gerçekleşen mutabakat gereği davalı şirketin malvarlığının hissedarlar arasında ikiye bölündüğünü, bu hususun 07.05.2012 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen 14.04.2012 tarihli genel kurulda açıkça kabul edildiğini, bu dönemde müvekkilleri şirketin sahipleri ... ve ... ... ile halen davalı şirketin imza yetkilisi konumunda olan hakim ortak ... ...’un, davalı şirket yönetim kuruluna seçildiğini, görev sürelerinin 3 yıl olarak belirlendiğini, davalı şirketin belirtilen genel kurul tutanağının 8 ...
maddesinde; “Mevcut makine, teçhizat, demirbaş, nakli vasıtaları, ... holding binasının tapularının ... ... veya ortağı olduğu şirkete, -şirketteki mevcut hisselerine karşılık- devrinin yapılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmiştir.” ifadesinin yer aldığını, bu genel kurulun hemen ardından ... ...’un, davalı şirket adına kayıtlı ... inşa edilen fabrika binasına el koyduğunu, tüm makinelerin % 65’ini de alarak kendi ... ve hesabına ...-İş Ltd. Şti. adı altında faaliyet göstermeye başladığını, bu faaliyeti halen sürdürdüğünü, fakat genel kurul kararı hilafına bu güne kadar davalı şirkette sahibi bulunduğu hisseleri müvekkillerine devretmediğini, davalı şirketin 07.09.2013 tarihinde yapılan yıllık olağan genel kurul toplantısında da aynı bölünme kararının bir kez daha formüle edildiğini, belirtilen nedenlerle müvekkilinin ticaret unvanında “Alptaş” sözcüğünün yer almasının davalı şirketle arasında haksız rekabete yol açmayacağını ileri sürerek, YİDK kararının iptalini ve müvekkilinin marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili ile aynı ilçede ve hatta aynı adreste 39 yıldır müvekkilleri şirketin markasal olarak kullandığı “ALPTAŞ” ibaresini hiç bilmiyormuşçasına tescil ettirmesinin kötü niyetlerinin apaçık göstergesi olduğunu, davacı şirketin ortaklarının müvekkili şirketteki ortaklıklarının devam ettiğini, davacının marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davacının iddiası gibi müvekkillerinin pasif bir şirket olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı ile aynı faaliyet alanında, aynı yerleşim bölgesinde bulunması, davacı şirket ortaklarının daha önce davalı şirketin % 49 hissedarı bulunmaları, bu durumda davalı unvanından ve tescilsiz kullandığı markanın varlığından haberdar oldukları halde, davalıya ait ticaret unvanının ve tescilsiz kullandığı markanın aynı/benzerinin aynı/benzer ilişkili sınıflarda marka olarak tescil ettirmek istemesi gözetildiğinde, davacının markanın kullanım amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davalıyı baskı altına almak, engellemek, şantaj, yedeklemek ve marka ticareti yapmak amacıyla kötüniyetli olarak başvuruda bulunduğu sonucuna varıldığı, kötü niyetin hiçbir zaman korunamayacağı ve kötü niyetli başvuru olduğunun anlaşılması halinde, başvurunun tüm sınıflar yönünden reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin vardığı kanaati destekleyen delillerin dosyada bulunmadığını, asıl kötü niyetli olan tarafın müvekkilinin başvurusuna itiraz edenin olduğunu, mahkemece somut olayın özelliklerinin yeterince incelenmediğini, davalı şirketin gayrifaal olduğunu, müvekkilinin "ALPTAŞ" markasının fiili kullanıcısı konumunda bulunduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının itirazlarında eskiye dayalı kullanım, ticaret unvanı ve kötü niyet nedenlerine dayandığı, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden ve mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti incelemesinden, davalının davacı başvurusunun kapsamındaki 35/5 ... sınıf bir kısım hizmetler yönünden "ALPTAŞ" markasına, tescilsiz kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandırdığı, davalının aynı zamanda ticaret unvanına dayalı olarak da aynı ibare üzerinde hak sahibi bulunduğu, ayrıca somut uyuşmazlıkta taraf şirketlerin yöneticilerinin Zonguldak ili Alaplı ilçesinde aynı soyadı taşıyan kişilerden oluştukları, davalı şirketin mal varlığının paylaşılması konusunda 14.04.2012 tarihli genel kurul tutanağının 8 ...
maddesinde bir kısım kararlar alınmış ise de bu kararların hayata geçirilemediği, kaldı ki anılan kararda davalı şirketin tescilsiz markasının devrine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, anılan marka hakkının halen davalı şirketin uhdesinde bulunduğu, davacı vekilinin dahi işbu davada dava konusu marka tescil başvurusunun, davalı şirketin kendilerine kalacağı inancıyla yapıldığını bildirdiği, tarafların arasında genel kurul kararının iptali, ortaklıktan çıkma gibi birçok davanın bulunduğu, bu durum karşısında davacının dava konusu markanın davalıya ait bulunduğundan haberdar olduğu halde, davalıya ait ticaret unvanının ve tescilsiz kullandığı markanın aynı/benzerini, aynı/benzer ilişkili sınıflarda marka olarak tescil ettirmek istemesinin, markanın kullanım amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak, davalıyı baskı altına almak, engellemek, şantaj, yedeklemek ve marka ticareti yapmak amacını taşıdığı ve kötüniyetli olduğu, davalı şirketin faal olmadığına dair davacı iddiasının ispatlanamadığı gibi davalının davacıya karşı açtığı davada, davacının ticaret unvanının terkinine ilişkin olarak verilen kararın, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 22.01.2020 tarih ve 2018/4860 E.- 2020/642 K. sayılı kararla onandığı, aynı nedenlerle Alaplı Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/559 E. sayılı davasının kesinleşmesinin beklenmesine de gerek bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka sebebi ile YİDK kararının iptali ile markanın tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021709400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz