Fuar katılım sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/6348 E. 2014/14065 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fuar katılım sözleşmesi↗ hapis hakkı↗ faturaya itiraz↗ navlun alacağı↗ iade faturası↗ navlun↗ olumsuz oy↗ taşıyıcı↗ ticari defter↗ fatura↗ temerrüt↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen "Fuara Katılım Sözleşmesi" fotokopisinde ekstra navlun ücreti bölümünde bir bedel yazılmadığı, davalı tarafından bu ad altında ücret talep edilemeyeceğinden davacı tarafından ödenen 3.000 Euro'nun ve teşvik başvurusunun davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu olumsuz sonuçlanması nedeniyle sözleşme bedelinin % 50'sinin iadesinin gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının mallarının fuarı müteakip davacı deposuna getirileceği, ancak bu malların teslim edilmediği, birleşen davada tahsili gereken bir alacak bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 6.043 Euro ve 3.208 USD 28.12.2009 temerrüt tarihinden 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirketin ödenmeyen navlun ücretine dayalı olarak taşıdığı eşya üzerinde hapis hakkı bulunmakta ise de, fuar katılım ücretinin ilgili yerlere ödendiğini hususunda asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafa teslimi gereken belgeleri vermemek ve asıl davada davacı tarafın teşfik iade başvurusunun reddine sebep olmak suretiyle zararın doğmasında kusurlu olmasına ve fuar katılım bedelinin 1/2'sinin asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafa iadesinde usulsüzlük bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava yönünden mahkemece, davalı tarafından ekstra navlun ücreti talep edilemeyeceği kabul edilmiş ve 6.000 Euro'luk fatura bedelinin 3.000 Euro'luk kısmı ödenmiş olduğundan bu kısmın iadesine karar verilmiştir. Ancak, davacı-birleşen davalı, karşı tarafça düzenlenen söz konusu faturayı ticari defterlerine işlemiş ve fatura uyarınca 3.000 Euro ödemiş olduğundan artık bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürerek ödediği miktarın iadesini talep edemez. Kaldı ki, davacı tarafça ödenen 3.000 Euro'yla ilgili düzenlenen iade faturasına da itiraz edilmiş olup, bu alacakla ilgili talebin kabulü doğru görülmemiştir.
Ayrıca, mülga TTK'nın 794. maddesinde taşıyıcıya, üstlendiği eşya taşıma işinden doğan alacağı nedeniyle taşıdığı eşya üzerinde bir özel hapis hakkı tanımıştır. Hapis hakkı kural olarak alacaklıyı koruyucu bir hukuki güvencedir. Davalı-birleşen davada davacının navlun alacağının 3.000 Euro'luk kısmının ödenmediği de sabit olup, navlun ödenmediği sürece davalı-birleşen davada davacının taşınan emtia üzerine hapis hakkı bulunduğundan, mal bedeline ilişkin talebin kabulü de doğru olmamıştır.
3-Öte yandan, ekstra navlun ücreti bakiyesini ödemeyen davacı-birleşen davada davalı, bu kısmın tahsili için başlatılan takibe itirazında haksız olduğundan, birleşen itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12470 E. 2017/821 K.
Ortak:hapis hakkı · navlun alacağı · iade faturası · navlun · ticari defter · fatura · e-defter
İncelediğiniz karardaAncak, davacı-birleşen davalı, karşı tarafça düzenlenen söz konusu faturayı «ticari defterlerine» işlemiş ve «fatura» uyarınca 3.000 Euro ödemiş olduğundan artık bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürerek ödediği miktarın iadesini talep edemez.
Davalı-birleşen davada davacının «navlun alacağının» 3.000 Euro'luk kısmının ödenmediği de sabit olup, navlun ödenmediği sürece davalı-birleşen davada davacının taşınan emtia üzerine «hapis hakkı» bulunduğundan, mal bedeline ilişkin talebin kabulü de doğru olmamıştır.
… de dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirketin ödenmeyen «navlun» ücretine dayalı olarak taşıdığı eşya üzerinde «hapis hakkı» bulunmakta ise de, fuar katılım ücretinin ilgili yerlere ödendiğini hususunda asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafa «teslimi» gereken belgeleri vermemek ve asıl davada davacı tarafın teşfik iade başvurusunun reddine sebep olmak suretiyle zararın doğmasında kusurlu olmasına ve fuar katılım …
Benzer bu karardaMahkemece uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda; taraflar arasındaki ihtilaf, davalının ekstra «navlun bedeli» olarak belirttiği miktardan geriye kalan 3.000 Euro navlun borcunun ödenmediğine ilişkin olup, davacı-birleşen davalı, karşı tarafca düzenlenen adı geçen faturayı «ticari defterlerine» işleyerek «fatura» uyarınca da 3.000 EURO ödemiş olduğundan, artık bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürerek ödediği miktarın iadesini talep edemeyeceği gibi davacı tarafından 3.000 EURO ile ilgili düzenlenen «iade faturasına» da itiraz olunduğundan, bu konudaki talebin reddine, davalı -birleşen davada davacı «navlun alacağının» 3.000 EURO'luk kısmının ödenmediği de anlaşılmış olup, navlun ödenmediği sürece davalı-birleşen davada davacının taşınan emtia üzerinde «hapis hakkı» bulunduğundan, malın bedeline ilişkin talebin de reddine, ancak asıl davadaki davacı-birleşen davadaki davalı tarafından ekstra navlun ücreti bakiyesi ödenmediğind …
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, «navlun alacağının» 3.000 € ' luk kısmın ödenmediği sürece asıl davada davalı-birleşen davada davacının taşınan emtia üzerinde «hapis hakkı» bulunmasına, navlun alacağı ödendiği takdirde hapis hakkının «son» bulacağına göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yer …
2- Asıl dava «taşıma sözleşmesine» dayalı «navlun alacağının» ve iade edilmeyen emtia bedellerinin tahsili istemine ilişkin, birleşen dava ise navlun ücretinin tahsiline yönelik başlatılan «icra takibine itirazın» iptali davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun bedeli · bedel iadesi · icra takibine itiraz · taşıma sözleşmesi · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2- Asıl dava «taşıma sözleşmesine» dayalı «navlun alacağının» ve iade edilmeyen emtia bedellerinin tahsili istemine ilişkin, birleşen dava ise navlun ücretinin tahsiline yönelik başlatılan «icra takibine itirazın» iptali davasıdır.
Mahkemece uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda; taraflar arasındaki ihtilaf, davalının ekstra «navlun bedeli» olarak belirttiği miktardan geriye kalan 3.000 Euro navlun borcunun ödenmediğine ilişkin olup, davacı-birleşen davalı, karşı tarafca düzenlenen adı geçen faturayı «ticari defterlerine» işleyerek «fatura» uyarınca da 3.000 EURO ödemiş olduğundan, artık bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürerek ödediği miktarın iadesini talep edemeyeceği gibi davacı tarafından 3.000 EURO ile ilgili düzenlenen «iade faturasına» da itiraz olunduğundan, bu konudaki talebin reddine, davalı -birleşen davada davacı «navlun alacağının» 3.000 EURO'luk kısmının ödenmediği de anlaşılmış olup, navlun ödenmediği sürece davalı-birleşen davada davacının taşınan emtia üzerinde «hapis hakkı» bulunduğundan, malın bedeline ilişkin talebin de reddine, ancak asıl davadaki davacı-birleşen davadaki davalı tarafından ekstra navlun ücreti bakiyesi ödenmediğind …
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, «navlun alacağının» 3.000 € ' luk kısmın ödenmediği sürece asıl davada davalı-birleşen davada davacının taşınan emtia üzerinde «hapis hakkı» bulunmasına, navlun alacağı ödendiği takdirde hapis hakkının «son» bulacağına göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yer …
Ancak Dairemizin önceki bozma ilamı 1 nolu bendinde belirtildiği üzere asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafın, karşı tarafa fuar katılım belgesi «ibraz» etmediğinden asıl davada davacı tarafın teşvik iade başvurusunun reddine sebep olmak suretiyle zararın doğmasında kusurlu olduğu ve fuar katılım bedelinin ½ ' sinin asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafa iadesinde usulsüzlük bulunmadığı belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/6348 E. , 2014/14065 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/12/2012
NUMARASI 2010/95-2012/304
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.12.2013 tarih ve 2010/95-2012/304 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.09.2014 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Av. ...ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Av. C.......... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, davalının fuar organizasyonlarına aracılık ettiğini, Project Iraq 2009 isimli fuar için aracı organizatör olarak stand organizasyonu yaptığını ve fuara katılım bedelinin devlet desteği kapsamında olduğunu duyurduğunu, teşvik izninde olumsuz durumla karşılaşılması halinde ise stand bedelinin % 50'sinin iade edileceğini garanti ettiği, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalıya 6.087 Euro ödendiğini, ancak davalının kendisinde kalan sözleşmenin navlun hakkı bölümüne sonradan 0,6 m³ ibaresi ekleyerek ekstra navlun ücreti adı altında 6.000 Euro daha talep ettiğini, ayrıca fuar bittikten sonra teşvik iade başvurusu için gerekli belgeleri ve fuara gönderilen malları ihtarname tebliğine rağmen teslim etmediğini, teşvik iade başvurusunun bu nedenle reddedildiğini, müvekkilinin fazladan ödenen 3.000 Euro navlun bedeli için iade faturası kestiğini, bu faturanın davalıya tebliğ edildiğini ileri sürerek, iadesi taahhüt edilen 3.043 Euro, haksız tahsil edilen navlun ücreti 3.000 Euro ve müvekkiline iade edilmeyen mal değeri toplamı 3.208 USD'nin ihtarname tebliğinden döviz mevduatına uygulanan en yüksek ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, davacının müvekkiline bakiye 3.000 Euro navlun borcu bulunduğunu, davacının 6.000 Euro bedelli faturaya süresinde itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğini, davacının teşvik indiriminden yararlanabilmesi için bakiye borcunu ödemesi gerektiğini, 0,6 m³ ibaresinin sözleşme sırasında eklendiğini, fatura konusunun bu miktarı aşan navlun olduğunu, müvekkilinin MK'nın 939-972. maddeleri uyarınca davacının malları üzerinde hapis hakkını kullandığını savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada bakiye navlun ücreti için başlatılan takibe yönelik itirazın iptalini, takibin devamını, davalı aleyhine % 40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen "Fuara Katılım Sözleşmesi" fotokopisinde ekstra navlun ücreti bölümünde bir bedel yazılmadığı, davalı tarafından bu ad altında ücret talep edilemeyeceğinden davacı tarafından ödenen 3.000 Euro'nun ve teşvik başvurusunun davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu olumsuz sonuçlanması nedeniyle sözleşme bedelinin % 50'sinin iadesinin gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının mallarının fuarı müteakip davacı deposuna getirileceği, ancak bu malların teslim edilmediği, birleşen davada tahsili gereken bir alacak bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 6.043 Euro ve 3.208 USD 28.12.2009 temerrüt tarihinden 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirketin ödenmeyen navlun ücretine dayalı olarak taşıdığı eşya üzerinde hapis hakkı bulunmakta ise de, fuar katılım ücretinin ilgili yerlere ödendiğini hususunda asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafa teslimi gereken belgeleri vermemek ve asıl davada davacı tarafın teşfik iade başvurusunun reddine sebep olmak suretiyle zararın doğmasında kusurlu olmasına ve fuar katılım bedelinin 1/2'sinin asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafa iadesinde usulsüzlük bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava yönünden mahkemece, davalı tarafından ekstra navlun ücreti talep edilemeyeceği kabul edilmiş ve 6.000 Euro'luk fatura bedelinin 3.000 Euro'luk kısmı ödenmiş olduğundan bu kısmın iadesine karar verilmiştir. Ancak, davacı-birleşen davalı, karşı tarafça düzenlenen söz konusu faturayı ticari defterlerine işlemiş ve fatura uyarınca 3.000 Euro ödemiş olduğundan artık bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürerek ödediği miktarın iadesini talep edemez. Kaldı ki, davacı tarafça ödenen 3.000 Euro'yla ilgili düzenlenen iade faturasına da itiraz edilmiş olup, bu alacakla ilgili talebin kabulü doğru görülmemiştir.
Ayrıca, mülga TTK'nın 794. maddesinde taşıyıcıya, üstlendiği eşya taşıma işinden doğan alacağı nedeniyle taşıdığı eşya üzerinde bir özel hapis hakkı tanımıştır. Hapis hakkı kural olarak alacaklıyı koruyucu bir hukuki güvencedir. Davalı-birleşen davada davacının navlun alacağının 3.000 Euro'luk kısmının ödenmediği de sabit olup, navlun ödenmediği sürece davalı-birleşen davada davacının taşınan emtia üzerine hapis hakkı bulunduğundan, mal bedeline ilişkin talebin kabulü de doğru olmamıştır.
3-Öte yandan, ekstra navlun ücreti bakiyesini ödemeyen davacı-birleşen davada davalı, bu kısmın tahsili için başlatılan takibe itirazında haksız olduğundan, birleşen itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlenle davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-birleşen davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınarak asıl davada davalı-birleşen davada davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102080500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz