Internet bankacılığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11380 E. 2011/3843 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
internet bankacılığı↗ 3095 sayılı kanun↗ ticari dava niteliği↗ temerrüt tarihi↗ maddi hata↗ ticari faiz↗ eş rızası↗ sebepsiz zenginleşme↗ temerrüt faizi↗ havale↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, 24.02.2007 tarihinde toplam 8.200,00 YTL, 25.02.2007 tarihinde 4.500,00 YTL’nin davacının bilgisi ve rızası dışında davalı ... adına internet yoluyla havale edildiği, ihtarnamenin 10.03.2007 tarihinde tebliğ edilerek davalı bankanın temerrüde düşürüldüğü, şifre ve kullanıcı bilgilerinin ele geçirilmesinde davacının kusurlu olduğuna dair herhangi bir kanıta da rastlanmadığı, davalı bankanın müşterilerinin kullanımına sunduğu internet bankacılığı sisteminde ek güvenlik tedbirlerini almadığı ve tam kusurlu olduğu, davalı ...’in de sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle 12.700,00 YTL’nin 10.03.2007 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyizine gelince: Dava, davacının davalı bankada bulunan vadesiz mevduat hesabından internet bankacılığı yolu ile usulsüz havale yapıldığı iddiasına dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde alacağa olay tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesini talep etmiş, mahkemece dava kısmen kabul edilerek, 12.700 TL alacağın her iki davalı bakımından da davalı bankanın ihtarnameyle temerrüde düşürüldüğü 10/03/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, temyiz dilekçesinde davalı banka açısından temerrüt tarihinin belirlenmesinde maddi hata yapıldığını, bu davalı bakımından temerrüt tarihinin 06.03.2007 olması gerektiğini, diğer davalı bakımından ise sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde faiz başlangıcının havale işlemlerinin yapıldığı 24.02.2007 ve 25.02.2007 tarihleri olduğunu, öte yandan kararda hükmedilen alacağa ticari faiz yerine yasal faiz işletilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Davacı taraf, davadan önce davalı bankaya göndermiş olduğu ihtarnamede 12.700 TL alacağın tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesini talep etmiş olup, ihtarnamenin 06.03.2007 tarihinde davalı bankaya tebliğ edilmiş olduğu, bu durumda 07.03.2007 günü başlayan ödeme süresinin 09.03.2007 tarihinde dolduğu ve davalı bankanın temyiz edenin sıfatı ve temyiz dilekçesindeki kabulü de gözetildiğinde bu tarihi izleyen 10.03.2007 günü temerrüde düşürülmüş bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazında isabet bulunmamaktadır. Ancak, davacı ile davalı bankanın sıfatları da gözetildiğinde işin ticari mahiyette olduğu, dava dilekçesinde “ticari faiz” talep edilmekle, 3095 Sayılı Kanun uyarınca ticari işlerde uygulanan faiz oranı üzerinden faiz talep etmiş olduğunun kabulü gerektiği ve mahkemece davalı banka aleyhine hükmedilen tutara aynı Yasanın 2/2. maddesi uyarınca avans oranı üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği açıktır. Mahkemece, gerekçe gösterilmeksizin alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, diğer davalı ... iki ayrı tarihteki üç ayrı havalenin yapıldığı hesap sahibi olup, davacının temyiz dilekçesindeki kabulü ve açıklamalarından anılan davalıya karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davasını yönelttiği anlaşılmakla davalı ... bakımından sebepsiz zenginleşmenin bilirkişi raporunda mevcut hesap hareketleri tablosuna göre davacının hesabından yapılan havalelerin bu davalının hesabına geçtiği 26.02.2007 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmış olmakla, işin davacı açısından ticari niteliği bulunması, bu durumda TTK’nun 21/2. maddesi hükmü uyarınca işin davalı ... bakımından da ticari nitelik taşıması gözetildiğinde davalı ... bakımından mahkemece hükmedilen tutara 26.02.2007 tarihinden itibaren avans oranı üzerinden faiz işletilmesi gerekirken, gerekçe gösterilmeksizin davalı banka bakımından cari olan temerrüt tarihi başlangıç kabul edilerek yasal faiz oranı üzerinden temerrüt faizine hükmedilmesi doğru bulunmamıştır
Kararın bu nedenlerle, her iki davalı açısından da davacı yararına bozulması gerekir ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamaya ihtiyaç göstermediğinden, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca kararın aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12939 E. 2018/6972 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 14.700 TL'nin 20.09.1999 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı ve fer'i müdahil ... vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce faiz yönünden bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10994 E. 2018/5846 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 700.000 TL «cezai şartın» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11380 E. , 2011/3843 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.04.2009 tarih ve 2007/289-2009/201 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankadaki hesabından internet bankacılığı aracılığıyla bilgi ve rızası dışında davalı ... hesabına 24.02.2007 ve 25.02.2007 tarihlerinde toplam 12.750,00 YTL’nin havale edildiğini, davalı ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı bankanın sistemin güvenliğini sağlamadığından sorumlu olduğunu ileri sürerek, 12.750,00 YTL’nin 24.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının zarara kendi kusurlu davranışı ile sebebiyet verdiğini, müvekkili bankanın kusurlu olmadığını, müvekkili bankanın teleweb sitesinin güvenliğini sağlamak için gerekli tüm önlemleri aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş, yazılı bir beyanda da bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, 24.02.2007 tarihinde toplam 8.200,00 YTL, 25.02.2007 tarihinde 4.500,00 YTL’nin davacının bilgisi ve rızası dışında davalı ... adına internet yoluyla havale edildiği, ihtarnamenin 10.03.2007 tarihinde tebliğ edilerek davalı bankanın temerrüde düşürüldüğü, şifre ve kullanıcı bilgilerinin ele geçirilmesinde davacının kusurlu olduğuna dair herhangi bir kanıta da rastlanmadığı, davalı bankanın müşterilerinin kullanımına sunduğu internet bankacılığı sisteminde ek güvenlik tedbirlerini almadığı ve tam kusurlu olduğu, davalı ...’in de sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle 12.700,00 YTL’nin 10.03.2007 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyizine gelince: Dava, davacının davalı bankada bulunan vadesiz mevduat hesabından internet bankacılığı yolu ile usulsüz havale yapıldığı iddiasına dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde alacağa olay tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesini talep etmiş, mahkemece dava kısmen kabul edilerek, 12.700 TL alacağın her iki davalı bakımından da davalı bankanın ihtarnameyle temerrüde düşürüldüğü 10/03/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, temyiz dilekçesinde davalı banka açısından temerrüt tarihinin belirlenmesinde maddi hata yapıldığını, bu davalı bakımından temerrüt tarihinin 06.03.2007 olması gerektiğini, diğer davalı bakımından ise sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde faiz başlangıcının havale işlemlerinin yapıldığı 24.02.2007 ve 25.02.2007 tarihleri olduğunu, öte yandan kararda hükmedilen alacağa ticari faiz yerine yasal faiz işletilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Davacı taraf, davadan önce davalı bankaya göndermiş olduğu ihtarnamede 12.700 TL alacağın tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesini talep etmiş olup, ihtarnamenin 06.03.2007 tarihinde davalı bankaya tebliğ edilmiş olduğu, bu durumda 07.03.2007 günü başlayan ödeme süresinin 09.03.2007 tarihinde dolduğu ve davalı bankanın temyiz edenin sıfatı ve temyiz dilekçesindeki kabulü de gözetildiğinde bu tarihi izleyen 10.03.2007 günü temerrüde düşürülmüş bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazında isabet bulunmamaktadır. Ancak, davacı ile davalı bankanın sıfatları da gözetildiğinde işin ticari mahiyette olduğu, dava dilekçesinde “ticari faiz” talep edilmekle, 3095 Sayılı Kanun uyarınca ticari işlerde uygulanan faiz oranı üzerinden faiz talep etmiş olduğunun kabulü gerektiği ve mahkemece davalı banka aleyhine hükmedilen tutara aynı Yasanın 2/2.
maddesi uyarınca avans oranı üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği açıktır. Mahkemece, gerekçe gösterilmeksizin alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, diğer davalı ... iki ayrı tarihteki üç ayrı havalenin yapıldığı hesap sahibi olup, davacının temyiz dilekçesindeki kabulü ve açıklamalarından anılan davalıya karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davasını yönelttiği anlaşılmakla davalı ... bakımından sebepsiz zenginleşmenin bilirkişi raporunda mevcut hesap hareketleri tablosuna göre davacının hesabından yapılan havalelerin bu davalının hesabına geçtiği 26.02.2007 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmış olmakla, işin davacı açısından ticari niteliği bulunması, bu durumda TTK’nun 21/2. maddesi hükmü uyarınca işin davalı ... bakımından da ticari nitelik taşıması gözetildiğinde davalı ... bakımından mahkemece hükmedilen tutara 26.02.2007 tarihinden itibaren avans oranı üzerinden faiz işletilmesi gerekirken, gerekçe gösterilmeksizin davalı banka bakımından cari olan temerrüt tarihi başlangıç kabul edilerek yasal faiz oranı üzerinden temerrüt faizine hükmedilmesi doğru bulunmamıştır
Kararın bu nedenlerle, her iki davalı açısından da davacı yararına bozulması gerekir ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamaya ihtiyaç göstermediğinden, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca kararın aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın “HÜKÜM” bölümünde (1) nolu bendinde yer alan “… 10.03.2007 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile …” ibarelerinin hükümden çıkarılarak yerine “… davalı banka bakımından 10.3.2007, davalı ... bakımından ise 26.02.2007 tarihinden başlatılmak suretiyle 3095 sayılı Yasa’nın 2/2. maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi ile…” ibarelerinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 582,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı bankadan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021424900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz