6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Maddi ve Manevi Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5482 E. 2024/1811 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
olağanüstü hal sorumluluktan kurtulma kayyım atanması kayyım ihbar olunan şirket zararı dava şartı yokluğu tazminat davası tmsf usulden reddi ihbar kâr payı görevsizlik kararı yetki sulh ilk derece kararının kaldırılması yükleten (shipper) istinaf yoluna başvurulabilirlik görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: CMK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2020/105 E., 2020/682 K.

Taraflar arasındaki sorumluluk nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı ve yöneticisi olduğu Alfemo Dış Tic. A.Ş.'ye İzmir 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/3664 D.İş sayılı kararıyla kayyım atanmasına karar verildiğini, bu tarihten itibaren şirket yönetiminin TMSF tarafından görevlendirilen davalılar tarafından yerine getirildiğini, şirketin yönetim kurulunu oluşturun davalı kayyımların şirketi zarara uğrattıklarını, kötü yönetimin Crediform kredi derecelendirme kuruluşu raporlarına yansıdığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 50.000,00 TL'nin Alfemo Dış Tic. A.Ş.'ye ödenmesine ve müvekkilinin ortaklıktan dolayı uğradığı zararın payı oranında hesaplanarak şimdilik 50.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 691 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (691 sayılı KHK) 11 ... maddesi ve bu maddenin göndermesi ile 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler İle Bazı Kurum Ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un (6755 sayılı Kanun) 37 ve 38 ... maddeleri gereğince atanan kayyımların hukuki ve cezai sorumlulukları açısından yargı bağışıklığına sahip olduklarını, 6723 sayılı Danıştay Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 133 üncü maddesine eklenen beşinci fıkra ile bu madde uyarınca kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerden dolayı tazminat davalarının devlet aleyhine açılabileceğini, dava dilekçesinde belirtilen kredi kurumuyla bir anlaşma bulunmadığı için bu kuruma mali veriler verilmediğini, bu kuruluş hakkında hukuki ve cezai başvuru yapılacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun

'un (6758 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin birinci fıkrası düzenlemesi ve söz konusu maddenin atıf yaptığı 6755 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrasında yer ... düzenlemeler göz önüne alındığında davalı kayyımlar hakkında dava açılamayacağı ve dava açılması için gereken dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 ... maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kayyım heyetinin kötü yönetiminin açık olduğunu, müvekkilinin ortağı olduğu diğer şirket olan Yatpa Dayanıklı Tüketim A.Ş. hakkında yapılan yargılamada Mahkemenin Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verdiğini, eldeki davada doğrudan red kararı verilmesinin doğru olmadığını, davalıların hukuki, idari, cezai ve mali sorumluluğu bulunduğunu, Anayasa Mahkemesinin 16.07.2020 tarih 2018/31 E., 2020/38 K. numaralı kararı ile açıkca 6755 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin suçtan ve sorumluluktan kurtulmaya yönelik perdeleme olarak kullanılacağının belirtildiğini, kanun metninin bu geniş yoruma imkan sağlamadığını, kamu gücüne dayanan yetkinin kullanımının şeffaflığının sağlanması gerektiğini, kayyımların kötü niyetli olarak şirketi zarara uğrattıklarını, müvekkilinin ortağı olduğu şirketlerin kötü yönetim nedeniyle satış noktasına geldiğini, zararın artmaması için kayımların görevden el çektirilmesine dair tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesinin beşinci fıkrasında; bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleri ile ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davalarının 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılacağının düzenlendiği, aynı Kanun'un 142 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise, istemin zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa en yakın ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağının belirtildiği, bu yasal düzenlemelere göre bu tür davalara bakmakla ağır ceza mahkemesi görevli ise de davanın devlete karşı dava açılması gerektiği, her şekilde kayyım olarak atanan kişilere karşı doğrudan dava açılamayacağı, hukuk mahkemeleri ile ceza mahkemeleri arasında görevsizlik kararı verilemeyeceği ve 6100 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin uygulanamayacağının açık olduğu, davacının emsal olarak gösterdiği kararın pratikte görevsizlik kararı değil davanın usulden reddi kararı olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıya ait şirkete İzmir 4. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla kayyım olarak atanan TSMF'nin görevlendirdiği davalıların kusurlu davranışları sebebiyle şirketi ve davacıyı zarara uğrattıkları iddiasıyla, TMSF tarafından görevlendirilen davalılar aleyhine sorumluluklarına istinaden tazminat davası açılıp açılamayacağı ve bunun hukuk mahkemelerinden istenip istenemeyeceği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri,

2. 6758 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi,

3. 6755 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi,

4. 5271 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesinin beşinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Iktisadi bütünlük kararı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5279 E. 2024/1987 K.

    Ortak: · dava şartı · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhale iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2589 E. 2023/2902 K.

    Ortak: · dava şartı · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • TMSF kayyımlığındaki şirkette ortağın kâr payı isteyememesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/44 E. 2023/3752 K.

    Ortak: · dava şartı · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/5482 E.  ,  2024/1811 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/386 Esas, 2022/1007 Karar

DAVALILAR 1. ...

2. ...

3. ...

4. ...

5. ...

6. ... vekilleri Avukat ...

İHBAR OLUNAN ...(TMSF) vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/105 E., 2020/682 K.

Taraflar arasındaki sorumluluk nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı ve yöneticisi olduğu Alfemo Dış Tic. A.Ş.'ye İzmir 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/3664 D.İş sayılı kararıyla kayyım atanmasına karar verildiğini, bu tarihten itibaren şirket yönetiminin TMSF tarafından görevlendirilen davalılar tarafından yerine getirildiğini, şirketin yönetim kurulunu oluşturun davalı kayyımların şirketi zarara uğrattıklarını, kötü yönetimin Crediform kredi derecelendirme kuruluşu raporlarına yansıdığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 50.000,00 TL'nin Alfemo Dış Tic. A.Ş.'ye ödenmesine ve müvekkilinin ortaklıktan dolayı uğradığı zararın payı oranında hesaplanarak şimdilik 50.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 691 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (691 sayılı KHK) 11 ... maddesi ve bu maddenin göndermesi ile 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler İle Bazı Kurum Ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un (6755 sayılı Kanun) 37 ve 38 ... maddeleri gereğince atanan kayyımların hukuki ve cezai sorumlulukları açısından yargı bağışıklığına sahip olduklarını, 6723 sayılı Danıştay Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 133 üncü maddesine eklenen beşinci fıkra ile bu madde uyarınca kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerden dolayı tazminat davalarının devlet aleyhine açılabileceğini, dava dilekçesinde belirtilen kredi kurumuyla bir anlaşma bulunmadığı için bu kuruma mali veriler verilmediğini, bu kuruluş hakkında hukuki ve cezai başvuru yapılacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun

'un (6758 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin birinci fıkrası düzenlemesi ve söz konusu maddenin atıf yaptığı 6755 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrasında yer ... düzenlemeler göz önüne alındığında davalı kayyımlar hakkında dava açılamayacağı ve dava açılması için gereken dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 ... maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kayyım heyetinin kötü yönetiminin açık olduğunu, müvekkilinin ortağı olduğu diğer şirket olan Yatpa Dayanıklı Tüketim A.Ş. hakkında yapılan yargılamada Mahkemenin Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verdiğini, eldeki davada doğrudan red kararı verilmesinin doğru olmadığını, davalıların hukuki, idari, cezai ve mali sorumluluğu bulunduğunu, Anayasa Mahkemesinin 16.07.2020 tarih 2018/31 E., 2020/38 K. numaralı kararı ile açıkca 6755 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin suçtan ve sorumluluktan kurtulmaya yönelik perdeleme olarak kullanılacağının belirtildiğini, kanun metninin bu geniş yoruma imkan sağlamadığını, kamu gücüne dayanan yetkinin kullanımının şeffaflığının sağlanması gerektiğini, kayyımların kötü niyetli olarak şirketi zarara uğrattıklarını, müvekkilinin ortağı olduğu şirketlerin kötü yönetim nedeniyle satış noktasına geldiğini, zararın artmaması için kayımların görevden el çektirilmesine dair tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesinin beşinci fıkrasında; bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleri ile ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davalarının 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılacağının düzenlendiği, aynı Kanun'un 142 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise, istemin zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa en yakın ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağının belirtildiği, bu yasal düzenlemelere göre bu tür davalara bakmakla ağır ceza mahkemesi görevli ise de davanın devlete karşı dava açılması gerektiği, her şekilde kayyım olarak atanan kişilere karşı doğrudan dava açılamayacağı, hukuk mahkemeleri ile ceza mahkemeleri arasında görevsizlik kararı verilemeyeceği ve 6100 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin uygulanamayacağının açık olduğu, davacının emsal olarak gösterdiği kararın pratikte görevsizlik kararı değil davanın usulden reddi kararı olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıya ait şirkete İzmir 4. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla kayyım olarak atanan TSMF'nin görevlendirdiği davalıların kusurlu davranışları sebebiyle şirketi ve davacıyı zarara uğrattıkları iddiasıyla, TMSF tarafından görevlendirilen davalılar aleyhine sorumluluklarına istinaden tazminat davası açılıp açılamayacağı ve bunun hukuk mahkemelerinden istenip istenemeyeceği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri,

2. 6758 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi,

3. 6755 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi,

4. 5271 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesinin beşinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021663700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.