Genel işlem şartları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11619 E. 2011/4641 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem şartları↗ genel işlem şartı↗ nispi vekalet ücreti↗ taşıyıcı↗ maddi tazminat↗ kusur↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının savunmasında belirttiği sözleşme hükümlerinin genel işlem şartı niteliğinde olduğu, Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesinin gönderme yaptığı TTK’nun 766. maddesinde, kanunun
taşıyıcıya ve hususi ile faaliyetleri devletin iznine bağlı taşıma işletmelerine yüklediği sorumlulukların önceden hafifletilmesi veya kaldırılması neticesini doğuran bütün kayıt ve şartların hükümsüz olduğunun düzenlendiği, bu sebeple genel işlem şartlarında yer alan ve taşıyıcının mesuliyetinin kaldırılmasına veya hafifletilmesine ilişkin şartların yasa gereği hükümsüz olduğu, alınan raporlardan hava durumunun, uçağın özellikleri, donanımı ile pist özelliklerine göre bir uçak için kalkışa elverişli, diğeri için elverişsiz olmasının imkan dahilinde olduğunun, %1’lik riskin dahi kalkış izni verilmemesi için prensip olduğunun, aynı rotada başka bir hava yolu şirketinin uçmasının diğer hava yolu şirketi için geçerlilik göstergesi olmadığının ve hava muhalefeti nedeniyle davaya konu uçuşun iptal edildiğinin anlaşıldığı, davalının yükümlendiği yolcu taşıma işini kendisine isnat edilebilecek bir kusur olmaksızın iptal ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davacı tarafça 1.000 TL maddi tazminatın tahsili için dava açılmış olmasına ve mahkemece de talebin reddedilmiş olmasına göre, davalı taraf için 575 TL vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken 720 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hava yolu taşıma sözleşmesinden manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3870 E. 2020/2387 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pilot dava · taşıma sözleşmesi · e-defter
Benzer bu karardaYapılan incelemede, mahkemece uçağın kalkış saati ile ilgili olarak yetkili mercilerden bilgi ve belge istenilmediği, sadece davalının sunduğu uçuş «defterine» göre gecikme süresinin belirlendiği, dosyaya rapor sunan bilirkişinin kaptan «pilot»-uçak mühendisi olduğunun anlaşılması karşısında; öncelikle sivil havacılık uzmanı bilirkişiden rapor alınması gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilere …
Dava, hava yolu ile yolcu «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11619 E. , 2011/4641 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2009 tarih ve 2006/574 - 2009/380 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak avukatlık yaptığını, ayrıca Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde de takip ettiği davaların bulunduğunu, Gaziantep'teki iş adamları ile tanışması ve onlardan iş alması konusunda uzman danışmanlık hizmeti veren ... ile anlaşma yaptığını, bu kişinin yaptığı program doğrultusunda Gaziantep’e giderek iş adamları ile tanışmak ve iş görüşmesi yapmak için davalı şirketten uçak bileti aldığını, uçuş saatinin 13.00 olduğunu, uçuş saatinde uçağın yarım saat rötar yapacağının bildirildiğini, saat 13.30’da da yarım saat rötar yapılacağının söylendiğini, daha sonra da hava şartları nedeniyle uçuşun iptal edildiğinin belirtildiğini, davalı yetkililerinin yönlendirmesi ile boş olan Adana uçağına bindiklerini, Adana’dan Gaziantep’e de otobüs ile götürüldüklerini, gecikme nedeni ile iş görüşmelerini yapamadığını, iş görüşmelerini ayarlayan danışmana 10.000 USD danışmanlık ücreti ödediğini, görüşmelere katılması halinde de yıllık 72.000 TL gelir elde etme imkanının olacağını, ayrıca bu olaylar nedeni ile manevi sıkıntılar yaşadığını, doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu, zira davalının hava şartları nedeniyle uçuşu iptal etmesine rağmen Onur Air’e ait uçağın aynı gün saat 13.30’da Gaziantep’e sorunsuz olarak uçtuğunu, davalının boş olan Adana uçağını doldurmak için böyle bir yola başvurduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 30.11.2005 tarihli İstanbul-Gaziantep Seferinin yoğun sis nedeniyle iptal edildiğini, müvekkilinin kontrolü dışındaki bu olay nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, avukatların Avukatlık Kanunu gereğince iş getirme karşılığında danışmanı veya bir başka şahsı aracı kılmalarının yasak olduğunu, bu nedenle danışman ile yapılan sözleşmenin batıl olduğunu ve böyle bir sözleşmeden kaynaklanan zararın talep edilmesinin mümkün olmadığını, tazminat davasının dinlenilebilmesi için ortada somut bir zararın bulunmasının gerektiğini, davacının böyle bir zararının olmadığını ve varsayıma dayalı bir zararı talep ettiğini, ayrıca müvekkilinin uçuşun zamanında gerçekleştirileceği konusunda yolcularına bir garanti vermediğini, iptalden ve gecikmeden sorumlu olmayacağının da sözleşmede (bilette) yazılı olduğunu, bir başka hava yolunun davacının gitmek istediği Gaziantep’e yoğun sise rağmen uçmasının müvekkili aleyhine emsal teşkil etmeyeceğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının savunmasında belirttiği sözleşme hükümlerinin genel işlem şartı niteliğinde olduğu, Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesinin gönderme yaptığı TTK’nun 766. maddesinde, kanunun
taşıyıcıya ve hususi ile faaliyetleri devletin iznine bağlı taşıma işletmelerine yüklediği sorumlulukların önceden hafifletilmesi veya kaldırılması neticesini doğuran bütün kayıt ve şartların hükümsüz olduğunun düzenlendiği, bu sebeple genel işlem şartlarında yer alan ve taşıyıcının mesuliyetinin kaldırılmasına veya hafifletilmesine ilişkin şartların yasa gereği hükümsüz olduğu, alınan raporlardan hava durumunun, uçağın özellikleri, donanımı ile pist özelliklerine göre bir uçak için kalkışa elverişli, diğeri için elverişsiz olmasının imkan dahilinde olduğunun, %1’lik riskin dahi kalkış izni verilmemesi için prensip olduğunun, aynı rotada başka bir hava yolu şirketinin uçmasının diğer hava yolu şirketi için geçerlilik göstergesi olmadığının ve hava muhalefeti nedeniyle davaya konu uçuşun iptal edildiğinin anlaşıldığı, davalının yükümlendiği yolcu taşıma işini kendisine isnat edilebilecek bir kusur olmaksızın iptal ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davacı tarafça 1.000 TL maddi tazminatın tahsili için dava açılmış olmasına ve mahkemece de talebin reddedilmiş olmasına göre, davalı taraf için 575 TL vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken 720 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının vekalet ücretiyle ilgili 5. bendinde yer alan "720 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "575 TL" ibaresinin yazılması suretiyle kararın bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021517600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz